Açıklanamayan infertil hastalarda yaşın tedavi sonuçlarına etkisinin belirlenmesi
Determining the effect of age on treatment outcomes in patients with unexplained infertility
- Tez No: 1013930
- Danışmanlar: DR. ÖĞR. ÜYESİ MÜŞERREF BANU YILMAZ
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Kadın Hastalıkları ve Doğum, Obstetrics and Gynecology
- Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
- Yıl: 2026
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
- Enstitü: İstanbul Zeynep Kamil Kadın ve Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi
- Ana Bilim Dalı: Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Amaç: Bu araştırma 21-50 yaş arasında, dışlama ve dahil edilme kriterlerini karşılayan hastalarda, intrauterin inseminasyon (IUI) tedavisi almış olup canlı gebelik elde edilemediği için in vitro fertilizasyon (IVF) tedavisine yönlendirilen hastaların yaşlara göre gebelik başarı oranlarını kıyaslayarak ovaryan stimülasyon tedavilerinin açıklanamayan infertilite üzerindeki yaşa bağlı başarısını değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Ovaryan stimülasyon protokollerinin açıklanamayan infertilite tedavisindeki rolünü anlamak, belirli yaş gruplarında daha etkin, hızlı, hastalar için daha az yorucu ve daha az maliyetli bir hasta yönetimi sağlamak için önemli olabilir. Elde edilecek bulgularla klinik uygulamaları yönlendirmek, belirli yaş gruplarında seçilecek en uygun tedavi protokolünü belirlemek ve beklentiyi optimize etmek için rehber olması amaçlanmaktadır. Gereç ve Yöntem: Çalışmamız tek merkezli gözlemsel retrospektif kohort çalışması olarak tasarlanmıştır. Çalışmamızda, Sağlık Bilimleri Üniversitesi Zeynep Kamil Kadın ve Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniğinde 2020-2025 tarihleri arasında Tüp Bebek polikliniğinde açıklanamayan infertilite tanısı alan hastalar incelenmiştir. Çalışmaya IUI tedavisi alan ve canlı doğumla sonuçlanmadığı için IVF tedavisine yönlendirilen 21-50 yaş arasındaki hastalar dahil edilmiştir. Açıklanamayan infertilite tanısı bir dışlama tanısı olduğu için dışlama kriterleri; erkek faktörü, düşük over rezervi, bilinen veya ultrasonda görülen endometrioma, tubal faktör, polikistik over hastalığı, kronik bir hastalığa sahip olma olarak kabul edilmiştir. 21-50 yaş arası açıklanamayan infertil tanısı almış 101 hastanın IUI ve IVF tedavilerinde ovaryan stimülasyon süreleri, cevapları ve gebelik sonuçları kullanılmıştır. Hastaların gebelik ve doğum süreci takip edilemediğinden gebelik sonuçlarında sadece biyokimyasal gebelik sonuçları alınmıştır. vii Bulgular: Kadın yaşının ilerlemesi, IVF sikluslarında hedeflenen foliküler gelişimi indüklemek için gereken toplam gonadotropin dozunda istatistiksel olarak anlamlı bir artışa (p=0.012) neden olduğu saptanmıştır. Bu durum, biyolojik yaşlanmanın over rezervi üzerindeki hem kantitatif hem de kalitatif baskısını net bir şekilde ortaya koymaktadır. Yaşın artışıyla birlikte toplanan oosit sayısı ve fertilize olan oosit sayısında sayısal bir azalma gözlenmiştir. Özellikle 40 yaş ve üzeri grupta oosit veriminin dramatik şekilde düşmesi, bu yaş grubundaki açıklanamayan infertilite vakalarında“zaman”faktörünün en kritik engel olduğunu kanıtlamaktadır. IUI kolunda yaş grupları arasında gebelik oranları açısından istatistiksel bir fark saptanmamış olsa da ileri yaş grubunda gebeliklerin %4.3 gibi düşük bir oranda kalması dikkat çekicidir. Buna karşın, IVF sikluslarında yaşa bağlı düşük implantasyon potansiyelini kompanse etmek amacıyla transfer edilen embriyo sayısının beklenildiği üzere anlamlı şekilde arttığı (p=0.001) saptanmıştır. Çalışma verilerimiz, genç yaş grubundaki (≤34 yaş) açıklanamayan infertil vakalarında IUI' ın makul bir başlangıç basamağı olabileceğini; ancak 35 yaşından itibaren, özellikle de 40 yaş üzerinde, hastaların daha yüksek başarı oranlarına sahip olan IVF tedavisine doğrudan veya çok daha hızlı bir şekilde yönlendirilmesinin rasyonel bir yaklaşım olacağını göstermektedir. Açıklanamayan infertilite kompleks bir tablodur ve standart testlerle saptanamayan moleküler düzeydeki defektler (oosit maturasyonu, sperm-zona etkileşimi vb.) yaşla birlikte derinleşmektedir. Gelecekte yapılacak olan ve canlı doğum oranlarını temel alan daha geniş örneklemli prospektif çalışmalar, yaşa özgü kişiselleştirilmiş tedavi algoritmalarının geliştirilmesine daha güçlü bir zemin hazırlayacaktır. Sonuç: Açıklanamayan infertilitede“biyolojik yaş”, tedavinin seyrini, doz ihtiyacını ve başarı şansını dikte eden en bağımsız değişkendir. Klinisyenlerin, özellikle 35 yaş üstü hasta grubunda agresif tedavi modellerini ve IVF seçeneğini önceliklendirmesi, kümülatif gebelik başarısını optimize etmek açısından hayati önem taşımaktadır.
