Geri Dön

Bipolar Bozuklukta Global Sinyal Topografisinin Elektrokonvulzif Tedavi İle Değişimi ve Öngörücü Rolü

Bipolar Bozuklukta Global Sinyal Topografisinin Elektrokonvulzif Tedavi İle Değişimi ve Öngörücü Rolü

  1. Tez No: 988515
  2. Yazar: KAAN KESKİN
  3. Danışmanlar: PROF. DR. MEHMET ÇAĞDAŞ EKER
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Psikiyatri, Psychiatry
  6. Anahtar Kelimeler: Bipolar Bozukluk, Elektrokonvülzif Tedavi, Dinlenim Durumu, Unimodal, Transmodal, Global Sinyal Korelasyonu, Bipolar Disorder, Electroconvulsive Therapy, Resting State, Unimodal, Transmodal, Global Signal Correlation
  7. Yıl: 2026
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Ege Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: Ruh Sağlığı ve Psikiyatri Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

GİRİŞ: Bipolar bozukluk (BB), toplumda yaklaşık her 40 kişiden birinde görülen ve çoğunlukla depresif dönemlerin baskın olduğu bir bozukluktur. Yüksek intihar riski, ilaç tedavisine direnç ve yaşam boyu engellilik oranları nedeniyle insani ve ekonomik anlamda önemli bir yük oluşturmaktadır. Bu çerçevede, özellikle antidepresanlara yanıtsız depresif epizodlarda kullanılan elektrokonvülsif tedavi (EKT), yaşam kurtarıcı bir yöntem olmakla birlikte etki mekanizmaları tam olarak çözümlenmemiştir. Beynin dinlenim durumu işlevsel bağlantısallığı ve alt düzey duyusal unimodal alanların üst düzey transmodal alanlarla hiyerarşisi gibi nörobiyolojik süreçler, tedavinin klinik yanıtını belirleyebilir. Bu çalışmada, BB depresif epizoddaki hastalarda EKT öncesi ve sonrası iMRG ile hem voksel tabanlı hem de büyük ölçekli beyin ağlarında gözlenen değişimlerin, tedavi yanıtıyla olan ilişkisi incelenmiştir. AMAÇ: Bu çalışmanın amacı, bipolar bozukluk depresif epizodunda uygulanan elektrokonvülsif tedavinin (EKT) beyin işlevsel organizasyonu üzerindeki etkilerini dinlenim durumu iMRG verileriyle incelemek ve beynin global çalışma uyumunu gösteren global sinyal korelasyonu (GSCORR) temelli ölçümlerin EKT'ye klinik yanıtı ve remisyonu öngörebilecek biyobelirteçler olarak kullanılıp kullanılamayacağını değerlendirmektir. YÖNTEM: Çalışmaya, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı'na başvuran toplam 30 BB tanılı hasta dahil edilmiştir. Hastaların EKT öncesi ve sonrası dinlenim durumu iMRG verisi toplanmış, klinik özellikleriyle ilgili veri toplayabilmek için Beck Depresyon Envanteri, Beck Anksiyete Ölçeği, Hamilton Depresyon Ölçeği, Montgomery-Asberg Depresyon Ölçeği, Young Mani Derecelendirme Ölçeği uygulanmış; beraberinde zihin gezinmesi ölçekleri ve EKT'ye bağlı bilişsel yan etkileri test edebilmek amacıyla Montreal Bilişsel Değerlendirme Testi uygulanmıştır. Aynı oturumlarda 3 Tesla MR