Geri Dön

From coexistence to the great divide: Repositioning Türkiye's stray dogs through a posthumanist lens

Birlikte yaşamdan kopuşa: Türkiye'nin sokak köpeklerini posthümanist bir perspektifle yeniden konumlandırmak

  1. Tez No: 993274
  2. Yazar: RANA İŞTEBEN ÇELİK
  3. Danışmanlar: DOÇ. DR. ASLI ÖĞÜT ERBİL
  4. Tez Türü: Yüksek Lisans
  5. Konular: Sosyoloji, Bilim ve Teknoloji, Sociology, Science and Technology
  6. Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
  7. Yıl: 2026
  8. Dil: İngilizce
  9. Üniversite: İstanbul Teknik Üniversitesi
  10. Enstitü: Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
  11. Ana Bilim Dalı: Bilim, Teknoloji ve Toplum Ana Bilim Dalı (disiplinlerarası)
  12. Bilim Dalı: Bilim, Teknoloji ve Toplum Bilim Dalı
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Yaşadığımız dönem insan faaliyetlerinin dünya üzerinde baskın bir güç haline geldiği Antroposen çağı olarak adlandırılmaktadır. Bu yeni bir jeolojik devri tanımlama ihtiyacının ötesinde, insan egemen sistemin geri döndürülemez değişimlere yol açan sürdürülemezliğini yansıtmaktadır. Bu durum iklim değişimi, biyoçeşitlilik kaybı, ormansızlaşma gibi çevresel boyutlarının yanında yoksulluk ve kırılgan toplulukların artışı, sınıfsal eşitsizlik, türcülük gibi sosyal boyutlarını da kapsayarak tüm alanlara nüfuz eden karmaşık bir kriz döngüsüne dönüşmüştür. Ancak insanları merkeze yerleştirip onları en değerli varlıklar olarak konumlandıran, diğer tüm canlıları ise ahlaki çerçeveden dışlayıp insan kontrolüne ve sömürüye karşı daha savunmasız hale getiren antroposentrik bakış tüm krizlere rağmen baskınlığını korumaktadır. Bu yaklaşım, modern düşünce tarafından şekillendirilen doğa/kültür ve insan/hayvan gibi yapay ikiliklerle doğanın ve hayvanların edilgen bir nesne olarak görülmesini de kolaylaştırmıştır. İnsanlar ve“ötekiler”arasındaki büyük ayrımların yapaylığını yansıtan en somut örneklerden biri ise sokak köpeklerinin varlığıdır. Onlar, insan ihmaliyle üretilen koşullara rağmen, sistem içinde güvenli bir yer edinemedikleri için muğlak bir konumda yaşamlarını sürdürürler. Toplumdan dışlanma ile sahip çıkılma arasındaki ontolojik çelişki içindedirler. Bu nedenle, bu araştırma sokak köpeklerini aktif özneler olarak yeniden konumlandırarak, ilişki ağları içerisindeki etkilerini görünür kılmayı amaçlamaktadır. Bunu yaparken çalışma sokak hayvanlarıyla birlikte yaşam kültürüne sahip Türkiye'yi odağa almıştır. Spesifik olarak 2 Ağustos 2024 tarihinde yürürlüğe giren Hayvanları Koruma Kanunundaki değişiklik ile yaşanan toplumsal kırılma ve bu kırılmanın sokak köpeklerinin medyadaki temsiliyetine yansımaları vaka analizi olarak incelemiştir. Böylelikle, Türkiye'nin sokak köpeklerinin birlikte yaşanan aktörlerden insan merkezli yasal değişikliklerle ve medya söylemleri aracılığıyla nasıl dışlanmış nesnelere dönüştürüldüğü keşfedilmiştir. Aynı zamanda sokak köpeklerinin bir yandan şefkatli bir toplumun sembolü, diğer yandan güvenlik tehdidi olarak konumlandırılan paradoksal varlıklar haline gelmesine ışık tutulmuştur. Çalışma teorikten pratiğe, soyuttan somuta doğru akış göstererek çok boyutlu ve karmaşık bir meseleyi multidisipliner bir bakış açısıyla ele almaktadır. Bilim ve Teknoloji Çalışmalarının (BTÇ) posthümanist teorileri ve kavramlarından yararlanarak, türler arası ilişkilerinin daha kapsayıcı yaklaşımlarla anlaşılması hedeflenmiştir. Çok türlü aktörlerin yer aldığı heterojen ağların nasıl inşa edildiğinin ve aralarındaki dinamik etkileşimin izini süren Aktör-ağ teorisi kuramsal zemini oluşturmaktadır. Bilimsel bilginin toplum, değerler, güç ilişkileri, teknoloji, kurumlarla birlikte üretildiği vurgulayan ortaklaşa üretim kavramı ise Aktör-ağ teorisinin tamamlayıcı ve derinleştiricisi rolündedir. İlk olarak“insan yalnızca bir tür müdür, yoksa bir şekilde