Geri Dön

Kritik çocuk hastada akut böbrek hasarı öngörülebilir mi ?

Is acute kidney injury predictable among critically ill pediatric patients?

  1. Tez No: 952502
  2. Yazar: SERCAN SEMERCİ
  3. Danışmanlar: PROF. DR. MELTEM EROL, DR. ABDULRAHMAN ÖZEL
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları, Child Health and Diseases
  6. Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
  7. Yıl: 2025
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
  10. Enstitü: İstanbul Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesi
  11. Ana Bilim Dalı: Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Amaç: Akut böbrek hasarı (ABH), çocuk yoğun bakım ünitelerinde (ÇYBÜ) kritik hastalarda sık görülen ve önemli klinik sonuçlara yol açabilen ciddi bir durumdur. Bu çalışmamızda kritik çocuk hastalarda demografik,klinik ve laboratuar bulgularının ve de Pediatrik Mortalite Riski Skorlaması (PRISM-III), Renal Angina İndeksi (RAİ), PediatriLogistik Organ Disfonksiyon (PELOD-2), ABH açısından yüksek risk skoru (HRA) bi skorlama sistemlerinin ABH tanısını öngörmedeki performansını değerlendirmeyi amaçladık. Gereç ve Yöntemler: Bu çalışma, Ocak 2020 – Aralık 2024 tarihleri arasında Sağlık Bakanlığı Üniversitesi Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesi çocuk yoğun bakım ünitesine (ÇYBÜ) yatırılan, takibi ve tedavisi yapılan 31 gün- 18 yaş aralığındaki olguların verilerinin retrospektif olarak incelenmesi ile gerçekleştirilen, gözlemsel tek merkezli bir çalışmadır. ABH gelişen ve gelişmeyen hastalar olmak üzere iki grup oluşturuldu, dışlama kriterleri hariç tüm olgular değerlendirmeye alındı.Laboratuvar değerleri ve skorların hesaplanma zamanı için ÇYBÜ yatış anındaki bulgular ve tetkikleri T1 zamanı olarak belirttik. Çalışma grubunda akut böbrek hasarı tanı anıysa T2 zamanı olarak belirledik. Laboratuvar bulgular içinse T1 zamanı değerler ve pik değerleri kayıt ettik.Olguların yaş (ay), cinsiyet, boy, kilo, yatış tanısı, kronik hastalık varlığı, akut hastalık (pnömoni,sepsis,menenjit veya kalp yetmezliği), yatış öncesi kardiyopulmoner resüstasyon uygulanma bilgisi kan ürünü transfüzyonu ihtiyacı ve majör cerrahi girişim öyküsü hasta dosyasından kaydedildi. Olguların T1ve T2 zamanlarındaki laboratuar ve klinik parametreleri değerlendirilerek PELOD-2, PRISM-III, RAİ, HRA skorları hesaplandıve