Geri Dön

Patolojik internet kullanımı olan ve olmayan dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu tanılı ergenlerde mizaç özellikleri, proaktif-reaktif saldırganlık ve prososyal davranışların incelenmesi

An examination of temperament traits, proactive–reactive aggression, and prosocial behaviors in adolescents with attention-deficit/hyperactivity disorder with and without pathological internet use

  1. Tez No: 984880
  2. Yazar: FATMA BİLGE KILIÇ
  3. Danışmanlar: DR. İPEK SÜZER GAMLI
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Psikiyatri, Psychiatry
  6. Anahtar Kelimeler: Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, Patolojik internet kullanımı, Mizaç, Karakter, Proaktif, Reaktif Saldırganlık, Prososyal, Çocuk, Ergen, Attention-deficit/hyperactivity disorder, Pathological Internet Use, Temperament, Character, Proactive aggression, Reactive aggression, Prosocial behavior, Child, Adolescent
  7. Yıl: 2025
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
  10. Enstitü: İstanbul Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi
  11. Ana Bilim Dalı: Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Amaç: Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB), çocukluk çağında başlayan; dikkat sorunları, aşırı hareketlilik ve dürtüsellik belirtileriyle seyreden nöropsikiyatrik bir bozukluktur. Patolojik internet kullanımı (PİK), bireyin internet kullanımına yönelik kontrol edilemeyen yoğun istek, internete bağlı olmadan geçirilen zamanın önemsizleşmesi, yoksunluk halinde sinirlilik ve saldırganlık belirtilerin ortaya çıkması ile bireyin akademik, sosyal, ailevi ve mesleki işlevselliğinde belirgin bozulmalara yol açan bir durum olarak tanımlanmaktadır. PİK ve İnternet Bağımlılığı (İB) üzerine yapılan araştırmalar, sorunlu internet kullanımının genellikle DEHB ve ilişkili semptomlarla bağlantılı olduğunu ortaya koymaktadır. Mizaç, bireylerin genetik ve biyolojik faktörlere dayalı olarak doğuştan sahip oldukları ya da yaşam süreci içerisinde geliştirdikleri, kendilerine özgü kişilik özelliklerini, eğilimlerini ve duygusal tepkilerini ifade eden psikolojik bir kavram olarak tanımlanmaktadır. Karakter; bireyin yaşam amaçlarını, değerlerini, benliğini ve farkında olduğu duygularını yansıtmaktadır. Yapılan araştırmalar, DEHB' nin süreğen seyrinde mizaç ve karakter özelliklerinin belirleyici rol oynayabileceğini ve İB gibi davranışsal bağımlılıkların gelişiminde bu kişilik örüntülerinin etkili olabileceğini göstermektedir. Saldırganlık terimi ise, bir bireyin başka bir kişiye, nesneye ya da kendisine fiziksel ya da psikolojik zarar verme amacı taşıyan davranış, tutum veya niyetler bütünü olarak tanımlanmaktadır. Saldırganlık, farklı biçimlerde sınıflandırılabilmekle birlikte, en yaygın ve temel yaklaşım onu proaktif (amaç yönelimli) ve reaktif (tepkisel) olmak üzere iki ana boyutta ele almaktadır. Yazın incelendiğinde, saldırganlık ve İB arasında ortak nörobiyolojik mekanizmaların bulunduğu, bu nörobiyolojik çerçevenin ise proaktif ve reaktif saldırganlık arasındaki ayrımı destekleyen sinirsel temellerle uyumlu olduğu görülmektedir. DEHB tanılı çocuklarda saldırgan davranışlar üzerine yapılan araştırmalar, hem reaktif hem de proaktif saldırganlık düzeylerinin daha yüksek olduğunu, ancak DEHB ile daha güçlü ilişki gösteren saldırganlık türünün reaktif saldırganlık olduğunu ortaya koymaktadır. Buna karşın, proaktif saldırganlığın xii ise DEHB ile daha dolaylı bir biçimde ilişkili olduğu öne sürülmektedir. Prososyal davranışlar ise, toplumun uyumlu işleyişi açısından önemli olup; herhangi bir ödül beklentisi olmaksızın, başka bir bireyin ya da grubun yararına gönüllü olarak gerçekleştirilen davranışlar olarak tanımlanmıştır. Yapılan çalışmalar ergenlerin medya kullanımının prososyal davranışları zayıflatabileceğini, DEHB belirtileri üzerinde etkili olabileceğini; ayrıca DEHB tanılı çocuklarda prososyal davranışlarda azalma ile ilişkili olabileceğini göstermiştir. Çalışmamızın amacı, DEHB tanılı ergenlerde PİK' nın mizaç ve karakter özellikleri, saldırganlık türleri ve prososyal davranışla ilişkisini aynı anda inceleyip farkları ve ilişkileri ortaya koymaktır. Yöntem: Çalışmaya Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları polikliniğine ayaktan başvuran ve klinisyen tarafından