özel midir?”sorusundan hareketle antroposentrik ve ekolojik düşünce karşılaştırılmalı olarak değerlendirilmiştir. Literatürde köpeklerin insanlarla kurduğu çok yönlü tarihsel ve sosyal bağlar, türler arası ilişkiselliği, karşılıklı dönüşümü incelenmiş, köpeklerin insan kültüründen ayrılamaz kabul edilmesinin nedenlerine ışık tutulmuştur. Çünkü onlar, sahip oldukları olağanüstü uyum yetenekleri ve sosyal-duygusal rollerdeki çok yönlü kapasiteleri sayesinde insanların en iyi dostu, yani yoldaş türler haline gelmiştir. Tezin devamında köpeklerin eylemi şekillendirme veya değiştirme kapasitesine sahip fail aktörler olmaları; bireysellikleri, karmaşık davranışları, farklı biyolojik ve duygusal ihtiyaçları, sosyal rolleri üzerinden vurgulanmıştır. Avcılık, koruma, ulaşım, sürü gütme, arama-kurtarma, tespit etme, terapi, rehberlik, aile üyeliği gibi farklı alanlardaki rolleri failliğini kanıtlar niteliktedir. Ancak, aynı bilişsel ve duygusal kapasitelere sahip olmalarına rağmen, terk edilen ya da sokakta doğan milyonlarca köpeğin bu failliğin dışında nasıl bırakıldığı sorgulanmaya açıktır. En genel haliyle insan kontrolü veya gözetimi altında olmayan şeklinde tanımlanan sokak köpeklerine ait küresel ve bölgesel veriler incelendiğinde konunun karmaşık ve çok boyutlu yapısı görülmekte, ancak sokak köpeklerinin sorun olarak her ülkenin gündeminde olmadığı anlaşılmaktadır. Buna göre ülkelerin gelişmişlik seviyesi ile sokak köpeklerinin popülasyonu arasında korelasyon olduğunu gösteren veriler sunulmuştur. Ayrıca, sokak köpeklerinin tarihsel olarak nasıl problemleştirildiği incelendiğinde, modern kentleşme bağlamında hayvanların güvenli ve temiz kent idealini tehdit eden, kent elitleri açısından tehlikeli sınıfı temsil eden ve bu nedenle istenmeyen varlıklar olarak konumlandırıldığı; benzer eğilimlerin farklı ülkelerde günümüzde de devam ettiği görülmektedir. Kuduz, köpek ısırıkları, trafik kazaları, çevreye ve diğer hayvanlara tehdit oluşturması gibi diğer faktörler ise sorunu derinleştirmektedir. Bu durumu çözüme kavuşturan ülke örnekleri uzun vadeli, istikrarlı, kapsayıcı, çok aktörlü politikalarla elde edilen başarıları yansıtmaktadır. Aynı zamanda güçlü yasal düzenlemeler, düzenli kayıt ve takip, etkili kısırlaştırma, sorumlu sahiplenmeye teşvik gibi politikalarla birlikte bütüncül yönetim stratejisi oluşturulmuştur. Başarısız ülkelerde ise kurumsal ihmal, kaynak yetersizliği, yasanın uygulanma eksikliği, terk etmenin cezasızlığı, yetersiz kısırlaştırma, toplu itlaf/zehirleme gibi etkisiz uygulamalarla sorun haline geldiği vurgulanmaktadır. Çalışmanın son aşamasında spesifik olarak Türkiye'de sokak köpeği olmayı merkeze alarak, köpeklerin Osmanlı döneminden günümüze uzanan tarihsel ve sosyal dönüşümünü doğu-batı/, geleneksellik/modernlik/, fayda/fazlalık, mağduriyet/tehdit eksenleri arasında kalan belirsiz durumu ortaya çıkarılmıştır. Tarih boyunca köpeklerin Türk kültüründe saygın ve değerli bir konuma sahip olduğu; İslam'ın kabulüyle birlikte tüm canlılara yönelik şefkat ve merhamet ilkesiyle insanlarla yüzyıllar boyunca beraber yaşamaya devam edildiği bilinmektedir. Osmanlı'da hayvanlara karşı nazik davranmak, onları beslemek ve bakımlarını üstlenmek ile zulümden kaçınmak ahlaki ilkeler arasında yer almış; köpekler sahipsiz değil, mahalle yaşamının bir parçası olarak görülmüştür. Bunun yanında çöp temizliği, mahalleliyi yabancılardan koruma, afet anlarında erken uyarı gibi adeta“dört ayaklı belediyeye”benzetilen kent yaşamındaki aktif rolleri incelenmiştir. Ancak Tanzimat'la birlikte başlayan modernleşme, belediyeleşme ve Batılılaşma süreçleriyle, köpekleri geri kalmışlığın sembolü olarak yeniden tanımlanarak tüm toplumsal tepkilere rağmen, sürgün ve katliamların hedefi haline gelmiştir. Bu bağlamda Erken Cumhuriyet döneminden günümüze kadarki süreçte sokak köpeklerine yönelik politikaların ve yasal düzenlemelerin etkisi kronolojik olarak ele alınmıştır. Türkiye, 1999'daki AB adaylığının ardından Avrupa ile uyumlu standartları benimsemiş ve 2004'te 5199 sayılı Hayvan Refahı Kanununun çıkmasıyla hayvanların yaşam hakkı güvence altına almıştır. 