Geri Dön

Addressing stakeholders, solutions and conditions for attaining eco-friendly usage of plastic packaging

Plastik ambalajların çevre dostu kullanımını sağlamak için paydaşlara, çözümlere ve koşullara yönelik bir yaklaşım

  1. Tez No: 999025
  2. Yazar: KAYA SWANN
  3. Danışmanlar: DOÇ. DR. ASLI ÖGÜT ERBİL
  4. Tez Türü: Yüksek Lisans
  5. Konular: Sosyoloji, Sociology
  6. Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
  7. Yıl: 2026
  8. Dil: İngilizce
  9. Üniversite: İstanbul Teknik Üniversitesi
  10. Enstitü: Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
  11. Ana Bilim Dalı: Bilim, Teknoloji ve Toplum Ana Bilim Dalı (disiplinlerarası)
  12. Bilim Dalı: Bilim, Teknoloji ve Toplum Bilim Dalı
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Tek kullanımlık plastik kirliliği; günümüzün en büyük ve önemli sorunlarından biridir. Geri dönüşüm ve biyobozunur alternatifler gibi çeşitli çözümler önerilmekte ve uygulanmaktadır; ancak bu çözümlerin etkinliği genellikle yetersiz görülmektedir. Bu sebeple tek kullanımlık plastik tüketimin azaltılması ve hatta önlenmesi gerçek çözüm olarak vurgulanmaktadır. Ancak tek kullanımlık plastiklerin ürün değer zincirindeki çeşitli paydaşların amaçları ve çıkarları nedeniyle üretim ve tüketimi azaltmayı hedefleyen çözümlerin uygulanması küresel düzeyde oldukça zorlayıcı olabilir. Bu nedenle, paydaşları kararlarında etkileyen faktörlerin tespit edilmesi ve ele alınması, tek kullanımlık plastik kirliliğin azaltılmasını engelleyen zorlukların anlaşılması açısından oldukça önemlidir. Bu durum özellikle Türkiye gibi ülkeler için büyük önem taşımaktadır. Türkiye, dünyadaki plastik atık ve genel atık üretimi miktarında önemli bir paya sahiptir ve bu durum Akdeniz'deki atık miktarına da önemli ölçüde katkıda bulunmaktadır. Türkiye, OECD ülkeleri arasında en düşük kentsel katı atık geri kazanım oranına sahip ülkedir. Ülkenin kendi atıklarının yanı sıra, ithal edilen plastik atıkların yanlış yönetimi de Akdeniz'deki plastik atık miktarına katkıda bulunan bir faktör haline gelmiştir. Ayrıca düzenli depolama sahalarına gönderilen ithal atıklar toprağın zehirlenmesine de neden olmaktadır. Bu durum, Türkiye'nin paydaşları etkileyen faktörleri tespit eden ve ele alan, ülke bazlı bir saha çalışması için önemli bir vaka olabileceğini göstermektedir. Bu nedenlerle; bu tezin amacı tek kullanımlık plastik kirliliği sorununa geliştirilen çözümlerin neden Türkiye ve Dünya genelinde yaygın ve etkili bir şekilde uygulanamadığını belirlemektir. Bunun için Dünya genelinde ve Türkiye örneğinde; tek kullanımlık plastik ürün paydaşları ve plastik kirliliğine olan çözümlerin birlikte değerlendirilmesi için Bilim, Teknoloji ve Toplum (BTT) çalışmalarının teorik yaklaşımı kullanılmıştır. Bu değerlendirme kapsamında paydaşların çözümlere yönelik sosyal yorumlamaları ve bu yorumlamaların çözümlerin etkisini nasıl belirlediği yönünde araştırma soruları oluşturulmuştur. Paydaşlar; bir literatür taraması sonucu belirlenmiş ve tüketiciler, politika yapıcılar, atık düzenleyicileri ve sağlayıcılar olarak tanımlanmıştır. Bu paydaşlar plastik ambalajın yaşam döngüsü ve üzerinde doğrudan bir etkiye sahiptir. Sağlayıcılar; markalar, üreticiler ve perakendecileri içeren ortak bir grup adıdır. Bu gruplandırma; ortak amaçları ürünleri ortaya çıkarırken mümkün olabildiğince kâr elde etmek olduğu için yapılmıştır. Yine literatürde en çok bahsi geçen çözümler de temel olarak malzeme değerlendirmesine (geri dönüşüm, biyo-alternatifler) ve yeniden kullanıma (yeniden doldurulabilir ambalaj sistemleri) dayalı olarak sınıflandırılmıştır. İleri Dönüşüm (Upcycling) de tartışılmış, ancak diğer çözümler gibi sanayileşmeyip, sanatsal aratıcılığı da içerdiği için bu yaklaşımın ayrıca bir çözüm olarak potansiyelinin