Geri Dön

MULTİPL SKLEROZ TANILI OKRELİZUMAB TEDAVİSİ ALAN HASTALARDA ANTİVİRAL PROFİLAKSİ GEREKLİLİĞİ VE HEPATİT B YÖNETİMİ

The Necessity of Antiviral Prophylaxis and Hepatitis B Management in Patients Diagnosed with Multiple Sclerosis Receiving Ocrelizumab Treatment

  1. Tez No: 988934
  2. Yazar: CANDAN BAYRİ
  3. Danışmanlar: PROF. DR. FATMA YILMAZ KARADAĞ, DR. EYÜP ARSLAN
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji, Infectious Diseases and Clinical Microbiology
  6. Anahtar Kelimeler: Ocrelizumab, hepatit B, hepatit A, bağışıklama, antiviral profilaksi, multipl skleroz, Ocrelizumab, hepatitis B, hepatitis A, immunization, antiviral prophylaxis, multiple sclerosis
  7. Yıl: 2026
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
  10. Enstitü: Sancaktepe Şehit Prof. Dr. İlhan Varank Eğitim ve Araştırma Hastanesi
  11. Ana Bilim Dalı: Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Enfeksiyon Hastalıkları Bilim Dalı
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Amaç: Bu çalışmanın amacı, ocrelizumab tedavisi altında izlenen multipl skleroz (MS) hastalarında hepatit B, hepatit A ve diğer aşı ile önlenebilir enfeksiyonlar açısından tedavi öncesi serolojik durumun değerlendirilmesi; antiviral profilaksi gereksiniminin belirlenmesi ve aşılama sonrası immün yanıtın araştırılmasıdır. İkincil amaç olarak, immünsupresif tedavi alan bu hasta grubunda serolojilerine göre hepatit B virüsü reaktivasyonu riskinin ortaya konulması ve hekimlerde tedavi öncesi tarama–aşılama farkındalığının artırılması hedeflenmiştir. Gereç ve Yöntem: Bu retrospektif çalışma, 01.01.2021–30.03.2025 tarihleri arasında ocrelizumab tedavisi planlanan 257 MS hastasının enfeksiyon hastalıkları poliklinik kayıtlarının değerlendirilmesiyle gerçekleştirildi. Hastaların demografik verileri, HBV serolojisi (HBsAg, anti-HBs, anti-HBc IgG), anti-HAV IgG, anti-HCV, anti-HIV sonuçları, steroid kullanımı, antiviral profilaksi durumu ve aşı kayıtları geriye dönük olarak incelendi. Tedavi süresince karaciğer fonksiyon testleri, hepatit B serolojisi, HBV DNA düzeyleri izlendi. Hepatit A ve hepatit B aşılaması yapılan hastalarda aşı sonrası antikor düzeyleri kaydedildi, serokonversiyon oranları değerlendirildi. Yaş, cinsiyet ve tedavi özellikleriyle serolojik bulgular arasındaki ilişkiler analiz edildi. Bulgular: Bu çalışmada ocrelizumab tedavisi alan 257 multipl skleroz hastasının demografik, serolojik ve aşılama ile ilgili özellikleri değerlendirildi. Hastaların ortalama yaşı 45.0 ± 10.9 olup %61.5'i kadındı. Ortalama ocrelizumab kullanım süresi 31 aydı. Hastaların %58.3'ü atak dönemlerinde eş zamanlı pulse steroid tedavisi almıştı. Hepatit B serolojisine bakıldığında hastaların %61.1'i seronegatif saptandı. HbsAg pozitifliği iki hastada (%0.8) saptanmış olup her ikisinin de bilinen kronik hepatit B öyküsü bulunmaktaydı. Anti-HBc IgG pozitifliği %14.4 oranında görülmüş olup bu oran yaşla belirgin şekilde artarak >60 yaş grubunda %30.4'e ulaşmıştır. Anti-HBs pozitifliği 18–30 yaş grubunda en yüksek oranda (%79,2) izlenmiş; orta yaş gruplarında daha düşük değerlere gerilerken ileri yaşlarda yeniden artış eğilimi göstermiştir. Cinsiyete göre serolojik belirteçlerde fark saptanmamıştır. Anti-HBc IgG pozitifliği saptanan 37 hastanın %86,4'üne (n=32) antiviral profilaksi önerildi. Ancak bu hastaların ikisinin antiviral ajanları hiç kullanmadığı, 14'ünün ise tedaviyi düzensiz olarak sürdürdüğü belirlendi. Anti-HBc IgG pozitif hastalar, anti-HBs durumlarına göre iki alt gruba ayrılarak değerlendirildi. Anti-HBs pozitif hastalarda (n=25) HBV reaktivasyonu izlenmezken, anti-HBs negatif grupta (n=12) yalnızca bir hastada (%8,3) HBV reaktivasyonu saptandı. Anti-HBs negatif grubun tamamına antiviral profilaksi başlanmış olup, anti-HBs pozitif ve negatif gruplar arasında antiviral profilaksi başlama oranları açısından ileri düzeyde istatistiksel olarak anlamlı fark bulundu (p=0.000*). Profilaksi almayan hastalarda reaktivasyon saptanmadı; ancak vaka sayısının düşük olması nedeniyle profilaksi ile reaktivasyon arasında istatistiksel fark gösterilemedi. Reaktivasyon gelişen tek hasta, entekavir kullanmasına rağmen çoklu pulse steroid uygulamaları sonrası HBV DNA pozitifleşmesi yaşayan HBsAg pozitif olgu idi. Antiviral profilakside en sık entekavir tercih edildi (%84.3), üç hastada yan etki ortaya çıktı. Başlangıçta anti-HBs pozitif olan 88 hastanın takiplerinde %64.8'inde antikor titresinde düşüş, %13.6'sında seronegatifleşme görüldü. Hepatit B aşılaması yapılan 65 hastanın %78.4'ü hiç yanıt vermemiş, yalnızca %3.08'inde kalıcı bağışıklık sağlanabilmiştir. Hepatit B aşı yanıtının ocrelizumab tedavisi altında azaldığı gösterilmiştir (p<0.001). Üç dozu tamamlayanlarda kalıcı yanıt %2.4 iken, doz artırımı (>3 doz) yanıtı anlamlı artırmamıştır. Hepatit A açısından hastaların %75.5'i doğal bağışık bulunmuş, aşılanan küçük grupta ise sınırlı sayıda yanıt elde edilmiştir. İki doz aşı yapılan dört hastanın ikisi seropozitifleşmiş, tek doz aşılanan 10 hastanın beşinde pozitiflik sağlanmıştır. Sonuç: Bu çalışma, ocrelizumab tedavisi alan MS hastalarında hepatit B aşı yanıtının belirgin şekilde düşük olduğunu ve tedavi başladıktan sonra kalıcı bağışıklık geliştirmenin güç olduğunu ortaya koymaktadır. Bu nedenle hepatit B aşısının tedavi öncesi dönemde uygulanması önem taşımaktadır. Anti-HBc IgG pozitif hastalarda uygun antiviral profilaksi ile HBV reaktivasyonu riski düşüktür; ancak yoğun steroid kullanımı ek risk oluşturabilir. Hepatit A için yaşa bağlı doğal bağışıklık yüksek bulunmakla birlikte, aşı yanıtı bu hasta grubunda sınırlıdır. Anti- HBs pozitif hastalarda reaktivasyon izlenmemesi, uygun takip altında reaktivasyon riskinin düşük olabileceğini düşündürmektedir. Çalışma, ocrelizumab tedavisi öncesi kapsamlı tarama ve aşılama yaklaşımının önemini vurgulamaktadır.

