Bologna kriterlerine göre zayıf ovaryen yanıtlı hastalarda rekombinant gonadotropin ve yüksek pürifiye insan menopozal gonadotropin kullanımının siklus sonuçlarına etkisi
Effects of recombinant gonadotropin and highly purified human menopausal gonadotropin on cycle outcomes in patients with poor ovarian response according to the bologna criteria
- Tez No: 983469
- Danışmanlar: PROF. DR. BELGİN DEVRANOĞLU
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Kadın Hastalıkları ve Doğum, Obstetrics and Gynecology
- Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
- Yıl: 2025
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
- Enstitü: İstanbul Zeynep Kamil Kadın ve Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi
- Ana Bilim Dalı: Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Amaç: Bu araştırmanın amacı, Bologna kriterlerine göre zayıf ovaryen yanıt gösteren kadınlarda, antagonist protokol altında uygulanan kontrollü ovaryen stimulasyon sürecinde rekombinant FSH (rFSH) ve yüksek pürifiye insan menopozal gonadotropin (HP-hMG) kullanımının in vitro fertilizasyon (IVF) siklus sonuçları üzerindeki etkilerini değerlendirmektir. Zayıf yanıtlı olgularda farklı gonadotropin preparatlarının klinik sonuçlara etkisini ortaya koyarak, bu hasta grubunda tedavi stratejilerinin belirlenmesine ve daha etkili bir hasta yönetimi sağlanmasına katkıda bulunmak amaçlanmıştır. Gereç ve yöntem: Çalışmamız retrospektif kohort çalışması olarak tasarlanmış olup, 2020–2024 yılları arasında Zeynep Kamil Kadın ve Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tüp Bebek Kliniği'ne başvuran, Bologna kriterlerine göre zayıf ovaryen yanıt gösteren toplam 215 kadını kapsamaktadır. Bir hastayı zayıf ovaryen yanıt veren olarak sınıflandırmak için aşağıdaki kriterlerden üçünden ikisinin bulunması gerekmektedir: (i) ileri anne yaşı (≥40 yıl) veya zayıf over yanıtı için herhangi bir başka risk faktörü; (ii) zayıf over yanıtı (≤3 oosit); veya (iii) anormal over rezerv testi (antral folikül sayısı (AFC) < 7 folikül veya anti-müllerian hormon (AMH) < 1,1 ng/ml). İleri kadın yaşı veya anormal over rezervi yokluğunda 2 kez maksimum stimülasyona rağmen zayıf over yanıtı alınan kadınlar da dahil edilmiştir. Dışlama kriterleri; OPU' da matür oosit elde edilemeyen hastalar, fertilizasyon başarısızlığı, kötü embriyo gelişimi nedeniyle transferi iptal olan hastalar, uterin anomaliler, tedavi edilememiş endokrin bozukluklar, erkek faktör olarak tanımlanmıştır. Olgular, kullanılan gonadotropin tipine göre yalnızca rekombinant folikül stimulan hormon (rFSH) (n=70), yalnızca yüksek pürifiye insan menopozal gonadotropin (HP-hMG) (n=53) ve rFSH + HP-hMG kombinasyonu (n=92) olmak üzere üç gruba ayrılmıştır. Tüm hastalara antagonist protokol altında kontrollü ovaryen stimulasyon uygulanmıştır. Ovulasyon tetiklenmesi, rekombinant hCG ile yapılmış; oosit toplama ix işlemi sonrasında tüm oositler ICSI yöntemi ile döllendirilmiştir. Çalışmanın primer sonlanım noktaları, biyokimyasal gebelik oranı, klinik gebelik oranı ve canlı doğum oranı olarak belirlenmiştir. Sekonder sonlanım noktaları ise toplam oosit sayısı, M2 oosit sayısı, M1 oosit sayısı, GV oosit sayısı, M2 oosit oranı, fertilize olan oosit sayısı, fertilizasyon oranı, elde edilen embriyo sayısı, elde edilen grade 1 embriyo sayısı, transfer edilen embriyo sayısı, transfer edilen embriyo derecesi, dondurulan embriyo sayısı, klinik ve biyokimyasal abortusa sayıları olarak belirlenmiştir. Bulgular: Çalışmaya, Bologna kriterlerine göre zayıf ovaryen yanıtlı toplam 215 hasta dahil edilmiş; olguların %32,6'sı rFSH, %24,7'si HP-hMG ve %42,8'i rFSH+HP-hMG protokolü ile tedavi edilmiştir. Hastaların %59,1'i 40 yaşın altında olup, primer infertilite oranı %73,5 olarak saptanmıştır. Kombine (rFSH+HP-hMG) protokol uygulanan grupta AMH ve AFC değerleri belirgin şekilde daha düşük, buna karşın toplam ve günlük gonadotropin dozları