COVİD-19 enfeksiyonu nedeniyle yoğun bakım ünitelerinde veservislerde yatan hastalarda serum soluble ürokinaz plazminojen aktivatör reseptörü (suPAR) ve neopterin düzeylerinin hastaların klinik laboratuvar bulguları ve prognozuyla ilişkisinin belirlenmesi
Determination of the relationship between serum soluble urokinase plasminogen activator receptor (suPAR) and neopterin levels and the clinical laboratory findings and prognosis of patients hospitalized in intensive care units and wards due to COVID-19 infection
- Tez No: 998930
- Danışmanlar: PROF. DR. SALİH CESUR
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji, Infectious Diseases and Clinical Microbiology
- Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
- Yıl: 2025
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
- Enstitü: Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi
- Ana Bilim Dalı: Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Amaç: COVID-19 hastalarının hastalık şiddetine göre yoğun bakım veya serviste izlenme kararının verilmesinde bazı biyobelirteçlerin kullanılabileceğine ilişkin çalışmalar mevcuttur. Bu biyobelirteçler içerisinde neopterin ve soluble ürokinaz plazminojen aktivatör reseptörü (suPAR) de yer almaktadır. Bu çalışmada COVID-19 enfeksiyonu nedeniyle yoğun bakım ünitelerinde ve servislerde yatan hastalarda suPAR ve neopterin düzeylerinin hastaların klinik, laboratuvar bulguları ve prognozuyla ilişkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Kliniğinde, 10 Haziran 2022 ile 10 Aralık 2022 tarihleri arasında pandemi servislerinde izlenen 38 hasta, yoğun bakım ünitelerinde izlenen 30 hasta ve kontrol grubu olarak 20 sağlık personeli dahil edilmiştir. Çalışmaya dahil edilen tüm hastaların demografik özellikleri (yaş, cinsiyet), hastanede yatış süresi, taburculuk veya exitus durumları, kronik hastalıkları, başvuru anındaki klinik semptomları, hastaneye kabul sırasında bakılan vital bulguları, laboratuvar ve radyolojik bulguları hastane bilgi yönetim sistemi üzerinden incelendi. Servis ve yoğun bakım hastalarında hastalık şiddeti, Sağlık Bakanlığı COVID-19 rehberinde tanımlanan klinik kriterler temel alınarak; asemptomatik/hafif, orta, ağır ve kritik olmak üzere dört ayrı grupta sınıflandırıldı. Hastanede yatış süresince uygulanan tedavi yaklaşımları; oksijen tedavi yöntemleri, antiviral ajanlar, antimikrobiyal ajanlar ve glukokortikoid tedavisi açısından değerlendirildi. Çalışmaya katılan yoğun bakım hastaları ve serviste yatan hastalardan yatış günü, 3. gün ve 5. günlerde serum neopterin ve suPAR düzeylerini belirlemek için kan örnekleri alındı. Yeterli örnek sayısına ulaşıldıktan sonra serum neopterin ve suPAR düzeyleri ticari kitlerle ELISA yöntemiyle çalışıldı. Kontrol grubunda ise bir kez suPAR ve neopterin düzeyleri çalışıldı. Çalışmada elde edilen veriler IBM SPSS istatistik versiyon 25.0 kullanılarak analiz edildi. Tüm analizlerde istatistiksel anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edildi. xii Bulgular: Çalışma kapsamında katılımcıların yaş ortalaması 65,47±18,44 yıl olarak belirlendi. Tüm katılımcıların %54,5'ini kadınlar (n=48), %45,5'ini ise erkekler (n=40) oluşturmaktaydı. En sık görülen komorbiditeler hipertansiyon (HT) (%61,8), diabetes mellitus (DM) (%42,6) ve koroner arter hastalığı (KAH) (%14) olarak saptandı. En sık görülen semptomlar; nefes darlığı (%52,9), öksürük (%45,6) ve halsizlik (%29,4) idi. En sık karşılaşılan radyolojik skorlama CO-RADS 5'ti, hastaların %36,8'inde saptandı. Hastalar, COVID-19 ağırlık skorlamasına göre sınıflandırıldığında; %36,8'i (n=25) ağır, %22,1'i (n=15) kritik, %22,1'i (n=15) hafif, %14,7'si (n=10) orta ve %4,4'ü (n=3) asemptomatikti. Çalışmamızda hem servis hem de yoğun bakım hastalarında, üç farklı ölçüm zamanında elde edilen neopterin ve suPAR düzeylerinin kontrol grubundaki bireylere kıyasla istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek olduğu saptandı. Neopterin ve suPAR'ın yatış, 3. ve 5. gün düzeyleri exitus grubunda anlamlı düzeyde yüksek bulundu. Yatış, 3.gün ve 5.gün ölçülen neopterin düzeylerinin ve özellikle yatış günü ölçülen suPAR düzeylerinin yoğun bakım ihtiyacını öngörmede anlamlı ve yüksek ayırt ediciliğe sahip olduğu belirlendi. Hem neopterin hem de suPAR'ın yatış, 3.gün ve 5.gün düzeylerinin, exitus gelişimini yüksek duyarlılık ve özgüllükle öngörebildiği belirlendi. Yapılan ROC analizine göre yatış günü suPAR düzeyi için optimal eşik değerinin ≥9,38 ng/mL olduğu ve bu değerin %81,5 duyarlılık ve %74,1 özgüllükle yoğun bakıma yatış gereksinimini öngördüğü belirlendi. Neopterinin yatışta belirlenen ≥6,53 nmol/L eşik değeri %100 duyarlılık, %79,3 özgüllükle yoğun bakım ihtiyacını öngördüğü belirlendi. Yatış günü için belirlenen suPAR eşik değeri ≥11,83 ng/mL olup, bu değer %100 duyarlılık ve %82,1 özgüllük ile mortaliteyi