Geri Dön

Perkütan translüminal anjiyoplastinin sinyal ortalamalı elektrokardiyogram parametreleri ve ventriküler potansiyellere, erken ve geç dönemdeki etkileri

Başlık çevirisi mevcut değil.

  1. Tez No: 60574
  2. Yazar: ZEHRA BUĞRA
  3. Danışmanlar: Belirtilmemiş.
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Kardiyoloji, Cardiology
  6. Anahtar Kelimeler: Anjiyoplasti-balon-koroner, Miyokard enfarktüsü, Angioplasty-balloon-coronary, Myocardial infarction
  7. Yıl: 1997
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: İstanbul Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: Kardiyoloji Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Geçtiğimiz on yıl içinde birçok araştırmacı,“sustained”ventriküier taşikardiye eğilimli hastalar ve deney hayvanlarında, QRS kompleksinin terminal bölümünde düşük amplitüdlü-yüksek frekanslı dalgalar kaydetmişler, daha sonra bu dalgalara“geç potansiyel”, kayıt tekniğine“sinyal ortalamalı elektrokardiyografi”adı verilmiştir. Son yıllarda yapılmış olan çalışmalar, miyokard infarktüsü geçirmiş olan hastalarda, infarktüsten sorumlu olan koroner arterin tıkalı bulunduğu vakalarda, sinyal ortalamalı EKG parametrelerinin normalden sapmalar gösterdiğini, açık bulunduğunda veya koroner arterdeki kritik darlığın trombolitik tedavi veya başarılı perkütane transluminal koroner anjiyoplasti ile açıldığı hallerde ise sinyal ortalamalı EKG parametrelerinin normal bulunduğunu göstermiştir. Bu çalışmanın amacı, en az bir koroner arterinde kritik (<%70) darlığı bulunan ve başarılı perkütan koroner anjiyoplasti yapılarak darlık derecesi %50'nin altına inen ve antegrad akım sağlanan hastalarda, anjiyoplastinin sinyal ortalamalı EKG parametrelerine.geç potansiyellere kısa ve uzun süreli etkilerini ve restenozla ilişkilerini araştırmaktır. Hastaların klinik özellikleri, miyokard infarktüsü geçirip geçirmedikleri, geçirmiş olanlarda lokalizasyonu, miyokard infarktüsü sırasında trombolitik tedavi yapılıp yapılmadığı, angina pektoris mevcut olup olmadığı, mevcut ise tipi kaydedilmiştir. Koroner arteriografi ve sol ventrikülografi, sineanjiyografik ve dijital kayıtlar kullanılarak birbirinin değerlendirmelerinden habersiz iki kardiyolog tarafından değerlendirilmiştir. Koroner arter lezyonu, üç ayrı pozisyonda incelenerek ortalama darlık derecesi belirlenmiştir. Sol ventrikülografiden önce ve sonra, sol ventrikül diyastol sonu basıncı kaydedilmiştir. Koroner anjiyoplasti, teşhis amacıyla yapılan koroner arteriografiden en fazla bir hafta sonra, dijital sineanjiyografi görüntüleme yöntemi ile yapılmıştır. Koroner arterdeki darlık derecesinin %50'nin altına inmesi ve antegrad akım sağlanması, başarılı anjiyoplasti olaral kabul edilmiştir. Anjiyoplastiden üç ay sonra tekrarlanan koroner arteriografide, darlık derecesinin %50'nin üzerinde bulunması restenoz olarak kabul edilmiştir. Hastaların sinyal ortalamalı EKG kayıtları, Marquette Electronics Case 15 Egzersiz EKG cihazı ile anjiyoplastiden bir gün önce, bir gün, iki hafta ve üç ay sonra yapılmıştır. Kontrol grubunun klinik özellikleri kaydedildikten sonra, Bruce protokolüne göre maksimal kalp hızına ulaşılan egzersiz testi negatif olan tamamen sağlıklı bireyler oluşturmuştur. Sinyal ortalamalı EKG kayıtları egzersiz testinden 24 saat sonra yapılmıştır.72 Çalışmaya ortalama yaşı 51+8.13 yıl olan, 5'i kadın, 36'sı erkek toplam 41 hasta ile; yaşı 46.17+11.95 yıl olan, 7'si kadın 47'si erkek 54 normal kişi alınmıştır. Hastaların 4'ünde (%9.8) angina pektoris mevcut değildir, 20'sinde (%48.8) stabil angina pektoris, 17'sinde (%41.4)“unstable”angina pektoris mevcuttur. Hastaların 11 'i (%26.8) miyokard