Geri Dön

STANDART NAZAL KANÜL OKSİJEN İLE NAZAL YÜKSEK AKIMLI OKSİJENİN (HİGH-FLOW NAZAL KANÜL) ERCP İŞLEMİ SIRASINDA SEDOANALJEZİ UYGULAMALARINDA HEMODİNAMİ VE SOLUNUM ÜZERİNE ETKİLERİNİN KARŞILAŞTIRILMASI

COMPARISON OF THE EFFECTS OF STANDARD NASAL CANNULA OXYGEN AND NASAL HIGH-FLOW NASAL CANNULA ON HEMODYNAMICS AND RESPIRATION IN SEDOANALGESIA APPLICATIONS DURING ERCP PROCEDURE

  1. Tez No: 880746
  2. Yazar: VLADISLAV MOTROI
  3. Danışmanlar: UZMAN ŞENAY GÖKSU
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Anestezi ve Reanimasyon, Anesthesiology and Reanimation
  6. Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
  7. Yıl: 2024
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: Anesteziyoloji ve Reanimasyon Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Gereç-Yöntem Bu prospektif gözlemsel çalışma hastanemiz etik kurul ve hasta onamı sonrası, sedoanaljezi altında elektif ERCP yapılacak 18-80 yaş arası ASA I-II risk grubunda toplam 62 hasta ile yapıldı. Hastalar yüksek akımlı oksijen tedavisi alanlar (grup 1-H) (n:31) ve düşük akım oksijen tedavisi alanlar (grup 2-L) (n:31) olarak kapalı zarf randomizasyonu ile 2 gruba ayrıldı. ERCP işlemi sol lateral dekübit ya da prone pozisyonlarda gerçekleştirildi. Her hastaya işlem öncesi standart monitörizasyon uygulandı (Pulse oksimetre, EKG, her 3 dakikada bir otomatik olarak ölçen Kan Basıncı, BİS monitörizasyonu, ETCO2 monitorizasyonu). İşlem için başlangıçta Midazolam (0.03mg/kg IV) bolus, Fentanyl 0.5-1.0 mcg/kg bolus ve Propofol 0.5-1.0 mg/kg'lık bolus dozu sonrasında sedasyonu devam ettirmek amacı ile BİS değeri 60-80 arasında sağlanacak şekilde propofol 100-150 mcq/kg/dk şeklinde infüzyon yapıldı. Gerektiğinde hastaya ek doz Fentanyl 50 mcg/kg eklendi. Grup 1-H: oksijen desteği nazal yüksek akımlı kanül (High-Flow Nazal Kanül) aracılığıyla verildi. Kanülden geçen akım hızı 30 L/dk'da başlatıldı ve Fi02:0.5 ayarlandı. Grup 2-L: standart nazal kanül yoluyla düşük akım-4 L/dk oksijen kaynağı ile oksijen desteği verildi. ERCP işlemi bittikten sonra, sedasyon ajanları kesilerek hastaların BİS değeri 90 ve üzeri olduğunda oksijen maskesi ile derlenme ünitesine alındı. Hastaların demografik verileri (yaş, cinsiyet, ASA, BMI), prosedür sırasında kalp atım hızı (KAH), ortalama arter basıncı (OAB), periferik oksijen satürasyonu (SpO2), BİS değeri, ETCO2 tanımlanan zamanlarda kaydedildi. Sedoanaljezi süresi (indüksiyon ile sedasyon ajanların kesilmesi arasındaki geçen süre), derlenme süresi (ajanın kesilmesi ile Aldrete skoru 9-10 olması arasındaki süre) kayıt edildi. Zamanlar aşağıdaki gibi belirlendi; T0: başlangıç T1: sedoanaljezinin 1dk T2: sedoanaljezinin 5dk T3: sedoanaljezinin 20dk T4: sedoanaljezinin 40dk T5: derlenme:5 dk T6: derlenme: 30dk Prosedür sırasında ve derlenme döneminde gelişen solunumsal ve hemodinamik olaylar (Hafif desatürasyon, şiddetli desatürasyon, işleme ara verilme, ve işlemi sonlandırma, apne sayısı, desatürasyon sayısı ve süresi, aspirasyon varlığı, entübasyon, aritmi, anaflaksi, bradikardi, taşikardi, tedaviye dirençli hipotansiyon-hipertansiyon,inotrop ihtiyacı, kardiyopulmoner arrest) gelişip gelişmediğini ve gelişme zamanı, gerçekleştirilen müdahaleler ( Fi02'yi artırma (L/dk), dokunsal uyarı, sedatif ilaçların kesilmesi ve havayolu açma tekniği uygulanması, baş eğme – çene kaldırma manevraları, çene itme manevrası, balon maske valf ventilasyonu, supraglottik cihazların kullanımı ve endotrakeal entübasyon) ve işlem süresince kullanılan total opioid miktarı kaydedildi. Bulgular Toplam 62 hasta ile tamamlanan çalışmamızda demografik veriler açısından gruplar arasında fark yoktu. Grup L'de T0 dışında, diğer ölçüm zamanlarında SpO₂ değerleri, Grup H'den anlamlı olarak daha düşüktür (p<0.05). Grup L'de, T0 KAH değeri, T6 BİS değeri Grup H'den anlamlı olarak daha düşüktür (p<0.05). Grup L'de desatürasyon ve hafif desatürasyon oranları, opioid kullanım oranı, Grup H'den anlamlı olarak daha yüksektir (p<0.05). Şiddetli desatürasyon oranları, havayolu müdahale sayısı, desatürasyon süresi ve kullanılan total opioid miktarı açısından gruplar arasında anlamlı bir fark yoktur (p>0.05). Sonuç: Sedoanaljezi altında elektif ERCP yapılan hastalarda HFNC ile verilen yüksek akımlı oksijen ile standart nazal kanül yoluyla verilen düşük akım oksijen desteğinin saturasyon üzerine ve yan etkiler açısından karşılaştırdığımız çalışmamızda, HFNC'nin ERCP işlemleri sırasında kullanımının, SNC'ye göre daha üstün oksijenasyon sağladığı, hemodinamik stabiliteyi koruduğu ve komplikasyon riskini azalttığı söylenebilir.

