Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesinde doğum yapan kadınlarda doğum sonrası depresyon sıklığı ve risk faktörlerinin Edinburgh doğum sonrası depresyon ölçeği kullanılarak değerlendirilmesi
Evaluation of postpartum depression prevelance and risk factors using The Edinburgh postnatal depression scale at Diyarbakir Gazi Yaşargil Research and Training Hospital women who gave birth
- Tez No: 598121
- Danışmanlar: DR. ÖĞR. ÜYESİ HAMZA ASLANHAN
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Aile Hekimliği, Family Medicine
- Anahtar Kelimeler: Postpartum depresyon, prevalans, risk faktörleri, Edinburgh Postpartum Depresyon Ölçeği, Depresyon, Depresyon-postpartum, Doğum, Kadınlar, Ölçekler, Postpartum depression, prevalence, risk factors, Edinburgh Postpartum Depression Scale, Depression, Depression-postpartum, Delivery, Women, Scales
- Yıl: 2019
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Dicle Üniversitesi
- Enstitü: Tıp Fakültesi
- Ana Bilim Dalı: Aile Hekimliği Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Amaç:Doğum sonrası depresyon (DSD) diğer adıyla postpartum depresyon doğumdan sonra başlayan psikotik belirtileri olmayan majör depresif ataktır.Bu çalışma, Diyarbakır il merkezinde doğum yapan kadınlarda doğum sonu depresyon prevalansını ve ilişkili risk faktörlerini,Edinburgh Doğum Sonrası Depresyon Ölçeğikullanarak değerlendirilmesi amacı ile yapılmıştır. Gereç ve Yöntem:Tanımlayıcı ve kesitsel tipteki bu çalışmanın evrenini, Sağlık Bilimleri Üniversitesi Diyarbakır Gazi Yaşargil E.A.H. kadın hastalıkları ve doğum polikliniğine, doğum sonrası başvuran kadınlar oluşturmaktadır.Çalışma verileri, 2018 yılı, nisan-haziran aylarında kadınlara 44 sorudan oluşan sosyodemografik veri formu ve 10 sorudan oluşan Edinburgh Postpartum Depresyon Ölçeği(EPDÖ) hekim tarafından uygulanarak toplanmıştır. Araştırmamızakriterlere uyan toplam 311 kadındahil edilmiştir. Bulgular:DSD prevalansı %15,1 olarak saptanmıştır.Gebeliği planlı olanlarda DSD riski, planlı olmayanlara göre daha düşük bulunmuştur (p=0,010). Gebelik öncesi depresyon yaşayanlarda DSD riskinin daha yüksek olduğu görülmüştür (p=0,001).NVD yapanlarda DSD riski %10,9 iken, sezaryen ile doğum yapanlarda bu oran %20,4 idi (p=0,025). Kız cinsiyet isteyen grupta DSD riski, erkek isteyen gruba göre daha düşük saptanmıştır (p=0,029). Emziren kadınlarda DSD riski daha düşük bulundu (p=0,001). Ekonomik durumu orta-iyi olanlarda DSD riski ekonomik durumu kötü olanlara göre daha fazla saptandı (p=0,008). DSD taraması pozitif olan grupta düşük ortalaması 0,64±0,91 iken, DSD taraması negatif olan grupta 0,27±0,68 idi (p<0,001). Doğum öncesi depresyon yaşayanlarda DSD riski %37 olarak saptandı (p<0,001). Yenidoğan bebeğinde sağlık sorunu olan annelerde DSD riski, bebeğinde sağlık sorunu bulunmayan annelerdeki DSD riskinden daha fazla görüldü (p<0,001). Sonuç:DSDbaşta anne ve çocuk olmak üzere tüm aileyi etkileyebilen bir sağlık sorunu olup, sağlık sistemi üzerinde de önemli bir yük teşkil etmektedir. Bu nedenle anne adayının ve/veya annenin duygu durum değişikliklerini yakından izlemeli ve risk faktörleri açısından da değerlendirmeliyiz. Semptomların erken tanısı ve zamanında tedaviye başlanmasının depresyon gelişimini ya da ağırlaşmasını önleyebileceği görüşündeyiz.