tüm değerler excel dosyasına kayıt edildi. İstatiksel analizde tüm testler çift yönlü gerçekleştirilmiş olup, p <0,05 değeri istatiksel olarak anlamlı kabul edildi. Bulgular:Çalışmaya dahil edilme ve dışlama kriterlerine dayaranarak 740 olgu dahil edildi.ABH gelişimine göre 2 gruba ayrıldı.ABH gelişen 134 hasta (%18,1)“hasta grubu”olarak tanımlandı, ABH gelişmeyen 606 hasta (%81,9) ise“kontrol grubu”olarak sınıflandırıldı.Tüm çalışma grubunun yaş ortalaması 63.1 ± 62.8 ay olarak hesaplanmış olup, yaş aralığı 0 ile 215 ay arasında değişmektedir. Olguların %57,7'si erkek (n=427), %42,3'ü ise kız (n=313) çocuktur. Hasta grubunda mortalite oranı %40,3 (n=54) olarak saptanırken, kontrol grubunda bu oran yalnızca %0,7 (n=4) olarak belirlenmiş; gruplar arasındaki fark istatistiksel olarak oldukça anlamlı bulundu (p<0,001). Çalışmaya dahil edilen hastalarda en sık tanı %51,4'ünde (n=381) enfeksiyon hastalıkları oldu. Enfeksiyon hastalıkları, ABH gelişen olguların %71,6'sında (n=96), ABH gelişmeyenlerin ise %47,0'sinde (n=285) saptanmıştır(p <0.001). Bunu travma ve nörolojik hastalıkları izlemektedir. Kronik hastalık varlığı tüm olguların %39 'unda olup, ABH gelişen grupta bu oran %56 olup kontrol grubuna göre anlamlı yüksek bulundu (p<0.001). Klinik parametrelerden ise şok varlığı ve sepsis ABH gelişiminde en önemli risk faktörleri olarak saptanmıştır (p<0.001). Bununla beraber yüksek VİS skoru,inotrop ya da vazopressör ilaç ihtiyacı ve İMV süresi anlamlı olarak hasta grubunda yüksek tespit edildi (p<0.001). Skorlama sistemlerini ABH öngörme gücü açısından kıyasladığımız ROC analizimizde ise RAİ en yüksek ayırt edici güce sahip olarak ön plana çıktı (AUC=0.924). RAI'yi sırasıyla PELOD-2 skoru (AUC=0.885) ve PRISM-III skoru (AUC=0.878) takip etti. HRA skoru ise diğer skor sistemlerine kıyasla daha düşük bir AUC değeri göstermiştir (AUC=0.825). Sonuç: Çalışmamız ÇYBÜ'de yatan hastalarda ABH'ı öngörmede RAİ,HRA,PRISM-III,PELOD-2 indekslerinin kullanılabilir,yararlı belirteçler olduğunu desteklemektedir. RAİ bu sistemler içinde en güçlü öngörüyü sağlayan skorlama sistemi olmakla beraber klinik veriler ve muayne bulguları ile elde edilmesi ile de avantaj sağlamaktadır.ÇYBÜ'de ABH sıklığına dikkat çekmek ve skorlama sistemlerinin ABH'ı öngörme gücünü belirlemek anlamında literatüre katkı sağladığımızı düşünmekteyiz.