Özet (Çeviri)

Aim: The primary aim of this study was to evaluate the pre-treatment serological status of patients with multiple sclerosis (MS) receiving ocrelizumab with respect to hepatitis B, hepatitis A, and other vaccine-preventable infections; to determine the need for antiviral prophylaxis; and to assess immune responses following vaccination. As a secondary objective, we aimed to assess the risk of hepatitis B virus (HBV) reactivation according to serological status in this immunosuppressed patient population and to increase physician awareness regarding pre-treatment screening and vaccination. Materials and Methods: This retrospective study was conducted by reviewing the infectious diseases outpatient clinic records of 257 MS patients who were scheduled to receive ocrelizumab therapy between January 1, 2021, and March 30, 2025. Demographic characteristics, HBV serology (HBsAg, anti-HBs, anti-HBc IgG), anti-HAV IgG, anti-HCV, anti-HIV results, steroid use, antiviral prophylaxis status, and vaccination records were evaluated retrospectively. During treatment, liver function tests, hepatitis B serological markers, and HBV DNA levels were monitored. In patients who received hepatitis A and hepatitis B vaccinations, post-vaccination antibody levels were recorded and seroconversion rates were analyzed. Associations between age, sex, treatment characteristics, and serological findings were statistically assessed. Results: A total of 257 patients with MS receiving ocrelizumab therapy were included. The mean age was 45.0 ± 10.9 years, and 61.5% were female. The median duration of ocrelizumab use was 31 months. Concomitant pulse steroid therapy during relapses was administered in 58.3% of patients. Regarding hepatitis B serology, 61.1% of patients were seronegative. HBsAg positivity was detected in two patients (0.8%), both of whom had a known history of chronic hepatitis B. Anti-HBc IgG positivity was observed in 14.4% of patients and increased significantly with age, reaching 30.4% in patients older than 60 years. Anti-HBs positivity was highest in the 18–30 age group (79.2%) and demonstrated a U-shaped distribution across age groups. No significant differences in serological markers were observed between sexes. Among the 37 patients who were anti-HBc IgG positive, antiviral prophylaxis was prescribed for 86.4% (n=32). However, two of these patients did not use antiviral agents at all, and 14 used them irregularly. Anti-HBc IgG–positive patients were further stratified according to anti-HBs status. No HBV reactivation was observed in anti-HBs–positive patients (n=25), whereas HBV reactivation occurred in one patient (8.3%) in the anti-HBs–negative group (n=12). All anti-HBs–negative patients received antiviral prophylaxis, and the difference in prophylaxis initiation rates between anti-HBs–positive and anti-HBs–negative groups was statistically highly significant (p=0.000*). No reactivation was observed in patients who did not receive prophylaxis; however, due to the low number of reactivation events, no statistically significant association between prophylaxis and reactivation could be demonstrated. The single patient who developed reactivation was HBsAg-positive and experienced HBV DNA positivity following multiple courses of pulse steroid therapy despite entecavir prophylaxis. Entecavir was the most frequently prescribed antiviral agent (84.3%), and adverse events were reported in three patients. Among 88 patients who were anti-HBs positive at baseline, a decline in antibody titers was observed in 64.8% during follow-up, and 13.6% became seronegative. Of the 65 patients who received hepatitis B vaccination, 78.4% showed no immune response, and only 3.08% achieved persistent immunity. Hepatitis B vaccine responsiveness was significantly reduced during ocrelizumab therapy (p < 0.001). Persistent immunity was observed in 2.4% of patients who completed three vaccine doses, and dose escalation beyond three doses did not significantly improve response rates. With regard to hepatitis A, 75.5% of patients were naturally immune. Vaccine-induced immunity was limited in the small vaccinated subgroup: two of four patients who received two doses became seropositive, while five of ten patients who received a single dose developed seropositivity. Conclusion: This study demonstrates that hepatitis B vaccine responses are markedly impaired in MS patients receiving ocrelizumab therapy, and achieving persistent immunity after treatment initiation is challenging. Therefore, hepatitis B vaccination should ideally be administered prior to the initiation of ocrelizumab. In anti-HBc IgG–positive patients, appropriate antiviral prophylaxis is associated with a low risk of HBV reactivation; however, intensive steroid exposure may increase this risk. Although age-related natural immunity to hepatitis A was high, vaccine-induced responses were limited in this patient population. The absence of HBV reactivation in anti-HBs–positive patients suggests that, under appropriate monitoring, reactivation risk may be low. Overall, this study highlights the importance of comprehensive screening and vaccination strategies prior to ocrelizumab therapy.

