Anti-RNP pozitif otoimmün bağ dokusu hastalığı olan hastaların klinik seyirleri ve miks bağ dokusu hastalığının özelliklerinin belirlenmesi
Clinical course of patients with Anti-RNP positive autoimmune connective tissue disease and characterization of features of mixed connective tissue disease
- Tez No: 970057
- Danışmanlar: PROF. DR. MURAT İNANÇ
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Romatoloji, İç Hastalıkları, Rheumatology, Internal diseases
- Anahtar Kelimeler: Antikorlar-antinükleer, Otoantikorlar, Otoimmünite, Pulmoner arter, Romatoloji, İmmün kompleks hastalıkları, İmmün tolerans, İmmünite, Antibodies-antinuclear, Autoantibodies, Autoimmunity, Pulmonary artery, Rheumatology, Immune complex diseases, Immune tolerance, Immunity
- Yıl: 2025
- Dil: Türkçe
- Üniversite: İstanbul Üniversitesi
- Enstitü: Tıp Fakültesi
- Ana Bilim Dalı: İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Otoimmün bağ dokusu hastalıkları (OBDH), organizmada immün toleransın bozulması sonucu ortaya çıkan otoantikorlar aracılığıyla gelişen, çoklu organ tutulumu ile seyreden, multifaktöriyel kronik hastalıklardır. Otoantikorlar, aynı zamanda bu hastalıklarda klinik seyri ve prognozu da etkilemektedir. Otoantikorlardan klinik pratikte sistemik lupus eritematozus (SLE), miks bağ dokusu hastalığı (MBDH) ve diğer otoimmün hastalıklarda ribonükleoprotein grubuna karşı (anti-RNP, anti-Sm/RNP veya anti-U1RNP) gelişen seroloji pozitifliği sık karşılaşılmaktadır. Anti-RNP tek başına veya anti-Sm/RNP veya anti-U1RNP ile beraber saptanabilmektedir. Özellikle anti-U1RNP MBDH tanı kriterlerinde ana serolojik değerlendirmedir. Bununla beraber, literatürde anti-RNP pozitif hasta grubunun değerlendirildiği çalışma verisi sınırlıdır. Bu çalışmada, İstanbul Tıp Fakültesi Romatoloji Polikliniği'nde takip edilen anti-RNP pozitif SLE, SSk (sistemik skleroz), Romatoid artrit (RA) ve İnflamatuvar miyopati gibi OBDH tanısı almış hastaların demografik verileri ile genel klinik ve serolojik özellikleri; ve sağkalımla ilişkili faktörleri retrospektif olarak incelenmesi planlanmış, ayrıca anti-RNP pozitif OBDH sınıflandırma kriterleri çerçevesinde değerlendirilmiş, SLE ve SLE+MBDH kriterlerini karşılayan hastaların özelliklerinin karşılaştırılmıştır. Hasta seçimi ve yöntem İstanbul Tıp Fakültesi Romatoloji Bilim Dalı'nda, 2000–2024 yılları arasında takibi yapılan ve OBDH'ye ait klinik bulguları bulunan (1383 SLE, 454 Ssk, 156 İnflamatuvar miyozit, 400 seropozitif RA hastasından seçilen), anti-RNP (anti-RNP ve/veya anti-Sm/RNP veya anti-U1RNP) pozitif olan hastaların poliklinik dosyaları ve dijital ortamdaki verileri retrospektif olarak incelendi. Hastaların demografik verileri, klinik bulgular ve organ tutulumları, diğer serolojik sonuçları ve akut faz reaktanları değerlendirildi. Sağkalım ve sağkalımla ilişkili risk faktörleri analiz edildi. Hastalık seyri boyunca gelişen yeni organ tutulumları tespit edildi. Ayrıca, anti-RNP pozitif hastalar OBDH sınıflandırma kriterlerine alındı ve kriterleri karşılayan hastaların sıklığı hesaplandı. Özellikle SLE ve SLE+MBDH kriterlerini karşılayan hastaların özellikleri karşılaştırıldı. Bulgular Çalışmada toplam 139 hasta değerlendirmeye alındı ve bu hastaların 125'i (%89,9) kadındı. Hastaların tanı anındaki ortalama yaş 35,5 ± 1,1 yıl, hastalık takip süresi ise