belirlenmesi özel olarak yapılmıştır. Konunun BTT tabanlı kavramsallaştırılması için yapılan literatür araştırmasında da çoğunlukla Aktör-Ağ Teorisi'nin (ANT) atık teması için bir teorik çerçeve olarak kullanılıp, atığın kendisinin de aktörlerin kararlarını etkileyen insan dışı bir aktör olarak görüldüğü gözlemlenmiştir. Ancak plastik kirliliğine için geliştirilen çeşitli çözümlerin farklı paydaşlarla birlikte aynı anda değerlendirilmesi için Aktör-Ağ Teorisi'ne göre daha doğrudan insan-teknoloji ilişkisini ele alan ve buna göre teknolojik gelişme sürecini tanımlayan 'Teknolojinin Sosyal İnşası' (SCOT) perspektifi gerekebilir. SCOT, teknolojik bir ürünün, ilgili sosyal grupların anlayışlarının ve sorunlarının tamamını tatmin eden bir aşamaya gelene kadar şekillendiğini öne süren bir teoridir. SCOT perspektifiyle, her bir paydaş ilgili bir 'sosyal grup'; her bir çözüm ise bir 'teknolojik ürün' olarak değerlendirilebilir. Uluslararası bağlamda paydaşların çözümlere dair sosyal yorumlamalarını gösterebilecek verileri toplamak için veri kaynakları taraması yöntemi uygulanmıştır. Taranan kaynaklar; konuyla ilgili akademik makaleler, internet blogları, videolar ve kitap bölümleridir. Veri kaynaklarından toplanan verilerle oluşturulan paydaş-çözüm bulguları; sırasıyla tüketicilerden başlayarak, sağlayıcılar, politika yapıcılar ve atık yöneticileri şeklindedir. Tüketiciler; ambalaj kullanımında mümkün olabildiğine pratiklik arayışındadır. Hangi plastik türlerinin geri dönüştürülebileceği konusunda kafaları karışabilir. Ayrıca geri dönüşüm noktalarının mümkün olduğunca erişilebilir olmasını beklemektedirler. Tüketicilerin geri dönüşüme uyumu, katı politikalara da bağlı olabilir. Sosyal olarak yerleşmiş olan 'tek kullanım' normları ve tek kullanımın sağladığı kolaylıklar da tüketicilerin tekrar kullanılabilir ambalaj sistemlerini benimsemesinde zorlayıcı faktörlerdir. Ayrıca tekrar kullanılabilir ambalaj sistemlerine pek aşina olmayabilirler ve sistemlerin hijyeni konusunda kuşkulu olabilirler. Biyo-alternatifler durumunda ise biyo-plastikleri geleneksel plastiklerden ayırt etmekde zorluk çekmektedirler. Ayrıca, 'biyo-' etiketinin potansiyel olarak yaratabileceği 'doğada çözünür' algısı nedeniyle, bazı tüketiciler bu ürünleri daha sorumsuzca doğaya atabilir. Ancak biyobozunur alternatiflerin bozunuma uğraması veya kompostlanması için endüstriyel koşullara ihtiyaç vardır. Sağlayıcıların temel motivasyonu ise sektörde rekabet edebilmek ve esasen varlıklarını sürdürebilmek için mümkün olabildiğince kâr elde etmektir. Değişken petrol fiyatları, üreticilerin geri dönüştürülmüş plastikler üzerindeki tercihlerini büyük ölçüde etkileyebilir. Sürekli birincil plastik talebine göre çalışan, kilitlenmiş altyapıyı sürdürmek için petrokimya endüstrisi firmaları, karar vericilere yönelik lobileme yapmaktadırlar. Tekrar kullanılabilir ambalaj sistemlerinin durumunda ise; ters lojistik gereksinimleri, tekrar kullanılabilir ambalajın/kabın veya marketlerdeki tekrar dolum depolarının temiz tutulması ve buna uygun altyapısal değişiklikler sağlayıcılar için ekstra masraflar yaratmaktadır. Biyobozunur veya kompostlanabilir alternatiflerin üretimi, üretimi için kullanılan arazi miktarı ve nişasta kullanımı da sağlayıcılar için maliyetli olabilir. Ayrıca biyoalternatifler; normal plastiklerin sunduğu esneklik, sağlamlık gibi malzeme avantajalarını karşılayamayabilirler. Bu faktörlere rağmen, bazı markalar 'yeşil aklama' (green-washing) yoluyla çevreye duyarlı tüketicileri çekmeyi hedefleyerek kendi ürünlerini 'biyo-' veya 'eko-' etiketiyle pazarlamaktadır. Politika Yapıcılar ise sağlayıcıların lobilemesi gibi finansal baskılar ve çözümlerin etkinliği yönündeki belirsizlikler onların çözümlere olan yorumlamalarını etkilemektedir. Petrokimya