infarktüsü geçirmemiş, 30'u (%73.2) miyokard infarktüsü geçirmiştir. Miyokard infarktüsünün lokalizasyonu 17 (%56.6) hastada ön duvar, 13 (%43.3) hastada inferiyordur. Miyokard infarktüsü geçirmiş olan hastaların 9'una (%30) trombolitik tedavi yapılmış, 21'ine (%70) yapılmamıştır. Üç ay sonra yapılan kontrol anjiyografilerinde 12 (%29.3) hastada restenoz geliştiği, 29 (%70.7) hastada gelişmediği görülmüştür. Hasta ve kontrol gruplarının yaş, boy, vücut ağırlığı ve alanı değerleri karşılaştırılmış ve aralarında anlamlı fark olmadığı görülmüştür. Restenoz gelişen ve gelişmeyen hasta grupları da, klinik özellikleri açısından birbirleri ile karşılaştırılmış ve aralarında istatistik olarak anlamlı fark olmadığı görülmüştür. Hasta ve kontrol gruplarının sinyal ortalamalı EKG parametreleri karşılaştırıldığında, hasta grubunun 40-250 Hz'de anjiyoplastiden önce kaydedilen fQRS ve HFLA değerlerinin kontrol grubunun değerlerine göre anlamlı derecede yüksek olduğu, 80-250 Hz'de anjiyoplastiden bir gün önce ve bir gün sonra kaydedilen fQRS değerlerinin kontrol grubuna oranla anlamlı derecede yüksek olduğu görülmüş, bu bulguların ışığında koroner arter hastalarında fQRS ve HFLA değerlerinin normal popülasyona göre yüksek olduğu ve bu yüksek değerlerin anjiyoplastiden hemen sonra da kısmen sürdüğü sonucuna varılmıştır. Hasta grubunun anjiyoplastiden önce ve sonra kaydedilen sinyal ortalamalı EKG parametreleri birbirleri ile karşılaştırıldığında ise, 25-250, 40-250 ve 80-250 Hz filtrelerinin hepsinde fQRS değerlerinin üçüncü ayda kaydedilen değerlere göre anlamlı derecede yüksek olduğu görülerek, anjiyoplastinin sinyal ortalamalı EKG parametrelerinde tedrici ve iyileştirici bir etki gösterdiği yorumu yapılmıştır. Restenoz gelişmeyen hasta grubunda takip süresindeki değerlerde büyük değişiklikler olmamış, sadece 25-250 Hz'de anjiyoplastiden bir gün önceki fQRS değerinin, iki hafta sonraki fQRS değerine göre, iki hafta sonraki HFLA değerlerinin de anjiyoplastiden üç ay sonraki değerlere göre anlamlı derecede yüksek olduğu saptanmıştır. Restenoz gelişen grupta ise, takip süresince daha yüksek değerler saptanmıştır. Bu grupta 25-250 Hz'de anjiyoplastiden bir gün önce, bir gün sonra ve iki hafta sonra kaydedilen fQRS değerlerinin, üç ay sonra kaydedilenlerden anlamlı derecede yüksek; 40-250 Hz'de bir gün sonraki HFLA değerinin, üç ay sonraki değerden; 80-250 Hz'de bir gün sonraki fQRS değerinin iki hafta ve üç ay sonrakinden anlamlı derecede yüksek olduğu görülmüştür. Hasta grubunun takibi sırasında kaydedilen sinyal ortalamalı EKG parametreleri ile klinik özelliklerden sadece stabil angina pektoris mevcut olması ile miyokard infarktüsü geçirilmiş olması arasında anlamlı bir ilişki olduğu;73 miyokard infarktüsünün lokalizasyonu, ejeksiyon fraksiyonu, sol ventrikülografiden önce ve sonra kaydedilen sol ventrikül diyastol sonu basınçları, anjiyoplastiden önce ve sonra ölçülen koroner arter darlığının yüzdesi ile anlamlı ilişki olmadığı dikkat çekmiştir. Restenoz gelişen ve gelişmeyen hasta gruplarında, sinyal ortalamalı EKG parametrelerinin hepsi klinik parametrelerin hepsi ile karşılaştırılmış ve anlamlı bir ilişki tesbit edilememiştir. Restenoz gelişmeyen hasta grubunun sinyal ortalamalı EKG parametreleri ile kontrol grubunun sinyal ortalamalı EKG parametreleri arasında anlamlı farklılık bulunamamıştır. Buna karşılık, restenoz gelişen hasta grubunun 25-250, 40-250 ve 80-250 Hz'de anjiyoplastiden önce kaydedilen fQRS değerlerinin tümü, kontrol grubuna oranla anlamlı derecede yüksektir ve bu değerler anjiyoplastiden hemen sonra, iki hafta ve üç ay sonra da özellikle fQRS değerlerinin anlamlı