COVID-19 salgın sürecinin kronik böbrek hastalığı olan çocuklara etkisinin değerlendirilmesi
Evaluation of the impact of the COVID-19 pandemic on children with chronic kidney diseases
- Tez No: 803276
- Danışmanlar: PROF. DR. ELİF ÇOMAK
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları, Child Health and Diseases
- Anahtar Kelimeler: Böbrek hastalıkları, Böbrek yetmezliği-kronik, COVID 19, Korona virüs enfeksiyonları, Nefroloji, SARS virüsü, Çocuklar, Kidney diseases, Kidney failure-chronic, COVID 19, Coronavirus enfections, Nephrology, SARS virus, Children
- Yıl: 2023
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Akdeniz Üniversitesi
- Enstitü: Tıp Fakültesi
- Ana Bilim Dalı: Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
COVID-19 pandemisi, aşılama programlarına ve sağlık kuruluşlarına erişmekte güçlük çekenler başta olmak üzere küresel düzeyde bir krize, ölüm ve sakatlıklara neden olmuştur. Aşılama politikalarına rağmen, bağışıklıktan kaçabilen ve yeni enfeksiyon dalgalarını da beraberinde getiren yeni varyantların (delta, omicron) ortaya çıkması vaka sayılarında ciddi artışlara neden olmuş, özellikle altta yatan kronik hastalığı bulunan, immün sistemleri defektif, aşısız, yüksek riskli hastalar ile ilgili bir endişe kaynağı oluşturmuştur. Literatürde kronik böbrek hastalığı olan çocuk popülasyonunda COVID-19 seroprevalansı ve seropozitivite ile ilişkili faktörleri inceleyen az sayıda çalışma bulunmaktadır. Bu çalışmada, COVID-19 pandemisi sürecinde çocuk nefroloji kliniğinde takipli, kronik böbrek hastalığı bulunan çocukların erişkin COVID-19 aşısı programı öncesi ve sonrası dönemde SARS-CoV-2 enfeksiyon sıklığı, seroprevalansı, virüs'e maruziyet açısından risk durumları, semptom/temas öykülerinin incelenmesi ve bunların SARS-CoV-2 serolojisi ile olan ilişkilerinin analiz edilmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya 18 yaşından küçük, kronik böbrek hastalığı bulunan (böbrek nakilli, HD/PD uygulanan, Evre 2-5 KBH) , COVID-19 aşısı uygulanmamış çocuk hastalar gönüllük esasına göre dahil edildi. Hastalar iki gruba ayrıldı. İlk grup COVID-19 aşılarının henüz yaygın kullanımda olmadığı (01.02.2021–25.03.2021) dönemde, ikinci grup ise COVID-19 aşılarının yaygın kullanımda olduğu (23.12.2021–07.02.2022) dönemde çalışmaya dahil edildi. Hastaların demografik ve klinik özellikleri hastane tıbbi kayıtlarının retrospektif olarak incelenmesi ile elde edildi. Hastaların rutin poliklinik başvurusu veya hastane yatışı esnasında, COVID-19 pandemi sürecinde karşılaştıkları enfeksiyon maruziyet risklerini değerlendirmek, COVID-19 ile uyumlu olabilecek semptom ve temas durumlarını sorgulamak açısından standart anket formları kullanıldı. Subklinik COVID-19 enfeksiyonu ve seroprevalans tespiti açısından SARS-CoV-2 spike proteininin S1 alanına karşı anti-SARS-CoV-2 IgG antikoru bir mikro ELISA kiti ile araştırıldı.