Geri Dön

Herediter anjiyoödem belirtileri ile hastanemize başvuran çocukların klinik ve laboratuvar bulgularla taranması

The screening of children presenting to our hospital with symptoms of hereditary angioedema using clinical and laboratory findings

  1. Tez No: 985327
  2. Yazar: ŞEYDANUR KURBAN
  3. Danışmanlar: PROF. DR. ELİF KARAKOÇ AYDINER
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları, Child Health and Diseases
  6. Anahtar Kelimeler: Anjiyoödem, Angioedema
  7. Yıl: 2025
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Marmara Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: Çevre Sağlığı Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Çocuk Allerjisi Bilim Dalı
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Amaç:Bu çalışmanın amacı, herediter anjiyoödem (HAÖ) ile ilişkili semptomlarla Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'ne başvuran çocuk hastalarda, klinik değerlendirme ve laboratuvar testleri yoluyla olası HAÖ olgularını tanımlamak; tanısal süreci etkileyen faktörleri incelemek ve çocukluk çağına özgü zorlukları da dikkate alarak HAÖ taramasına yönelik klinik şüphe temelli bir yaklaşım modeli geliştirmektir. Bu kapsamda; C4 ve C1 esteraz inhibitör (C1-INH) testlerinin tanıdaki rolleri, testler arası metodolojik farklar, preanalitik süreçlerin etkileri ve genetik analiz gerekliliği değerlendirilmiş; elde edilen bulgular, çocuklarda HAÖ tanısında izlem temelli ve çok katmanlı bir değerlendirme yaklaşımının önemini ortaya koymak üzere analiz edilmiştir. Gereç ve Yöntem: Bu kesitsel, gözlemsel tarama çalışması, Ocak–Nisan 2024 tarihleri arasında Marmara Üniversitesi Pendik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı'na başvuran 159.680 çocuğun evrenini kapsayacak şekilde yürütüldü. Araştırmaya, herediter anjiyoödem (HAÖ) ile uyumlu semptomlarla başvuran veya laboratuvar bilgi sisteminde C4 düzeyi ölçülmüş olan toplam 391 hasta dahil edildi. Klinik değerlendirme sırasında başvuru şikayetleri dikkate alınarak tarama yapıldı; ayrıca geriye dönük kayıt taraması yoluyla da hasta tespiti sağlandı. İlk basamak test olarak, Beckman Coulter AU serisi cihazda immünotürbidimetrik yöntemle çalışılan C4 düzeyi kullanıldı. C4 düzeyi düşük olan ya da klinik şüphe yüksek bulunan hastalarda, Binding Site Optilite cihazında türbidimetri ile çalışılan C1 esteraz inhibitör (C1-INH) antijen düzeyi ve Siemens CS5100 cihazında koagülometrik yöntemle çalışılan C1-INH fonksiyonel aktivite testi uygulandı. Gereken olgularda genetik analiz ve aile taraması yapıldı. Etik kurul onayı, Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Etik Kurulu tarafından 03.11.2023 tarihinde, 09.2023.1456 karar numarası ile verildi. Bulgular: Toplam 391 çocuk hasta herediter anjiyoödem (HAÖ) açısından