derecede yüksek kalması ile dikkat çekmektedir. Sonuç olarak, restenoz gelişen hasta grubunda, sinyal ortalamalı EKG parametreleri kontrol grubuna göre, anjiyoplasti işleminden önce de yüksektir ve takip süresinde yüksek değerlerde seyretmeye devam etmiştir. Restenoz gelişen ve gelişmeyen hasta gruplarının sinyal ortalamalı EKG parametreleri karşılaştırıldığında; sadece 25-250 Hz'de anjiyoplastiden bir gün sonra ve iki hafta sonra kaydedilen değerlerin restenoz gelişen grupta anlamlı olarak yüksek olduğu tesbit edilmiştir. Hasta ve kontrol grupları 25-250 Hz'de Simson (3), 40-250 Hz'de Gomes (17) ve Amerikan Kardiyoloji Koleji (58), 80-250 Hz'de Gomes (17) 'in geç potansiyel kriterlerine göre karşılaştırılmış, aralarında anlamlı bir fark olmadığı sonucuna varılmıştır. Hasta grubunun anjiyoplastiden bir gün önce; bir gün, iki hafta, üç ay sonraki geç potansiyel mevcudiyeti de aynı kriterlere göre değerlendirilmiş ve anlamlı bir fark olmadığı görülmüştür. Restenoz gelişen ve gelişmeyen gruplar da anjiyoplastiden önce, erken ve geç dönemde aynı kriterlere göre geç potansiyel mevcudiyeti açısından karşılaştırılmış ve aralarında anlamlı fark olmadığı tesbit edilmiştir. Geç potansiyellerin mevcudiyetinin erken ve geç dönemdeki takip sırasında sebat etmediği, bazı hastalarda arada kaybolup tekrar ortaya çıktığı veya daha mevcut iken kaybolduğu, bu bulguların anjiyoplasti ve restenozla ilişkisi olmadığı saptanmıştır. Sonuç olarak, en az bir koroner arterinde >%70 darlık olan hastalarda, başarılı perkütan transluminal koroner anjiyoplastinin, sinyal ortalamalı EKG parametrelerine erken ve geç dönemde iyileştirici yönde etki ettiği, restenoz gelişmeyen hastaların sinyal ortalamalı EKG parametrelerinin kontrol grubu ile benzer değerlerde olduğu, sadece anjiyoplasti öncesinde anlamlı olmayan bir yükseklik gösterdiği; restenoz gelişen grubun değerlerinin ise başlangıçtan itibaren kontrol grubuna göre anlamlı, restenoz gelişmeyen gruba göre anlamlı olmayan derecede yüksek değerlerde olduğu, takip süresince de anlamlı74 olmayan ancak yüksek değerlerde seyrettiği görülmüştür. Başarılı anjiyoplastinin geç potansiyeller üzerine anlamlı bir etkisi olmadığı, restenozla geç potansiyeller arasında da anlamlı bir ilişki olmadığı tesbit edilmiştir. Bu bilgilerin ışığı altında, anjiyoplastiden sonra restenoz gelişebilecek hastaların önceden belirlenmesinde sinyal ortalamalı EKG yönteminin şimdilik kullanılamayacağı kanısına varılmıştır.

Özet (Çeviri)

Özet çevirisi mevcut değil.

Benzer Tezler

  1. Perkutan transluminal koroner anjiyoplastinin plazma adrenomedullin düzeylerine etkisi

    Başlık çevirisi yok

    YAŞAR GENÇ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    1999

    Endokrinoloji ve Metabolizma HastalıklarıAtatürk Üniversitesi

    Kardiyoloji Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. HÜSEYİN ŞENOCAK

  2. Koroner arter hastalarında perkütan transluminal koroner anjiyoplastinin kalp atım hızı değişkenliği

    Effect of percutaneous transluminal coronary angioplasty on heart rate variability and left ventricular functions in patients with coronary artery disease

    MEHMET KANADAŞI

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    1999

    KardiyolojiÇukurova Üniversitesi

    Kardiyoloji Ana Bilim Dalı

    PROF.DR. AHMET BİRAND

  3. Perkütan translüminal anjioplastinin teknik değerlendirilmesinde doppler görüntülemenin rolü

    Başlık çevirisi yok

    ANDAY ATAMAN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    1997

    Radyoloji ve Nükleer TıpGazi Üniversitesi

    Radyoloji Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. ERHAN ILGIT