yapılan DSM-5 (Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders-Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal El Kitabı) tanı kriterlerine göre DEHB tanısı alan, çalışmaya dahil edilme kriterlerini karşılayan ve çalışmaya katılmayı kabul eden '140' hasta dahil edilmiştir. DEHB tanısı,“Okul Çağı Çocukları İçin Duygulanım Bozuklukları ve Şizofreni Görüşme Çizelgesi Şimdi ve Yaşam Boyu Şekli Türkçe Uyarlaması (ÇDŞG-ŞY-T)”isimli yarı yapılandırılmış görüşme formu ile değerlendirilmiş, DEHB dışında herhangi bir ek psikiyatrik tanı alanlar çalışmaya dahil edilmemiştir. Tüm olgulara Young İnternet Bağımlılığı Ölçeği uygulanmış; bu ölçekten 50 ve üzeri puan alanlar“PİK olan grup”, 49 ve altı puan alanlar ise“PİK olmayan grup”olarak sınıflandırılmıştır. Klinisyen, ebeveynlerden ve çalışmaya katılan çocuk ve ergenlerden bilgi alarak sosyodemografik veri formunu doldurmuştur. Ebeveynler 'Conners Ebeveyn Derecelendirme Ölçeği (CADÖ)', 'Çocuk Prososyallik Ölçeği (ÇPÖ)' doldurmuştur. Çocuk ve ergenler ise 'Young İnternet Bağımlılığı Ölçeği (YİBÖ)', 'Reaktif-Proaktif Saldırganlık Ölçeği (RPSÖ)', 'Çocuklar İçin Mizaç ve Karakter Envanteri (Türkçe-MKE)' doldurmuştur. Bulgular: Çalışmamızda DEHB tanısı bulunan PİK olan grup (DEHB+PİK, n=45) ve PİK olmayan grup (DEHB, n=95) olmak üzere iki alt gruptan oluşmaktadır. Katılımcılar %27,1'si kız, %72,9'u erkek olmak üzere toplam 140 kişiden oluşmaktadır. DEHB tanılı ergenlerin %64,3'ünün bileşik tip, %32,1'inin dikkat eksikliğinin baskın olduğu tip ve %3,6'sının hiperaktivite/dürtüselliğin baskın olduğu xiii tipte olduğu saptanmıştır. Gruplar arasında yaş, cinsiyet, aile gelir düzeyi, ders başarısı, sınıfta kalma öyküsü, ailede psikiyatrik hastalık varlığı, evde bilgisayar ya da internet varlığı ve uyku sorunları gibi sosyodemografik değişkenlerin hiçbirinde anlamlı bir farklılık saptanmamıştır. İlk karşılaştıkları teknolojik alet, ilk 6 yılda yemek yerken teknoloji kullanım öyküsü, arkadaşlarda internet aşırı kullanım öyküsü, internet bırakma girişimi, interneti azaltma motivasyonu, internet kullanım becerisi, fiziksel yakınma öyküsü, online oyun oynama ve siber alışveriş öyküsü yönüyle anlamlı bir farklılık saptanmamıştır. Günlük internet kullanım süresi, PİK olan grupta; PİK olmayan gruba göre daha yüksek bulunmuş; DEHB alt tipleri, DEHB tanı alma yaşları ve DEHB tedavi süreleri yönüyle anlamlı bir farklılık saptanmamıştır. CADÖ alt boyutları arasında“Öğrenme Sorunları”puanlarında gruplar arasında anlamlı bir farklılık saptanmıştır. Diğer CADÖ alt boyutları arasında ise (Davranım sorunları/Karşıt Olma Karşı Gelme Bozukluğu, Ataklık/Hiperaktivite, Kaygı ve Psikosomatik) anlamlı farklılık saptanmamıştır. Mizaç özellikleri açısından, PİK olan DEHB' li ergenlerin Sebat etme (PS) alt ölçek puanlarının diğer gruba göre anlamlı düzeyde daha düşük olduğu, buna karşın Yenilik arayışı (NS) alt ölçek puanlarının anlamlı düzeyde daha yüksek bulunduğu belirlenmiştir. Diğer mizaç özellikleri olan Zarardan kaçınma (HA) ve Ödül bağımlılığı (RD) alt ölçek puanları açısından iki grup arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanmamıştır. Karakter boyutları açısından PİK grubunun Kendini yönetme (SD) ve İş birliği yapma, (C) puanlarının anlamlı düzeyde daha düşük olduğu saptanmıştır. DEHB tanılı ergenlerde, PİK ile proaktif-reaktif saldırganlık arasındaki ilişki bakımından PİK olan gruptaki katılımcıların Proaktif Saldırganlık, Reaktif Saldırganlık ve Toplam ölçek puanları PİK olmayan gruba göre daha yüksek bulunmuştur. Gruplar arasında Prososyallik Ölçek puanları yönüyle anlamlı bir fark saptanmamıştır. Sonuç: Bulgularımız, DEHB tanılı ergenlerde belirli mizaç ve karakter özelliklerinin PİK açısından risk faktörü olabileceğine işaret etmektedir. PİK'in dürtü kontrolü, özdenetim ve akademik işlevsellik üzerinde yaratabileceği olumsuz etkiler göz önünde bulundurulduğunda, DEHB tanılı ergenlerin mizaç ve karakter ile ilgili özelliklerinin sorgulanması, bağımlılık açısından risk taşıyan profillerin erken dönemde belirlenmesine katkı sağlayabilir. Bu doğrultuda, risk altındaki ergenlerin erken tanılanması ve internet farkındalığı, özdenetim becerileri ile sosyal yeterlikleri xiv desteklemeye yönelik önleyici müdahale programlarının uygulanması klinik açıdan önem taşımaktadır.