değerlendirildi. Hastaların 177'si klinik ve/veya laboratuvar bulgular temelinde HAÖ açısından şüpheli bulundu. Bu hastaların medyan yaşı 12,6 yıl olup %52,5'i kızdı. En sık görülen başvuru şikâyeti abdominal ödem (%43) olup, bunu baş-boyun/yüz (%32,8) ve ekstremite (%17) tutulumları izledi. Şüpheli hastaların %88'ine C4 düzeyi testi gönderildi ancak düşük C4 düzeyine rastlanmadı. C4 düzeyi normal olmasına rağmen klinik şüphe nedeniyle 50 hastaya ikinci basamak olarak C1 esteraz inhibitör (C1-INH) düzeyi ve/veya fonksiyon testi uygulandı. Bu hastalardan ikisinde C1-INH fonksiyon düzeyi düşük bulunduysa da dış merkezde tekrarlanan test sonuçları normaldi. Klinik değerlendirme ve laboratuvar bulgular doğrultusunda üç hasta izleme alındı. Bu hastalardan birinde PLG geninde anlamı belirsiz varyant (VUS) saptandı. Daha önce HAÖ tanısı almış 27 hastada Tip 1 (%80) ve Tip 2 (%10) alt tipleri gözlendi; bu grupta medyan tanı yaşı 14 yıl, tanı gecikme süresi ise 5 yıl olarak belirlendi. Sonuç: Bu çalışma, çocukluk çağında herediter anjiyoödem (HAÖ) tanısında yalnızca laboratuvar testlerine değil, klinik şüpheye dayalı çok katmanlı bir değerlendirmeye ihtiyaç duyulduğunu ortaya koymuştur. C4 düzeyinin normal bulunmasına rağmen klinik şüphe ile C1 esteraz inhibitör (C1-INH) testleri uygulanan olgularda izlem gerektiren vakaların saptanması, tarama sürecinde laboratuvar testlerinin tek başına yeterli olmadığını göstermektedir. Özellikle fonksiyonel C1-INH testlerinde gözlenen yöntem farklılıkları, taşıma süreçleri ve merkezler arası cihaz uyumsuzlukları gibi preanalitik değişkenler, test güvenilirliğini etkilemiş ve izlem kararını daha da önemli hale getirmiştir. Çalışma kapsamında izleme alınan bir olguda PLG geninde anlamı belirsiz varyant (VUS) saptanması, normal C1-INH düzeyli herediter anjiyoödem (nHAÖ) tanısında genetik analizlerin rolünü gündeme getirmiştir. Klinik izlemde antihistaminik yanıta rağmen ödem ataklarının sürmesi, spontan remisyon olasılığına karşın tanıdan vazgeçilmemesi gerektiğini göstermiştir. Çocuklarda semptomların silik ve ifade ediliş biçimlerinin yetersiz olması, tanıda sistematik sorgulamanın önemini artırmaktadır. 10–18 yaş grubunda gözlenen belirgin semptom artışı, ergenlik ve stres faktörlerinin HAÖ ile ilişkili klinik tabloları etkileyebileceğini düşündürmektedir. Türkiye'de çocuklara özgü standartlaştırılmış tanı algoritmalarının bulunmaması ve laboratuvar testlerine erişimdeki bölgesel eşitsizlikler, tanıda gecikmeye ve olguların gözden kaçmasına neden olabilmektedir. Bu bulgular, ülkemizde çocuk hasta grubuna yönelik yapılandırılmış, klinik şüphe temelli, fonksiyonel testlerle desteklenmiş ve gerektiğinde genetik analizi içeren ulusal tanı stratejilerinin geliştirilmesinin gerekliliğine işaret etmektedir.

