Romatoloji hastalarındaki latent tüberküloz enfeksiyonunun saptanmasında, tüberkülin deri testi ve interferon gama salınım testlerinin etkinliklerinin değerlendirilmesi
Evaluation of the effectiveness of the tuberculin skin test and interferon-gamma release assays in detecting latent tuberculosis infection in rheumatology patients
- Tez No: 983878
- Danışmanlar: PROF. DR. MURAT ARAL
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Mikrobiyoloji, Microbiology
- Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
- Yıl: 2025
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
- Enstitü: Ankara Etlik Şehir Hastanesi
- Ana Bilim Dalı: Tıbbi Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Amaç: Mycobacterium tuberculosis basili tarafından oluşturulan tüberküloz, dünya genelinde en fazla ölüme neden olan enfeksiyon hastalıklarından biridir. Dünya nüfusunun yaklaşık dörtte birinde bakterinin latent formda bulunduğu tahmin edilmektedir. Latent Tüberküloz Basil Enfeksiyonu'nun (LTBE) saptanması, hem aktif tüberkülozun en önemli rezervuarını oluşturması hem de romatoloji hastaları gibi immünsüpresif tedavi alan riskli gruplarda reaktivasyon olasılığının yüksek olması nedeniyle kritik öneme sahiptir. Ancak tanısında kabul edilmiş bir altın standart yöntemin bulunmaması önemli bir sorun oluşturmaktadır. Mevcut Tüberkülin Deri Testi (TDT) ve İnterferon Gama Salınım Testleri (İGST) çeşitli sınırlılıklara sahiptir. Bu çalışmada amaç özellikle immünsüprese romatoloji hastaları gibi duyarlı popülasyonlarda mevcut testlerin performansını değerlendirmek ve potansiyel yeni tanısal biyobelirteçlerin LTBE tanısına katkısını araştırmaktır. Gereç ve Yöntem: Romatoloji polikliniğine başvuran, biyolojik ajan kullanan veya biyolojik tedavi başlanması planlanan, LTBE değerlendirilmesi amacıyla TDT ve İGST istenmiş toplam 54 hasta çalışmaya dahil edildi. TDT sonuçları hastane bilgi yönetim sisteminden elde edildi. Hastalardan alınan dört tüp tam kan örneği mikrobiyoloji laboratuvarında QuantiFERON-TB Gold Plus (QFT-Plus) (Qiagen GmbH, Hilden, Almanya) testi için kullanıldı. Test çalışıldıktan sonra arta kalan plazma örnekleri, kullanılacakları güne kadar –80 °C'de saklandı. Bu plazma örneklerinde Human CXC-chemokine Ligand 9 (CXCL9) ve Human CXC-chemokine Ligand 10 (CXCL10) düzeyleri sırasıyla Human CXC-chemokine Ligand 9 ELISA Kit ve Human CXC-chemokine Ligand 10 ELISA Kit (Sinogeneclon Biotech Co., Ltd., Hangzhou, Çin) kullanılarak ELISA yöntemiyle ölçüldü. Elde edilen CXCL9 ve CXCL10 ölçümlerinden TB1, TB2 ve Nil tüplerine ait değerler kullanılarak fark (TB-Nil) ve oran (TB/Nil) temelli biyobelirteç modelleri oluşturuldu. TDT ve kemokin temelli modellerin tanısal performansı, IBM SPSS Statistics Version 27 yazılımı kullanılarak QFT-Plus sonuçlarıyla karşılaştırıldı. Bulgular: Çalışmaya dahil edilen 54 hastanın %51,9'u (n = 28) ankilozan spondilit, %24,1'i (n = 13) romatoid artrit, %17,7'si (n = 9) psöriyatik artrit ve %7,4'ü (n = 4) diğer romatolojik hastalıklar (Behçet hastalığı, Sjögren sendromu, erişkin Still hastalığı) grubundaydı. Hastaların %75,9'u (n = 41) immünsüpresif tedavi almaktaydı. TDT için 5 mm sınır değeri kullanıldığında, hastaların %35,2'sinde (n = 19) pozitiflik saptandı. Bu sınır değerinde iki test arasında uyum bulunmadı ve TDT'nin QFT-Plus'a göre anlamlı derecede daha yüksek pozitiflik verdiği görüldü. Sınır değeri 15 mm'ye çıkarıldığında iki test arasındaki uyum hafifçe arttı; TDT pozitifliği %11,1'e (n = 6) düştü ve QFT-Plus ile arasındaki istatistiksel olarak anlamlı fark ortadan kalktı. Nil, TB1 ve TB2 tüplerindeki CXCL10 düzeyleri ROC (Receiver Operating Characteristic; Alıcı İşletim Karakteristiği) analizi ile değerlendirildiğinde, bu parametrelerin QFT-Plus pozitifliğini ayırt