Özet (Çeviri)

Materials and Methods This prospective observational study was conducted with a total of 62 patients, aged 18-80, in ASA I-II risk groups, undergoing elective ERCP under sedation analgesia, after obtaining approval from our hospital's ethics committee and patient consent. The patients were randomly assigned into two groups using sealed envelopes: Group 1 (n=31) received high-flow oxygen therapy, and Group 2 (n=31) received low-flow oxygen therapy. The ERCP procedure was performed in the left lateral decubitus or prone positions. Standard monitoring was applied to each patient before the procedure (pulse oximetry, ECG, automatic blood pressure measurement every 3 minutes, BIS monitoring, ETCO2 monitoring). For the procedure, an initial bolus dose of Midazolam (0.03mg/kg IV), Fentanyl (0.5-1.0 mcg/kg), and Propofol (0.5-1.0 mg/kg) was administered. Sedation was maintained with a propofol infusion at 100-150 mcg/kg/min to keep the BIS value between 60-80. Additional doses of Fentanyl 50 mcg/kg were added as needed. Group 1-H: Oxygen support was provided through a high-flow nasal cannula. The flow rate through the cannula was started at 30 L/min with FiO2 set at 0.5. Group 2-L: Oxygen support was provided through a standard nasal cannula at a low flow rate of 4 L/min. After the ERCP procedure, sedation agents were discontinued, and patients were transferred to the recovery unit with an oxygen mask once their BIS value was 90 or higher. The demographic data of the patients (age, gender, ASA, BMI), heart rate (HR), mean arterial pressure (MAP), peripheral oxygen saturation (SpO2), BIS value, and ETCO2 were recorded at specified times during the procedure. The duration of sedation analgesia (time from induction to discontinuation of sedation agents) and recovery time (time from discontinuation of agents to achieving an Aldrete score of 9-10) were recorded. The times were defined as follows: T0: baseline T1: 1 minute after the start of sedation T2: 5 minutes after the start of sedation T3: 20 minutes after the start of sedation T4: 40 minutes after the start of sedation T5: 5 minutes into recovery T6: 30 minutes into recovery. Respiratory and hemodynamic events (mild desaturation, severe desaturation, interruption of the procedure, termination of the procedure, number of apneas, desaturation episodes and duration, presence of aspiration, intubation, arrhythmia, anaphylaxis, bradycardia, tachycardia, treatment-resistant hypotension-hypertension, need for inotropes, cardiopulmonary arrest) were recorded during the procedure and recovery period. Interventions performed (increasing FiO2 (L/min), tactile stimulation, discontinuation of sedative drugs, airway opening techniques, head tilt-chin lift maneuvers, jaw thrust maneuvers, bag-mask ventilation, use of supraglottic devices, and endotracheal intubation) and the total amount of opioids used during the procedure were also recorded. Results In our study completed with a total of 62 patients, there were no differences between the groups in terms of demographic data. In Group II, except for T0, SpO₂ values at other measurement times were significantly lower than in Group I (p<0.05). In Group II, T0 HR and T6 BIS values were significantly lower than in Group I (p<0.05). The rates of desaturation and mild desaturation, and opioid use were significantly higher in Group II compared to Group I (p<0.05). There were no significant differences between the groups in terms of severe desaturation rates, number of airway interventions, duration of desaturation, and total amount of opioids used (p>0.05). Conclusion In our study comparing high-flow oxygen therapy provided through a High-Flow Nasal Cannula (HFNC) with low-flow oxygen therapy provided through a standard nasal cannula in patients undergoing elective ERCP under sedation analgesia, it can be concluded that the use of HFNC provides superior oxygenation, maintains hemodynamic stability, and reduces the risk of complications compared to SNC during ERCP procedures.

