Sedasyon altında işleme alınan minör ve orta dereceli yanık hastalarında yüksek akım nazal oksijen (HFNO) ve standart nazal oksijen (SNO) tedavisinin hipoksiyi önlemedeki etkilerinin karşılaştırılması
Comparison of the effectiveness of high flow nasal oxygen (HFNO) and standard nasal oxygen (SNO) therapy in preventing hypoxia in minor and moderate burn patients undergoing procedures under sedation
- Tez No: 955284
- Danışmanlar: DOÇ. DR. CİHAN DÖĞER, UZMAN HURİYE BİLGE TUNCER
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Anestezi ve Reanimasyon, Anesthesiology and Reanimation
- Anahtar Kelimeler: Sedasyon, yanık, HFNO, standart nazal oksijen tedavisi, Sedation, burn, HFNO, standard oxygen therapy
- Yıl: 2025
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
- Enstitü: Ankara Bilkent Şehir Hastanesi
- Ana Bilim Dalı: Anesteziyoloji ve Reanimasyon Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Amaç: Hipoksi sedasyonla işleme alınan hastalarda en sık görülen yan etkidir. Yanığa bağlı ağrı şiddetlidir ve genellikle yönetilmesi zordur. Yüksek dozda opioid ve anksiyolitik gerekir. Yanık hastlarının anestezi yönetimi majör yanıklarda, Akut respiratuar distress sendromu (ARDS) vakalarında genel anestezi ve seçili vakalarda rejyonel anestezi şeklinde olup çoğunlukla derin sedasyon altında gerçekleştirilmektedir. Bu çalışmada derin sedasyonlu orta ve minör yanıklı hastalarda yüksek akım nazal oksijen (HFNO) ve standart nazal oksijen (SNO) tedavisinin hipoksiyi önlemedeki etkilerini karşılaştırmak amaçlanmıştır. Materyal ve Metod: Bu tek merkezli prospektif gözlemsel çalışmada Etik kurul onayları alındıktan sonra sedasyon ile işleme alınan, ASA I-III, 18 yaş üzeri orta ve minör dereceli, supine pozisyonda işleme girecek toplam 76 hasta dahil edildi. Hastalar işlem odasına alındığında ilk olarak Sistolik arter basıncı (SAB), Diyastolik arter basıncı (DAB), ortalama arter basıncı (OAB), elektrokardiyografi (EKG), periferik oksijen satürasyonu (SpO2), Bispectral index (BIS) ve Near-infrared spectroskopi (NIRS) monitörizasyonu yapıldı. Monitorizasyon yapıldıktan sonra mevcut damar yolu olmayan hastalarda, yanık bulunmayan uygun ekstremiteden uygun boyutlarda damar yolu açıldı. Mevcut damar yolu bulanan hastalarda damar yolu kontrol edilip çalıştığı doğrulandı. Nabız, tansiyon, satürasyon, EKG, BIS ve NIRS değerleri işlem öncesinde ve işlem süresince her 5 dakikada bir kaydedildi. Apne veya desatürasyon durumunda çene kaldırma, oksijen akışının artırılması, FiO2 artırılması gibi yapılan müdahaleler kaydedildi. İşleme ara verilme ve işlem sırasında spazm durumları olduysa bunlar kaydedildi. İndüksiyon öncesinde, standart nazal oksijen grubu hastalar 3 dakika boyunca 8 l/dk oksijen akışı ile preoksijenize edildi. İşlem süresince 5 L/dk oksijen verildi. HFNO uygulanan hastalar ise sıcaklık 36 dereceye ayarlanarak indüksiyondan 3 dakika önce 40 L/dk akış hızında %100 FiO2 ile preoksijenize edildi. HFNO uygulanan grupta preoksijenasyondan sonra başlangıç akımı 50 L/dk başlangıç FiO2 %50 olarak ayarlandı Hastalara indüksiyondan 1 dakika önce 1 mg iv midazolam ve 1 µg/kg fentanyl premedikasyonu uygulandı. İndüksiyon öncesi lidokain 0.5-1 mg/kg uygulandı. İndüksiyonda ise %1 propofol 0,5-1 mg/kg, ketamin 0,5-1 mg/kg uygulandı ve hastanın BIS değerine göre propofol idamesine devam edilip toplam ilaç dozu kaydedildi. İlaç dozlarını standardize etmek ve anestezi derinliğini değerlendirmek için BIS monitörizasyonu kullanıldı. Propofol miktarı BIS değeri 60-80 arasında tutulacak şekilde ayarlandı. BIS skoru <60 olan hastalarda propofol kesildi veya dozu azaltıldı. İşlem bitiminde süresi kaydedildi. Periferik oksijen satürasyonunun ≤ %90 olması desatürasyon olarak kabul