öngörebildi. Yatış neopterin için eşik değeri ≥6,53 nmol/L olarak saptandı ve bu değer %100 duyarlılık, %79,3 özgüllük ile mortaliteyi öngörebildi. Tek değişkenli lojistik regresyon analizinde; nefes darlığı varlığı ile C-reaktif protein (CRP), suPAR ve neopterin düzeylerinin yoğun bakım ihtiyacını öngören anlamlı değişkenler olduğu belirlendi. Ancak çok değişkenli regresyon analizinde yalnızca neopterin düzeyinin yoğun bakım gereksinimini bağımsız olarak öngören bir parametre olarak kaldığı saptandı. Neopterin düzeyi ile yaş, yatış süresi ve deksametazon tedavi süresi, lökosit sayısı, nötrofil sayısı, Aspartat Aminotransferaz xiii (AST), Alanin Aminotransferaz (ALT), kreatinin, Nötrofil / Lenfosit Oranı (NLO), Laktat Dehidrogenaz (LDH), Kreatin Kinaz (CK), CRP, prokalsitonin (PCT), troponin, D-dimer, ferritin ile arasında pozitif yönde anlamlı korelasyon bulundu. Buna karşılık periferik oksijen satürasyonu (SpO₂), hemoglobin (Hb), lenfosit sayısı, platelet sayısı, Glomerüler Filtrasyon Hızı (GFR), albümin ile negatif yönde anlamlı ilişkiler tespit edildi. SuPAR düzeyi ile lökosit sayısı, nötrofil sayısı, kreatinin, NLO, LDH, CK, CRP, troponin ve ferritin arasında pozitif yönde anlamlı korelasyon saptandı. Buna karşılık yatış SpO₂, lenfosit sayısı, GFR ve albumin ile negatif yönde anlamlı korelasyon belirlendi. Sonuç: COVID-19 hastalarında serum neopterin ve suPAR düzeylerinin servis veya yoğun bakıma yatışı belirlemede ve mortalitenin öngörülmesinde potansiyel biyobelirteçler olarak kullanılabileceği düşünüldü.
Özet (Çeviri)
Aim: There are studies suggesting that certain biomarkers may be useful in deciding whether COVID-19 patients should be followed in the intensive care unit (ICU) or general ward based on the severity of the disease. Among these biomarkers are neopterin and soluble urokinase plasminogen activator receptor (suPAR). This study aimed to determine the relationship between serum suPAR and neopterin levels and the clinical, laboratory findings, and prognosis of patients hospitalized in intensive care units and wards due to COVID-19 infection. Materials and Methods: The study included 38 patients monitored in pandemic wards, 30 patients monitored in intensive care units, and 20 healthcare workers as the control group, between June 10 and December 10, 2022, at Ankara Training and Research Hospital, Department of Infectious Diseases and Clinical Microbiology. Demographic characteristics (age, gender), length of hospital stay, discharge or death outcomes, chronic diseases, clinical symptoms at presentation, vital signs at admission, laboratory and radiological findings of all included patients were reviewed via the hospital information management system. The severity of illness in ward and ICU patients was classified into four groups: asymptomatic/mild, moderate, severe, and critical, based on the clinical criteria defined in the Ministry of Health's COVID-19 guidelines. Treatment approaches during hospitalization were evaluated in terms of oxygen therapy methods, antiviral agents, antimicrobial agents, and glucocorticoid therapy. Blood samples were collected on admission, and on the 3rd and 5th days, from ICU and ward patients to determine serum neopterin and suPAR levels. After reaching a sufficient number of samples, serum neopterin and suPAR levels were measured using ELISA method with commercial kits. In the control group, suPAR and neopterin levels were measured only once. The data obtained in the study were analyzed using IBM SPSS Statistics version 25.0. A p-value of <0.05 was considered statistically significant in all analyses. Data obtained in the study were analyzed using IBM SPSS Statistics version 25.0. A p-value <0.05 was considered statistically significant for all analyses. xv Results: The mean age of participants in the study was determined as 65.47 ± 18.44 years. Of all participants, 54.5% (n=48) were female and 45.5% (n=40) were male. The most common comorbidities were hypertension (HT) (61.8%), diabetes mellitus (DM) (42.6%), and coronary artery disease (CAD) (14%). The most frequently reported symptoms were dyspnea (52.9%), cough (45.6%), and fatigue (29.4%). The most common radiological score was CO-RADS 5, identified in 36.8% of patients. Based on the COVID-19 severity classification, 36.8% (n=25) of the patients were severe, 22.1% (n=15) critical, 22.1% (n=15) mild, 14.7% (n=10) moderate, and 4.4% (n=3) asymptomatic. In our study, neopterin and suPAR levels measured at three different time points in both ward and ICU patients were found to be significantly higher compared to those in the control group. Neopterin and suPAR levels on admission, day 3, and day 5 were significantly elevated in the exitus group. Neopterin levels measured on admission, day 3, and day 5 — and especially