ortalama 165,1 ± 10,9 aydı. En sık gözlenen klinik bulgular, malar raş (%61,2), Raynaud fenomeni (%58,3) ve artritti (%52,5). Saptanan otoantikorlar arasında en yaygın olanlar: anti-Sm (%75,5), anti-RNP (%43,9), anti-Sm/RNP (%54) ve anti-dsDNA (%41) pozitifliğiydi. Organ tutulumu hastaların %47,5'inde mevcuttu. En sık görülen organ tutulumları; pulmoner arteriyel hipertansiyon (PAH) (%23) ve interstisyel akciğer hastalığı (İAH) (%6,5) olarak görüldü. SLE tanılı hastalarda nörolojik tutulum %9,4, lupus nefriti ise %24,5 oranında saptandı. Organ tutulum riskini artıran faktörler proteinüri ve anti-dsDNA pozitifliğiydi. Anti-Sm/RNP pozitif (n=72) hastalar anti-RNP pozitif (n=64) hastalar ile karşılaştırıldı. Anti-Sm/RNP grubunda livedoid döküntü daha sık görülürken, anti-RNP grubunda ise sikka bulguları daha belirgindi. Bu iki grup arasında laboratuvar parametreleri açısından anlamlı bir fark saptanmadı. Tedavi tercihlerine bakıldığında, mikofenolat mofetil ve rituksimab kullanımı anti-Sm/RNP grubunda daha yaygın olarak tercih edilmişti. Toplamda 120 hasta SLE (2019 EULAR/ACR kriterleri), 64 hasta RA (EULAR/ACR), 18 hasta SSk (EULAR/ACR) ve 4 hasta Bohan ve Peter miyozit sınıflandırma kriterlerini karşılamaktaydı. Ayrıca 44 hasta, MBDH sınıflandırma kriterlerinden en az birini karşılamaktaydı. Hem SLE (EULAR/ACR) hem de MBDH kriterlerini aynı anda karşılayan 39 hasta (%28,1) saptandı. SLE (2019 EULAR/ACR) kriterlerini karşılayan 94 hasta ile SLE ve MBDH kriterlerini ortak karşılayan 39 hasta özellikler kıyaslandı. Klinik bulgulardan SLE grubunda serozit ve livedoid döküntü sıklığı, SLE + MBDH grubunda ise Raynaud fenomeni, sikka bulguları, şiş el ve sklerodaktili, telanjiektazi, özofagus tutulumu, trigeminal nevralji ve tromboz görülme sıklığı daha fazlaydı. SLE grubunda anti-Ro, RF, anti-Sm ve anti-Sm/RNP pozitifliği ön plandaydı. Mikofenolat mofetil kullanımı diğer gruba kıyasla SLE grubunda daha çok tercih edilmişti. İzlem sürecinde üç hastada nefrit (3., 6. ve 8. yılda), 6 hastada İAH (1., 2., 3., 13., 15. ve 21. yılda), 4 hastada PAH (1., 6., 15. ve 21. yılda), 1 hastada 2. yılda transvers miyelit, 1 hastada ise 13. yılda otoimmün hemolitik anemi gelişmişti. Prognoza etkisine bakıldığında, hastalar arasında PAH varlığı, mortalite riskini 3,7 kat artırmaktaydı. Sonuçlar Anti-RNP pozitifliği olan OBDH hastaları beklendiği gibi ön planda kadın hastalardı ve ilk semptomlar ortalama 30'lu yaşlarda başlamaktaydı. Anti-RNP pozitifliğinde ön planda olan semptomlar Raynaud fenomeni, malar raş ve artrit olup bu grup hastalar en sık klinikte SLE tanısı ile izlenmekteydi. Özellikle anti-RNP ve anti-SmRNP pozitif hasta grupları bir-birinden klinik ve seroloji birçok bulgu çerçevesinde farklılaşmaktaydı. Sınıflandırma kriterlerinden en sık SLE kriterlerini karşılamakla beraber aynı hasta birçok kriteri de karşılayabilmekteydi. SLE ve SLE+MBDH kriterini karşılayan hastalar klinik ve serolojik açıdan özellikli bulgularda farklılaşmaktaydı. PAH gelişimi ise mortalite riskini artıran önemli organ tutulumuydu ve bu grup hastaların takibinin PAH açısından dikkatli izlenmesine vurgu yapmaktaydı. Bu sonuçlar literatür bilgileri ile örtüşmekle birlikte bu hasta grubunun serolojik alt kümeye göre farklılaşabileceğini ve aynı hastanın farklı hastalık özelliklerini geliştirebileceğini göstermektedir.
