Yapısal kardiyak anomalisi ve süreğen hastalığı olmayan ventriküler erken vuru (VEV)'lu çocuk ve adolesan olgularda izlem sürecinde prognozun değerlendirilmesi
Prognosis of ventricular premature contractions (VPCS) in children and adolescents without structural cardiac abnormalities and chronic disease: A clinical follow up study
- Tez No: 666067
- Danışmanlar: PROF. DR. FİLİZ EKİCİ
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları, Child Health and Diseases
- Anahtar Kelimeler: Ablasyon, Elektrokardiyografi, Kalp fonksiyon testleri, Kalp hastalıkları, Prognoz, Ventriküler fonksiyon, Ablation, Electrocardiography, Heart function tests, Heart diseases, Prognosis, Ventricular function
- Yıl: 2021
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Akdeniz Üniversitesi
- Enstitü: Tıp Fakültesi
- Ana Bilim Dalı: Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Amaç: Yapısal kardiyak anomalisi olmayan ventriküler erken vuru (VEV)'lu çocuk hastaların demografik özelliklerinin, VEV orijin, karakter ve sıklığının prognoz üzerine etkisini değerlendirmeyi amaçladık. Hastalar: Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Kardiyoloji kliniğinde 2017-2020 yılları arasında VEV tanısı alan ve en az iki yıl izlenen hastalar retrospektif olarak incelendi. Yapısal kardiyak anomalisi ya da kronik bir hastalığı olan, takip laboratuvar verileri eksik veya yetersiz olan hastalar çalışma dışı bırakıldı. Yöntemler: Hastanemiz tıbbi bilgi veri tabanı sistemi kullanılarak yüzeyel EKG bulguları, 24 saatlik ayaktan Holter EKG kayıt verileri, Ekokardiyografi bulguları, egzersiz testi ve kardiyak manyetik rezonans görüntüleme sonuçları elde edildi. Aritmi ile ilişkili semptomlar ve başvuru anındaki fizik muayene bulguları kaydedildi. Tüm hastalara ilk başvuruda yüzeyel EKG, Ekokardiyografi ve 24 saatlik ayaktan Holter EKG incelemesi yapıldı ve elde edilen bu ilk laboratuvar bulguları takip verileriyle karşılaştırıldı. Yüzeyel EKG verilerine göre VEV'lerin kökenleri ve karakterleri belirlendi. Lown sınıflandırmasına göre VEV'ler sınıflandırıldı. 24 saatlik ayaktan Holter EKG yöntemiyle VEV sıklığı, uyku/uyanıklık dönemlerine göre VEV sıklığının dağılımı ve sürekli olmayan VT varlığı değerlendirildi. VEV'lerin sıklığı; günlük VEV sayısının toplam kalp atım (VEV/TAS) sayısına oranı olarak tanımlandı. Hastalar VEV sıklığına göre üç gruba ayrıldı: seyrek VEV (VEV/TAS ≤ % 5), orta sıklıkta VEV (VEV/TAS, % 5 ila % 10 arası) ve sık VEV (VEV/TAS ≥ %10). Hastaların 24 saatlik ayaktan Holter EKG takiplerine göre VEV yükündeki değişim % 10'dan az ise değişmeyen olarak tanımlandı. Hastaların VEV yükündeki değişim takipte %10'dan fazla ise artma veya azalma olarak tanımlama yapıldı. Çalışmamızda ayrıca hastalara uygulanan farmakolojik veya girişimsel tedavilerin prognoz üzerindeki etkileri de değerlendirildi. Bulgular: Çalışmaya 73 hasta dahil edildi. Hastaların başvuru anındaki yaş ortalaması 11,1 yaş (alt ve üst sınır: 11 ay-17,8 yıl), kadın/erkek oranı: 0,78 ve izlem süresi ortalama 27 aydı (maks:40 ay). Hastaların %54,8'nin ilk başvuruda aritmi ile ilişkili yakınması bulunmaktaydı. En sık yakınma 18 hasta ile (%24,7) göğüs ağrısı idi. Hastaların %38,4'ünde fizik incelemede patolojik bulgu saptandı. En sık bulgu hastaların %28,8'inde oskültasyonla saptanan kalp ritmindeki düzensizlikti. Hastaların yüzeyel EKG'leri incelendiğinde %89'nun VEV aksı inferiorken, %11'nin VEV aksı süperior idi. Hastaların %15,1'i sol ventrikül kökenli, %84,9'u ise sağ ventrikül kökenliydi. Sağ ventrikül kökenli hastaların QTc süresi ortalaması sol ventrikül kökenli hastalara göre anlamlı olarak daha yüksekti (p=0,003). Hastalarımızın %16,4'ü polimorfik VEV özelliği gösterirken, %83,6'sı monomorfik VEV özelliği göstermekteydi. Çalışma grubumuzda hastaların %42,5'inde ikili VEV ve %9,6'sında (yedi hasta) ise ventriküler taşikardi mevcuttu. 