etmede yetersiz kaldığı görüldü. TB1 ve TB2 tüplerinden yüksek olan değerden Nil değerinin çıkarılmasıyla hesaplanan Dmax Fark modeli, QFT-Plus pozitifliğini ayırt etmede iyi performans gösterdi (Eğri Altındaki Alan [EAA]: 0,774; p = 0,014). TB1 ve TB2 tüplerinden yüksek olan değerin Nil değerine bölünmesiyle oluşturulan Dmax Bölüm modeli ise daha yüksek performans sergiledi (EAA: 0,832; p = 0,003). CXCL9 düzeyleri için yapılan aynı analizde, bu biyobelirtecin performansının CXCL10'a göre daha düşük olduğu ve QFT-Plus pozitifliğini ayırt etmede yeterli doğruluk sağlamadığı belirlendi. Ancak CXCL9 ve CXCL10'un birlikte kullanıldığı kombine modelin performansı, her iki biyobelirtecin tek başına gösterdiği performanstan daha yüksek bulundu (EAA: 0,872; p = 0,001). Sonuç: TDT ve QFT-Plus arasında uyum tespit edilememiş, TDT'nin 5 mm sınır değerinde QFT-Plus'a göre anlamlı düzeyde daha fazla pozitiflik vermesi yanlış pozitiflik olarak değerlendirilmiş, sınır değeri 15 mm'ye çıkarıldığında bu farkın ortadan kalktığı görülmüştür. Nil, TB1 ve TB2 tüplerindeki tekil CXCL10 ve CXCL9 düzeyleri QFT-Plus pozitifliğini ayırt etmede yetersiz bulunmuştur. Buna karşın CXCL10 temelli Dmax modelleri (özellikle Dmax Bölüm modeli) ve CXCL9–CXCL10 kombine modeli, QFT-Plus pozitifliğini belirlemede daha yüksek doğruluk göstermiştir. Bu sonuçlar, tekil sitokin düzeylerinin sınırlı tanısal değere sahip olduğunu, ancak uygun şekilde oluşturulan biyobelirteç kombinasyonlarının LTBE taramasında daha güçlü bir alternatif sunabileceğini göstermektedir.
Özet (Çeviri)
Aim: Tuberculosis (TB), caused by Mycobacterium tuberculosis (MTB), remains a leading infectious cause of mortality worldwide. It is estimated that nearly one quarter of the global population harbors the bacterium in a latent form. Detecting latent MTB infection (LTBI) is critically important because the latent pool is the main reservoir for active TB and poses a high reactivation risk, particularly in immunosuppressed groups such as patients with rheumatic diseases. However, the lack of a universally accepted gold-standard diagnostic test poses a major challenge. Both the Tuberculin Skin Test (TST) and Interferon-Gamma Release Assays (IGRAs) have limitations, highlighting the need to investigate novel biomarkers and methods for vulnerable populations. The aim of this study is to evaluate the performance of existing tests in vulnerable populations, particularly immunosuppressed rheumatology patients, and to investigate the contribution of potential new diagnostic biomarkers to the diagnosis of LTBI. Materials and Methods: We included 54 patients from rheumatology outpatient clinic who were receiving or planned to initiate biological therapy and had undergone both TST and QFT-Plus testing for LTBI. TST results were retrieved from the hospital information system. Four QFT-Plus tubes (Nil, TB1, TB2, and Mitogen) of whole blood were collected from each patient and processed in the microbiology laboratory; residual plasma was stored at −80 °C. Plasma concentrations of CXCL9 and CXCL10 were measured using commercial ELISA kits (Sinogeneclon Biotech Co., Ltd., Hangzhou, China). Using CXCL9 and CXCL10 values from the Nil, TB1 and TB2 tubes, we constructed biomarker models based on differences (TB − Nil) and ratios (TB / Nil). Diagnostic performance of TST and the chemokine-based models was compared with QFT-Plus results using IBM SPSS Statistics version 27. Results: Of the 54 patients, 51.9% (n = 28) had ankylosing spondylitis, 24.1% (n = 13) rheumatoid arthritis, 17.7% (n = 9) psoriatic arthritis, and 7.4% (n = 4) other rheumatologic diseases (Behçet's disease, Sjögren's syndrome, adult-onset Still's disease). Immunosuppressive therapy was being used by 75.9% (n = 41). At