daha yüksek; elde edilen toplam oosit, MII oosit ve fertilize olan oosit sayıları ise rFSH grubuna göre daha düşük bulunmuştur. Buna rağmen, β-hCG pozitifliği, intrauterin gebelik kesesi görünümü ve canlı doğum oranları açısından gonadotropin grupları arasında anlamlı fark saptanmamıştır. Bologna paternlerine göre alt gruplar karşılaştırıldığında, üç kriteri karşılayan (yaş ≥40 + ORT bozukluğu + önceki zayıf yanıt) hastaların belirgin şekilde daha düşük AMH, AFC, toplam oosit ve MII oosit sayılarına sahip olduğu ve canlı doğum oranının %5,6'ya kadar gerilediği görülmüştür. Genel olarak, ileri yaş ve birden fazla Bologna kriterine sahip olguların ovaryen yanıtlarının belirgin şekilde zayıf olduğu, buna karşın uygulanan gonadotropin protokollerine göre klinik gebelik ve canlı doğum oranlarının gruplar arasında anlamlı düzeyde farklılaşmadığı izlenmiştir. Sonuç: Çalışmamız, zayıf ovaryen yanıtlı hastalarda kullanılan farklı gonadotropin türlerinin embriyo transferi yapılan hastalarda gebelik ve canlı doğum oranları üzerinde anlamlı bir fark yaratmadığını göstermiştir. Zayıf yanıtlı hastalarda bireyselleştirilmiş tedavi, doğru risk değerlendirmesi ve gerçekçi prognostik danışmanlığın önceliklendirilmesi gerektiği ortaya konmuştur.
Özet (Çeviri)
Purpose: This study aimed to evaluate the effects of recombinant follicle-stimulating hormone (rFSH) and highly purified human menopausal gonadotropin (HP-hMG) during controlled ovarian stimulation using a GnRH antagonist protocol on in vitro fertilization (IVF) cycle outcomes in women with poor ovarian response (POR) defined by the Bologna criteria. An additional objective was to determine whether different gonadotropin preparations influence clinical outcomes in this difficult-to-treat population, thereby guiding therapeutic strategies and improving patient management. Materials and Methods: This retrospective cohort study included 215 women who presented to the In Vitro Fertilization Clinic of Zeynep Kamil Women and Children's Diseases Training and Research Hospital between 2020 and 2024 and met the Bologna criteria for POR. Diagnosis required at least two of the following: (i) advanced maternal age (≥40 years) or another POR risk factor; (ii) previous poor ovarian response (≤3 oocytes retrieved); or (iii) abnormal ovarian reserve tests (antral follicle count [AFC] <7 or anti-Müllerian hormone [AMH] <1.1 ng/mL). Women demonstrating POR in at least two prior maximal-stimulation cycles despite normal age and ovarian reserve were also included. Exclusion criteria were failure to retrieve mature oocytes, fertilization failure, cycle cancellation due to poor embryo development, uterine anomalies, untreated endocrine disorders, and male factor infertility. Patients were categorized into three groups based on the gonadotropin used: rFSH (follitropin alfa) alone (n=70), HP-hMG (menotropin) alone (n=53), or a combination of rFSH+HP-hMG (n=92). All patients underwent controlled ovarian stimulation with a GnRH antagonist protocol. Ovulation was triggered with recombinant hCG, and all retrieved oocytes underwent intracytoplasmic sperm injection (ICSI). Primary endpoints were xi biochemical pregnancy, clinical pregnancy, and live birth rates. Secondary endpoints included total oocyte yield; numbers of MII, MI, and germinal vesicle (GV) oocytes; MII rate; number of fertilized oocytes; fertilization rate; embryo numbers; number of Grade 1 embryos; number and grade of transferred embryos; number of frozen embryos; and rates of biochemical and clinical pregnancy loss. Findings: A total of 215 patients with poor ovarian response according to Bologna criteria were included in the study; 32.6% of the cases were treated with rFSH, 24.7% with HP-hMG, and 42.8% with rFSH+HP-hMG protocol. Overall, 59.1% of the patients were under 40 years of age, and the primary infertility rate was found to be 73.5%. The combined gonadotropin