Geri Dön

Perkutan transluminal koroner anjiyoplastinin plazma adrenomedullin düzeylerine etkisi

Başlık çevirisi mevcut değil.

  1. Tez No: 88848
  2. Yazar: YAŞAR GENÇ
  3. Danışmanlar: PROF. DR. HÜSEYİN ŞENOCAK
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları, Kardiyoloji, Endocrinology and Metabolic Diseases, Cardiology
  6. Anahtar Kelimeler: Adrenal medulla, Anjiyoplasti-balon-koroner, Adrenal medulla, Angioplasty-balloon-coronary
  7. Yıl: 1999
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Atatürk Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: Kardiyoloji Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

38 ÖZET Çalışmamızda, rutin koroner anjiografi ve PTCA yapılan hastalarda işlemden sonraki plazma ADM seviyelerinin artıp artmadığını göstermeyi amaçladık. Çalışmaya koroner anjiografi endikasyonu konulan toplam 89 hasta alınmıştır. Koroner anjiografi sonucuna göre hastalar, normal, KAH olup PTCA yapılmayan ve PTCA yapılan olgular olarak üç gruba ayrılmıştır. Koroner anjiografisi normal bulunan 21 hasta dışında diğer olgulara (n=68) sol ventrikülografı yapıldı ve LVEDP'leri ölçüldü. Her üç grubun periferik venlerinden, koroner anjiografi öncesi ve sonrası plazma ADM seviyelerine bakıldı. Koroner anjiografisi normal olan grupta (n=21) işlemden önceki plazma ADM seviyeleri ortalama 13,9+1,7 p.g/ml, sonraki ise 13,7+1,7 p.g/ml bulundu. Aralarındaki fark istatistiksel olarak önemli değildi (P>0,05). Koroner arter hastalığı olup PTCA yapılmayanlarda (n=22) işlem öncesi plazma ADM değerleri 15,5±1,6 p.g/ml, sonrası 16,5+1,7 p.g/ml bulundu. Her iki grup arasında istatistiksel olarak anlamlı fark yoktu (P>0,05). PTCA yapılan hastaların (n=46) işlem öncesi plazma ADM seviyeleri 17,1+1,8 p.g/ml, sonrası 27,9±2,5 p.g/ml bulundu. Her iki grup arasındaki fark istatistiksel olarak önemliydi (P<0,01). Yapılan işlemlere bakılmaksızın (PTCA ve koroner anjiografi) hastalar LVEDP'ı normal ve yüksek olanlar diye 2 gruba ayrıldı. LVEDP'ı normal olanlarda (12 mm Hgl) plazma ADM seviyeleri 12,2+1,6 p.g/ml, yüksek olanlarda ise 20,7+2,1 p.g/ml bulundu. Aralarındaki fark istatistiksel olarak anlamlıydı (P<0,05). PTCA yapılan hastalar da LVEDP'ı yüksek olanlar ve normal olanlar diye iki gruba ayrıldı. LVEDP'ı normal olan grupta işlem öncesi ADM 12,4+1,8 p.g/ml, işlem sonrası ise 19,4±1,9 p.g/ml bulundu (P<0,05). LVEDP'i yüksek olup PTCA yapılanlarda, işlem öncesi ADM seviyesi 22,3±2,1 p.g/ml, sonrası 34,8±2,6 p.g/ml bulundu. Hem LVEDP'ı normal olanlarda hem de LVEDP'ı yüksek olanlarda PTCA sonrası plazma ADM seviyeleri, öncesine göre anlamlı olarak artmış bulundu (P<0,05). Sonuç olarak çalışmamızda; bu konuyla ilgili literatürlerle uyumlu olarak, PTCA'dan sonra ADM'nin kardiyak sekresyonunun arttığı, buna karşılık rutin koroner anjiografiden sonra, gerek koroner arterleri normal olanlarda gerekse önemli koroner arter hastalığı tespit edilenlerde artmadığı gösterildi. Ayrıca LVEDP'ı yüksek olanlarda, yapılan işlemden bağımsız olarak, düşük olanlara göre plazma ADM seviyelerinin anlamlı düzeyde arttığı gösterildi (P<0,05).39 PTCA'dan sonra ADM'nin koroner endotel ve miyokarttan salgılanmasının gösterilmesi ve hemodinamik etkileri gözönünde bulundurularak, ileri çalışmalar gerekmesine rağmen tedavide kullanılması düşünülebilir. 1. Koroner anjiografi yapılan hastalarda (hem normal koroner arterlere sahip, hem de önemli KAH'ı olanlarda) ADM seviyelerinde önemli değişiklikler olmamaktadır. Bu da bizde rutin uygulanan koroner anjiografinin önemli düzeylerde miyokard ve koroner endotel disfonksiyonuna neden olmayacağı fikrini uyandırmaktadır. 2. Güçlü bir antiproliferatif ve antimigratuar olan ADM'nin, PTCA sonrası restenozun önlenmesinde etkili olabileceği ve ileriki dönemlerde tedavide bu amaçla kullanılabileceği düşünülebilir. 3. Nitrik oksit sekresyonunu artırıcı etkisi yanında vasküler düz kas hücrelerindeki kalsiyum miktarını düşürerek ve endotelin-1'in salgısını azaltarak koroner vazodilatasyon yapmasından dolayı, KAH tedavisinde nitratların yerini alabilir. Bu konuyla ilgili çalışmalar devam etmektedir. 4. ADM'nin plazma seviyelerinin değerlendirilmesi, PTCA sonrası akut tıkanmanın gösterilmesinde diğer araştırmalara ilaveten faydalı bilgiler sağlayabilir. Çünkü AMl'da semptomların başlangıcından kısa bir süre sonra arttığı ve miyokard iskemisinin erken bir göstergesi olduğu ortaya çıkarılmıştır. Ayrıca PTCA sonrası, özellikle stent uygulamalarından sonra restenozu azaltıcı etkisinden daha önce bahsedilmişti. Bu gibi durumlarda ortaya çıkan koroner vazokonstriksiyonunun tedavisinde de kullanılabilir. 5. ADM konjestif kalp yetmezliğinde faydalı hemodinamik etkilere sahiptir. Kapasitans venlerde vazodilatasyon etkisi ile prelodu azaltması, miyokard hücrelerinde c-AMP düzeylerini artırarak oluşturduğu pozitif inotropik etkisi, afterlodu azaltması, intrarenal arterlerde kan akımını artırıcı etkisi yanında, diüretik ve natriüretik özellikleri kalp yetmezliği tedavisinde kullanılabileceğini akla getirmektedir. Bu konuyla ilgili henüz fikir birliği oluşmamasına rağmen çalışmalar devam etmektedir.