Özet (Çeviri)
Objective: Postpartum depression (PPD) is a major depressive episode that begins after delivery with no psychotic symptoms. This study was conducted with the aim of evaluating the prevalence of postpartum depression and related risk factors in women who gave birth in Diyarbakır city center by using the Edinburgh Postpartum Depression Scale. Materials and Methods: The population of this descriptive and cross-sectional study consisted of women who were admitted to the Department of Obstetrics and Gynecology of the Health Sciences University Diyarbakır Gazi Yaşargil Training and Research Hospital after delivery. The study data were collected in 2018 by applying the sociodemographic data form which consisted of 44 questions and the Edinburgh Postpartum Depression Scale (EPDS) consisting of 10 questions, by the physicians, in between April-June. 311 women who met the research criteria were included in the study. Results: The prevalence of PPD was 15.1%. The risk of PPD was found to be lower in women with planned pregnancy compared to those without planning (p=0,010). The risk of PPD was found to be higher in women with depression before pregnancy (p=0,001). While the risk of PPD was 10,9% in women with NVB, this rate was 20.4% in cesarean section (p=0,025). The risk of PPD was found to be lower in the female group compared to the male group (p=0,029). The risk of PPD was lower in lactating women (p=0,001). The risk of PPD was found to be higher in women with moderate to good economic status than those with poor economic status (p=0,008). The mean abortion was 0,64±0,91 in the DSD screening positive group and 0,27±0,68 in the DSD negative screening group (p <0,001). The risk of DSD was 37% in patients with prenatal depression (p <0,001). The risk of DSD was higher in the mothers with health problems in the newborn baby than in the mothers without health problems in the newborn (p<0,001). Conclusion: PPD is a health problem that can affect the whole family, especially mother and child, and is a significant burden on the health system. For this reason, we should closely monitor the mood changes of the expectant mother and/or mother and evaluate in terms of risk factors. We have the opinion that early diagnosis of the symptoms and initiation of timely treatment may prevent the development or becoming severe of depression.
Benzer Tezler
- Hemşirelerin memnuniyet, tükenmişlik ve merhamet yorgunluğu ile bu faktörlerin iş doyumuna etkisi
Nurses satisfaction, burnout and compassion fatigue on the effect of these factors on job satisfaction
HALİME BÖLÜKBAŞI
Yüksek Lisans
Türkçe
2021
HemşirelikGaziantep ÜniversitesiHemşirelik Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. SEVGİN SAMANCIOĞLU BAĞLAMA
- Doğumsal kalp hastalığı olan çocukların aleksitimik özellikleri ile hastalığa yönelik tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Examining the relationship between alexithymic characteristics of children with congenital heart disease(CHD) and attitudes of the disease towards herself
MEHMET VEYSEL ASLAN
Yüksek Lisans
Türkçe
2022
HemşirelikHasan Kalyoncu ÜniversitesiHemşirelik Ana Bilim Dalı
DR. ÖĞR. ÜYESİ ZERRİN ÇİĞDEM
- Sağlık çalışanlarında örgütsel bağlılık (Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi örneği)
Organizational commitment of health workers (Diyarbakir Gazi Yasargil Training and Research Hospital sample)
MEHMET KARAKAŞ
Yüksek Lisans
Türkçe
2014
Sağlık Kurumları YönetimiBeykent Üniversitesiİşletme Yönetimi Ana Bilim Dalı
PROF. DR. MEHMET FİKRET GEZGİN
- Tiroit cerrahisinde intraoperatif nöromonitörizasyon kullanımının avantajları ve dezavantajları
Advantages and disadvantages of using intraoperative neuromonitorization in thyroid surgery
SERDAR GÜMÜŞ
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2017
Genel CerrahiSağlık Bilimleri ÜniversitesiGenel Cerrahi Ana Bilim Dalı
PROF. DR. YUSUF YAĞMUR
- Hemodiyaliz hastalarında müzik terapisinin yorgunluk ve anksiyete düzeylerine etkisi
The effect of music therapy on tired and anxiety levels in hemodialysis patients
EMRAL GÜLÇEK