group exhibited significantly lower AMH and AFC values and required higher total and daily gonadotropin doses. This group also had lower total oocyte yield, MII oocyte numbers, and fertilized oocyte counts compared with the rFSH group. However, no significant differences were observed among the three groups regarding β-hCG positivity, presence of an intrauterine gestational sac, or live birth rates. Subgroup analyses based on Bologna patterns showed that patients fulfilling all three criteria (age ≥40 years + abnormal ovarian reserve + previous POR) had significantly lower AMH, lower AFC, and reduced total and MII oocyte counts, with a live birth rate of only 5.6%. Overall, advanced age and accumulation of Bologna criteria were strongly associated with poorer ovarian response. Nonetheless, clinical pregnancy and live birth rates did not differ significantly between the different gonadotropin protocols. Conclusion: This study demonstrates that among women with poor ovarian response according to the Bologna criteria, the type of gonadotropin used—rFSH, HP-hMG, or their combination—does not significantly influence clinical pregnancy or live birth outcomes. Individualized treatment planning, accurate prognostic assessment, and realistic patient counseling remain essential in managing this challenging patient population.
Benzer Tezler
- Bologna kriterlerine göre belirlenmiş zayıf ovaryen yanıtlı hastalarda adjuvan büyüme hormonu uygulamasının in vitro fertilizasyon sonuçlarına etkisi
Bologna kri̇terleri̇ne göre beli̇rlenmi̇ş zayif ovaryen yanitli hastalarda adjuvan büyüme hormonu uygulamasinin i̇n vi̇tro ferti̇li̇zasyon sonuçlarina etki̇si̇
MERT POLAT
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2023
Kadın Hastalıkları ve DoğumGazi ÜniversitesiKadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı
PROF. DR. MESUT ÖKTEM
- Zayıf over yanıtına sahıp hastaların bologna kriterlerine ve poseıdon alt gruplarına göre taze embriyo transferi veya donmuş embriyo transferi yapılanların kümülatif canlı doğum oranlarının retrospektif olarak karşılaştırılması
Retrospective comparison of the effects of fresh and frozen embryo transfers on cumulative live birth rates in patients with poor ovarian response according to bologna criteria and poseidon subgroups.
BİLAL ESAT TEMİZ
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2024
Kadın Hastalıkları ve DoğumHacettepe ÜniversitesiKadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı
PROF. DR. SEZCAN MÜMÜŞOĞLU
- SERUM ZONULİN PROTEİN DÜZEYİNİN AÇIKLANAMAYAN İNFERTİL VE DÜŞÜK OVERREZERVLİ (DOR) İNFERTİL HASTALARDAKİ DÜZEYLERİNİN SAĞLIKLI FERTİLHASTALARLA KARŞILAŞTIRILMASI
Comparison of serum zonulin levels between women with unexplained infertility,diminished ovarian reserve (DOR), and healthy fertile controls
NEVİN EK
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2026
Kadın Hastalıkları ve DoğumSağlık Bilimleri ÜniversitesiKadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı
PROF. DR. GÜLŞAH İLHAN
- Yardımcı üreme teknikler ile tedavi programına alınan azalmış over rezervi tanısı alan hasta grubunda vücut kitle indeksinin in vitro fertilizasyon sonuçlarına etkisi
The effect of the body mass index in the diminished over reserve patient group on treatment program with assisted reproduction techniques
MERVE KARAMAHMUTOĞLU CAVILDAK
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2017
Kadın Hastalıkları ve DoğumSağlık Bilimleri ÜniversitesiKadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. İNCİ KAHYAOĞLU
- Anti müllerian hormonun over rezervi ve fertilite prognozu değerlendirmesindeki rolü
Anti mullerian hormone's role in showing ovarian reserve and prognosis of fertility
FIRAT BÜYÜKTAŞKIN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2017
Kadın Hastalıkları ve DoğumGazi ÜniversitesiKadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı
PROF. DR. RİFAT HAKKI GÜRSOY