Geri Dön

Yenidoğan yoğun bakım ünitesinde bisfenol a maruziyetinin değerlendirilmesi

Evaluation of bisphenol a exposure in the neonatal intensive care unit

  1. Tez No: 986566
  2. Yazar: GÖZDE ONAY İŞERİ
  3. Danışmanlar: DOÇ. DR. DİLEK KAHVECİOĞLU
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları, Child Health and Diseases
  6. Anahtar Kelimeler: Yenidoğan, idrar, Bisfenol A, Endokrin Bozucular, Newborn, urine, Bisphenol, Endocrine Disruptor
  7. Yıl: 2025
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
  10. Enstitü: Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi
  11. Ana Bilim Dalı: Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Giriş ve Amaç: Endüstriyel faaliyetlerin artmasına bağlı olarak endokrin bozucu kimyasallara (EBK) maruziyet giderek yükselmektedir. Polikarbonat plastikler ve epoksi reçinelerin temel bileşeni olan Bisfenol A (BPA), östrojen benzeri etkileri nedeniyle en yaygın EBK'lardan biridir. Yenidoğanlar, özellikle prematüre bebekler, gelişimsel dönemlerinin yüksek duyarlılığı ve yenidoğan yoğun bakımda çok sayıda tıbbi cihaza maruz kalmaları nedeniyle BPA'nın olası olumsuz etkilerine karşı daha hassastır. Deneysel veriler BPA'nın yaşamın erken dönemlerinde bol miktarda bulunan kahverengi yağ dokusunda birikebildiğini ve nörogelişimsel, metabolik ve endokrin süreçleri etkileyebileceğini göstermektedir. Bu çalışmada, yenidoğan yoğun bakım ünitesine yatırılan bebeklerden yatışın ilk 24 saatinde ve taburculuk öncesinde alınan idrar örneklerinde serbest BPA düzeylerinin ölçülmesi ve yatış süresince kullanılan tüm işlem ve tıbbi malzemelerin kaydedilerek BPA maruziyetinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışmamız Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi Neonatoloji Kliniği'nde 1 Ocak - 1 Temmuz 2025 tarihleri arasında yenidoğan yoğun bakım ünitesine yatırılan hastalarda yürütülmüştür. İdrar örnekleri eksiksiz biçimde elde edilebilen ve analize uygun nitelikte olan toplam 48 bebek çalışmaya dâhil edilmiştir. Ayrıca, sağlıklı yenidoğanlardan oluşan 30 bebek kontrol grubu olarak çalışmaya dahil edilmiştir. Her hastaya ait idrar örnekleri, yatışın ilk 24 saati içinde ve taburculuk öncesinde olmak üzere iki ayrı zamanda toplanmıştır. Kontrol grubundan ise doğumdan sonraki ilk 24 saat içinde tek idrar örneği alınmıştır. Her hasta için oluşturulan“Hasta Veri Kayıt Formu”na demografik bilgiler, klinik tanılar, yatış süresince uygulanan işlemler ve kullanılan tıbbi malzemelere ait veriler kaydedilmiştir. İdrar örneklerinde serbest BPA düzeyi ELISA yöntemiyle ölçülmüş, istatistiksel analizler ise SPSS 25 yazılımı kullanılarak