Özet (Çeviri)

Objective: Attention-deficit/hyperactivity disorder (ADHD) is a neuropsychiatric condition that begins in childhood and is characterized by inattention, hyperactivity, and impulsivity. Pathological Internet Use (PIU) is defined as an uncontrollable urge to use the Internet, a diminished sense of time spent offline, and the emergence of irritability and aggression during withdrawal, leading to significant impairments in academic, social, familial, and occupational functioning. Research on PIU and Internet Addiction (IA) indicates that problematic usage is often associated with ADHD and related symptoms. Temperament is defined as an individual's innate or developmentally acquired predisposition toward specific emotional and behavioral tendencies based on genetic and biological factors, whereas character reflects the individual's goals, values, sense of self, and self-regulatory capacities. Studies suggest that temperament and character traits may play a key role in the chronic course of ADHD and may contribute to the development of behavioral addictions such as IA. Aggression refers to behaviors, attitudes, or intentions aimed at causing physical or psychological harm to oneself, another individual, or an object. While aggression can be classified in various ways, the most fundamental distinction is between proactive (goal-directed) and reactive (impulsive) aggression. Evidence from the literature indicates that aggression and IA share common neurobiological mechanisms, consistent with neural pathways that also differentiate proactive and reactive aggression. Research on children with ADHD has shown elevated levels of both proactive and reactive aggression, with reactive aggression demonstrating a stronger association with ADHD. Proactive aggression, on the other hand, is considered to be indirectly linked to ADHD through peer deviance and antisocial learning processes. Prosocial behaviors, essential for the harmonious functioning of society, are defined as voluntary actions performed for the benefit of others without expectation of reward. Previous studies suggest that media use may weaken prosocial behaviors, may influence ADHD symptoms, and may also be associated with reduced prosocial xvi tendencies in children with ADHD. The aim of the present study was to examine the relationship between PIU and temperament-character traits, types of aggression, and prosocial behaviors in adolescents diagnosed with ADHD. Method: The study included 140 adolescents who presented to the Child and Adolescent Psychiatry Outpatient Clinic of Erenköy Mental Health and Neurological Diseases Training and Research Hospital, were diagnosed with ADHD according to DSM-5 diagnostic criteria, met the inclusion criteria, and agreed to participate. The Young Internet Addiction Scale was administered to all participants; those scoring 50 or above were classified as the“PIU group”(ADHD+PIU; n=45), while those scoring 49 or below were classified as the“non-PIU group”(ADHD; n=95). Sociodemographic data forms were completed by the clinician based on information obtained from parents and participants. Parents completed the Conners Parent Rating Scale (CPRS) and the Child Prosocial Behavior Scale (CPBS), while adolescents completed the Young Internet Addiction Scale (YIAS), the Reactive-Proactive Aggression Questionnaire (RPAQ), and the Junior Temperament and Character Inventory—Turkish version (J-TCI-R). Results: The sample consisted of 140 adolescents, of whom 27.1% were female and 72.9% were male. Among adolescents with ADHD, 64.3% were diagnosed with the combined presentation, 32.1% with predominantly inattentive presentation, and 3.6% with predominantly hyperactive/impulsive presentation. No significant differences were found between the PIU and non-PIU groups in terms of age, sex, family income level, academic performance, grade retention, family