Geri Dön

Film çözümlemesinde Gadamer'in“Felsefi Hermenötik”yaklaşımının kullanılması

Using Gadamer's“Philosophical Hermeneutics”approach in movie analysis

  1. Tez No: 1009725
  2. Yazar: UMUT BARAN
  3. Danışmanlar: DOÇ. DR. CEM ÇINAR
  4. Tez Türü: Doktora
  5. Konular: İletişim Bilimleri, Communication Sciences
  6. Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
  7. Yıl: 2026
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Maltepe Üniversitesi
  10. Enstitü: Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
  11. Ana Bilim Dalı: İletişim Bilimleri Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: İletişim Bilimleri Bilim Dalı
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Immanuel Kant'ın (1724–1804),“Arı Usun Eleştirisi (1781)”isimli eseriyle ortaya koyduğu numen (kendinde şey) ile fenomen (görüngü) ayrımına dayalı yeni bilgi modeli, başta felsefe olmak üzere pek çok alanı derinden etkilemiştir. Edmund Husserl (1859–1938) ile birlikte alanyazına giren fenomenolojik yöntem, özellikle 20. yüzyıl Avrupa düşünce dünyasının merkezine yerleşmiştir. Martin Heidegger (1889–1976)“Varlık ve Zaman (1927) isimli eserinde bu gelenekten beslenen insan zihni yönelimli onto-fenomenolojik çözümlemeler yaparak kendisinden sonra gelen birçok düşünür ve sanatçıyı etkilemiştir. Hans-Georg Gadamer (1900–2002) ise fenomenolojik çözümleme geleneğini hakikat deneyiminin özsel mahiyetine odaklayarak bu düşünce çizgisini genişletmiştir. Fenomenolojik perspektife göre insan, dünyasallık olarak nitelenen dilsel bir anlam evreni içerisinde mevcudiyetini sürdürürken; çevresindeki olguları anlama, tanımlama ve bu anlamı geleceğe aktarma noktasında kökensel bir eğilim içerisindedir. Ontolojik düzlemde gerçekleşen iletişim eylemi, tarihsel dil alanı içerisinde tezahür ederken; İletişim Bilimleri ile benzer bir zaman diliminde doğan sinema sanatı da etkili bir kitle iletişim aracı olarak bu anlam katmanlarını zenginleştiren estetik ve kuramsal bir miras inşa etmiştir. Metni anlama ve yorumlama faaliyetlerinden biri olan hermenötik; felsefe, İletişim Bilimleri ve sinema alanları arasındaki disiplinlerarası doğasıyla zengin bir anlamsal çözümleme potansiyeline sahiptir. Anlama edimi, şimdiki zamanda gerçekleşen zihinsel bir yorumlama faaliyetidir. Gelenek, tarihsel devinimin doğal bir aktarımı olarak kendisini bugüne taşır. Bu bağlamda, tarihsel bir metni yorumlama süreci; geçmişi, geleneğin bir sonucu olan ve felsefi hermenötikte ”önyargı“ olarak adlandırılan güncel kavramsal çerçeveyle kavranmasını zorunlu kılar. Nihayetinde her anlama çabası geçmişi şimdiye taşıyan bir çeviri faaliyeti niteliği de taşıdığından, geçmişin metni geleneğin imbiğinden süzülerek şimdiye eklemlenir. Dolayısıyla Gadameryen düşünce geleneği içerisinde ”metin“ olarak ele alınan bir sinema filmi için modern hermenötik çerçevede yorumdan bağımsız, durağan bir çözümlemeden bahsetmek güçtür. Yönetmen Yasujirō Ozu'nun Tokyo Hikâyesi (1953) (Tôkyô monogatari) adlı eseri üzerinden bu konuları tartışmayı amaçlayan bu çalışma; sinema sanatı ile fenomenoloji geleneği arasında Gadamer'in felsefi hermenötik yaklaşımı vasıtasıyla disiplinlerarası bir köprü kurmayı hedeflemektedir. Çalışma, bir filmin aşırıyoruma maruz bırakılmadan ve anakronik hatalardan arındırılmış bir biçimde çözümlenmesi için hermenötik yöntemin sunduğu imkânları soruşturmakta; dil, hakikat ve sanat gibi temel kavramları bütüncül bir perspektifle incelemektedir. Bu bağlamda anlama edimini, öznenin nesne üzerindeki metodolojik bir tasarrufu olarak değil; ”etkin tarihsel bilinç“, ”önyargı“, ”oyun“ ve ”ufukların kaynaşması“ kavramları ekseninde metin ile alımlayıcı arasında karşılıklı olarak gerçekleşen ontolojik bir ”hakikat deneyimi“ olarak tanımlamaktadır. Bu çalışma, filmle kurulan diyaloğu geçmişin bugünün bakış açısıyla yeniden yorumlandığı bir çeviri süreci olarak görmekte ve filmdeki anlamın sabit olmadığını, izleyicinin yönelimiyle birlikte sürekli dönüştüğünü vurgulamaktadır. Gadamer'in kavramlarından yola çıkan bu yaklaşım, alımlayıcıyı anlamı yeniden inşa eden aktif bir ”yaratıcı-yorumcu" olarak tanımlayarak film ile yorumcu arasındaki mesafeyi kapatmayı ve durağan göstergeleri yaşayan birer diyaloğa dönüştüren özgün ve sentezci bir çözümleme yaklaşımı sunmayı amaçlamaktadır.