endüstrileri, sürekli ham petrol talebine dayanan kilitlenmiş altyapılarını bozacak herhangi bir düzenlemeden kaçınmak için politik karar vericilere lobileme yapmaktadırlar. Ayrıca ülkeler arasında standartlaştırılmamış politikalar, bununla birlikte tüketicilerin uyumsuzluğu ve/veya güvensizliği ve de alternatiflerin sunulamaması gibi zorluklar da ilgili politikaların oluşturulmasında etkilidir. Tekrar kullanılabilir ambalaj sistemleri çoğunlukla yeni ve nispeten alışılmadık bir çözüm olarak görülebilir, bu da bu çözüme mahsus politikaların pek yaygın olmamasına neden olabilir. Benzer bir durum biyoalternatifler için de geçerlidir. Arazi kullanımı, atık akışlarının çapraz kontaminasyonu ve bozunma için gereken özel endüstriyel koşullar gibi önemli hususlar göz ardı edilmektedir. Atık Düzenleyicileri de sağlayıcıların durumunda olduğu gibi operasyonlarında mümkün olabildiğince kâr ve pratiklik arayışındadır. Bunun için temiz ve saf plastiklere sahip olmaları gerekir. Eğer plastik atıklar çok karışık ve kontamine ise atık yöneticileri plastik atıkları doğrudan düzenli depolama sahalarına göndermeyi tercih edebilir. Biyobozunur plastikler de geleneksel plastiklerle neredeyse aynı görünüme sahip olabilir, bu da onları ayrıştırmayı zorlayabilir. Ayrıca biyobozunur plastiklerin bozunması için özel, yüksek sıcaklıklı endüstriyel sahalar gerekir ki böyle bir altyapının kurulması ve işletilmesi de oldukça maliyetlidir. Paydaş-çözüm etkileşimlerinin bu analizi sonucunda; paydaşların yorumlamaları şu şekilde özetlenebilir: Tüketiciler: Hızlı, tempolu günlük rutinlerinde mümkün olduğunca pratiklik peşindedirler. Bu tempo içinde, plastik ürünlerin varlığı gündelik aktivitelerinde neredeyse görünmezdir, dolaysıyla bertarafları da görünmezdir. Ayrıca plastiklerin 'tek kullanımlık' niteliğini hijyen, koruma ve ucuzluk ile ilişkilendirebilirler. Sağlayıcılar: Neredeyse tek amaçları çok ve hızlı bir şekilde kâr elde etmektir. Sürekli kâr üretmek zorundadırlar ve bu sebeple çözümlerde mümkün olduğunca maliyet etkinliği ararlar. Bu faktör aynı zamanda onları plastik ambalajarın değer zincirindeki baskın paydaş haline getirir ve böylece çözümlerin uygulanmasını doğrudan belirleyebilirler. Politika Yapıcılar: Kararları ve uygulamaları sırasında sağlayıcıların etkisi altında olabilirler. Yasaklamaya dayalı politikalar sağlayıcılar tarafından lobileme yoluyla engellenebilir ve bu tür politikalar uygulandığında operasyonel zorluklarla karşılaşılabilir. Benzer durum Genişletilmiş Üretici Sorumluluğu (EPR) gibi geri dönüşüme dayalı politikalar için de geçerlidir. Atık Düzenleyicileri de operasyonlarında kâr ve maliyet etkinliği ararlar. Geri dönüştürülebilir malzemelerin saf, temiz ve böylece değerli olmasını isterler, aksi takdirde atıkları düzenli depolama sahasına göndermeyi tercih ederler. Türkiye vakası için veri kaynakları taraması bulgularına göre ülkedeki mevcut ilgili politikalar, geri dönüşüm aktiviteleri, biyo-alternatiflerin kullanımı, depozito yönetim sistemi, tekrar kullanılabilir ambalaj sistemleri ve ileri dönüşüm konularını ele alan görüşme soruları hazırlanmıştır. Ardından Türk ambalaj tasarımcıları ve endüstriyel tasarım akademisyenleri ile yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Endüstriyel Tasarımcıların seçilme nedeni, tüm ilgili paydaşların aynı anda çalışılıp değerlendirildiği çok boyutlu bir disiplin olduğu içindir. Bu nedenle endüstriyel tasarımcılar, potansiyel olarak birden fazla paydaşın sosyal yorumlamalarına ilişkin bilgi ve görüş sahibi olabilir. Türk endüstriyel tasarım profesyonelleri ile yapılan görüşmelerden elde edilen veriler, Türkiye'deki paydaşların yorumlamalarının diğer ülkelerdekilerle benzerlikler taşıdığını göstermiştir. Türk tüketiciler de mümkün olabildiğince pratiklik aramakta ve