Metastatik maliginitelere bağlı gelişen pulmoner emboli olgularında; pulmoner arteriyel bilgisayarlı tomografik obstrüksiyon indeks oranı (PABTOİO) ile klinik, laboratuvar ve radyolojik bulgular arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi
Evaluation of the relationship between pulmonary arterial computed tomographic obstruction index ratio (PACTOIR) and clinical, laboratory, and radiological findings in pulmonary thromboembolism associated with metastatic malignancies
- Tez No: 1004036
- Danışmanlar: DOÇ. DR. REZAN DEMİRALAY
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Göğüs Hastalıkları, Chest Diseases
- Anahtar Kelimeler: Malignite, Pulmoner Tromboemboli, Pulmoner Arteriyel Bilgisayarlı Tomografik Obstrüksiyon İndeks Oranı (PABTOİO)
- Yıl: 2026
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Süleyman Demirel Üniversitesi
- Enstitü: Tıp Fakültesi
- Ana Bilim Dalı: Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Metastatik Malignitelere Bağlı Gelişen Pulmoner Tromboemboli Olgularında Pulmoner Arteriyel Bilgisayarlı Tomografik Obstrüksiyon İndeks Oranı (PABTOİO) ile Klinik, Laboratuvar ve Radyolojik Bulgular Arasındaki İlişkinin Değerlendirilmesi Giriş ve Amaç: Pulmoner Tromboemboli (PTE) yüksek morbidite ve mortalite ile seyreden, erken tanı konulup tedavi edilmediği taktirde yaşamı tehtit eden önemli bir kardiyopulmoner tablodur. Bu çalışmada non-metastatik maligniteye ve metastatik maligniteye bağlı gelişen PTE olgularında PTE'nin hemodinamik şiddetinin bir göstergesi olarak kullanılabilen Pulmoner Arteriyel Bilgisayarlı Tomografik Obstrüksiyon İndeks Oranı (PABTOİO) ile Revize Geneva klinik olasılık risk grupları, laboratuvar bulguları (D-dimer düzeyi, arter kan gazları ve serum kreatinin düzeyi) ve radyolojik bulgular (plöroparankimal ve sağ ventrikül disfonksiyonunu(SVD) destekleyen bulgular) arasındaki ilişkiyi değerlendirmek amaçlandı. Gereç ve Yöntem: Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Kliniğinde 2011-2024 yılları arasında BTPA görüntüleme yöntemi ile PTE tanısı kesin olarak saptanmış olan 180 maligniteli olgu retrospektif olarak incelendi. Bulgular: Non-metastatik malignite tanılı PTE'li olgular Grup 1 ve metastatik malignite tanılı PTE'li olgular Grup 2 olarak sınıflandırıldı. Grup 1 ve Grup 2 PTE'li olgular arasında yaş, cinsiyet, sigara kullanma öyküsü, DVT dışı risk faktörleri, komorbiditeler ve semptomlar yönünden anlamlı bir fark olmadığı saptandı. DVT risk faktörünün görülme oranının Grup 2 PTE'li olgularda Grup 1 PTE'li olgulara göre daha yüksek olduğu ve her iki grup arasında DVT bulgusu açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu bulundu. Grup 1 PTE'li olgularda ateş ve klinik bulgu göstermeyenlerin oranının; ve Grup 2 PTE'li olgularda ise takipne, taşikardi, DVT ve siyanoz bulgularının görülme oranının daha yüksek olduğu; ve her iki grup arasında DVT, taşikardi ve klinik bulgu olmaması açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu bulundu. Malignite tedavisinden emboli gelişimine kadar geçen dönemde onkolojik-cerrahi tedavi almayanların oranının Grup 1 PTE 'li olgularda ve KT alanların oranının ise Grup 2 PTE 'li olgularda daha yüksek olduğu bulundu. Grup 1 ve Grup 2 PTE'li olgular arasında malignite tedavisinden emboli gelişimine kadar geçen dönemde onkolojik ve cerrahi tedavi alma durumu açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu bulundu. Grup 1 ve Grup 2 PTE'li olgular arasında ortalama serum kreatinin düzeyi ve kreatinin düzeyi dağılımı açısından anlamlı bir fark olmadığı saptandı. Grup 1 ve Grup 2 PTE'li olgular arasında ortalama serum D-dimer