yapılmıştır. Bulgular: Yenidoğan yoğun bakım ünitesinde izlenen 48 bebek ile doğum sonrası anne yanında izlenen 30 sağlıklı yenidoğandan elde edilen idrar örnekleri üzerinden gerçekleştirildi. Hasta grubunun %37,5'i (n=18) kız ve %62,5'i (n=30) erkekti. Kontrol grubunda ise bebeklerin %36,7'si (n=11) kız ve %63,3'ü (n=19) erkekti. Hasta grubu ile kontrol grubu karşılaştırıldığında, demografik değişkenler arasında yalnızca doğum ağırlığı açısından istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık saptandı; hasta grubundaki yenidoğanların doğum ağırlıkları kontrol grubuna göre daha düşük bulundu (p = 0,04). Hasta ve kontrol gruplarının idrar serbest BPA düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanmadı (sırasıyla 0,42 [0,34–0,50] ng/mL ve 0,41 [0,32–0,58] ng/mL; p = 0,90). Hasta grubunda yatış ve taburculuk dönemlerinde ölçülen serbest BPA düzeyleri arasında da anlamlı bir fark bulunmadı (0,42 [0,34–0,50] vs. 0,40 [0,34–0,48] ng/mL; p = 0,70). Yoğun bakım sürecinde kullanılan tıbbi malzemelerin BPA düzeylerine etkisini değerlendirmek amacıyla yapılan analizlerde, orogastrik tüp, nazal kanül, endotrakeal tüp, umbilikal kateter ve göğüs tüpü kullanım süreleri ile serbest BPA düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmadı (tüm p> 0,05). Taburculuk döneminde üçten az cihaz kullanılan hastalar ile üç ve üzeri cihaz kullanılan hastalar arasında idrar BPA düzeylerinde anlamlı bir fark saptanmamıştır (p = 0,58). Kümülatif cihaz gününe göre yapılan değerlendirmede, anlamlı bir fark saptanmamıştır (p = 0,62). Yatış süresi ile de anlamlı bir fark saptanmamıştır. Sonuç: Çalışmamızda, hasta grubu ile sağlıklı kontrol grubunun ilk idrar örneklerinde benzer BPA düzeylerinin saptanması, erken yenidoğan dönemindeki BPA varlığının büyük ölçüde prenatal maruziyeti yansıttığını düşündürmektedir. Yatış ve taburculuk BPA düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark izlenmemekle birlikte, taburculuk döneminde idrarda serbest BPA'nın tespit edilebilmiş olması, yenidoğanların klinik bakım sürecinde çevresel kimyasal ajanlara maruziyetinin görünür kılınması açısından dikkate değerdir. Erken yaşam döneminin metabolik ve nöroendokrin açıdan yüksek duyarlılığı göz önünde bulundurulduğunda, BPA içermeyen veya daha güvenli alternatif materyallerin kullanımının teşvik edilmesi, potansiyel maruziyetin azaltılması yönünden klinik bir gereklilik olarak değerlendirilebilir. Bu nedenle yenidoğan bakımında kullanılan sarf malzemelerinin içerik güvenliğine ilişkin farkındalığın artırılması ve daha güvenli materyal seçeneklerinin uygulamaya geçirilmesi önem taşımaktadır.