Özet (Çeviri)

The new model of knowledge based on the distinction between noumenon (the thing-in-itself) and phenomenon (appearance), put forward by Immanuel Kant (1724–1804) in his work titled“Critique of Pure Reason (1781)”, has profoundly influenced many fields, primarily philosophy. The phenomenological method, which entered the literature with Edmund Husserl (1859–1938), became central to the 20th-century European intellectual world. In his work titled“Being and Time (1927)”, Martin Heidegger (1889–1976) influenced many thinkers and artists who followed him by conducting onto-phenomenological analyses oriented toward the human mind, drawing from this tradition. Hans-Georg Gadamer (1900–2002), on the other hand, expanded this line of thought by focusing the tradition of phenomenological analysis on the essential nature of the experience of truth. According to the phenomenological perspective, while human beings maintain their existence within a linguistic universe of meaning described as“worldhood”; they possess a primordial tendency toward understanding, defining, and transmitting this meaning to the future. While the act of communication, which occurs on an ontological level, manifests within the field of historical language, the art of cinema, born in a similar time period as the Communication Sciences, has built an aesthetic and theoretical heritage that enriches these layers of meaning as an effective medium of mass communication. Hermeneutics, one of the activities of understanding and interpreting text, possesses a rich potential for semantic analysis due to its interdisciplinary nature across the fields of philosophy, communication sciences, and cinema. The act of understanding is a mental activity of interpretation occurring in the present. Tradition carries itself into the present as a natural transmission of historical movement. In this context, the process of interpreting a historical text necessitates grasping the past through the current conceptual framework—which is a result of tradition and is termed“prejudice”(Vorurteil) in philosophical hermeneutics. Since every effort to understand also carries the quality of a translation activity that brings the past into the present, the text of the past is articulated into the“now”by being distilled through the sieve of tradition. Therefore, for a motion picture treated as a“text”within the Gadamerian tradition of thought, it is difficult to speak of a static analysis independent of interpretation within a modern hermeneutic framework. This study, which aims to discuss these issues through director Yasujirō Ozu's work titled“Tokyo Story (1953)”seeks to establish an interdisciplinary bridge between the art of cinema and the tradition of phenomenology via Gadamer's philosophical hermeneutic approach. The study investigates the possibilities offered by the hermeneutic method for analyzing a film without subjecting it to over-interpretation and by purifying it from anachronistic errors; it examines fundamental concepts such as language, truth, and art from a holistic perspective. In this context, it defines the act of understanding not as a methodological disposal of the object by the subject, but as an ontological“experience of truth”that occurs mutually between the text and the receiver, centered on the concepts of“effective historical consciousness,”“prejudice,”“play,”and the“fusion of horizons.”This study views the dialogue established with the film as a translation process in which the past is reconstructed through today's conceptual framework and emphasizes that the meaning in the film is not fixed but constantly transformed along with the orientation of the viewer. Starting from Gadamer's concepts, this approach aims to present an original and synthetic analysis method that closes the distance between the film and the interpreter and transforms static signs into living dialogues by defining the receiver as an active“creator-commentator”who reconstructs meaning.

Benzer Tezler

  1. Toplumsal bellek inşasında etkili bir araç olarak imge ve dijital film arşivleri; filmmirasim.ktb.gov.tr

    Image and digital film archives as an effective tool in constructing social memory; filmmirasim.ktb.gov.tr

    HASAN DÖNMEZ

    Doktora

    Türkçe

    Türkçe

    2026

    Radyo-TelevizyonBaşkent Üniversitesi

    Radyo Televizyon ve Sinema Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. NİHAN GİDER IŞIKMAN

  2. Roy Andersson sinemasında mizansenin Martin Buber'in diyalog felsefesi bağlamında incelenmesi

    An analysis of mise-en-scène in Roy Andersson's cinema Within the framework of Martin Buber's philosophy of dialogue

    KORHAN TOPCU

    Doktora

    Türkçe

    Türkçe

    2026

    Sahne ve Görüntü SanatlarıMarmara Üniversitesi

    Radyo Televizyon ve Sinema Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. MELİHA ELİF DEMOĞLU

  3. Filimde bilimsel çözümleme

    Başlık çevirisi yok

    UFUK KÜÇÜKCAN

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    1995

    Sahne ve Görüntü SanatlarıAnadolu Üniversitesi

    PROF.DR. NACİ GÜÇKAN

  4. Türk dünyası sinemalarındabir anlatım aracı olarak Etnospor

    The use of Ethnosports as a cinematographic narrative instrument in the Turkic world cinemas

    MARAT ERGEŞOV

    Doktora

    Türkçe

    Türkçe

    2024

    İletişim BilimleriKırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi

    İletişim Bilimleri Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. MEHMET SEZAİ TÜRK

  5. Nonlinear dynamics and possible chaoticity in condensed matter systems

    Doğrusal olmayan devimbilim ve yoğun özdek dizgelerinde olası kaossallık

    GÜNEŞ ERBİL CAN ARTUN

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2015

    Fizik ve Fizik MühendisliğiYeditepe Üniversitesi

    Fizik Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. AVADİS SİMON HACINLIYAN