Kardiyorenal sendrom gelişen hastalarda inflamasyon durumununkardiyovasküler sonlanım, son dönem böbrek hastalığına ilerleyiş ve mortalite ile ilişkisi
The relationship between inflammatory status and cardiovascularoutcomes, progression to end-stage renal disease, and mortality in patients with cardiorenal syndrome
- Tez No: 989871
- Danışmanlar: PROF. DR. ZEHRA EREN
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: İç Hastalıkları, Internal diseases
- Anahtar Kelimeler: Kardiyorenal sendrom, Kronik renokardiyak sendrom, Kronik kardiyorenal sendrom, İnflamasyon, Sistemik immün-inflamasyon indeksi (SII), Nötrofil/lenfosit oranı (NLO), Platelet/lenfosit oranı (PLO), Ejeksiyon fraksiyonu (EF), Glomerüler filtrasyon hızı (GFH), Cardiorenal syndrome, Chronic renocardiac syndrome, Chronic cardiorenal syndrome, Inflammation, Systemic immune-inflammation index (SII), Neutrophil-to-lymphocyte ratio (NLR), Platelet-to-lymphocyte ratio (PLR), Ejection fraction (EF), Glomerular filtration rate (GFR), Prognostic markers, Clinical outcomes, Mortality, End-stage renal disease (ESRD)
- Yıl: 2025
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi
- Enstitü: Tıp Fakültesi
- Ana Bilim Dalı: İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Kardiyorenal sendrom, kalp ya da böbrekte gelişen akut veya kronik fonksiyon kaybının, karşı organda benzer bir disfonksiyonu tetiklediği çift yönlü bir patofizyolojik süreçtir. Kalpte ortaya çıkan yapısal veya fonksiyonel bozukluklar renal perfüzyonu azaltarak böbrek fonksiyonlarını bozar; azalmış glomerüler filtrasyon, sıvı retansiyonu ve toksik metabolit birikimi de kardiyak yükü artırarak kalp yetmezliğini ağırlaştırır. Bu karşılıklı etkileşimde inflamasyon, sürecin temel belirleyicilerinden biridir. Kronik inflamatuvar yanıt, her iki organda da hücresel hasar, fibrozis ve fonksiyonel kaybı hızlandırarak sendromun ilerlemesine katkı sağlar. Dolayısıyla inflamasyon, kardiyorenal sendromda yalnızca bir sonuç değil, aynı zamanda süreci başlatan, sürdüren ve kötüleştiren merkezi bir mekanizma olarak değerlendirilmektedir. Bu retrospektif çalışma, 1 Ağustos 2022 – 31 Temmuz 2024 tarihleri arasında Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Nefroloji ve Kardiyoloji polikliniklerinde izlenen kronik kardiyorenal (Tip 2) ve kronik renokardiyak (Tip 4) sendrom tanılı toplam 101 hastayı kapsamaktadır. Kardiyorenal sendrom, Acute Dialysis Quality Initiative (ADQI) 16. Uzlaşı Raporu esas alınarak sınıflandırılmış; analize yalnızca kronik tipler dâhil edilmiştir. Tip 2 KRS, en az üç aydır kalp yetmezliği tanısı bulunan ve buna bağlı kalıcı böbrek fonksiyon kaybı (eGFH < 60 mL/dk/1.73 m2) gelişen hastaları; Tip 4 KRS ise kronik böbrek hastalığı (KDIGO Evre ≥ 3) tanısı olup izlemde ejeksiyon fraksiyonu (EF) < %60'a gerileyen olguları kapsamaktadır. İnflamasyon düzeyi, nötrofil/lenfosit oranı (NLO), platelet/lenfosit oranı (PLO) ve sistemik immün-inflamasyon indeksi (SII = [nötrofil × platelet]/lenfosit) kullanılarak değerlendirilmiştir. Bu parametreler, sistemik inflamatuvar yanıtın göstergeleri olarak elealınmış ve kardiyak-renal fonksiyon değişimleriyle ilişkileri istatistiksel olarak analiz edilmiştir. Katılımcıların ortanca yaşı 68 yıl olup, %81,2'si erkektir. İzlem süresince 6 hastada mortalite, 6 hastada son dönem böbrek yetmezliği (SDBY), 29 hastada ise akut kardiyovasküler hadise (AKVH) gelişmiştir. Kardiyak fonksiyon değerlendirmesinde olguların %36,6'sında EF azalmış, %48,5'inde değişmemiş, %14,9'unda artış gözlenmiştir. Renal fonksiyon açısından, glomerüler filtrasyon hızı (GFH) olguların %77,2'sinde azalmış, %20,8'inde artmıştır. İnflamatuvar belirteçlerin analizinde NLO, PLO ve SII düzeyleri mortalite ve SDBY gelişen hastalarda daha yüksek olmakla birlikte bu fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır (tüm p > 0,05). Ancak AKVH gelişen olgularda ikinci izlem NLO düzeyleri anlamlı olarak yüksek saptanmıştır (p = 0,025). ROC analizleri, inflamatuvar belirteçlerin klinik sonlanımları öngörmedeki ayırt edici gücünün sınırlı olduğunu göstermiştir. Sonuç olarak, inflamatuvar yanıtın kardiyorenal sendromun ilerleyişinde ve klinik sonuçlarında önemli bir rol oynadığı, ancak NLO, PLO ve SII gibi rutin parametrelerin bu süreci öngörmede tek başına yeterli olmadığı belirlenmiştir. Daha geniş örneklemli ve prospektif çalışmalar, inflamasyon temelli prognostik modellerin geliştirilmesine ve risk sınıflandırmasının güçlendirilmesine katkı sağlayacaktır.