plastik ambalajlar günlük rutinlerinde neredeyse görünmez olmuştur. Sağlayıcılar sürekli kâr gereksinimi duymakta ve lobileme faaliyetleri yoluyla politika yapıcılarını etkileyebilmektedir. Atıkta değer arayarak kâr elde etme eğilimi Türk atık yöneticilerinde de yaygındır ve aşırı miktardaki plastik atığı yönetecek yeterli kapasiteden yoksundurlar. Bu da Akdeniz'deki plastik kirliliğine katkıda bulunmaktadır. Ancak görüşmelerden elde edilen verilerde; özellikle bir ülke olarak Türkiye için vurgulanması gerekebilecek belirli hususlar da vardır. Bu husulardan ilki güvensizlik ve politikacılarda taahhüt eksikliğidir. Tüketiciler, tekrar kullanılabilir ambalaj sisteminin sağlayıcılarına sistemin hijyenini koruma konusunda güven duymayabilirler. Yönetmeliklerin gevşek uygulanması, çözümlerin etkinliğini düşürebilir. Plastik geri dönüşümü de dahil olmak üzere atık yönetimi operasyonlarında şeffaflık eksikliği de mevcuttur. Bu nedenle, yönetmeliklerin/politikaların sıkı ve samimi bir şekilde uygulanması, ülkede sadece etkili plastik atık yönetimini sağlamakla kalmayıp, aynı zamanda tekrar kullanılabilir ambalaj sistemleri gibi diğer çözümlerin uygulanması konusunda da tüketicilerin güvenini sağlayabilir. Bir diğer önemli husus ta ekonomik istikrarsızlık ve belirsizliktir. Türk sağlayıcıların operasyonlarında maliyet tasarrufu ve kâr elde etmeyi önceliklendirmesinin ana nedeni budur. Ekonomik koşullar ve yatırım sorumluluklarındaki belirsizlik, hem depozito iade sistemi hem de biyo-alternatiflerin tüketici sonrası yönetimi için gerekli ilgili altyapının eksikliğine neden olmuştur. Geri dönüşümü zor olan kompozit ambalaj üretiminin devam etmesi ve tekrar kullanılabilir ambalaj sistemlerini kurma konusundaki isteksizlik de, sağlayıcıların Türkiye'nin ekonomik koşullarına adaptasyonun bir sonucu olabilir. Ancak kültürel olarak yeniden değerlendirme potansiyeli de vardır. Plastik yoğurt kaplarının veya kavanozların sokak hayvanları için su kabı veya vazo olarak kullanılması gibi örnekler, 'malzemenin yeniden değerlendirilmesi' kültürünün aslında Türk toplumunda yerleşik olduğunu göstermektedir. Bu nedenle, ambalajı tutup, tekrar doldurma davranışını canlandırmak ambalajın tasarımına, ürün tipine ve erişilebilir altyapıya bağlı olsa da; ileri dönüşümün teşvik edilmesi, yeniden değerlendirme kültürünü güçlendirmek için bir başlangıç adımı olabilir. Ancak aynı zamanda, veri kaynaklarından elde edilen çıkarımların da gösterdiği gibi, çoğu katılımcı da ileri dönüşümün plastik kirliliği sorunun çözümünde tek başına hiçbir şekilde yeterli olmadığını vurgulamıştır. Bu hususlar, çözümlerin Türkiye'de uygulanması ve etkinliği için esastır. Tüketicilerin güvensizliği, politikacılardaki taahhüt eksikliği ile ekonomik istikrarsızlık ve belirsizlik; belirli bağlamların ve ilgili koşulların paydaşların çözümlere dair sosyal yorumlamalarını şekillendirdiğini gösterebilir. Bu nedenle, koşulların önemini ele almak, paydaşların sosyal yorumlamalarını ve dolayısıyla tek kullanımlık plastik kirliliğine olan çözümlerin etkinliğini tespit etmekte yardımcı olabilir. Türkiye'nin hususlarının yanı sıra; veri kaynaklarının analizi sırasında, paydaşların çözümlerle etkileşimlerinde neredeyse küresel düzeyde ortak ve etkili olan dört ana koşul tespit edilmiştir. En etkili koşullar ekonomik koşullardır. Bu koşullar temel olarak kâr ve maliyetlere dayanmaktadır. Neredeyse tüm paydaşlar ekonomik koşullardan büyük ölçüde etkilenmektedir. Bu da sonuç olarak çözümlerin uygulanmasını veya etkinliğini belirlemektedir. İşlevsellik Koşulları da oldukça belirleyicidir. Tüketiciler pratiklik ve dolayısıyla çözümlerde kolayca erişilebilir bir altyapı ararlar. Bu, özellikle tekrar kullanılabilir ambalaj sistemleri ve depozito iadesine dayalı geri dönüşüm sistemleri için