İstatistiksel analiz için IBM SPSS Statistics 18 © Copyright SPSS Inc. 1989, 2010 yazılımı kullanıldı. Çalışmada istatistiksel anlamlılık düzeyi 0,05 olarak kabul edildi. Çalışmaya kronik böbrek hastalığı olan, toplam 182 çocuk ve ergen hasta dahil edildi. İlk grup olan ''COVID-19 aşısı öncesi'' grubuna 116 hasta, ikinci grup olan ''COVID-19 aşısı sonrası'' grubuna ise 66 hasta dahil edildi. Çalışmadaki hastaların ortalama yaşı 11 yıl olup %55'i erkekti. Primer böbrek hastalığı tanı dağılımı; CAKUT %33 (n:60), NS/GMN %39 (n:71), kistik böbrek hastalığı %10.4 (19), HÜS %9.3 (n:17), diğer nedenler %8.2 (n:15) şeklindeydi. Hastaların %54'ü (99/182) böbrek nakli, %9.9'u (18/182) HD/PD uygulanan, %35.7'si (65/182) ise kompanse KBH hastalarından oluşuyordu. İmmunsupressif medikal tedavi alan hasta oranı %73'tü (134/182). Hastaların %31.3'ü (57/182) seropozitif, %68.7'si (125/182) ise seronegatifti. SARS-CoV-2 seroporevalansı aşı öncesi dönemde %24.1 (28/116), aşı sonrası dönemde ise anlamlı olarak daha yüksek %43.9 (29/66) bulundu (p<0,05). Seropozitivite oranları, diyaliz hastalarına (%38.8) kıyasla böbrek nakli hastalarında (%30.3) daha düşüktü. Ayrıca Kompanse KBH tanısı olanlarda seropozitivite oranı böbrek nakli ile benzerdi (%30.7) (p>0.05). Hastaların %53.8'ine (98/182) PCR testi yapılmıştı. PCR testi yapılan hastaların sadece %15.3'ünün (15/98) test sonucu pozitifti. PCR pozitiflik oranı %66 (10/15) olarak saptandı. Seropozitif/seronegatif farketmeksizin, aşı öncesi döneme kıyasla aşı sonrası dönemde semptomatik hasta oranı daha yüksekti (%95'e karşı %54, p<0,05). Bildirilen en sık semptomlar sırasıyla ateş (%40), öksürük (%33) ve GIS semptomu (%25) şeklindeydi. Hastaların büyük çoğunluğu, enfeksiyonu hafif klinik bulgularla geçirmişti. COVID-19 maruziyeti açısından risk oluşturan; toplu taşıma kullanma, kalabalık ortamda bulunma, COVID-19 tanılı hasta ile yakın temas ve COVID-19 hastalarının tedavi edildiği sağlık kuruluşuna başvuru oranları aşı sonrası dönemde anlamlı olarak daha yüksek iken (p<0,05), izolasyon kurallarına (maske, sosyal mesafe, el yıkama) ve evde kalma kurallarına uyma oranları aşı öncesi dönemde anlamlı olarak daha yüksekti (p<0,05). Hastaların primer böbrek tanıları, kullandıkları immünsupressif ilaçlar, ağır immünsupresyona maruz kalma ile seropozitif veya seronegatif olma arasında anlamlı bir ilişkiye rastlanmadı.Araştırma sonuçları; COVID-19 pandemisi sürecinde kronik böbrek hastalığı gibi komorbid hastalığı bulunan çocuklarda SARS-CoV-2 seroprevalansının giderek arttığını, özellikle daha bulaşıcı varyantlar olan delta ve omicron'un baskın olmaya başlaması, toplumun koruyucu önlemlere olan uyumunun azalmasıyla birlikte vaka sayılarında ve semptom sıklığında belirgin artış olduğunu göstermektedir. Ayrıca, bu hasta popülasyonunda COVID-19 hastalığının genellikle hafif klinik bulgularla seyrettiğini, hastaların diğer klinik özellikleri ve kullandıkları medikal tedaviler ile seropozitivite arasında anlamlı bir ilişki olmadığı görüşünü desteklemektedir. Seroprevalans çalışmaları, gelecekteki muhtemel salgın dalgalarını önlemek ve aşılamanın etkilerini görerek çeşitli stratejiler geliştirmeye olanak sağlamaktadır. Bu bakımdan çalışmamız, bu kırılgan popülasyon için farklı aşılama stratejilerinin geliştirilmesine katkı sağlayabilir. Beklenmedik bir şekilde ortaya çıkan COVID-19 pandemi süreci, birçok yönden toplumu hazırlıksız yakalamış, süreç içinde çözümler bulmaya zorunlu kılmıştır. Bu salgın sürecinde elde edilen bilimsel rakamlar ve tecrübeler daha sonra yaşanabilecek olası benzer salgınların yönetilmesinde yol gösterici ve çözümleyici olabilir.