Benzer Tezler

  1. Gastrointestinal sistem endoskopisi için sedasyon uygulanan pediatrik hastalarda yüksek akımlı nazal kanül oksijen uygulaması ile klasik nazal kanül oksijen uygulamasının etkinliğinin karşılaştırılması

    Comparison of the efficiency of high flow nasal cannula oxygen therapy and classical nasal cannula oxygen therapy in pediatric patients undergoing sedation for gastrointestinal system endoscopy

    SAMİ OLCAY ÖZBAY

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2021

    Anestezi ve ReanimasyonSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Anesteziyoloji ve Reanimasyon Ana Bilim Dalı

    YRD. DOÇ. DR. MEHMET YILMAZ

  2. Sedoanaljezi ile probe küretaj işlemlerindeyüksek akışlı nazal oksijen uygulamalarınınobeziteye bağlı solunumsal ve hemodinamikparametreler üzerine etkisi

    The effects of high-flow nasal oxygen applications on respiratory and hemodynamic parameters related to obesity in sedoanalgesia-assisted probe curettage procedures

    SAMET SADE

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2024

    Anestezi ve ReanimasyonErzincan Binali Yıldırım Üniversitesi

    Anesteziyoloji ve Reanimasyon Ana Bilim Dalı

    DR. ÖĞR. ÜYESİ HAKAN GÖKALP TAŞ

  3. Acil servise solunum sıkıntısı ile başvuran olgularda yüksek akımlı oksijen tedavisinin etkinliğinin araştırılması

    Investigation of the efficacy of high-flow oxygen therapy in patients presenting to the emergency department with respiratory distress

    YUSUF AKGÜN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2019

    İlk ve Acil YardımÇukurova Üniversitesi

    Acil Tıp Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. AHMET SEBE

  4. Acil servise karbonmonoksit zehirlenmesi ile başvuran hastalarda yüksekakışlı nazal kanül oksijen tedavisi ile standart oksijen tedavisinin etkinliklerinin karşılaştırılması

    Comparison of high flow nasal cannula oxygen therapy and standardoxygen therapy in patients presenting to the emergency department withcarbon monoxide poisoning

    ÖNDER YEŞİLOĞLU

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2019

    Göğüs HastalıklarıSağlık Bakanlığı

    Acil Tıp Ana Bilim Dalı

    UZMAN MÜGE GÜLEN

  5. Akut karbonmonoksit zehirlenmelerinde yüksek akım nazal kanül tedavisi ile karboksihemoglobin yarılanma zamanının saptanması

    Determination of carboxyhemoglobin half-life in patients with acute carbon monoxide poisoning treated with high flow nasal cannula

    İBRAHİM ULAŞ ÖZTURAN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2018

    İlk ve Acil YardımKocaeli Üniversitesi

    Acil Tıp Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. ELİF YAKA