geçerlidir. Altyapı tüketicilere ne kadar yakınsa, çözümü benimsemeleri ve ona göre uygun davranmaları o kadar muhtemeldir. Ambalajın hafifliği gibi faktörler de tüketicilerin çözümleri benimsemesini etkilemektedir. Bir diğer oldukça kritik koşul ise hijyen ve koruma koşullarıdır. Bu koşullar belki işlevsellik koşullarına dahil görülebilir, ancak tüketici sağlığının hayati önemi nedeniyle özel olarak ayrıca değerlendirilmesi gerekir. Tekrar kullanılabilir ambalaj sistemlerinin yaygın olarak benimsenmesinin ana engellerinden biri hijyene dayalı endişeleridir. Bu koşulların hepsini belirleyebilecek koşullar ise siyasi taahhüt koşullarıdır. Yönetmelikler/Politikalar aslında yukarıdaki tüm koşulları bağlayan temel faktörlerdir. İlgili yönetmelikler sıkı ve samimi bir şekilde uygulandığında; hijyen, işlevsellik ve hatta ekonomik koşullar bile plastik kirliliğinin önüne geçilebilecek şekilde oluşturulabilir. Ancak ilgili politikalar ekonomik koşulların etkisi altında olduğunda veya gevşek uygulandığında, çevreye duyarlı tüketiciler bile çözümlerin uygulanmasına olan güvenlerini kaybedebilirler (ki bu durum özellikle Türkiye gibi ülkeler için kritiktir). Bu tezin bulguları; çözümler geliştirilip uygulanırken bu koşulların ele alınmasının birden fazla paydaşın sorunlarına ve ihtiyaçlarına aynı anda cevap verebileceğini göstermektedir. Bu nedenle, mevcut koşulu değerlendirip ardından çözümü koşula göre uygulamak, fazla plastik üretimi ve tüketimini azaltmaya yönelik kademeli bir dönüşüm sürecini sağlayabilecek bir yaklaşım olabilir. Örneğin, hijyen/koruma ile ilgili faktörler, hem tüketicileri hem de sağlayıcıları tekrar kullanılabilir ambalaj sistemlerden caydırabilecek yaygın bir koşuldur. Bu nedenle, yeniden kullanım tabanlı sistemleri deterjan veya sabun gibi gıda dışı ürünlerden başlatmak bir çözüm olabilir. Dolayısıyla bu, tüketicilerin hijyene dayalı endişelerini azaltabilir ve sağlayıcıları tekrar kullanılabilir ambalajları sürekli temiz tutmak gibi emek ve maliyet gerektiren durumlardan kurtarabilir. Bir başka örnek ise plastiklerin karışması ve kontamine olması koşulu için verilebilir; ki bu durum plastik geri dönüşümünü etkisiz kılan ana nedendir. Bu koşul için plastik türlerinin standartlaştırılması veya her plastik türü için farklı bir renkte ayrı depozito etiketleri ve/veya plastik çeşitlerine göre farklı miktarda depozito uygulanması muhtemelen bir çözüm olabilir. Koşul değerlendirmesine dayalı ve ardından buna uygun çözümler öneren benzer örnekler, çevre dostu plastik ambalaj kullanımına kademeli bir dönüşüm sürecine yol açabilir; ancak bu sürecin sadece paydaşların yorumlamalarına dayalı olarak değil, aynı zamanda yinelemeli (iteratif) bir şekilde ilerlemesi gerekebilir. Türkiye'nin koşullarına yönelik çözümler konusunda da depozito iade sistemi ve geri dönüşüm halk arasında nispeten bilinen, aşina çözümlerdir. Bu nedenle bu toplumsal aşinalığın üzerine inşa etmek çözümlerin sosyal kabulünü sağlamak açısından yararlı olabilir. Tüketicilerin tutarlı geri getirme davranışı; geri dönüşüm ve tekrar kullanılabilir ambalaj sistemlerin etkin uygulanması için gerekli olan ortak bir husustur. Bu nedenle; depozito başlangıçta geri dönüşümü artırmak için uygulanabilir; ardından geri getirme davranışı tutarlı olarak toplumda yerleştiğinde, depozito bu kez gıda dışı ürünlerin tekrar kullanılabilir ambalaj sistemlerinde de uygulanabilir. Ancak tüm bu faaliyetler; mevcut koşulların değerlendirilmesi ve ardından çözümlerin uygulanması, sağlayıcıların ve politika yapıcıların kararlarına ve taahhüdüne büyük ölçüde bağlıdır. Onların taahhüdü, tüketicileri çözümlerle etkileşime girmeye motive edebilir. Böylece fazla plastik üretimi ve tüketimini azaltmaya yönelik kademeli, kolektif bir dönüşüm süreci resmen başlatılabilir.