Özet (Çeviri)
Autoimmune connective tissue diseases (ACTD) are multifactorial chronic diseases that develop through autoantibodies resulting from a breakdown of immune tolerance in the body and are characterized by multi-organ involvement. Autoantibodies also affect the clinical course and prognosis of these diseases. In clinical practice, serological positivity against ribonucleoprotein group (anti-RNP, anti-Sm/RNP, or anti-U1RNP) is frequently encountered in systemic lupus erythematosus (SLE), mixed connective tissue disease (MCTD), and other autoimmune diseases. Anti-RNP may be detected alone or together with anti-Sm/RNP or anti-U1RNP. Especially anti-U1RNP is the main serological assessment in the diagnostic criteria of MCTD. However, data in the literature evaluating the group of anti-RNP positive patients is limited. In this study, it was planned to retrospectively analyze the demographic data, general clinical and serological features, and survival-related factors of anti-RNP positive patients diagnosed with SLE, systemic sclerosis (SSc), rheumatoid arthritis (RA), and myositis who were followed in the Rheumatology Clinic of Istanbul Faculty of Medicine. Additionally, anti-RNP positive autoimmune connective tissue diseases were evaluated within the framework of classification criteria, and the characteristics of patients meeting both SLE and SLE+MCTD criteria were compared. Patient Selection and Method The outpatient records and digital data of patients who were followed at the Department of Rheumatology, Istanbul Faculty of Medicine, between 2000–2024, who had clinical findings of autoimmune connective tissue disease, and who were positive for anti-RNP (anti-RNP and/or anti-Sm/RNP or anti-U1RNP) were retrospectively reviewed. Demographic data, clinical findings, organ involvement, other serological results, and acute phase reactants of the patients were evaluated. Survival and survival-related risk factors were analyzed. New organ involvement developed during the disease course was recorded. In addition, anti-RNP positive patients were classified according to ACTD classification criteria, and the frequency of patients meeting these criteria was calculated. In particular, the characteristics of patients who met SLE and SLE+MCTD criteria were compared. Results A total of 139 patients were evaluated in the study, of whom 125 (89.9%) were women. The mean age at diagnosis was 35.5 ± 1.1 years, and the mean disease follow-up period was 165.1 ± 10.9 months. The most common clinical findings were malar rash (61.2%), Raynaud's phenomenon (58.3%), and arthritis (52.5%). Among the detected autoantibodies, the most frequent were anti-Sm (75.5%), anti-RNP (43.9%), anti-Sm/RNP (54%), and anti-dsDNA (41%). Organ involvement was present in 47.5% of the patients. The most common organ involvements were pulmonary arterial hypertension (PAH) (23%) and interstitial lung disease (ILD) (6.5%). In patients with SLE, neurological involvement was found in 9.4%, and lupus nephritis in 24.5%. Proteinuria and anti-dsDNA positivity were factors that increased the risk of organ involvement. Patients with anti-Sm/RNP positivity (n=72) were compared with those with anti-RNP positivity (n=64). Livedoid rash was more common in the anti-Sm/RNP group, whereas sicca symptoms were more prominent in the anti-RNP group. No significant differences were found between these two groups in laboratory parameters. In terms of treatment preferences, mycophenolate mofetil and rituximab were more frequently used in the anti-Sm/RNP group. A total of 120 patients met SLE (2019 EULAR/ACR criteria), 64 patients met RA (EULAR/ACR), 18 patients met SSc (EULAR/ACR), and 4 patients met the Bohan and Peter myositis classification criteria. In addition, 44 patients met at least one MCTD classification criterion. Thirty-nine patients (28.1%) met both SLE (EULAR/ACR) and MCTD criteria. The