Özet (Çeviri)

Objective:Acute kidney injury (AKI) represents a frequent and clinically significant complication among critically ill pediatric patients admitted to pediatric intensive care units (PICUs), often associated with substantial morbidity and mortality. This study aimed to evaluate the predictive utility of clinical scoringsystems, including the Pediatric Risk of Mortality Score (PRISM-III), Renal Angina Index (RAI), Pediatric Logistic Organ Dysfunction Score (PELOD-2), and the High-Risk AKI (HRA) score, alongside demographic, clinical, and laboratory parameters, in predicting the development of AKI in this patient population. Materials and Methods:This single-center, retrospective observational study was conducted through the review of medical records of patients aged 31 days to 18 years who were admitted to the PICU of the University of Health Sciences, Bağcılar Training and Research Hospital between January 2020 and December 2024. Patients were divided into two groups based on the presence or absence of acute kidney injury (AKI), and all cases, except those meeting the exclusion criteria, were included in the analysis.Clinical and laboratory parameters collected upon PICU admission were designated as T1, while the time of AKI diagnosis was defined as T2 in the patient group. Peak laboratory values and findings at T1 were recorded. Extracted data included age, sex, height, weight, admission diagnosis, presence of chronic comorbidities, acute illnesses (e.g., pneumonia, sepsis, meningitis, or heart failure), pre-admission cardiopulmonary resuscitation, requirement for blood product transfusion, and history of major surgical interventions. PELOD-2, PRISM-III, RAI, and HRA scores were calculated based on T1 and T2 values. All data were systematically recorded in a standardized electronic spreadsheet. Statistical analyses were performed using two-tailed tests, with a p-value <0.05 considered statistically significant. Results:A total of 740 patients were included in the study cohort. Among them, 134 patients (18.1%) developed AKI (AKI group), whereas 606 (81.9%) did not (non-AKI group). The mean age was 63.1 ± 62.8 months (range: 0–215 months). Males accounted for 57.7% (n=427) and females for 42.3% (n=313) of the study population. The mortality rate was significantly higher in the AKI group (40.3%, n=54) compared to the non-AKI group (0.7%, n=4) (p<0.001). Infectious diseases represented the most common admission diagnosis (51.4%, n=381), and were more prevalent in the AKI group (71.6%, n=96) than in the non-AKI group (47.0%, n=285) (p<0.001). Chronic comorbidities were observed in 39% of all patients, and were significantly more frequent among those with AKI (56%) (p<0.001). The presence of shock and sepsis emerged as major clinical risk factors for AKI development (p<0.001). In addition, elevated Vasoactive-Inotropic Scores (VIS), greater requirement for inotropic or vasopressor support, and longer duration of invasive mechanical ventilation were all significantly associated with the AKI group (p<0.001). Receiver operating characteristic (ROC) curve analysis demonstrated that RAI had the highest discriminative capacity for predicting AKI (AUC = 0.924), followed by PELOD-2 (AUC = 0.885) and PRISM-III (AUC = 0.878). The HRA score showed comparatively lower predictive performance (AUC = 0.825). Conclusion:This study highlights the clinical burden and incidence of AKI in critically ill pediatric patients.It demonstrates that the RAI, HRA, PRISM-III, and PELOD-2 scoring systems are clinically effective tools for early identification of AKI in PICU settings. Among these, the RAI exhibited the highest predictive accuracy and provides a clinical advantage due to its reliance on readily available bedside parameters. This study contributes to the existing literature by emphasizing the burden of AKI in critically ill children and providing comparative data on the prognostic accuracy of widely used clinical scoring systems.

Benzer Tezler

  1. Ankara ilindeki üç ilköğretim okulu öğrencilerinin epilepsiye yaklaşımı ve hastalık hakkındaki bilgi düzeyleri

    Knowledge of epilepsy and attitudes towards the condition among three elementary schools students in Ankara

    İKBAL OK BOZKAYA

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2006

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıGazi Üniversitesi

    Çocuk Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. AYŞE SERDAROĞLU

  2. Çocuk yoğun bakım ünı̇tesı̇nde akut böbrek hasarı skorları ile yoğun bakım prognoz skorlama sistemlerinin değerlendirilmesi

    Evaluation of acute kidney injury scores and intensive care prognosis scoring systems in pediatric intensive care unit

    AYBEN LEBLEBİCİ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2022

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıEskişehir Osmangazi Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DR. ÖĞR. ÜYESİ GÜRKAN BOZAN

  3. Çocuk yoğun bakım ünitesinde geçici hemodiyaliz kateteri takılan hastalarda kateter bölgesi ile prognoz arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi

    Evaluation of the relationship between catheter site and prognosis in patients with temporary hemodialysis catheter insertion in pediatric intensive care unit

    AFSANA HAJIYEVA

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2023

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. SEHER ERDOĞAN

  4. Çocuk yoğun bakım ünitesi'nde yatan ve sürekli renal replasman tedavisi uygulanan hastaların demografik ve klinik özellikleri ile sağkalım ilişkisinin değerlendirilmesi

    Evaluation of the relationship with demographic and clinical characteristics and survival of patients in the child intensive care unit and continuous renal replacement treatment applied

    NAIMI AHMADLI

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2022

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. MUTLU UYSAL YAZICI

  5. Yenidoğan yoğun bakım ünitesinde yatan hastalarda akut böbrek hasarının değerlendirilmesi

    Assessment of acute kidney injury in newborn intensive care unit patients

    SONGÜL TOMAR GÜNEYSU

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2019

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. AYŞEGÜL ZENCİROĞLU

    PROF. DR. MEHMET BÜLBÜL