24 saatlik ayaktan Holter EKG kayıtlarına göre hastaların %58,9'u seyrek VEV, %15,1'i orta sıklıkta VEV, %26'sı ise sık VEV olarak tanımlandı. Tümü birden değerlendirildiğinde; çalışma grubumuzda toplam 38 (%52,1) hastada basit VEV, 35 (%47,9) hastada ise kompleks VEV tespit edildi. Çalışma grubumuzdaki 39 hastaya (%53,4) egzersiz testi yapıldı ve bunlardan sadece üç hastanın (%7,7) egzersiz testi pozitif sonuçlandı. Aritmojenik Sağ Ventrikül Kardiyomiyopatisi (ARVC) şüphesiyle dokuz (% 12,3) hastaya kardiyak manyetik rezonans görüntüleme (KMRG) yapıldı. Bir hastada sağ ventrikül duvarında hafif trabekülasyon artışı, bir diğer hastada ise sağ ventrikül miyokardında hafif yağlanma mevcuttu. Böylece çalışma grubumuzdaki hastaların sadece ikisinde patolojik KMRG bulguları saptandı. Hastaların tanı sırasında ve takipteki incelemelerinde ölçülen EF ortalamaları arasında anlamlı bir fark yoktu. Takip süresince hiçbir hastamızda sol ventrikül genişliğinde anlamlı bir artış olmadı ve sol kalp yetmezliği gelişmedi. Hastaların takipte ortalama VEV sıklığı anlamlı oranda azaldı (6,74±8,23 karşılık 2,88±4,85), (p<0,001). VEV'ler hastaların %74'ünde uyanıkken %26'sında ise uykuda daha sıktı. İzlemde yapılan 24 saatlik ayaktan Holter EKG takiplerine göre VEV sıklığının; 49 hastada (%67,1) azaldığı, 14 hastada (%19,2) arttığı ve 10 hastada (%13,7) ise değişmediği görüldü. Hastaların 37'sinde (%50,7) ise takipte VEV'ler tamamen kayboldu. Sağ ventrikül kökenli VEV'li hastalarda takipte VEV sıklığındaki azalma daha yüksek oranda görüldü (%69,4'e karşı %54,5). Sol ventrikül kökenli VEV'li hastalarda ise takipte VEV sıklığındaki artış daha yüksek oranlarda görüldü (%27,3'e karşı %19,4). Ancak bu farklılık istatistiksel açıdan anlamlı değildi. Takipte VEV sıklığı artan hastalarda ilk başvuruda trigemine VEV sıklığı anlamlı olarak yüksek bulundu (p=0,039). VEV sıklığı azalan hastalarda ise ilk başvuruda bigemine VEV sıklığı anlamlı olarak daha yüksek saptandı (p=0,031). Ayrıca orta sıklıkta ve sık VEV'li hastalarda takiplerde VEV/TAS oranındaki azalma seyrek VEV'li hastalara göre anlamlı olarak daha fazlaydı (p=0,005). Ancak VEV'lerin tamamen düzelmesi ise seyrek VEV'li hastalarda anlamlı olarak daha yüksek bulundu (p=0,045). Hastaların VEV morfolojisi, VT varlığı, ventrikül kökeni ve karakteri ile izlemde VEV/TAS oranı değişimi ve VEV'lerin kaybolması arasında anlamlı ilişki saptanmadı. 25 (%34,2) hastaya farmakolojik tedavi verildi. Çalışmamızda, takipteki VEV sıklığındaki değişimlere göre farmakolojik tedavi alan ve almayan grup kıyaslandığında anlamlı bir fark görülmedi. Ayrıca beş (%6,8) hastaya kateter ablasyon uygulandı ve bu hastaların dördünde tam düzelme sağlandı. Sonuç: Bu çalışma yapısal olarak normal kalpli çocuklarda idiyopatik ventriküler ekstra vuruların çoğunlukla inferior akslı ve sağ ventrikül kökenli olduğunu göstermiştir. Hastaların yaş ve cinsiyetlerinin, 24 saatlik ayaktan Holter EKG izleminde VEV sıklığı, uyku/uyanıklık periyotlarında VEV sıklığı dağılımı, sürdürülemeyen VT varlığı ile ventrikül kökenlerinin prognoz üzerine etkili olmadığı hatta kompleks VEV'i olan çocuklarda bile klinik gidişatın çok iyi olduğu gösterilmiştir. İlaç tedavisi semptomatik iyileşme sağlayabilir ancak prognozu etkilememektedir. Kateter ablasyon yöntemi ise uygun vakalarda başarılı sonuçlar sağlayabilir. Yapısal olarak normal kalpli çocuklarda VEV'lerin prognozu olumludur ve aileler bu konuda rahatlatılmalıdır. Ayrıca değerlendirmeler sonrasında çocukların sportif faaliyetlere katılmaları onaylanabilir.