a 5-mm cutoff, TST was positive in 35.2% (n = 19) and showed no agreement with QFT-Plus, yielding significantly higher positivity rates. Increasing the cutoff to 15 mm reduced TST positivity to 11.1% (n = 6) and the difference compared with QFT-Plus was no longer statistically significant. ROC analysis of CXCL10 levels measured in the Nil, TB1 and TB2 tubes demonstrated poor discriminatory ability when single tube values were used. The Dmax Difference model—defined as the higher of TB1 or TB2 minus Nil—showed good discrimination (AUC = 0.774; p = 0.014), while the Dmax Ratio model—the higher of TB1 or TB2 divided by Nil—performed better (AUC = 0.832; p = 0.003). CXCL9 alone showed lower performance than CXCL10 and did not reach acceptable accuracy. However, a combined CXCL9–CXCL10 model outperformed either marker alone (AUC = 0.872; p = 0.001). Conclusion: TST and QFT-Plus results did not agree; the higher TST positivity at a 5-mm cutoff likely reflects false positives, and this discrepancy resolved with a 15-mm cutoff. Single-tube CXCL9 or CXCL10 measurements were insufficient to distinguish QFT-Plus positivity. In contrast, CXCL10-based Dmax models—particularly the Dmax Ratio—and the combined CXCL9–CXCL10 model demonstrated higher diagnostic accuracy. These findings suggest that single cytokine measurements have limited value, whereas appropriately constructed biomarker combinations may provide a stronger approach for LTBI screening.
Benzer Tezler
- Takayasu arteriti ve behçet hastalığında latent tüberküloz enfeksiyonunun tüberkülin cilt testi ve quantiferon testi ile değerlendirilmesi
Screening latent tuberculosis infection with tuberculin skin test and quantiferon-tb gold test in patients with takayasu's arteritis and behçet's disease
MELİKE KALFA
- Anti-TNF tedavisi öncesi latent tüberküloz taramasında tüberkülin deri testi ile interferon Gama salınım testinin karşılaştırılması
Comparison of tuberculin skin test with interferon-Gamma swing test for latent tuberculosis secreening before anti-TNF treatment
ÖZKAN VARAN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2013
RomatolojiHacettepe Üniversitesiİç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. SEDAT KİRAZ
DOÇ. DR. UMUT KALYONCU
- Biyolojik tedavi öncesi latent tüberküloz taramasında quantiferon tüp testi kullanılan yetişkin romatoloji hastalarında aktif tüberküloz infeksiyonu gelişme sıklığı
The incidence of active tuberculosis infection among adult rheumatic patients who were screened with quantiferon tube test for latent tuberculosis before biological treatment
EMRAH ŞEYHOĞLU
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2017
RomatolojiHacettepe Üniversitesiİç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. UMUT KALYONCU
- Latent tüberküloz taraması yapılan erişkin romatoloji hastalarında QuantiFERON testinde belirsiz sonuç sıklığı ve belirleyici klinik faktörler: Retrospektif tek merkezli çalışma
Frequency of indeterminate results and determinant clinical factors in the QuantiFERON test among adult rheumatology patients undergoing latent tuberculosis screening: A retrospective single-center study
SEMA ÇAKIROĞLU
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2026
RomatolojiDokuz Eylül Üniversitesiİç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. GÖKÇE KENAR ARTIN
- Çocuk romatoloji kliniğinde izlenen ve tedavisinde biyolojik ajan kullanılan hastaların değerlendirilmesi
Evaluation of patients who followed by pediatric rheumatology clinic and treated by biological agents
MERVE GÜVENOĞLU
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2018
Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıSağlık Bilimleri ÜniversitesiÇocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. MEHMET BÜLBÜL