cihazı ile 12 dakikalık dinlenim durumu işlevsel MRG verisi elde edilmiştir. iMRG verilerinden global sinyal hesaplanmış ve global sinyal ile voksellerin korelasyonu incelenerek Global Sinyal Korelasyonu (GSCORR) hesaplanmıştır. Global sinyal ile korelasyon gösteren voksellerin dahil olduğu nöral ağlar belirlenmiştir. Bununla birlikte unimodal ve transmodal kortikal sistemler ile Olağan Durum Ağında GSCORR değişimi incelenmiştir. EKT öncesi ve sonrası GSCORR değerleri ve tedavi yanıtı (ΔHAMD) ile ilişkisi Bayesçi Hiyerarşik Regresyon modeliyle test edilmiştir. Remisyona giren ve girmeyen hastalar arasında GSCORR değişimleri ayrıca değerlendirilmiştir. BULGULAR: EKT öncesi dinlenim durumu iMRG analizlerinde unimodal korteks ve voksel-tabanlı analizde Frontoparietal Kontrol Ağı (FPKA) ile Singulo-Opercular Ağ (SOA) bileşkesinde yer alan bir kümede GSCORR azalmasının depresyon şiddetiyle ters ilişkili olduğu saptandı. EKT sonrasında hem unimodal bölgelerde hem de FPKA/SOA kümesinde GSCORR artışı gözlendi ve bu artışın büyüklüğü depresyon şiddetindeki azalma (ΔHAMD) ile anlamlı düzeyde pozitif korelasyon gösterdi. Hiyerarşik Bayesçi Regresyon modeli ile, GSCORR artışı ile HAMD düşüşü arasındaki ilişkinin kişi düzeyinde tutarlı biçimde var olduğunu saptandı. Bununla birlikte, EKT öncesinde GSCORR düzeyi daha yüksek olan hastalarda tedavi sonrası gözlenen klinik iyileşmenin, başlangıç GSCORR düzeyi daha düşük olan hastalara kıyasla anlamlı ölçüde daha az olduğu saptanmıştır. Özellikle remisyona giren hastalarda (HAMD ≤ 7) unimodal ve transmodal kortikal GSCORR artışı olduğu gösterildi. Ölçekler EKT sonrasında özellikle depresif ruminasyon ile ilişkilendirilmiş istemsiz zihin gezinmesinin azaldığını ortaya koydu ve bu azalmanın unimodal/transmodal GSCORR artışlarıyla ilişkili olduğu gösterildi. SONUÇ: Bu bulgular birlikte ele alındığında, özellikle Unimodal GSCORR'un hem EKT öncesi semptom şiddetini hem de tedavi yanıtını yansıtan bir nörobiyolojik belirteç olabileceği sonucuna varılmaktadır. Ayrıca, EKT'den en fazla yarar gören hastalarda unimodal – transmodal GSCORR artışının daha belirgin olması, çalışmanın temel varsayımı olan GSCORR düzeyi ve EKT tedavi yanıtı arasındaki ilişkiyi desteklemektedir. Buna ek olarak, istemsiz zihin gezinmesi düzeylerinin EKT sonrasında anlamlı biçimde azalması ve bu azalmanın özellikle unimodal–transmodal sistemlerdeki GSCORR artışıyla ilişkili bulunması, dinlenim durumu bu ağlarının klinik iyileşme sürecindeki rolünü güçlendirmektedir. Bu sonuçlar, biyolojik bir belirteç olan GSCORR'a ek olarak; zihin gezinmesi/ruminasyonun, hem depresif semptomatoloji hem de EKT'den etkilenen nörobiyolojik mekanizmalar için hassas bir psikolojik gösterge olabileceğini öne sürmektedir