düzeyi açısından anlamlı bir fark olmadığı saptandı. Grup 1 ve Grup 2 PTE'li olgular arasında ortalama serum D-dimer düzeyi dağılımı açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu bulundu. Ortalama SaO₂ (%) ve PaO2 (mmHg) değerlerinin Grup 1 PTE'li olgularda, ortalama PaCO2 (mmHg) ve P(A-a) O₂ gradienti (mmHg) değerlerinin ise Grup 2 PTE'li olgularda daha yüksek olduğu saptandı. SaO₂ (%) parametresi açısından Grup 1 ve Grup 2 PTE'li olgular arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu bulundu. Revize Geneva klinik olasılık risk skorlaması kriterlerine göre Grup 2 PTE'li olgularda DVT veya PTE öyküsü ile kalp tepe atım hızının ≥ 95/dk olması bulgularının Grup 1 PTE'li olgulara göre daha yüksek olduğu; ve her iki grup arasında Revize Geneva klinik olasılık skorlaması kriterleri dağılımı açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu bulundu. Revize Geneva klinik olasılık risk sınıflamasına göre düşük riskli grupta olma oranının Grup 1 PTE'li olgularda ve orta ve yüksek riskli grupta olma oranının ise Grup 2 PTE'li olgularda daha yüksek olduğu; ve her iki grup arasında Revize Geneva klinik olasılık risk sınıflaması gruplarının dağılımı açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu bulundu. Akciğer grafisi bulguları, BT-parankimal/plevral bulgular, pulmoner arter çapları ve emboli yerleşim yerlerinin dağılımı açısından Grup 1 ve Grup 2 PTE'li olgular arasında anlamlı bir fark olmadığı saptandı. Normal RV/LV oranının Grup 1 PTE'li olgularda; ve orta ve ciddi düzey SVD bulgusunun ise Grup 2 PTE 'li olgularda daha yüksek olduğu; ve her iki grup arasında SVD bulgusu açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu bulundu. Ortalama PABTOİ ve PABTOİO düzeylerinin Grup 1 PTE 'li olgularda Grup 2 PTE 'li olgulara göre daha düşük olduğu; ve her iki grup arasında ortalama PABTOİ ve PABTOİO düzeyleri açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu bulundu. PABTOİO<%50 olan olguların oranının Grup 1 PTE 'li olgularda ve PABTOİO>%50 olan olguların oranının ise Grup 2 PTE 'li olgularda daha yüksek olduğu; ve her iki grup arasında PABTOİO emboli şiddeti sınıflaması açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu bulundu. PABTOİO<%50 olan Grup 1 PTE' li olgularda ortalama SaO2 (%) değerinin PABTOİO<%50 olan Grup 2 PTE' li olgulara göre istatistiksel olarak daha yüksek olduğu bulundu. PABTOİO<%50 olan Grup 2 PTE' li olgularda malignite tedavisinden emboli gelişimine kadar geçen dönemde KT alan olguların oranının PABTOİO<%50 olan Grup 1 PTE' li olgulara göre istatistiksel olarak daha yüksek olduğu bulundu. PABTOİO>%50 olan Grup 2 PTE' li olgularda komorbidite bulgularından DM saptanma oranının, PABTOİO>%50 olan Grup 1 PTE' li olgulara göre istatistiksel olarak daha yüksek olduğu bulundu. PABTOİO>%50 olan Grup 2 PTE' li olgularda ortalama PaCO2 (mmHg) değerinin PABTOİO>%50 olan Grup 1 PTE' li olgulara göre istatistiksel olarak daha yüksek olduğu bulundu. PABTOİO>%50 olan Grup 1 PTE' li olgularda distal yerleşimli emboli oranının, PABTOİO>%50 olan Grup 2 PTE' li olgulara göre istatistiksel olarak daha yüksek olduğu bulundu. Sonuç: Bu çalışmanın bulguları, maligniteli olgularda metastaz gelişmesinin PTE tablosunun klinik şiddetini artırdığını, PABTOİO düzeyinin radyolojik bir değerlendirme aracı olmasının ötesinde, PTE'li olgularda klinik riskin belirlenmesi, prognoz tayini ve özellikle metastatik maligniteli olguların yönetiminde önemli bir belirteç olabileceğini ve klinik uygulamada PABTOİO düzeyinin daha etkin olarak kullanılmasının tanı ve tedavi süreçlerine katkı sağlayabileceğini göstermektedir.