psychiatric history, availability of a computer or Internet at home, or sleep-related problems. No significant group differences were observed for variables related to first exposure to technology, technology use during early childhood, excessive Internet use among peers, attempts to quit the Internet, motivation to reduce Internet use, Internet-use skills, physical complaints, online gaming, or cyber-shopping behaviors. Daily Internet use duration was significantly higher in the PIU group. No significant differences were observed between the groups regarding ADHD subtypes, age at diagnosis, or duration of treatment. xvii Among CPRS subscales, a significant difference was found only in the“Learning Problems”subscale. No significant group differences were detected in other CPRS subscales (Conduct Problems/Oppositional Defiant Disorder, Hyperactivity, Anxiety, and Psychosomatic Symptoms). Regarding temperament traits, adolescents with ADHD+PIU had significantly lower Persistence (PS) scores and significantly higher Novelty Seeking (NS) scores compared with the non-PIU group. No significant differences were found between the groups in Harm Avoidance (HA) or Reward Dependence (RD). In terms of character traits, the PIU group exhibited significantly lower Self-Directedness (SD) and Cooperativeness (C) scores. Regarding the relationship between PIU and aggression, participants in the PIU group scored significantly higher on Proactive Aggression, Reactive Aggression, and Total Aggression compared with the non-PIU group. No significant differences were found between the groups in prosocial behavior scores. Conclusion: Our findings suggest that specific temperament and character traits in adolescents diagnosed with ADHD may serve as potential risk factors for problematic Internet use. Considering the adverse effects of PIU on impulse control, self-regulation, and academic functioning, assessing temperament- and character- related features in adolescents with ADHD may facilitate the early identification of profiles at heightened risk for addictive behaviors. Accordingly, early detection of vulnerable adolescents—and the implementation of preventive intervention programs aimed at enhancing Internet-use awareness, self-regulation skills, and social competence—holds substantial clinical importance.

Benzer Tezler

  1. Ergenlerde dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğuna eşlik eden problemli internet kullanımında emosyonel disregülasyon ve ebeveyn tutumu

    Emotional dysregulation and parental attitude in problematic internet use accompanying adolescents with attention deficit and hyperactivity disorder

    YELİZ BALCA

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2021

    PsikiyatriDicle Üniversitesi

    Çocuk Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DR. ÖĞR. ÜYESİ ÖMER KARDAŞ

  2. Otizm spektrum bozukluğu tanılı olgularda internet bağımlılığı ve zorbalık ile ilişkili faktörlerin incelenmesi

    Investigation of parameters related to internet spending and bullying in cases with autism spectrum disorder

    ZEYNEP GÖKÇE ERKAN İDRİS

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2023

    PsikiyatriEge Üniversitesi

    Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. SEZEN KÖSE

  3. Türkiye'de serebral hareket bozukluklarının etiyolojisi epidemiyolojisi ve bazı klinik özellikleri

    Başlık çevirisi yok

    AŞER BENSUSAN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    1986

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıklarıİstanbul Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

  4. Peptik ülserli hastaların MMMPI profil özellikleri

    Başlık çevirisi yok

    YALÇIN KİREÇÇİ

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    1986

    GastroenterolojiUludağ Üniversitesi

    Psikiyatri Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. SUNA TANELİ