Özet (Çeviri)

Single-use plastic pollution is one of the most persistent environmental challenges globally. While various mitigation strategies have been proposed and implemented, their effectiveness is frequently undermined by the complex, often conflicting aims of stakeholders within the plastics value chain. Consequently, implementing solutions that aims to reduce plastic consumption such as reusable packaging systems becomes challenging due to entrenched infrastructural and economic interests. This thesis examines the factors influencing stakeholders' adoption of eco-friendly solutions to plastic pollution, proposing an assessment that includes both the global context and a specific case study of Türkiye. Türkiye serves as a critical subject of inquiry due to its status as a major contributor to plastic waste in the Mediterranean, having the lowest municipal solid waste recovery rate within the OECD nations, and significant soil contamination issues resulting from the mismanagement of imported plastic waste. To deconstruct the barriers hindering the widespread adoption of solutions—specifically recycling, reusable packaging, and bio-alternatives—this research adopts the conceptual lens of Science, Technology, and Society (STS), specifically the Social Construction of Technology (SCOT). Within this framework, solutions are viewed as technological“artifacts,”while stakeholders (consumers, providers, regulators/policymakers, and waste managers) are analyzed as“relevant social groups”whose interpretations shape the evolution and acceptance of these solutions. Methodologically, the research employs a dual approach. For the global context, a content analysis was conducted by reviewing documents such as academic literature, book chapters, and digital media blogs to map widespread stakeholder interpretations. For the specific context of Türkiye, semi-structured interviews were conducted with industrial design professionals. Industrial designers were selected as the primary data source due to their multi-dimensional practice, which inherently requires the simultaneous assessment of provider capabilities, consumer needs, and regulatory constraints. The analysis reveals that the failure of current solutions often stems from a misalignment of“interpretative flexibility”among these groups. In the case of recycling, a clear dichotomy exists: consumers demand convenience and clarity in sorting, yet often lack the knowledge to distinguish recyclable materials, whereas waste managers and providers require recovered material with high-purity to maintain economic feasibility. This disconnect leads to contamination and eventual landfilling. Similarly, regarding bio-alternatives, the“bio-”label creates consumer confusion leading to improper disposal, while waste managers struggle with the capital-intensive specific infrastructure required to process these materials, which often mimic the appearance of conventional plastics. The analysis of reusable packaging systems highlights a profound conflict between established single-use norms and the behavioral shifts required for reuse. Consumers perceive the washing and returning of reusable packaging/containers as an inconvenience and also harbor concerns regarding hygiene. Conversely, providers—driven by the imperative of profit maximization—face significant barriers regarding reverse logistics costs and the disruption of the“locked-in”petrochemical infrastructure that relies on continuous virgin plastic production. Policy makers, who theoretically bind these groups, are found to be heavily influenced by industry lobbying and plagued by ambiguity regarding technical standards and solution effectiveness The field study conducted in Türkiye corroborates these global trends but identifies unique, context-dependent variables that exacerbate the challenge. Turkish consumers could potentially exhibit a distrust toward providers and regulators regarding the hygiene standards of reuse systems, once they are implemented.. Furthermore, economic instability and uncertainty in Türkiye also creates a volatile environment that discourages providers' long-term investment in eco-friendly infrastructure. However, the research also highlights a cultural potential for“material re-evaluation,”evidenced by the localized habit of repurposing plastic packaging (such as yogurt cups) for domestic uses, suggesting a latent cultural propensity for reuse that has not yet been industrialized. Ultimately, the thesis identifies four governing conditions that influence stakeholder-solution interactions: economic (profit/cost), functionality (convenience/infrastructure), hygiene/protection (health safety), and political (regulation/standardization). The findings suggest that these conditions are interlinked; and implementing the solutions according to these conditions along with strict and genuine regulatory action is the catalyst required to attain environmental goals. Based on this synthesis, the thesis proposes a gradual transformation strategy towards eco-friendly plastics usage. For Türkiye, initially implementing effective deposit-refund schemes to instill return habits and improve recycling purity is offered. Once the behavioral infrastructure is established, this deposit model could be expanded to reusable packaging systems, starting with non-ingested products to circumvent hygiene-based resistance. By addressing these specific stakeholder conditions, the transition to a eco-friendly plastic economy can be shifted from a theoretical ideal to a practical reality.