Benzer Tezler

  1. Multipl skleroz hastalarının klinik, laboratuvar ve tedavi yanıtlarının incelenmesi

    Analysis of clinical, laboratory and treatment responses of multiple sclerosis (Ms) patients

    ŞEVKET OZAN DÖRTKOL

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2023

    Nörolojiİstanbul Üniversitesi

    Nöroloji Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. MURAT KÜRTÜNCÜ

  2. Ocrelizumab tedavisi başlanan multipl skleroz tanılı hastaların hepatit A, hepatit B, hepatit C ve HIV açısından taranması ve hepatit A, hepatit B, pnömokok ve tetanoz aşı yanıtları ve tüberküloz profilaksisi açısından retrospektif olarak değerlendirilmesi

    Retrospective evaluation of HAV, HBV, HCV, HİV serology, vaccine responses and tuberculosis prophylaxis of patients diagnosed with multiple sclerosis in whom ocrelizumab treatment was initiated

    CANSU BULUT AVŞAR

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2020

    Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik MikrobiyolojiEge Üniversitesi

    Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. HÜSNÜ PULLUKÇU

  3. Relapsing remitting multipl skleroz tanılı hastalarda ocrelizumab tedavisinin yaşam kalitesi, yorgunluk, anksiyete ve depresyon üzerine etkisi

    The effect of ocrelizumab treatment on the quality of life, fatigue, anxiety and depression in patients with relapsing remitting multiple sclerosis

    MUSTAFA ÖĞÜT

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2020

    NörolojiGaziantep Üniversitesi

    Nöroloji Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. AYLİN AKÇALI

  4. Relapsing remitting multiple sklerozis tanılı hastalarda 2. basamak tedavi olan fingolimod ve ocrelizumab tedavisi etkinliklerinin karşılaştırılması

    Comparison of the efficacy of fingolimod and ocrelizumab treatments, which are second-line treatments, in patients diagnosed with relapsing remitting multiple sclerosis

    GÜLFEM AKTAN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2024

    NörolojiÇukurova Üniversitesi

    Nöroloji Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. DURUHAN MELTEM DEMİRKIRAN

  5. Kliniğimizde multiple skleroz tanısı ile takip edilen ve ocrelizumab kullanan relapsing MS, primer progresif MR hastaların tedavi başlangıcından önce ve bir yıl sonraki edss skoru ve MR değişikliklerinin retrospektif değerlendirilmesi

    'relapsing MS, primary progressive ms patients followed in our clinic with the diagnosis of multiple sclerosis and using ocrelizumab, before the start of the treatment and after the start of the treatment and the retrospective research of the MR changes

    ŞERİFE ÇÖKLÜ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2022

    NörolojiKahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi

    Nöroloji Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. YILMAZ İNANÇ