edildi. Oksijen satürasyonu <%75'e düştüğünde ciddi hipoksi kabul edildi. Bulgular: Gruplar arası demografik özellikler, ASA, ek hastalıklar ve sigara kullanımı yönünden istatiksel anlamlı bir fark görülmemiştir. Operasyon sürecinde en düşük oksijen satürasyonu %90, %75-90 ve %75'in altı olacak şekilde kategorize edildiğinde, HFNO grubunda satürasyon düşüklüğünün istatiksel olarak daha az görüldüğü saptanmıştır. Standart nazal oksijen grubunda hastaların %79'unda SpO2'nin %90'a kadar düştüğü görülürken, bu oran HFNO grubunda yalnızca %11'dir. Benzer şekilde, SpO2 nin %75-90 aralığında olması standart nazal oksijen grubunda %68 oranında görülürken, HFNO grubunda ise hiç izlenmemiştir. SpO2'nin %75'in altına düşmesi standart nazal oksijen grubunda %26 oranında gözlenirken, HFNO grubunda bu durum hiç izlenmemiştir. İşleme ara verme ve spazm gibi olaylar açısından ise iki grup arasında anlamlı fark saptanmamıştır. Çene asma, akım artırımı ve FiO2 artırımı uygulamaları standart nazal oksijen grubunda istatiksel anlamlı olarak daha sık gerçekleştirilmiştir. HFNO grupta çene manevrası %2,6 oranında uygulanırken, SNO grubunda bu oran %84'e ulaşmıştır. Benzer şekilde, akım artırımı HFNO grubunda %4, SNO grubunda %84 oranında uygulanmıştır. FiO2 artırımı ise HFNO grubunda %5,3, SNO grubunda %84 oranında yapılmıştır. Sonuç: Sedasyon eşliğinde işleme alınan minör ve orta dereceli yanıklarda oksijen yöntemi olarak HFNO kullanılması hipoksi insidansını ve havayolu müdahale sayısını azalttığını tespit ettik.
Özet (Çeviri)
Objective: Hypoxia is the most common side effect in patients undergoing procedures under sedation. Burn-related pain is severe and often difficult to manage, requiring high doses of opioids and anxiolytics. In burn patients, anesthesia management involves general anesthesia in major burns and in cases of acute respiratory distress syndrome (ARDS), and regional anesthesia in selected cases, but is mostly performed under deep sedation. This study aims to compare the effectiveness of high-flow nasal oxygen (HFNO) and standard nasal oxygen therapy in preventing hypoxia in patients with moderate and minor burns undergoing deep sedation. Materials and Methods: This single-center prospective observational study included a total of 76 patients over the age of 18 with moderate and minor burns who were classified as ASA I-III and scheduled to undergo procedures in the supine position under sedation, following ethics committee approval. Upon admission to the procedure room, patients were monitored for systolic arterial pressure (SAP), diastolic arterial pressure (DAP), mean arterial pressure (MAP), electrocardiography (ECG), peripheral oxygen saturation (SpO₂), bispectral index (BIS) and near infrared spectroskopy (NIRS). After monitoring was established, patients without an existing intravenous (iv) line had an appropriately sized iv line placed in an unaffected extremity. For patients with an existing IV line, its functionality was checked and confirmed. Heart rate, blood pressure, oxygen saturation, ECG, BIS, and NIRS values were recorded every 5 minutes before and during the procedure. In cases of apnea or desaturation, interventions such as chin lift, increasing oxygen flow, and increasing FiO₂ were recorded, along with any procedure interruptions or occurrences of laryngospasm. In the standard nasal oxygen group, patients were preoxygenated for 3 minutes with 8 L/min oxygen flow before induction and received 5 L/min oxygen flow during the procedure. In the HFNO group, patients were preoxygenated for 3 minutes with 100% FiO₂ at 40 L/min, with the temperature set to 36°C, and after preoxygenation, the initial flow rate was set to 50 L/min with an FiO₂ of 