Benzer Tezler

  1. İstanbul Müzik Festivali'nin Türk müzik kültürüne etkileri

    Başlık çevirisi yok

    ZEKİ ÇUBUK

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    1988

    MüzikUludağ Üniversitesi

    Müzik Eğitimi Ana Bilim Dalı

    DOÇ. RAİF GÜLCAN

  2. The Country, product and tourism image of Turkey in France

    Başlık çevirisi yok

    DENİZ GÖKER

    Yüksek Lisans

    İngilizce

    İngilizce

    1988

    İşletmeBoğaziçi Üniversitesi

    DOÇ. DR. MUZAFFER BODUR

  3. A simulation study for the performance analysis of the aries transaction recovery method

    Aries yeniden kazanma yönteminin yetkinlik ölçümü için bir benzetim çalışması

    SİNAN VURAL

    Yüksek Lisans

    İngilizce

    İngilizce

    1990

    Bilgisayar Mühendisliği Bilimleri-Bilgisayar ve KontrolOrta Doğu Teknik Üniversitesi

    Bilgisayar Mühendisliği Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. ASUMAN DOĞAÇ

  4. A Bus specification for multiprocessing architectures and design of a 80286 based CPU board

    Başlık çevirisi yok

    SERDAR SAYAR

    Yüksek Lisans

    İngilizce

    İngilizce

    1990

    Elektrik ve Elektronik MühendisliğiOrta Doğu Teknik Üniversitesi

    Elektrik-Elektronik Mühendisliği Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. ZAFER ÜNVER