Özet (Çeviri)
Objective: The aim of this study is to evaluate the age-related success of ovarian stimulation treatments in specific groups of women aged 21-50 by comparing the success rates of intrauterine insemination (IUI) and in vitro fertilization (IVF) in cases of unexplained infertility. Understanding the role of ovarian stimulation protocols in the treatment of unexplained infertility is crucial for providing more effective, rapid, less strenuous, and cost-efficient patient management for specific age groups. The findings aim to guide clinical practices, determine the most appropriate treatment protocols for specific age groups, and serve as a guide to optimize patient expectations. Materials and Methods: This study was designed as a single-center, observational, retrospective cohort study. The study population consisted of patients diagnosed with unexplained infertility at the University of Health Sciences, Zeynep Kamil Women and Children's Diseases Training and Research Hospital, Department of Obstetrics and Gynecology, IVF Outpatient Clinic, between 2020 and 2025. The study included patients who underwent IUI treatment that did not result in a live pregnancy and were subsequently referred for IVF. Since unexplained infertility is a diagnosis of exclusion, the exclusion criteria were defined as: absence of male factor, absence of low ovarian reserve, absence of known or ultrasound-detected endometrioma, absence of tubal factor, absence of polycystic ovary syndrome, and absence of chronic diseases. Ovarian stimulation durations, responses, and pregnancy outcomes of 101 patients aged 21-50 diagnosed with unexplained infertility were utilized. Since long-term pregnancy and delivery processes could not be followed, only biochemical pregnancy results were recorded. Results: Increasing maternal age was found to cause a statistically significant increase in the total gonadotropin dose required to induce targeted follicular ix development in IVF cycles (p=0.012). This clearly demonstrates both the quantitative and qualitative pressure of biological aging on ovarian reserve. A numerical decrease in the number of retrieved oocytes and fertilized oocytes was observed with increasing age. Specifically, the dramatic decline in oocyte yield in the group aged 40 and over proves that the“time”factor is the most critical obstacle in unexplained infertile cases within this age group. Although no statistically significant difference was found between age groups regarding pregnancy rates in the IUI arm, the low pregnancy rate of 4.3% in the advanced age group is noteworthy. In contrast, it was determined that the number of transferred embryos was significantly increased in IVF cycles to compensate for age-related low implantation potential (p=0.001). Our study data suggest that IUI may be a reasonable initial step in unexplained infertile cases in the younger age group (≤34 years); however, from the age of 35, and particularly over 40, referring patients directly or much more rapidly to IVF treatment, which offers higher success rates, would be a rational approach. Unexplained infertility is a complex condition, and molecular-level defects undetectable by standard tests (oocyte maturation, sperm-zona interaction, etc.) deepen with age. Future prospective studies with larger samples based on live birth rates will provide a stronger foundation for developing age-specific personalized treatment algorithms. Conclusion: In unexplained infertility,“biological age”is the most independent variable dictating the course of treatment, dosage requirements, and the chance of success. It is of vital importance for clinicians to prioritize aggressive treatment models and the IVF option, especially in the patient group over 35 years of age, in order to optimize cumulative pregnancy success.
Benzer Tezler
- 1985-1986 yıllarında Polatlı Devlet Hastanesine kaza nedeniyle başvuranların incelenmesi
Başlık çevirisi yok
FERHAN ŞENOL
Yüksek Lisans
Türkçe
1986
İlk ve Acil YardımGazi ÜniversitesiKazaların Çevresel ve Teknik Araştırması Ana Bilim Dalı (disiplinlerarası)
DOÇ. DR. HİKMET PEKCAN
- Malzeme istekleri planlaması (MİP)
Material requirement planning system
ALİ ÇETİN
Yüksek Lisans
Türkçe
1985
İşletmeEge ÜniversitesiBilgisayar Bilimleri ve Mühendisliği Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. M. ÖZEL ERGEN
- Deprem etkisindeki yapılarda dinamik yöntemlerle üç boyutta form araştırması
Başlık çevirisi yok
MEHMET EMİN TUNA
Doktora
Türkçe
1985
İnşaat MühendisliğiGazi Üniversitesiİnşaat Mühendisliği Ana Bilim Dalı
YRD. DOÇ. DR. HÜSNÜ CAN
- Kurumlar Vergisi Kanunu açısından sermaye şirketlerinde tasfiye, birleşme, nev'i değiştirme
Başlık çevirisi yok
BİLLUR YALTI