Özet (Çeviri)
The COVID-19 pandemic has caused a global crisis, death and disability, especially for those who have difficulty accessing vaccination programs and healthcare facilities. Despite vaccination policies, the emergence of new variants (delta, omicron) that can evade immunity and bring with it new waves of infection has led to significant increases in the number of cases and a concern especially in patients with underlying chronic diseases, immune systems defective, unvaccinated and high-risk patients. There are few studies in the literature examining the factors associated with COVID-19 seroprevalence and seropositivity in the pediatric population with chronic kidney disease. In this study, it was aimed to analyze the frequency of SARS-CoV-2 infection, seroprevalence, risk status in terms of virus exposure, symptom/contact histories and their relationships with SARS-CoV-2 serology in the before and after COVID-19 vaccination period of children with chronic kidney disease who were monitored at the pediatric nephrology clinic during the COVID-19 pandemic. Child patients under the age of 18, with chronic kidney disease (kidney transplant, HD/PD, Stage 2-5 CKD), who had not been vaccinated against COVID-19 were included in the study on a voluntary basis. The patients were divided into two groups. The first group was included in the study during the period when COVID-19 vaccines were not in widespread use yet (01.02.2021– 25.03.2021), and the second group during the period when COVID-19 vaccines were in widespread use (23.12.2021–07.02.2022). Demographic and clinical characteristics of the patients were obtained by retrospective examination of hospital medical records. Standard questionnaire forms were used to assess the infection exposure risks that patients encountered during the COVID-19 pandemic process during routine outpatient clinic admission or hospital admission, to question symptoms and contact situations that may be compatible with COVID-19. The anti-SARS-CoV-2 IgG antibody against the S1 domain of the SARS-CoV-2 spike protein was investigated.with a micro ELISA kit in terms of subclinical COVID-19 infection and seroprevalence detection. A total of 182 children and adolescent patients with chronic kidney disease were included in the study. 116 patients were included in the first group, the 'pre-COVID-19 vaccine' group, and 66 patients were included in the second group, the 'post-COVID-19 vaccine' group. The average age of the patients in the study was 11 years and 55% were male. Primary kidney disease diagnosis distribution was as FOLLOWS; CAKUT 33% (n:60), NS/GMN 39% (n:71), cystic kidney disease 10.4% (19), HUS 9.3% (n:17), other causes 8.2% (n:15). 54% (99/182) of the patients were kidney transplant recipients, 9.9% (18/182) underwent HD/PD, 35.7% (65/182) were compensated CKD patients. The proportion of patients receiving immunosuppressive medical treatment was 73% (134/182). 31.3% (57/182) of the patients were seropositive and 68.7% (125/182) were seronegative. SARS-CoV-2 seroporevalance was found to be 24.1% (28/116) in the pre-vaccine period and significantly higher 43.9% (29/66) in the post-vaccine period (p<0.05). Seropositivity rates were lower in kidney transplant recipients (30.3%) compared to dialysis patients (38.8%). In addition, the seropositivity rate was similar to kidney transplantation recipients in those diagnosed with compensated CKD (30.7%) (p>0.05). PCR test was performed to 53.8% (98/182) of the patients. Only 15.3% (15/98) of the patients who underwent PCR testing had positive test results. The PCR positivity rate was found to be 66% (10/15). Regardless of seropositive/seronegative, the rate of symptomatic patients was higher in the post-vaccination period compared to the pre-vaccination period (95% vs. 54%, p<0.05). The most common symptoms reported were fever (40%), cough (33%) and GI symptoms (25%), respectively. Most of the patients had the infection with mild clinical findings. The risk factors for COVID-19 exposure were; using public transportation, being in