Özet (Çeviri)

Objective: This study aimed to identify potential hereditary angioedema (HAE) cases in pediatric patients presenting to Marmara University Medical Faculty Hospital with HAE-related symptoms, through clinical evaluation and laboratory testing; to examine the factors influencing the diagnostic process; and to develop a clinical suspicion–based screening model tailored to the challenges of childhood. In this context, the diagnostic roles of C4 and C1 esterase inhibitor (C1-INH) tests, inter-method variability, the impact of pre-analytical factors, and the necessity of genetic analysis were evaluated. The findings were analyzed to emphasize the importance of a multi-layered, follow-up-based diagnostic approach in childhood HAE. Materials and Methods: This cross-sectional, observational screening study was conducted between January and April 2024 and covered a population of 159,680 children who presented to the Department of Pediatrics at Marmara University Pendik Training and Research Hospital. A total of 391 patients were included in the study, either presenting with symptoms suggestive of HAE or found to have C4 levels measured in the laboratory information system. Screening was based on presenting complaints and retrospective chart review. As the first-line test, C4 levels were analyzed using an immunoturbidimetric method on a Beckman Coulter AU series analyzer. In patients with low C4 levels or strong clinical suspicion, C1-INH antigen levels were measured by turbidimetry using a Binding Site Optilite analyzer, and C1-INH functional activity was assessed by a coagulometric method on a Siemens CS5100 analyzer. Genetic testing and family screening were performed in selected cases. Ethical approval was granted by the Ethics Committee of Marmara University Medical Faculty on 03.11.2023 (Decision No: 09.2023.1456). Results: A total of 391 pediatric patients were evaluated for hereditary angioedema (HAE). Of these, 177 were considered suspicious for HAE based on clinical and/or laboratory findings. The median age of these patients was 12.6 years, and 52.5% were female. The most common presenting complaint was abdominal swelling (43%), followed by head–neck/face (32.8%) and extremity (17%) involvement. C4 level testing was ordered in 88% of suspected cases, but no patient had a low C4 level. Despite normal C4 levels, 50 patients underwent second-line testing for C1-INH antigen and/or function due to clinical suspicion. Although low C1-INH function was detected in two patients, repeat testing at an external laboratory yielded normal results. Three patients were placed under follow-up based on clinical and laboratory findings. One of these patients was found to have a variant of uncertain significance (VUS) in the PLG gene. Among the 27 patients with a prior diagnosis of HAE, 80% had type 1 and 10% had type 2 HAE. The median age at diagnosis in this group was 14 years, with a diagnostic delay of 5 years.

Benzer Tezler

  1. Akut karın ağrısı ve/veya izole anjiyoödem ile başvuran çocuklarda herediter anjiyoödem sıklığının ve hastalık tanısına etki eden faktörlerin araştırılması

    Investigation of the frequency of hereditary angioedema and the factors affecting the diagnosis of the disease in children presenting with acute abdominal pain and/or isolated angioedema

    KADRİYE YALÇIN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2022

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıPamukkale Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. EBRU ARIK YILMAZ

  2. Herediter anjioödem atak günlüğü mobil uygulamanın hastaların yaşam kalitesi ve tedavi uyum düzeyine etkisinin belirlenmesi

    Determination of the effect of hereditary angioedema attack diary mobile application on the quality of life of patients and the level of treatment compliance

    SEVGİ ALTAY

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2023

    Hemşirelikİzmir Tınaztepe Üniversitesi

    Hemşirelik Esasları ve Yönetim Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. GÜLENDAM HAKVERDİOĞLU YÖNT

    PROF. DR. EMİNE NİHAL METE GÖKMEN

  3. Herediter anjioödem hastalığında endotel fonksiyonunun değerlendirilmesi

    Başlık çevirisi yok

    GÖKÇE GÜL ATAY

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2022

    Allerji ve İmmünolojiİstanbul Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. SEMRA DEMİR

  4. Herediter anjioödem (HAÖ) hasta grubunda ağrının karakteristiğinin belirlenmesi ve haö atak tedavi sıklığına etkisi

    Determination of pain characteristics in patients with hereditary angioedema (HAE) and its impact on the frequency of HAE attack treatment

    CENGİZHAN DOĞAN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2024

    İç HastalıklarıNecmettin Erbakan Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. ŞEVKET ARSLAN

  5. Anjiyotensin dönüştürücü enzim inhibitörleri, anjiyotensinreseptör blokerleri ve dipeptidil peptidaz 4 inhibitörleri ileilişkili anjiyoödemin klinik özellikleri ve takibi

    Clinical characteristics and follow-up of angioedema associated with angiotensin-converting enzyme inhibitors, angiotensin receptor blockers, and dipeptidyl peptidase-4 inhibitors

    BERK ANDAÇ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2025

    İç Hastalıklarıİstanbul Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. DERYA ÜNAL