50%. One minute before induction, patients received 1 mg iv midazolam and 1 µg/kg fentanyl as premedication, followed by lidocaine (0.5-1 mg/kg) administration before induction. For induction, 1% propofol (0.5-1 mg/kg) and ketamine (0.5-1 mg/kg) were administered. Propofol was contınued based on BIS values, and total drug doses were recorded. BIS monitoring was utilized to standardize drug doses and assess the depth of anesthesia, keeping BIS values between 60-80, and reducing or discontinuing propofol if BIS fell below 60. The total procedure duration was recorded. Peripheral oxygen saturation (SpO₂) of ≤90% was considered desaturation. Peripheral oxygen saruration <75% was defined as severe hypoxia. Results: The demographic characteristics, ASA classification, comorbidities, and smoking status showed no statistically significant differences between the groups. When the lowest oxygen saturation during the procedure was categorized as 90%, 75-90%, and <75%, it was found that desaturation occurred significantly less frequently in the HFNO group. In the standard nasal oxygen group, 79% of patients experienced a drop in SpO₂ to 90%, whereas this rate was only 11% in the HFNO group. Similarly, SpO₂ levels between 75-90% were observed in 68% of patients in the standard nasal oxygen group, while no patients in the HFNO group exhibited this level of desaturation. Additionally, SpO₂ dropping below 75% was observed in 26% of patients in the standard nasal oxygen group, whereas no such cases were recorded in the HFNO group. There was no statistically significant difference between the two groups in terms of procedure interruptions or occurrences of laryngospasm. However, interventions such as chin lift, flow rate increase, and FiO₂ increase were significantly more frequent in the nasal oxygen group. Specifically, chin maneuvers were performed in 2,6% of patients in the HFNO group compared to 84% in the standard nasal oxygen group. Similarly, flow rate increases were applied in 4% of HFNO patients versus 84% in the SNO group, while FiO₂ adjustments were made in 5.3% of HFNO patients compared to 84% SNO group. Conclusion: We found that using HFNO as the oxygen delivery method in minor and moderate burns undergoing procedures with sedation reduced the incidence of hypoxia and the number of airway interventions.
Benzer Tezler
- Geriatrik hastaların intraoküler cerrahi girişimlerinde genel anestezi ile modifiye neurolept analjezinin karşılıklı değerlendirilmesi
Başlık çevirisi yok
M.ERCÜMENT OZAN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
1986
Anestezi ve ReanimasyonTrakya ÜniversitesiAnesteziyoloji ve Reanimasyon Ana Bilim Dalı
- Çocuk premedikasyonunda haloperidol uygulanması
Başlık çevirisi yok
YÜKSEL ADALI
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
1988
Anestezi ve Reanimasyonİstanbul ÜniversitesiAnesteziyoloji Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. BORA AYKAÇ
- Kolonoskopi girişimlerinde bilinçli setasyon/analjezi için propofol-remifentanil ile propofol ketamin kombinasyonlarının bis monitörizasyonu ile karşılaştırılması
Comparison of propofol-remifentanil and propofol-ketamine combinations for conscious sedation/analgesia at colonoscopy under bispectral index (Bis) monitoring
HAKAN ÇİMEN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2006
Anestezi ve ReanimasyonGataAnesteziyoloji ve Reanimasyon Ana Bilim Dalı
PROF. DR. AHMET COŞAR
- Oral cerrahi girişimlerde midazolam ve flunitrazepam'ın intraven öz sedasyonda klinik ve farmakokinetik özelliklerinin karşılaştırmalı incelenmesi
Başlık çevirisi yok
SEDEF BAYIK
Doktora
Türkçe
1988
Diş HekimliğiHacettepe ÜniversitesiAğız, Diş ve Çene Cerrahisi Ana Bilim Dalı
PROF. DR. FERDA TAŞAR