Özet (Çeviri)
ABSTRACT Evaluation of the Relationship Between Pulmonary Arterial Computed Tomographic Obstruction Index Ratio (PACTOIR) and Clinical, Laboratory, and Radiological Findings in Pulmonary Thromboembolism Associated with Metastatic Malignancies Introduction and Aim Pulmonary thromboembolism (PTE) is a life-threatening cardiopulmonary condition characterized by high morbidity and mortality when not diagnosed and treated promptly. The present study aimed to evaluate the relationship between the Pulmonary Arterial Computed Tomographic Obstruction Index Ratio (PACTOIR), a radiological parameter reflecting embolic burden and hemodynamic severity in PTE, and the Revised Geneva clinical probability risk groups, laboratory findings (D-dimer level, arterial blood gas parameters, and serum creatinine level), and radiological findings (pleuroparenchymal findings and indicators of right ventricular dysfunction [RVD]) in patients with PTE associated with non-metastatic and metastatic malignancies. Materials and Methods A total of 180 patients with malignancy who were definitively diagnosed with PTE by computed tomography pulmonary angiography (CTPA) between 2011 and 2024 at the Department of Chest Diseases, Süleyman Demirel University Faculty of Medicine, were retrospectively analyzed. Results Patients with PTE and non-metastatic malignancy were classified as Group 1, and those with metastatic malignancy as Group 2. No significant differences were observed between Group 1 and Group 2 in terms of age, sex, smoking history, non-DVT risk factors, comorbidities, or presenting symptoms. The prevalence of DVT as a risk factor was significantly higher in Group 2 compared to Group 1. Fever and absence of clinical findings were more common in Group 1, whereas tachypnea, tachycardia, DVT, and cyanosis were more frequent in Group 2. Statistically significant differences were observed between the groups in terms of DVT, tachycardia, and absence of clinical findings. Patients who had not received oncologic or surgical treatment prior to embolism were more frequent in Group 1, whereas chemotherapy was more common in Group 2. A statistically significant difference was found between the groups regarding treatment status before embolism development. There was no significant difference between the groups in mean serum creatinine levels or creatinine distribution. Similarly, no significant difference was observed in mean D-dimer levels; however, the distribution of D-dimer levels differed significantly between the groups. Mean SaO₂ (%) and PaO₂ (mmHg) values were higher in Group 1, whereas mean PaCO₂ (mmHg) and P(A-a) O₂ gradient (mmHg) values were higher in Group 2. A statistically significant difference was found between the groups in terms of SaO₂ (%). According to the Revised Geneva clinical probability criteria, history of DVT/PTE and heart rate ≥95 bpm were more frequent in Group 2. The distribution of Revised Geneva clinical probability criteria and risk categories differed significantly between the groups, with low-risk classification being more common in Group 1 and intermediate/high-risk classification being more common in Group 2. No significant differences were found between the groups regarding chest X-ray findings, CT parenchymal/pleural findings, pulmonary artery diameters, or embolus localization. Normal RV/LV ratio was more frequent in Group 1, whereas moderate and severe RVD findings were more frequent in Group 2, with a statistically significant difference between the groups. Mean PACTOI and PACTOIR levels were significantly lower in Group 1 compared to Group 2. The proportion of patients with