a crowded environment, close contact with a patient diagnosed with COVID-19, and admission rates to a health facility where COVID-19 patients were treated were significantly higher in the post-vaccination period (p<0.05). In contrast, the rates of compliance with the isolation rules (mask, social distance, hand washing) and staying at home rules were significantly higher in the pre-vaccination period (p<0.05). No significant correlation was found between the patients' primary kidney diagnosis, the immunosuppressive drugs they used, exposure to severe immunosuppression, and being seropositive or seronegative. Our research results shows that SARS-CoV-2 seroprevalence has gradually increased in children with comorbid diseases such as chronic kidney disease during the COVID-19 pandemic process, and there has been a significant increase in the number of cases, especially with the new variants delta and omicron becoming dominant and protective measures decreased. Our results are also related to this patient population; It shows that COVID-19 disease usually progresses with mild clinical findings, and there is no significant relationship between seropositivity and other clinical features of the patients and the medical treatments they use. Seroprevalence studies allow us to develop various strategies to prevent possible future epidemic waves and to see the effects of vaccination. The scientific figures and experiences obtained during this epidemic process can be guiding and resolving in the management of similar epidemics that may occur later. The COVID-19 pandemic process, which emerged unexpectedly, caught society unprepared in many ways and forced it to find solutions in the process. The scientific figures and experiences obtained during this epidemic process can be guiding and resolving in the management of possible similar outbreaks that may occur later.
Benzer Tezler
- COVİD - 19 enfeksiyonu tanısıyla hastanede yatan ve hemodiyalize giren hastaların klinik sonlanımları
Clinical outcomes of patients in hospital with the diagnosis of COVİD- 19 infection and entering hemodialysis
MEHMET GÜRDAL SAVSAR
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2022
NefrolojiSağlık Bilimleri Üniversitesiİç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. EBRU GÖK OĞUZ
- COVID-19 salgını sürecinde hemodiyaliz hastalarının hijyen tutumları ve bireysel koruyucu önlemlerinin araştırılması
Investigation of hygiene attitudes and individual protective measures of hemodialysis patients during the COVID-19 pandemic
ŞÜKRAN BIÇAKCI
Yüksek Lisans
Türkçe
2022
Mikrobiyolojiİstanbul Aydın ÜniversitesiTıbbi Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı
DOÇ. REYHAN ÇALIŞKAN
- Covid-19 salgın sürecinin işgücü piyasasına etkisi
The impact of the Covid-19 outbreak duration on the labour market
İLYASHAN YILMAZ
Yüksek Lisans
Türkçe
2023
Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileriDokuz Eylül ÜniversitesiÇalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Ana Bilim Dalı
PROF. DR. FARUK SAPANCALI
- 65 yaş ve üzeri tip 2 diyabetes mellitus hastalarında COVİD-19 pandemi sürecinin diyabet regülasyonu ve lipid profili üzerindeki etkisi
The effects of the pandemic COVID period on diabetes regulation and lipid profi̇le in patients aged 65 and over with type 2 diabetes melli̇tus
ABDULLAH SEÇMEN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2022
İç HastalıklarıSağlık Bilimleri Üniversitesiİç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. ÇİĞDEM ÖZKAN
- COVİD-19 tanısı ile Hacettepe Üniversitesi erişkin hastanesinde izlenen hastaların hastalık ile ilgili risk algıları ve yaşam tarzı değişikliği planlarının değerlendirilmesi
Evaluation of disease-related risk perceptions and lifestyle change plans of patients followed up at Hacettepe University adult hospital with the diagnosis of COVİD-19
KAMIL ZARNISHANOV
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2021
İç HastalıklarıHacettepe Üniversitesiİç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. GÜLAY SAİN GÜVEN
DR. ÖĞR. ÜYESİ NURSEL ÇALIK BAŞARAN