İleri derecede sensörinöral tip işitme kaybı olan hastalara uygulanan koklear implantasyonun işitme ve konuşma üzerine etkileri ve sonuçları
Effects and outcomes of cochlear implantation on hearing and speech in patients with severe sensorineural hearing loss
- Tez No: 988514
- Danışmanlar: PROF. DR. KEMAL GÖRÜR
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Kulak Burun ve Boğaz, Otorhinolaryngology (Ear-Nose-Throat)
- Anahtar Kelimeler: İşitme kaybı, koklear implant, işitme rehabilitasyon, Hearing loss, cochlear implant, hearing rehabilitation
- Yıl: 2025
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Mersin Üniversitesi
- Enstitü: Tıp Fakültesi
- Ana Bilim Dalı: Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Yenidoğan döneminde işitme kaybı insidansı 1-3/1000' iken, 18 yaşına kadar bu oran 18/100'e çıkmaktadır. Sağlıklı bir konuşma ve dil gelişimi için intrauterin dönemden başlayarak kişinin tüm hayatı boyunca işitsel uyaranlara gereksinimi vardır. Periferik işitme organından alınan uyaranların merkezi işitme yollarına ilk üç yaşta sağlıklı bir şekilde iletilmesi işitmenin ve konuşmanın gelişmesinde en önemli etkendir. Bu üç yaş aynı zamanda merkezi işitme yollarının da gelişimini tamamladığı süredir. Bu gelişim işitsel uyaranlarla gelişip şekillenir. İşitsel uyaranlar, santral işitme yollarına yaşamın ilk yıllarında ulaşamazsa beynin bu bölümü işitsel uyaranlarla bir daha yeterince uyarılamaz. Bu nedenle ilk üç yaşta işitme kaybı erken saptanıp rehabilite edilirse işitme ve konuşma gelişimi normal yaşıtlarıyla aynı düzeye ulaşır. Bu amaçla ülkemizde ve dünyanın birçok ülkesinde tüm yenidoğan bebekler objektif işitme testlerinden geçirilmektedir. Kliniğimizde de yenidoğan bebek tarama ABR'den geçemezse birinci, üçüncü ve altıncı aylarda testler tekrarlanmaktadır. Altıncı ayda işitme kaybı devam ediyorsa altı ay süreyle bilateral kulak arkası işitme cihazı verilip, konuşma ve işitme eğitimine başlanılmaktadır. Bir yaşına kadar işitme cihazına rağmen işitme ve konuşma gelişimi yeterli olmayan ve çift kanallı ABR cihazı ile ileri düzeyde işitme kaybı saptanan hastalara koklear implant takılmaktadır. Yine aynı şekilde erişkin hastalarda gerekli odyometrik testler yapılmakta ve işitme kaybı tespit edilen hastalar cihazlandırılmaktadır. Koklear implant; bilateral ileri veya çok ileri derecede sensörinöral tip işitme kaybı olan, konvansiyonel işitme cihazlarından yeterli fayda görmeyen pediyatrik ve yetişkin hastalarda kullanılan bir nöroprotezdir. İleri ve çok ileri derecede sensörinöral tip işitme kaybı olan hastalarda koklear implantasyon düşük komplikasyon oranı ile güvenli bir tedavi ve rehabilitasyon seçeneğidir. Bu çalışmada son 10 yılda çok ileri derecede sensörinöral işitme kaybı olan ve işitme cihazından yeterli yararı görmeyen, bu nedenle koklear implant takılan pediyatrik ve yetişkin hastaların; demografik verileri, ek hastalıkları, prenatal, natal ve postnatal öyküleri, aile öyküsü, işitme kaybının tanı konulduğu yaş, işitme kaybı etyolojisi, preoperatif radyolojik görüntülemeleri, iç kulak anomalileri, preoperatif ve postoperatif işitme testleri (ABR, saf ses odyometrisi ve serbest alan odyometrisi), koklear implantasyon yaşı, işitme kaybı tespit edildiği zaman ile koklear implantasyon arası geçen süre, yapılan cerrahi ve kullanılan koklear implant marka ve modelleri, preoperatif işitme cihazı kullanma öyküsü, hastaların preoperatif ve postoperatif eğitim desteği alma öyküsü, peroperatif ve postoperatif cerrahi komplikasyonları ve postoperatif dönemde müzikle ritim tutabilme kabiliyetleri retrospektif olarak incelendi ve istatiksel bulgu ve sonuçlarımız sunuldu. İstatiksel sonuçlarımız güncel literatür eşliğinde tartışıldı. Çalışmamızda 66'sı erkek 98'i kadın olmak üzere 164 hasta mevcuttu. Toplamda 187 kulağa koklear implant takıldı. Hastaların ortalama yaşı 17.48±21,21 yıl idi. Hastaların 75'inde (%45,74) sağ kulak, 66'sında (%40,24) sol kulak, 23'ünde (%14,02) bilateral kulak aynı seansta opere edildi. Çalışmamızda tüm hastalara preoperatif dönemde temporal kemik bilgisayarlı tomografi (BT) ve iç kulak manyetik rezonans (MR) görüntüleme yapıldı. Dokuz (%5,49) hastada iç kulak anomalisi tespit edildi. Bunlar iki (%1,22) hastada süperior semisirküler kanal aplazisi, üç (%1,83) hastada inkomplet partisyon tip I, üç (%1,83) hastada geniş vestibüler aquadukt ve bir (%0,61) hastada vestibüler hipoplazi idi. Dokuz (%5,49) hastada postoperatif komplikasyon görüldü. Bunların 3'ü (%1,83) majör, 6'sı (%3,66) minör komplikasyondu (Üç (%1,83) hastada seroma/hematom, iki (%1,22) hastada geçici fasiyal parezi, bir (%0,61) hastada cihaz reddi, üç (%1,83) hastada yara yeri enfeksiyonu). Çalışmamızda işitme kaybı tanısı konulduğunda 108 (%65,85) hasta prelingual, üç (%1,83) hasta perilingual ve 53 (%32,32) hasta postlingual yaş grubundaydı. Hastalarımızın işitme kaybı tanısı aldıkları tarih ile implantasyon cerrahisi arasındaki ortalama süre 64,85 ± 82,44 ay idi. Çalışmamızda dört kulakta kokleostomiden, 183 kulakta yuvarlak pencereden elektrot yerleştirildi ve yuvarlak pencere – kokleostomi grupları arasında postoperatif saf ses ortalaması açısından istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmamıştır (p= 0.949). Yapılan istatiksel analizde işitme kaybı tanısı konulan tarih ile koklear implantasyon cerrahisi arası geçen süre ile postoperatif serbest alan odyometri sonuçları arasında istatiksel olarak anlamlı ilişki bulunmamıştır (p=0.510). Postoperatif serbest alan odyometri sonuçları ile işitme kaybı tanısı konulan yaş grupları karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmamıştır (p=0.262). İşitme kaybı tanısı konulan tarih ile koklear implantasyon cerrahisi arasındaki süre, yaş grupları ile karşılaştırıldığında, prelingual grupta bu süre istatistiksel olarak anlamlı şekilde daha kısaydı (p=0,002). Çalışmaya dahil edilen hastaların tümünde preoperatif dönemde en az altı ay süreyle işitme cihazı kullanımı mevcuttu ve 162 hastada (%98,78) preoperatif konuşma eğitimi alma öyküsü mevcuttu. 158 hastada (%96,34) postoperatif dönemde konuşma eğitimi alma öyküsü mevcuttu. Çalışmamızdaki hastaların %97,56' sı müzikle ritim tutabildiğini belirtmiştir. Tüm hastalarımızda postoperatif dönemde işitmede, preoperatif döneme göre belirgin kazanç elde edilmiştir. Literatüre göre cerrahiye bağlı komplikasyon oranımız düşüktür. Bu durumun hastaların detaylı ve yakın preoperatif ve postoperatif izlemlerine, yetkin cerrahlarımıza ve güncel cerrahi tekniğimize, ilgili branş uzman-asistan doktor ve yardımcı sağlık personelini içeren multidisipliner yaklaşımımıza bağlı olduğu düşünülmektedir.
Özet (Çeviri)
While the incidence of hearing loss in the newborn period is 1-3 in 1000, this rate increases to 18 in 100 by age 18. For speech and language development in children, stimulation of the auditory pathways at a very young age is essential for normal maturation and myelination of cortical centers. The healthy transmission of stimuli from the peripheral auditory organs to the central auditory pathways during the first three years is the most crucial factor in the development of hearing and speech. The development of the central auditory pathways is also completed during these three years. This development is developed and shaped by auditory stimuli. If auditory stimuli do not reach the central auditory pathways during the first years of life, this part of the brain cannot be adequately stimulated by auditory stimuli again. Therefore, if hearing loss is detected and rehabilitated early in the first three years, hearing and speech development can reach the same level as in normal age groups. For this purpose, all newborn babies in our country and other countries undergo objective hearing tests. If a newborn fails the ABR screening at our clinic, the tests are repeated at the first, third, and sixth months. If hearing loss persists at the sixth month, bilateral hearing aids are prescribed for six months, and speech and auditory training is initiated. Cochlear implants are placed in patients whose hearing loss is detected with a dual-channel ABR and hearing and speech development are inadequate despite hearing aids up to one year of age. Similarly, necessary audiometric tests are performed on adult patients, and those diagnosed with hearing loss are fitted with hearing aids. A cochlear implant is a neuroprosthesis used in both children and adults with bilateral severe or profound sensorineural hearing loss who do not get enough benefit from traditional hearing aids. Cochlear implantation is a safe treatment option with a low rate of complications for patients with severe to profound sensorineural hearing loss. In this study, we retrospectively examined demographic data, comorbidities, prenatal, natal ve postnatal histories, family history, age at diagnosis, cause of hearing loss, preoperative imaging methods, inner ear anomalies, preoperative and postoperative hearing test results (ABR, pure-tone audiometry, and free-field audiometry), age at implantation, time between hearing loss detection and implantation, surgery performed, cochlear implant brand and model used, history of preoperative hearing aid use, patient history of preoperative and postoperative educational support, perioperative and postoperative surgical complications, and the ability to keep rhythm with music in both pediatric and adult patients who underwent cochlear implantation at our clinic, which has ten years of experience in this field. Our statistical findings and results