2024'e kadar gelen süreçte yasa normatif açıdan hayvan refahını iyileştiren bir ilerleme sergilense de etkin biçimde uygulanmaması, popülasyon artışının sürmesine yol açmış; bu durum, devletin meseleyi giderek güvenlikçi önlemler çerçevesinde ele almasına neden olmuştur. Yoğun kamuoyu tartışmaları arasında insan öncelikli politikalarla şekillenen yasa değişikliği, Cumhur İttifakının oylarıyla kabul edildikten sonra 2 Ağustos 2024'te Resmî Gazetede yayınlanmış ve bu süreç toplumsal bir kırılma noktası yaratmıştır. Tezin son bölümünde bu tartışmalı sürecin nasıl temsil edildiğini ve meşrulaştırıldığını inceleyen bir medya vaka çalışması oluşturmaktadır. Aktör-Ağ Teorisi metodolojik bir çerçeve olarak kullanılarak, farklı ideolojik konumlara sahip üç haber sitesinin karşılaştırmalı analizi yapılmaktadır. Bulgularda, köpeklerin tüm mecralarda anlamlı ölçüde pasivize edildiği görülmekle birlikte, bu pasifleştirme biçiminin farklılık gösterdiğini ortaya koymuştur. Hükümet yanlısı medyadan Sabah'ta köpekler neredeyse tamamen pasif ve can güvenliği tehdidi olarak konumlandırılırken, daha dengeli ve ortada yayıncılık yapan BBC Türkçe'de ağırlıklı olarak idari ve teknik nesne olarak temsil etmektedir. Muhalif medyadan Cumhuriyet'te ise köpekler yasa ve sistem mağduru yönüyle ön plana çıkmaktadır. Bununla birlikte Cumhuriyet'te diğer iki haber mecrasına kıyasla yaşam hakkına sahip canlılar ve yerel topluluğun parçası olarak köpeklere daha yüksek oranda faillik atfedilmiştir. Bütünsel olarak bakıldığında, köpekler sosyal, ekolojik ve tarihsel rolleri ve değerleri açısından değil, siyasi olarak kutuplaşmış, yasal olarak tartışmalı ve etik olarak parçalanmış bir alanda büyük ölçüde pasif bir konumda tasvir edildiği görülmektedir. Ayrıca, medya haberlerinde çözüm arayışını“öldür ya da yaşat”gibi basitleştirilmiş bir ikiliğe indirgenmesi, köpekleri aktif özneler rolünden mahrum bırakırken, aynı zamanda sorunun altında yatan karmaşık ve çok katmanlı yapıları da gizlenme riski oluşturmaktadır. Tüm aktörlerin görünür olduğu hibrit ağ modelinin eksikliği asimetrik güç ilişkilerini göstermesi açısından önemli bulunmuştur. Buna göre Sabah gazetesinin söylem odağında büyük ölçüde merkezi siyasi otorite etrafında kurgulanmakta, yukarıdan aşağıya işleyen insan öncelikli bir ağ yapısı bulunmaktadır. BBC Türkçe'de siyasi aktörlerin dengeli dağıldığı, politika ve teknik yönetim odaklı, siyasi gerilim yaratmayan bir ağ inşa edildiği görülmektedir. Cumhuriyet ise yasa değişikliğine karşı muhalif siyasetçilerin ve hayvan hakları savunucularının ağırlıkta olduğu bir direniş ağı bulunmaktadır. Medyadan hareketle tartışmanın çocukların güvenliği ve hayvanların yaşam hakkı arasında kurulan yanıltıcı iki karşıt kategoriye indirgenerek yürütüldüğü, böylelikle toplumun polarize olmasına hizmet ettiği sonucuna ulaşılmıştır. Sokak köpeklerinin yaşamlarını doğrudan etkileyen ve ortak kamusal yaşamdan dışlanmasının önünü açan yasa, siyasallaşmış ve çatışmacı bir ağa yerleştirilmiştir. Ayrıca, konunun bilimsel boyutunun ve uzman aktörlerin tartışmanın dışında bırakılmasının, ortak üretime dayalı kapsayıcı ve uzun vadeli çözümlerin geliştirilmesini zorlaştırdığı saptanmaktadır. Böylece sorunun çok boyutlu olarak anlaşılmasını ve çözümünü kolaylaştıracak aktörler kasıtlı ya da fiili olarak pasifleştirilmiş ya da siyasi söylemler karşısında ikincilleştirilmiştir. Bu nedenle ideolojilerine göre hizalanmış ve ortak değerlerde buluşamayan ağ yapısı sokak köpeklerinin daha savunmasız bir konuma getirmektedir.

