Geri Dön

Hipopitüitarizmi olan hastalarda serum lipid ve leptin seviyeleri ile büyüme hormonunun etkileri

Başlık çevirisi mevcut değil.

  1. Tez No: 91770
  2. Yazar: ALİ SAİT TURGUT
  3. Danışmanlar: Belirtilmemiş.
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları, Kardiyoloji, Endocrinology and Metabolic Diseases, Cardiology
  6. Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
  7. Yıl: 2000
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: İstanbul Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

ÖZET Bu çalışma, konvansiyonel replasman tedavisi altındaki hipopitüiter hastalarda, büyüme hormonu yetersizliğinin serum lipid ve leptin seviyeleri üzerindeki etkisini araştırmak ve leptin ile cinsiyet, antropometrik ve metabolik değişkenler arasındaki ilişkileri belirlemek için yapılmıştır. Bu amaçla çalışmanın ilk bölümünde GH yetersizliği olan 21 hipopitüiter erişkin hasta ( 15 kadın, 6 erkek), bunlarla yaş, cinsiyet, beden kitle indeksi (BMI) açısından eşleştirilmiş 21 kişiden oluşan (14 kadın, 7 erkek) sağlıklı kontrol grubu ile karşılaştırılmıştır. Bir gecelik açlıktan sonra, antropometrik parametreler ölçüldü ve vücut kompozisyonu biyoelektrik impedans analizörü ile değerlendirildi. Glukoz, total kolesterol, yüksek yoğunluklu lipoprotein-kolesterol (HDL), düşük yoğunluklu lipoprotein-kolesterol (LDL), çok düşük yoğunluklu lipoprotein-kolesterol (VLL), trigliserid, insulin, insulin benzeri büyüme faktörü (IGF-I) ve leptin seviyeleri ölçümü için venöz kan örnekleri alındı. Serum leptini ve hormonlar radioimmünassay ile ölçüldü. Büyüme hormonu dışında panhipopitüitarizm açısından replasman tedavisi alan hastalarda trigliserid, total ve LDL-kolesterol seviyeleri anlamlı olarak yüksek, HDL-kolesterol seviyeleri ise anlamlı olarak düşük bulundu. Olumsuz lipid profili özellikle kadınlarda vardı. Benzer vücut yağına sahip olan sağlıklı kontrol grubu ile karşılaştırıldığında, hipopitüiter hastalarda leptin seviyeleri anlamlı olarak yüksek bulundu (23.5 ±11.8 ng/ml 'ye 11.7 ± 6.9 ng/ml, p < 0.01). Vücut yağı yüzde olarak (0.79 ± 0.40 'a 0.42 ± 0.17 ng/ml %, p < 0.05) ve kg olarak ; ( 1.32 ± 0.81 'e 0.66 ± 0.30 ng/ml kg, p < 0.05) ifade edildiğinde dahi leptin seviyelerindeki fark anlamlılığını korudu. Kontrol gurubunda, leptin seviyeleri ile vücut yağ yüzdesi ve yaş arasında anlamlı pozitif bir korelasyon gözlendi. Hastalarda, leptin ve çalışma parametreleri arasındaki tek anlamlı ilişki, leptin ve total kolesterol seviyeleri arasındaki gözlenen pozitif korelasyondu. Kontrol grubunda serum leptin seviyeleri anlamlı olarak kadınlarda erkeklerden daha yüksekti. Ancak hastalarda böyle değildi. Leptin 51seviyeleri yağ kitlesi ile ilişkili olarak ifade edildiğinde (% ve kg) cinsiyet açısından anlamlı bir farklılık gözlenmedi. Konvansiyonel replasman tedavisi altındaki büyüme hormonu yetersizliği olan hastalar (özellikle de kadınlar) daha aterojenik bir lipid profiline sahiptirler. Vücut yağ yüzdesi ve vücut yağ kitlesi (kg) için ayarlandıktan sonra dahi, GH yetersizliği olan erişkinlerde leptin konsantrasyonları yüksek bulundu. Her ne kadar verilerimizin doğası, GH yetersizliğinde leptin seviyeleri artışının mekanizmaları hakkında yorum yapmamıza izin vermese de, azalmış merkezi leptin duyarlılığı ve her bir ünite yağ kitlesi başına artmış leptin üretimi, veya leptin klirensindeki farklılıklar sorumlu olabilir. 52

Özet (Çeviri)

Özet çevirisi mevcut değil.