Özet (Çeviri)
Cardiorenal syndrome is a bidirectional pathophysiological process in which acute or chronic loss of function in the heart or kidney precipitates dysfunction in the contralateral organ. Cardiac structural or functional abnormalities reduce renal perfusion and impair kidney function; in turn, decreased glomerular filtration, fluid retention, and accumulation of uremic toxins increase cardiac workload and exacerbate heart failure. Inflammation is a key determinant within this reciprocal interplay: a sustained inflammatory response accelerates cellular injury, fibrosis, and functional decline in both organs, thereby driving disease progression. Thus, in cardiorenal syndrome, inflammation should be regarded not merely as a consequence but as a central mechanism that initiates, maintains, and aggravates the process. This retrospective study included 101 patients with chronic cardiorenal (Type 2) or chronic renocardiac (Type 4) syndrome who were followed at the Nephrology and Cardiology outpatient clinics of Alanya Training and Research Hospital between 1 August 2022 and 31 July 2024. Classification was based on the Acute Dialysis Quality Initiative (ADQI) 16th Consensus Report; only chronic subtypes were analyzed. Type 2 cardiorenal syndrome comprised patients with a diagnosis of heart failure for ≥3 months and consequent persistent renal dysfunction (eGFR < 60 mL/min/1.73 m2). Type 4 renocardiac syndrome comprised patients with chronic kidney disease (KDIGO stage ≥3) whose left ventricular ejection fraction (EF) declined to <60% during follow-up. Systemic inflammation was assessed using the neutrophil-to-lymphocyte ratio (NLR), platelet-to-lymphocyte ratio (PLR), and the systemic immune-inflammation index (SII = [neutrophils × platelets]/lymphocytes). These biomarkers were evaluated as indicators of systemic inflammatory response and analyzed in relation to changes in cardiac and renal function. The median age of participants was 68 years, and 81.2% were male. During follow-up, 6 patients died, 6 progressed to end-stage kidney disease (ESKD), and 29 experienced an acute cardiovascular event (ACE). Regarding cardiac function, EF decreased in 36.6% of patients, remained unchanged in 48.5%, and increased in 14.9%. With respect to renal function, estimated glomerular filtration rate (eGFR) decreased in 77.2% and increased in 20.8%. Although NLR, PLR, and SII levels were higher among patients who died or developed ESKD, these differences were not statistically significant (all p > 0.05). Notably, second-visit NLR values were significantly higher in patients who experienced an ACE (p = 0.025). Receiver operating characteristic analyses demonstrated limited discriminative ability of these inflammatory markers for predicting clinical outcomes. In conclusion, the inflammatory response appears to play a pivotal role in the progression and clinical outcomes of cardiorenal syndrome; however, routine indices such as NLR, PLR, and SII alone are insufficient to reliably predict risk. Larger, prospective studies are warranted to develop inflammation-based prognostic models and to strengthen risk stratification.
Benzer Tezler
- Pediatrik açık kalp cerrahisi olgularında serum glutatyon S-transferaz P1 izoenziminin değişimlerinin incelenmesi ve erken postoperatif morbidite ve mortaliteye etkisinin değerlendirilmesi
Examination of serume GSTP1 isoenzyme changes at pediatric cardiac operations and evaluation of relation of this changes to early postoperative morbidity and mortality in
VECİH KEKLİK
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2015
Göğüs Kalp ve Damar CerrahisiÇukurova ÜniversitesiKalp ve Damar Cerrahisi Ana Bilim Dalı
PROF. DR. ORHAN KEMAL SALİH
- Akut dekompanse kalp yetersizliği ile hospitalize edilen hastalarda gelişen tip 1 kardiyorenal sendromun hastane içi ve uzun dönem takipte prognostik önemi
The prognostic importance of type 1 cardiorenal syndrome in hospital and long-term follow-up in patients hospitalized with acute decompanse heart failure
BAHAR FUNDA DOĞAN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2021
İç HastalıklarıSağlık Bilimleri Üniversitesiİç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. MEHMET KÜÇÜK
DR. ÖĞR. ÜYESİ HASAN ALİ BARMAN
- Kardiyorenal sendrom nedeniyle periton diyalizi yapılan hastalarda diyalizin sonlandırılma nedenleri
Başlık çevirisi yok
ATİKE ARI
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2026
NefrolojiKocaeli Üniversitesiİç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. ERKAN DERVİŞOĞLU
DR. ÖĞR. ÜYESİ SİBEL GÖKÇAY BEK
- Tip 2 kardiyorenal sendromlu hastalarda volüm yükünün kilinik sonuçlarının değerlendirilmesi
Evaluati̇on of clinical results of volume load in Type 2 cardiorenal syndrome
LEYLA SEYHAN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2022
NefrolojiDicle Üniversitesiİç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. YAŞAR YILDIRIM
- Kardiyorenal sendrom gelişiminde sağ ventrikülfonksiyonlarının değerlendirilmesi
Evaluation of right ventricular function in thedevelopment of cardiorenal syndrome
HALİME TANRIVERDİ
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2025
KardiyolojiSağlık Bilimleri ÜniversitesiKardiyoloji Ana Bilim Dalı
PROF. DR. ZİYA ŞİMŞEK