Özet (Çeviri)

INTRODUCTION: Bipolar disorder (BD) affects approximately one in 40 individuals and is characterized by the predominance of depressive episodes. It constitutes a significant human and economic burden due to high suicide risk, resistance to pharmacotherapy, and lifelong disability rates. In this context, electroconvulsive therapy (ECT), particularly used in antidepressant-resistant depressive episodes, is a life-saving method; however, its mechanisms of action remain not fully elucidated. Neurobiological processes such as the brain's resting-state functional connectivity and the lower-order sensory or unimodal regions with their hierarchy to higher-order transmodal regions may determine the clinical response to treatment. In this study, we investigated the relationship between before-after treatment changes and therapeutic response in the fMRI of both voxel-based and large-scale brain networks following ECT in depressive BD patients. OBJECTIVE: The aim of this study is to investigate the effects of electroconvulsive therapy (ECT) administered during bipolar disorder depressive episodes on functional brain organization using resting-state fMRI (rs-fMRI) data, and specifically to evaluate whether measurements based of global brain activity, e.g., n global signal correlation (GSCORR) can be used as biomarkers to predict clinical-therapeutic response to ECT. METHOD: A total of 30 patients with BD followed at the Department of Psychiatry, Ege University Faculty of Medicine, were included in the study. Resting-state fMRI data were collected from patients before and after ECT. To collect data on clinical characteristics, the Beck Depression Inventory, Beck Anxiety Inventory, Hamilton Depression Rating Scale (HAMD), Montgomery-Åsberg Depression Rating Scale, and Young Mania Rating Scale were administered; additionally, mind-wandering scales and the Montreal Cognitive Assessment were administered to test for ECT-related cognitive side effects. During the same sessions, 12-minute resting-state functional MRI data were obtained using a 3 Tesla MR scanner. Global Signal Correlation (GSCORR) was calculated from the fMRI data, and GSCORR changes were examined in regions corresponding to unimodal and transmodal cortical systems and large-scale networks such as the Default Mode Network. Changes in GSCORR values from pre- to post-ECT and their relationship with treatment response (ΔHAMD) were analyzed using Hierarchical Bayesian Regression models. System-level GSCORR changes were also evaluated between patients who achieved remission and those who did not. RESULTS: Resting-state fMRI analyses revealed that pre-ECT GSCORR reductions in the unimodal cortex and a cluster located at the junction of the Frontoparietal Control Network (FPCN) and Cingulo-Opercular Network (CON) in voxel-based analysis were inversely associated with depression severity. Post-ECT GSCORR increases were observed in both unimodal regions and the FPCN/CON cluster, and the magnitude of this increase showed a significant positive correlation with the reduction in depression severity (ΔHAMD). Using the Hierarchical Bayesian Regression model, we show that the relationship between especially unimodal GSCORR increase and HAMD decrease consistently existed at the individual level. However, it was found that clinical improvement observed after treatment in patients with higher pre-ECT GSCORR levels was significantly less than in patients with lower baseline GSCORR levels. Specifically, unimodal and transmodal cortical GSCORR increases were demonstrated in patients achieving remission (HAMD ≤ 7). Further, scales revealed that involuntary mind-wandering reflecting depressive rumination decreased after ECT, and this decrease was shown to be associated with unimodal/transmodal GSCORR increases. CONCLUSION: Taken together, these findings lead to the conclusion that especially unimodal GSCORR and its balance with transmodal regions could be a neurobiological marker reflecting both pre-ECT symptom severity and treatment response. Furthermore, the more pronounced unimodal-transmodal GSCORR increase in patients benefiting most from ECT supports the study's fundamental hypothesis of direct relationship of the GSCORR level with ECT treatment response. Additionally, the significant decrease in involuntary mind-wandering levels after ECT, e.g., rumination decrease, and their association with uni-transmodal GSCORR increases further supports the assumed role of these resting-state networks in the clinical recovery process. These results suggest that, in addition to GSCORR as biological markers, mind-wandering/rumination may be a sensitive psychological indicator for both depressive symptomatology and the neurobiological mechanisms affected by ECT.

Benzer Tezler

  1. Emet kolemanitinin ferroelektrik özellikleri

    Ferroelectric properties of emet colemanite

    AHMET ALİ AKŞİT

    Doktora

    Türkçe

    Türkçe

    1985

    Fizik ve Fizik Mühendisliğiİstanbul Teknik Üniversitesi

    DOÇ. DR. SAMİ GEZCİ

  2. Mikrovasküler ven greftlerinin uygulanmasında bipolar koagülasyonun yeri

    Başlık çevirisi yok

    KEMAL TANJU HEPGÜL

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    1988

    Nöroşirürjiİstanbul Üniversitesi

    Nöroşirürji Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. MEHMET İNAN TURANTAN

  3. Kısa süreli bellek sürecinde neokorteksin düşük frekanslı elektriksel aktivitesindeki değişiklikler

    Başlık çevirisi yok

    SACİT KARAMÜRSEL

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    1988

    Fizyolojiİstanbul Üniversitesi

    Fizyoloji Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. NURAN GÖKHAN