Özet (Çeviri)

This thesis explores how stray dogs in Türkiye are transformed from coexisting actors into excluded objects through anthropocentric legal changes and media discourses. Drawing on posthumanist theories and concepts within Science and Technology Studies (STS), the research seeks to develop more inclusive approaches to understanding human-nonhuman relations through the lens of stray dogs. It provides its theoretical grounding by combining Actor-Network Theory (ANT), which traces how complex networks composed of heterogeneous actors are constructed, with the concept of co-production, which emphasizes that knowledge is produced in value-laden and relational ways. By doing so, it sheds light on how, within the artificial dualisms produced by modern thought, stray dogs become paradoxical beings positioned both as symbols of a compassionate society and as a threat figure to public security. The study begins by challenging the nature of human exceptionalism, asking whether humans are merely a species or somehow special. This stance then portrays analysis of coexistence and coevolution, which situates dogs as a companion species with changing and valuable roles. Yet, this agency does not extend to all dogs, and stray dogs are systematically excluded and marginalized. Consideration of both global and local dynamics is essential to revealing the complex and multi-layered structure of the issue. By focusing specifically on being a stray dog in Türkiye, the thesis traces the historical and social transformation from the Ottoman period to the present. It reveals the unstable and ambiguous status of stray dogs as they move across the axes of East/West, tradition/modernity, utility/waste, and victimhood/threat. Across this process, the effects of legal regulations and policy approaches toward stray dogs are examined chronologically, ultimately identifying the 2024 amendment to the Animal Protection Law as a critical social rupture. The empirical core of the thesis consists of a media case study analyzing how this contested process is represented and legitimized in public discourse. Using ANT as a methodological framework, the study conducts a comparative analysis of three news websites with different ideological positions. The findings indicate that stray dogs are significantly passivized across all outlets, although the form of this passivation varies. In the pro-government outlet Sabah, dogs are represented as threats to public safety within a state-centered, vertical network dominated by central authority. Adopting a neutral position, BBC Türkçe addresses dogs as objects of administrative governance within a balanced, policy-oriented network. As an oppositional outlet, Cumhuriyet foregrounds the victimization of dogs within a resistance network led by opposition politicians and animal rights advocates. The analysis further concludes that media discourse reduces the debate to a misleading binary between children's safety and animals' right to life, thereby reinforcing Türkiye's already polarized social structure. In parallel, the scientific dimensions of the issue and expert actors are excluded from the debate. This exclusion, consequently, makes it more difficult to develop inclusive and long-term solutions grounded in co-production.