Özet (Çeviri)
Objective: We aimed to evaluate the effects of demographic features, VPS frequency, origin and character on prognosis of VPCs in healthy children diagnosed with ventricular premature contraction. Patients: We retrospectively examined the patients who were diagnosed with VPC and followed up for at least 2 years in the Pediatric Cardiology clinic of Akdeniz University Faculty of Medicine between 2017 and 2020. The patients who had been diagnosed with cardiac abnormality or chronic disease or missing or insufficient follow-up laboratory data were excluded from the study. Methods: The surface ECG findings, 24-hour ambulatory Holter ECG (AHE) recording data, Echocardiography findings, exercise test and cardiac magnetic resonance imaging results were obtained by the medical information database of our hospital. Symptoms related to arrhythmia and physical examination findings on admission were recorded. Echocardiography, surface and 24-hour ambulatory Holter ECG (AHE) examination were performed in all patients at the first admission and these initial laboratory findings were compared with follow up data. The origins and characteristics of VPCs were analyzed based on surface ECG data. The characteristic of VPCs was classified according to Lown classifications. The frequency of VPCs, distribution of VPC frequency in sleep/wake periods, presence of non-sustained VT were evaluated 24-hour ambulatory Holter ECG method. The frequency of VPCs was defined as the ratio of the VPC number to the total heart beat (VPC/THB) per day. According to the frequency of VPCs, the patients were categorized into three groups: rare VPC (VPC was equal or less than 5% of THB), medium frequency VPC (VPC was between 5 and 10 % of THB), and frequent VPC (VPC was equal or more than 10% of THB). If the change in VPC burden in 24-hour AHE at follow-up was less than 10%, it was defined as unchanged. If the change was more than 10%, it was defined as increased or decreased in VPC burden at follow-up. We also evaluated the effects of the drugs given to patients or interventional therapies on prognosis. Results: 73 patients were included in this study. The mean age of the patient was 11.1 years (lower and upper limit: 11 months-17.8 years) on admission, a female/male ratio was 0.78 and the mean follow-up period was 27 months (max: 40 months). 54.8% of patients had complaints related to arrhythmia on admission. The most common complaint was chest pain and recorded in 18 patients (24.7%) of cases. Physical examination revealed pathological findings in 38.4% of patients. The most common physical finding was arrhythmia and detected by auscultation in 28.8% of them. Based on surface ECG records, the VPC axis was located inferiorly in 89% of cases and located superiorly in 11% of the patients. VPCs originated from the left ventricle and right ventricle in 15.1% and 84.9% of cases, respectively. The mean QTc duration of patients with right ventricular origin VPC was significantly higher than that of patients with left ventricular origin (p = 0.003). While 16.4% of our patients showed polymorphic VPC features, 83.6% presented monomorphic VPC features. In our study group, 42.5% of the patients had couplet VPC and 9.6% (seven patients) had ventricular tachycardia. According to 24-hour AHE recordings, 58.9% of the patients were defined as rare VPC, 15.1% as medium frequency VPC, and 26% as frequent VPC. When all were evaluated, simple VPC was detected in 38 (52.1%) patients and complex VPC in 35 (47.9%) patients in our study group. An exercise test was performed in 39 patients (53.4%) in our study group and only three (7.7%) were positive. Cardiac magnetic resonance imaging (CMRI) performed in nine (12.3%) patients due to a suspicion of Arrhythmogenic Right Ventricular Cardiomyopathy (ARVC). There was a slight increase in trabeculation in the right ventricular wall in one patient and mild steatosis in the right ventricular myocardium in another patient. The pathological CMRI findings were detected in only two patients in our study group. The mean EF value at follow up was not significantly different than that measured at initial examination. During the follow-up period, there was no significant increase in left ventricular dimension, and the heart failure did not occur. The frequencies of VPCs reduced significantly at follow up (6.74 ± 8.23 % versus 2.88 ± 4.85 %), (p<0.001). The VPCs were more frequent in 74% of the patients during awake and in 26% of the patients during sleep. 