PACTOIR <50% was higher in Group 1, whereas PACTOIR >50% was more frequent in Group 2, indicating a significant difference in embolic severity classification. Among patients with PACTOIR <50%, mean SaO₂ (%) was significantly higher in Group 1 compared to Group 2. Chemotherapy exposure prior to embolism was more common in Group 2 among patients with PACTOIR <50%. Among patients with PACTOIR >50%, diabetes mellitus was more frequent in Group 2, and mean PaCO₂ levels were significantly higher compared to Group 1. Distal embolus localization was more frequent in Group 1 within the PACTOIR >50% subgroup. Conclusion The findings of this study suggest that the presence of metastasis in patients with malignancy is associated with increased clinical and hemodynamic severity of PTE. PACTOIR appears to be not only a radiological indicator of embolic burden but also a clinically meaningful parameter for risk stratification, prognostic assessment, and management—particularly in patients with metastatic malignancy. Incorporating PACTOIR more effectively into clinical practice may contribute to improved diagnostic and therapeutic decision-making processes. Keywords Malignancy; Pulmonary Thromboembolism; Pulmonary Arterial Computed Tomographic Obstruction Index Ratio (PACTOIR).
Benzer Tezler
- Acil serviste intrakranial kitle tanısı alan hastaların demografik ve klinik özelliklerinin araştırılması
Başlık çevirisi yok
BURAK YILDIZ
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2022
Acil TıpSağlık Bilimleri ÜniversitesiAcil Tıp Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. MURAT YEŞİLARAS
- De-novo metastatik kolon karsinomunun ilk basamak tedavisinde bevacizumab içeren kombinasyon rejimlerini kullanan hastaların prognozu ve sağkalımı
Prognosis and survival of patients receiving bevacizumab-containing combination regimens as first-line treatment for de-novo metastatic colon carcinoma applying to pamukkale university medical faculty oncology clinic
ERİNÇ GÖNENÇ KÖSE
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2026
İç HastalıklarıPamukkale Üniversitesiİç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. ATİKE GÖKÇEN DEMİRAY
- Melittinin sisplatin duyarlı ve dirençli MDA-MB-231 meme kanseri hücrelerinde antikanser etkileri ile BRMS1/CTR1 gen ekspresyonunun değerlendirilmesi
Evaluation of the anticancer effects of melittin and BRMS1/CTR1 gene expression in cisplatin-sensitive and cisplatin-resistant MDA-MB-231 breast cancer cells
ESMA SÜMER
Yüksek Lisans
Türkçe
2026
Tıbbi BiyolojiKırşehir Ahi Evran ÜniversitesiTıbbi Biyoloji Ana Bilim Dalı
DR. ÖĞR. ÜYESİ HABİBE SEMA ARSLAN ÜNAL
- Ankara üniversitesi Tıp Fakültesi çocuk onkoloji servisinde 2008-2023 yılları arasında takip edilen febril nötropeni tanılı hastaların klinik, enfeksiyöz ve izlem özelliklerinin değerlendirilmesi
Evaluation of the clinical, infectious, and follow-up characteristics of patients diagnosed with febrile neutropenia monitored between 2008 and 2023 in the pediatric oncology unit of Ankara University Faculty of Medicine
DUYGU EMER DİLAVER
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2025
Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıAnkara ÜniversitesiÇocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. HANDAN UĞUR DİNÇASLAN
- Kemik metastazlı solid tümörlü hastalarda metastazın bölgesel dağılımı
Regional distribution of metastasis in patients with solid tumors with bone metastasis
FATİH TAHAK
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2024
Ortopedi ve TravmatolojiNecmettin Erbakan ÜniversitesiOrtopedi ve Travmatoloji Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. TAHSİN SAMİ ÇOLAK