characteristics of 94 patients meeting SLE (2019 EULAR/ACR) criteria were compared with those of 39 patients meeting both SLE and MCTD criteria. Among clinical findings, serositis and livedoid rash were more frequent in the SLE group, while Raynaud's phenomenon, sicca symptoms, swollen hands, sclerodactyly, telangiectasia, esophageal involvement, trigeminal neuralgia, and thrombosis were more frequent in the SLE+MCTD group. Anti-Ro, RF, anti-Sm, and anti-Sm/RNP positivity were more prominent in the SLE group. Mycophenolate mofetil was preferred more in the SLE group compared to the other group. During follow-up, nephritis developed in three patients (in the 3rd, 6th, and 8th years), ILD in six patients (in the 1st, 2nd, 3rd, 13th, 15th, and 21st years), PAH in four patients (in the 1st, 6th, 15th, and 21st years), transverse myelitis in one patient (in the 2nd year), and autoimmune hemolytic anemia in one patient (in the 13th year). Regarding prognosis, the presence of PAH increased the mortality risk by 3.7 times. Conclusions Patients with ACTD and anti-RNP positivity were predominantly women as expected, and the initial symptoms began in their 30s on average. The predominant symptoms in anti-RNP positivity were Raynaud's phenomenon, malar rash, and arthritis, and this group of patients was most commonly followed up with a clinical diagnosis of SLE. Especially, patient groups with anti-RNP and anti-Sm/RNP positivity differed from each other in many clinical and serological findings. Although SLE criteria were most frequently met, the same patient could meet multiple criteria simultaneously. Patients meeting SLE and SLE+MCTD criteria differed in characteristic clinical and serological findings. PAH development was an important organ involvement increasing mortality risk, emphasizing the need for careful monitoring of these patients for PAH. These findings are consistent with the literature, showing that this patient group may differ according to serological subgroups and that the same patient may develop features of different diseases.
Benzer Tezler
- ANA ve ANCA IFAT pozitif saptanan hastalarda otoantikorların dağılımı
The distrübition of autoantibodies on the ANA and ANCA positive patients
MELEK İZMİR
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2014
MikrobiyolojiGazi ÜniversitesiTıbbi Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. FUNDA DOĞRUMAN AL
- Anti nükleer antikor pozitifliği bulunan hastalarda oto antikorların ve hematolojik parametrelerin değerlendirilmesi
Evaluation of auto antibodies and hematological parameters in patients with anti-nuclear antibody positive summary
SİNAN YILDIRIM
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2020
İç HastalıklarıBezm-İ Alem Vakıf Üniversitesiİç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. MUHARREM KISKAÇ
- Investigation of class I and II anti-human leukocyte antigen antibodies in systemic lupus erythematosus and scleroderma patients
Sistemik lupus eritematozus ve skleroderma hastalarında anti-insan lökosit antijen antikorlarının incelenmesi
METİN YAZAR
Yüksek Lisans
İngilizce
2015
Allerji ve İmmünolojiİstanbul Teknik ÜniversitesiMoleküler Biyoloji-Genetik ve Biyoteknoloji Ana Bilim Dalı (disiplinlerarası)
DOÇ. DR. AYÇA SAYI YAZGAN
- Sistemik lupus eritematozus tanılı hastaların klinik ve immunolojik özellikleri
Clinical and immunological characteristics of patients with a diagnosis of systemic lupus erythematosus
HASİBE BİLGE GÜR
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2021
İç HastalıklarıKaradeniz Teknik Üniversitesiİç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. REFİK ALİ SARI
- Sistemik lupus eritamatozus ve epstein-barr virüs infeksiyonunun ilişkisi
Başlık çevirisi yok
BAHAR ESEN ARTIM
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2004
Romatolojiİstanbul Üniversitesiİç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. MURAT İNANÇ