suPAR levels measured on admission — were found to have significant and high discriminative power in predicting ICU need. It was also found that both neopterin and suPAR levels on admission, day 3, and day 5 could predict mortality with high sensitivity and specificity. According to ROC analysis, the optimal cut-off value for suPAR level on the day of admission was determined as ≥9.38 ng/mL, with 81.5% sensitivity and 74.1% specificity for predicting the need for ICU admission. The cutoff value determined for neopterin on admission was ≥6.53 nmol/L, which predicted ICU need with 100% sensitivity and 79.3% specificity. The cut-off value of suPAR for predicting mortality on admission was found to be ≥11.83 ng/mL, with 100% sensitivity and 82.1% specificity. The neopterin cut-off on admission was determined to be ≥6.53 nmol/L, predicting mortality with 100% sensitivity and 79.3% specificity. In univariate logistic regression analysis, the presence of dyspnea, and levels of Creactive protein (CRP), suPAR, and neopterin were found to be significant variables predicting ICU need. However, in multivariate regression analysis, only the neopterin level remained as an independent predictor of ICU requirement. Neopterin level was positively correlated with age, length of hospital stay, duration of dexamethasone treatment, leukocyte count, neutrophil count, aspartate aminotransferase (AST), alanine aminotransferase (ALT), creatinine, neutrophil/lymphocyte ratio (NLR), lactate dehydrogenase (LDH), creatine kinase (CK), CRP, procalcitonin (PCT), xvi troponin, D-dimer, and ferritin. In contrast, negative correlations were found with peripheral oxygen saturation (SpO₂), hemoglobin (Hb), lymphocyte count, platelet count, glomerular filtration rate (GFR), and albumin. suPAR level showed a positive correlation with leukocyte count, neutrophil count, creatinine, NLR, LDH, CK, CRP, troponin, and ferritin; and a negative correlation with admission SpO₂, lymphocyte count, GFR, and albumin. Conclusion: It was concluded that serum neopterin and suPAR levels may be potential biomarkers for determining ICU or ward admission and predicting mortality in COVID-19 patients
Benzer Tezler
- Hastanede yatan hastalarda tespit edilen staphylococcus aureus kan dolaşımı enfeksiyonlarının değerlendirilmesi
Evaluation of staphylococcus aureus bloodstream infections in hospitalized patients
ÖMER AYDOS
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2023
Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik MikrobiyolojiSağlık Bilimleri ÜniversitesiEnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı
PROF. DR. ESRAGÜL AKINCI
- Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi COVİD-19 pandemi klinik ve yoğun bakımlarında tedavi gören hastalarda mortalite üzerine etkili risk faktörlerinin değerlendirilmesi
Başlık çevirisi yok
GAMZE VAROL ÜÇÜNCÜ
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2026
Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik MikrobiyolojiAkdeniz ÜniversitesiEnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı
PROF. DR. ATA NEVZAT YALÇIN
- Toplum kaynaklı viral alt solunum yolu enfeksiyonu nedeniyle hospitalize edilen süt çocuklarında hastalığın seyrine COVİD-19 pandemisinin etkisi
Effect of the COVID-19 pandemic on the course of community-acquired viral lower respiratory tract infection in hospitalized infants
FEYZA GÜLAĞIZ
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2024
Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıSağlık Bilimleri ÜniversitesiÇocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. İLKER GÜNAY
- Yoğun bakım hastalarında COVID-19 pandemisi öncesi ve sonrası iki yıllık dönemlerde enfeksiyon tipleri, etkenleri ve antibiyotik duyarlılık profillerindeki değişimlerin karşılaştırılması
Comparison of changes in infection types, agents, and antibiotic susceptibility profiles in intensive care unit patients in two-year periods before and after the COVID-19 pandemic
HÜSEYİN ÖZDEMİR
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2025
Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik MikrobiyolojiSakarya ÜniversitesiEnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı
PROF. DR. AZİZ ÖĞÜTLÜ
- Yoğun bakımda takip edilen pnömoni hastalarının endotrakeal aspirasyon örneklerinde atipik etkenlerin multipleks-pcr yöntemi ile araştırılması
Investigation of atypical pathogens by multiplex-pcr method in endotraceal aspiration samples of pneumonia patients followed in intensive care units
TALİHA KARAKÖK
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2020
Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik MikrobiyolojiSağlık Bilimleri ÜniversitesiEnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Bakteriyoloji Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. SALİH CESUR