Özet (Çeviri)

Objective: Exposure to endocrine-disrupting chemicals (EDCs) has been increasing in parallel with the rise in industrial activities. Bisphenol A (BPA), a major component of polycarbonate plastics and epoxy resins, is one of the most common EDCs due to its estrogen-like activity. Newborns—particularly preterm infants—are more susceptible to the potential adverse effects of BPA because of the heightened sensitivity of their developmental period and their frequent exposure to multiple medical devices in neonatal intensive care settings. Experimental evidence indicates that BPA can accumulate in brown adipose tissue, which is abundant during early life, and may influence neurodevelopmental, metabolic, and endocrine processes. This study aimed to measure free BPA levels in urine samples collected within the first 24 hours of hospitalization and prior to discharge in infants admitted to the neonatal intensive care unit, and to evaluate BPA exposure by documenting all medical procedures and materials used throughout the hospital stay. Materials and Methods: This study was conducted in the Neonatology Clinic of the University of Health Sciences (SBÜ) Ankara Training and Research Hospital between January 1 and July 1, 2025, among newborns admitted to the neonatal intensive care unit. A total of 48 infants with complete and analytically suitable urine samples were included in the study. Additionally, a control group of 30 healthy newborns was recruited. For each patient, urine samples were collected at two time points: within the first 24 hours of admission and prior to discharge. In the control group, a single urine sample was obtained within the first 24 hours after birth. Demographic characteristics, clinical diagnoses, procedures performed during hospitalization, and details of medical device exposure were recorded using a standardized“Patient Data Collection Form.”Free BPA levels in urine samples were measured using the ELISA method, and statistical analyses were performed using SPSS version 25. Results: Urine samples obtained from 48 infants monitored in the neonatal intensive care unit and 30 healthy newborns followed alongside their mothers after birth were analyzed in this study. In the patient group, 37.5% (n = 18) were female and 62.5% (n = 30) were male, while in the control group, 36.7% (n = 11) were female and 63.3% (n = 19) were male. When the two groups were compared, birth weight was the only demographic variable that differed significantly; newborns in the patient group had lower birth weights than those in the control group (p = 0.04). No statistically significant difference was found in urinary free BPA levels between the patient and control groups (0.42 [0.34–0.50] ng/mL vs. 0.41 [0.32–0.58] ng/mL; p = 0.90). Likewise, free BPA levels measured at admission and discharge in the patient group did not differ significantly (0.42 [0.34–0.50] vs. 0.40 [0.34–0.48] ng/mL; p = 0.70). Analysis of medical device exposure—including orogastric tubes, nasal cannulas, endotracheal tubes, umbilical catheters, and chest tubes—revealed no statistically significant association between device duration and free BPA levels (all p > 0.05). Similarly, no significant difference in urinary BPA levels was observed between infants exposed to fewer than three devices and those exposed to three or more devices at discharge (p = 0.58). Evaluation based on cumulative device-days also demonstrated no significant difference (p = 0.62). Length of hospital stay was likewise not associated with urinary BPA levels. Conclusion: The finding of similar BPA levels in the initial urine samples of the patient group and the healthy control group suggests that the presence of BPA in the early neonatal period largely reflects prenatal exposure. Although no statistically significant difference was observed between BPA levels at admission and discharge, the detection of free BPA in urine at discharge is noteworthy, as it highlights the potential exposure of newborns to environmental chemical agents during clinical care. Considering the heightened metabolic and neuroendocrine vulnerability of early life, promoting the use of BPA-free or safer alternative materials may be regarded as a clinical necessity to reduce potential exposure. Therefore, increasing awareness regarding the chemical safety of consumables used in neonatal care and adopting safer material options are of considerable importance.

Benzer Tezler

  1. Yenidoğan yoğun bakım ünitesinde enterik bakteri geçişi ile hemşirelik işlemleri ve klinik özelliklerin ilişkisinin belirlenmesi

    Relation between nursing procedures, clinical characteristics and transmission of enteric bacteria in neonatal wards.

    FİLİZ ARSLAN

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    1995

    HemşirelikGata

    İç Hastalıkları Hemşireliği Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. NUR İNANÇ

  2. Yenidoğan yoğun bakım ünitesinde yatan riskli yenidoğanların anne ve babalarındaki anksiyete düzeylerinin belirlenmesi ve karşılaştırılması

    The Determination and comparison of the anxiety levels of fathers and mothers of the high risk neonates hospitalized in the neonatal intensive care unit

    GÜZİN BULAMACI

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    1999

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıklarıİstanbul Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Hemşireliği Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. GÜLAY GÖRAK

  3. Yenidoğan yoğun bakım ünitesinde sütü kısmen ya da tamamen kesilmiş annelerde relaktasyon eğitimi

    Relactation education in the mothers of NICU babies with partial or complete lactation failure

    SEVİL ŞİMŞEK

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2001

    Hemşirelikİstanbul Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF.DR. GÜLAY GÖRAK

  4. Yenidoğan yoğun bakım ünitesinde tedavi gören hastaların işitme fonksiyonlarının TEOAE değerlendirilmesi

    Evaluation of hearing functions of infansts treated in the neonatal intensive care unit by means of TEOAE

    AHMET AFŞİN KUNDAK

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2006

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıAfyon Kocatepe Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    Y.DOÇ.DR. AYŞEGÜL BÜKÜLMEZ

  5. Yenidoğan yoğun bakım ünitesinde yatan çok düşük doğum ağırlıklı bebeklerin sepsis ve nek gelişimini engellemeye yönelik oral laktoferrin profilaksisi ve t-regulatuar hücreler üzerine etkisi

    Oral lactoferrin prophylaxis to prevent sepsis and necrotising enterocolitis of very low birth weight neonates in neonatal ıntensive care unit and effect on t-regulatory cells

    İLKE MUNGAN AKIN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2011

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıAnkara Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. BEGÜM ATASAY