Benzer Tezler

  1. Çimentonun sertleşmesi üzerinde kimyasal komponentlerin etkisi

    Başlık çevirisi yok

    NACİYE TÜRKEL

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    1986

    Kimya MühendisliğiUludağ Üniversitesi

    Kimya Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. MUSTAFA CEBE

  2. Antakya tarihi ticaret merkezi mekansal yapı değişim ve gelişim sürecinin kent ticaret merkezi planlamasına etkinliği

    The Effectiveness of spatial structural chance and development period of the historical trade center of Antakya in the urban trade planning

    NEVİN TURGUT

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    1986

    Şehircilik ve Bölge PlanlamaGazi Üniversitesi

    Şehir ve Bölge Planlama Ana Bilim Dalı

    YRD. DOÇ. DR. NURCAN UYDAŞ

  3. Pik demiri ve karbon çeliğinin sulu çözeltiler içindeki korozyon hızının tayini

    Determination of the rate of corrosion of the cast iran and carbon steel in the aqueous solutions

    EMİNE NAZAN ÜNAL

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    1985

    Kimya MühendisliğiGazi Üniversitesi

    Kimya Mühendisliği Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. HAYRİ YALÇIN

  4. Sivas-Kangal yöresinde kırsal gelişme ve pazara açılma sürecindeki farklılaşmalar (bir örnek olay incelemesi)

    Başlık çevirisi yok

    FAHRİ ERCEM

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    1984

    SosyolojiCumhuriyet Üniversitesi

    Sosyoloji Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. A. VAHAP SAĞ

  5. Çoklu amaçların çözümlemesinde amaç programlaması ile genelleştirilmiş ters yaklaşımı ve yem sanayiinde bir uygulama

    Goal programming and generalieed inverse approaches in the multi-objective analysis and application in feed industry

    HASAN BAL

    Doktora

    Türkçe

    Türkçe

    1986

    İstatistikGazi Üniversitesi

    İstatistik Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. FEVZİ KUTAY