are presented and discussed. Our study included 164 patients: 66 males and 98 females. The mean age of this patient population was 17.48±21.21 years. The right ear was operated on in 75 patients (45.74%), the left ear in 66 patients (40.4%), and both ears in 23 patients (14.02%) during the same session. A total of 187 ears were operated on. All patients underwent preoperative thin-section, temporal bone CT scans and inner ear MRI scans. Inner ear anomalies were detected in nine patients (5.49%). These included superior semicircular canal aplasia in two patients (1.22%), incomplete partition type I in three Patients (1.83%), enlarged vestibular aqueduct in three Patients (1,83%), and vestibular hypoplasia in one patient (0.61%). Postoperative complications occurred in nine (5.49%) patients. Of these, 3 (1.83%) were major and 6 (3.66%) were minor. Seroma/hematoma in three patients (1.83%), transient facial paresis in two patients (1.22%), device rejection in one patient (0.61%), wound infection in three patients (1.83%). 108 (65.85%) patients were in the prelingual age group, 3 (1.83%) in the perilingual age group, and 53 (32.32%) in the postlingual age group at the time of hearing loss diagnosis. The mean time between the date of diagnosis of hearing loss and implantation surgery was 64.85 ± 82.44 months. Electrodes were placed through cochleostomy in four ears and through the round window in 183 ears, and no statistically significant difference was found between the round window and cochleostomy groups in terms of postoperative pure tone average (p= 0.949). No statistically significant relationship was found between the time from the diagnosis of hearing loss to cochlear implantation surgery and postoperative free-field audiometry results (p=0.510). When postoperative free field audiometry results were compared across age groups, no significant difference was found in terms of hearing (p=0.262). When comparing the time from hearing loss diagnosis to cochlear implantation surgery across different age groups, this interval was statistically shorter in the prelingual group (p=0.002). All patients included had used hearing aids for at least six months prior to surgery, and 162 patients (98.78%) had a history of preoperative speech training. 158 patients (96.34%) had a history of postoperative speech training. 97.56% of the patients stated that they could keep rhythm with music. All patients demonstrated significant postoperative hearing improvement compared to the preoperative period. According to the literature, our surgical complication rate is low. This is believed to be due to the detailed, close preoperative and postoperative monitoring of our patients, our competent surgeons, our up-to-date surgical technique, and our multidisciplinary approach, which includes specialists, residents, and allied healthcare personnel.
Benzer Tezler
- Altmış (60) yaş ve üzeri hastalarda koklear implantasyon sonrası işitsel performans analizi ve yaşam kalitesinin değerlendirilmesi
Auditory performance analysis and evaluation of quality of life after cochlear implantation in patients aged 60 (sixty) and older
SÜMBÜL BAYRAKTAR GÜZELDAĞ
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2021
Kulak Burun ve BoğazÇukurova ÜniversitesiKulak Burun Boğaz ve Baş-Boyun Cerrahisi Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. MUHAMMED DAĞKIRAN
- Prelingual koklear implantasyon uygulanan hastalarda işitme sonuçlarımız
Audiological results of prelingually cohlear implanted patients
ARZU ÖZ
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2012
Kulak Burun ve BoğazGaziantep ÜniversitesiKulak Burun Boğaz Ana Bilim Dalı
PROF. DR. MUZAFFER KANLIKAMA
- Koklear implant uygulanan pediatrik hastalarda katalaz ve glutatyon peroksidaz enzim gen analizi
Analysis of catalase and glutathione peroxidase enzyme genes in pediatric cochlear implant patients
ORHAN TUNÇ
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2014
Kulak Burun ve BoğazGaziantep ÜniversitesiKulak Burun Boğaz Hastalıkları Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. ELİF BAYSAL
- Yaşlı hastalarda koklear implantasyonun odyolojik sonuçlarının ve yaşam kalitesine etkisinin erişkin hastalarla karşılaştırılması
Effects of cochlear implantation on audiological outcomes and quality of life in elderly patients compared to adult patients
SERDAR METE
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2024
Kulak Burun ve BoğazDokuz Eylül ÜniversitesiKulak Burun Boğaz ve Baş-Boyun Cerrahisi Ana Bilim Dalı
PROF. DR. ENİS ALPİN GÜNERİ
- Sivas'ta kadınların işgücüne katılım farklılıkları
Başlık çevirisi yok
BİNNUR ERCEM
Yüksek Lisans
Türkçe
1984
SosyolojiCumhuriyet ÜniversitesiKurumlar Sosyolojisi Ana Bilim Dalı
YRD. DOÇ. DR. FARUK KOCACIK