24-hour AHE records at follow-up showed that the frequency of VPCs was decreased in 49 patients (67.1%), increased in 14 patients (19.2%) and unchanged in 10 patients (13.7%). VPCs completely disappeared in 37 patients (50.7%) during follow-up. The decrease in frequency of VPCs in the follow-up was higher ratio seen in patients (69.4 versus 54.5 %) with VPC originating from the right ventricle. The increase in frequency of VPCs in the follow-up was higher ratio seen in patients (27.3 versus 19.4 %) with a left ventricular origin. However, the differences between them were not statistically significant. While the frequency of trigeminy VPC at the first admission was found to be significantly higher in patients who increased in frequency of VPC during follow-up (p=0.039). The frequency of bigeminy VPC was found to be significantly higher at the first admission in patients who decreased in the frequency of VPC (p=0.031). In addition, the decrease in VPC/THB ratio at follow-up was significantly more common in patients with moderate and frequent VPC at initial examination when compared to patients with rare VPC at initial examination (p=0.005). However, the complete recovery of VPCs was significantly higher in patients with rare VPC (p=0.045). There was no significant relationship between VPC morphology, presence of VT, ventricular origin and character of VPCs and the change in VPC/THB ratio and disappearance of VPCs in the follow-up. 25 (34.2%) patients were given pharmacological treatment. In our study, there was no significant difference when the changes of VPCs frequency in the follow-up were compared between the groups with and without pharmacological treatment. In addition, five (6.8%) patients underwent catheter ablation and complete recovery was achieved in four of these patients. Conclusion: This study showed that idiopathic ventricular extra beats are more commonly shown in inferior axis with right ventricular origin in children with structurally normal hearts. The age and gender of the patients, VPC frequency in 24-hour AHE monitorisation, distribution of VPC frequency in sleep/wake periods, presence of non-sustained VT and ventricular origins of VPCs have been shown not to affect the prognosis; and even in children with complex VPC, all patient have a very good clinical course. The drug therapy may provide symptomatic improvement, however it doesn't affect prognosis. The catheter ablation may provide successful results in appropriate cases. The prognosis of VPCs in children with structurally normal hearts is favorable and the patient families should be relieved on this issue. Additionally, children can be approved to participate in sports activities after evaluations
Benzer Tezler
- Antakya tarihi ticaret merkezi mekansal yapı değişim ve gelişim sürecinin kent ticaret merkezi planlamasına etkinliği
The Effectiveness of spatial structural chance and development period of the historical trade center of Antakya in the urban trade planning
NEVİN TURGUT
Yüksek Lisans
Türkçe
1986
Şehircilik ve Bölge PlanlamaGazi ÜniversitesiŞehir ve Bölge Planlama Ana Bilim Dalı
YRD. DOÇ. DR. NURCAN UYDAŞ
- Nükleer rezonasta moleküler yapıların incelenmesi (yapısal faz geçiş kuramları üzerine bir inceleme)
Başlık çevirisi yok
ABDURRAHMAN ANDİÇ
Yüksek Lisans
Türkçe
1986
Fizik ve Fizik MühendisliğiUludağ ÜniversitesiFizik Ana Bilim Dalı
PROF. DR. AYTAÇ YALÇINER
- Alloxan'ın sıçan pankreası üzerine etkilerinin ışık ve elektron mikroskobu seviyelerinde araştırılması
Investigation about the effect of alloxan on the rat at light and electronmicroscopical levels
SAİM ÖZDAMAR
Yüksek Lisans
Türkçe
1987
BiyokimyaCumhuriyet ÜniversitesiMorfoloji Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. ERDOĞAN GÜRSOY
- Effect of chymotrypsin on M1 type pyruvate kinase from rabbit muscle and L-type from sheep liver
Başlık çevirisi yok
NİLAY BAŞARAN
Yüksek Lisans
İngilizce
1987
BiyokimyaOrta Doğu Teknik ÜniversitesiBiyokimya Ana Bilim Dalı
YRD. DOÇ. DR. MERAL YÜCEL
- Bursa-Balıkesir bölgesi beyaz peynir işletmelerinin teknolojik yapıları ve üretilen beyaz peynirlerin kalitelerinin saptanması üzerinde bir araştırma
Başlık çevirisi yok
MEHMET ETEL
Yüksek Lisans
Türkçe
1987
Gıda MühendisliğiUludağ ÜniversitesiTarım Ürünleri Teknolojisi Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. OĞUZ KILIÇ