Özet (Çeviri)

40 SUMMARY To investigate serum ADM levels after coronary angiography and PTCA a clinical study was performed. This study included 89 patients who undergone coronary angiography. Patients were divided into normal, PTCA performed coronary artery disease (CAD), and PTCA not performed CAD groups. According to angiographic results, apart from twenty one patients had normal angiographic results, the other patients (n=68) underwent left ventriculography and LVEDP's were measured. Serum ADM levels were measured before and after angiography in all groups. Mean serum ADM levels before and after angiography were 13,9 ± 1.7 p.g/ml and 13,7 ±1.7 p.g/ml respectively. The difference between them was not significant statistically (p>0.05). These levels were 15,5 ±1.6 p.g/ml and 16,5±1.7 p.g/ml in CAD patients without PTCA. The difference between them was not significant statistically (p>0.05) and 17.1 ±1.8 p.g/ml and 27.9 ±2.5 p.g/ml in CAD patients with PTCA. The distinction between both groups was significant statistically (p<0.01). All patients also were divided into normal and high LVEDP groups regardless of procedures (i.e PTCA and coronary angiography). Serum ADM levels in normal and high LVEDP groups were 12.2 ±1.6 p.g/ml and 20.7±2.1 p.g/ml respectively. The distinction between the both groups was significant statistically (p<0.05). PTCA performed group was divided into normal and high LVEDP's subgroups. Serum ADM levels before and after procedure were 12.4 ±1.8 p.g/ml and 19.4 ±1.9 p.g/ml (p<0.05) in normal LVEDP group and 22.3 ±2. 1 p.g/ml and 34.8 ±2.6 p.g/ml in high LVEDP group respectively (p<0.05). In conclusion, in our study, it was shown that cardiac secretion of ADM increase after PTCA but not after coronary angiography in patients with or without CAD. In patients with high LVEDP serum ADM levels were significantly higher compared to those with low LVEDP independent to procedure (p<0.05). After PTCA, due to the show of ADM secretion from endothelial and myocardial and taking into consideration of its hemodynamic effects, it was thought that it could be used in treatment.41 1.In coronary angiography performed patients (normal or with CAD) didn't show significant alterations in ADM levels, so we think that coronary angiography doesn't cause myocardial and coronary endothelial dysfunction. 2. It can be thought that ADM, a potent antiproliferative and antimigratuar agent, may prevent restenosis after PTCA and it can be used in treatment. 3. By increasing Nitric oxide secretion along with decreasing calcium levels in smooth muscle cells, and decreasing endothelin-1 secretion, because it caused vasodilatation, it could take place of nitrates in CAD treatment. Further studies on this subject has been carried out. 4. Serum levels of ADM increase in early periods of AMI and it is an early marker of myocardial ischemia. Thus, after PTCA, especially stents applications, its restenosis prevent had been mentioned before. 5. ADM has positive hemodynamic effects on congestive heart failure. It decreases preload by vasodilatation of capacitan veins, it has inotropic effects by increasing c-AMP level in myocardial cells, it decreases afterload, increases blood flow in intrarenal arteries, it has natriuretic, diuretic effects. All these effects make possible to use it in treatment of cardiac failure. The studies have gone on (attended) although there is no concusses about this subject

Benzer Tezler

  1. Koroner arter hastalarında perkütan transluminal koroner anjiyoplastinin kalp atım hızı değişkenliği

    Effect of percutaneous transluminal coronary angioplasty on heart rate variability and left ventricular functions in patients with coronary artery disease

    MEHMET KANADAŞI

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    1999

    KardiyolojiÇukurova Üniversitesi

    Kardiyoloji Ana Bilim Dalı

    PROF.DR. AHMET BİRAND