Türk musikisinde bir inkişaf hikâyesi: Şarkı formunun yükselişi ve etkilerine dair müspet bir okuma
A positive perspective on Turkish music finding new channels in the process of the song form gaining popularity
- Tez No: 982300
- Danışmanlar: DOÇ. DR. BEKİR ŞAHİN BALOĞLU
- Tez Türü: Yüksek Lisans
- Konular: Müzik, Music
- Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
- Yıl: 2025
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Yıldız Teknik Üniversitesi
- Enstitü: Sosyal Bilimler Enstitüsü
- Ana Bilim Dalı: Sanat ve Tasarım Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Müzik ve Sahne Sanatları Bilim Dalı
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Türk musikisi formları arasında şarkı formu 19. yüzyılın ortalarından itibaren revaç bulmaya başlamıştır. Mazisi 17. yüzyıla kadar uzanan şarkı formunun gelişimi ve Türk musikisi repertuvarında en geniş yeri teşkil etmesi büyük ölçüde bestekârlara atfedilen hususiyetlerle açıklanmaya çalışılmıştır. Hacı Arif Bey'in neredeyse tüm bestelerini şarkı formunda yapması kendisinden sonraki bestekârları da etkilemiştir. Öyle ki Hacı Arif Bey'in çağdaşı olan Zekai Dede'nin klasik formlarda da eserler veriyor oluşu ona klasik ekolün son temsilcisi olma hüviyeti vermiştir. 19. yüzyıldan itibaren Batılılaşmanın Osmanlı Devleti bünyesinde iyiden iyiye kendini göstermesi Türk musikisini himaye eden en önemli unsurlardan sarayın Türk musikisi üzerindeki himayesinin tedricen azalmasına sebep olmuştur. Bu süreç Dede Efendi'nin söylediği rivayet edilen“Artık bu oyunun tadı kaçtı.”sözüyle sembolleşmiştir. Yüzünü Batı'ya dönen Osmanlı Sarayı karşısında bestekârların Türk musiki sanatını himaye edecek ve seslerini duyurabilecekleri yeni bir mecrayı temin etmeleri gerekmiştir. Tanzimat'la beraber İstanbul'un kültür ortamları içerisinde saraydan taşan musiki talep edilir hale gelmiştir. Talep edilen bu musiki pek tabii ki küçük formda olmalı, ezgileri basit yapıda olmalı ve böylelikle klasik formdaki eserlerden daha rahat hafızaya alınıyor olmalıydı. Şarkı formu bu sebeple başta İstanbul'un eşrafı ve daha sonra tüm İstanbul halkı içerisinde kendine yer bularak musikinin himayesi için büyük bir imkânın temin edebilmesine vesile olmuştur. Çalışmamızda şarkı formunun 19. yüzyıl ortalarından itibaren repertuvarda en geniş yeri işgal etme sürecine bakılarak Türk musiki sanatının kendine yeni imkanlar bulmak üzere şarkı formunun kullanılması üzerinde durulmuştur. Şarkı formunun revaç bulmasıyla Türk musikisinde temin edilen hayat sahasına dikkat çekilerek estetik olarak“bozulma”yönündeki tenkitler de gösterilip bunlara cevaplar aranmaktadır. Şarkı formunun gelişimini yalnızca bestekârların şahsi estetik tercihleri, musikideki küçülme ve hatta sonrasında tenkide uğramasına yol açacak olan bayağılaşma çerçevesinde ele alma temayülüne karşı şarkı formunun Türk musikisine kazandırdığı hayat sahasına dikkat çekilmiştir.
Özet (Çeviri)
Among classical Turkish music forms, the şarkı form began to get in vogue in the mid-19th century. The development of the şarkı form, which dates back to the 17th century, and its gradual emergence as the sole form in classical Turkish music has been tried to be explained widely by the characteristics attributed to the composers. The fact that Hacı Arif Bey composed only in the şarkı form influenced all composers after him, especially his student Şevki Bey. In fact, Zekai Dede, who was a contemporary of Hacı Arif Bey, also composed in other classical forms gave him the identity of being the last representative of the classical school. Westernization began to show itself more and more in the Ottoman Empire from the 19th century onwards causing the palace, one of the most important elements that protected classical Turkish music, to decrease its patronage over classical Turkish music gradually. This process has been symbolised by the words attributed to Dede Efendi:“This game has lost its appeal.”In response to the Ottoman court's orientation toward the West, composers were compelled to secure a new platform through which they could preserve the art of Turkish music and make their voices heard. With the Tanzimat period, music overflowing from the palace began to be sought after within Istanbul's cultural spheres. Naturally, this demanded music had to be in small forms, with simple melodies, and thus more easily memorized than works in classical forms. For this reason, the şarkı form was able to find a place first among Istanbul's notables and later within the wider public, thereby providing a significant opportunity for the patronage of music. This study focuses on the utilization of the şarkı form as a means for Turkish music to create new opportunities for itself, examining its process of becoming the most prominent form in the repertoire from the mid-19th century onward. By highlighting the vital space secured in classical Turkish music through the rise in popularity of the şarkı form, critiques concerning its aesthetic“degradation”are also presented, alongside attempts to address these criticisms. In response to the tendency to interpret the development of the şarkı form solely within the framework of composers' personal aesthetic choices, musical simplification, and even the vulgarization that would later attract criticism, attention is drawn to the vital role assumed by the şarkı form.
Benzer Tezler
- Türk mûsikîsinde icrâ-kuram uyumsuzluğu sorununa dair bilgisayar destekli bir analiz: Bekir Sıtkı Sezgin örneği
A computer aided analysis for the problem of the disharmony between theory and practice in Turkish music: Beki̇r Sitki Sezgi̇n as an example
SEMİH ÖZDEMİR
Yüksek Lisans
Türkçe
2019
Müzikİstanbul Üniversitesiİslam Tarihi ve Sanatları Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. UBEYDULLAH SEZİKLİ
- Sözlü Türk musikisinde solistik icra üzerine karşılaştırmalı bir çalışma: Münir Nurettin Selçuk, Alâeddin Yavaşça ve Bekir Sıtkı Sezgin'in üslup açısından benzerlik ve farklılıkları
A comparative study about soloistic performance in Turkish classic music with lyrics: Similarities and differences between Münir Nurettin Selçuk, Alâeddin Yavaşça ve Bekir Sıtkı Sezgin as in terms of style
METİN DURGUTLU
Yüksek Lisans
Türkçe
2013
MüzikHaliç ÜniversitesiTürk Müziği Ana Sanat Dalı
YRD. DOÇ. DR. ÇETİN KÖRÜKÇÜOĞLU
- Türk kültüründe ve Türk musikisinde“tuvıl”üzerine bir inceleme
A careful study relating t“tuvıl”in Turkish culture and Turkish music
OKAN SAĞLAMBİLEN
Yüksek Lisans
Türkçe
1999
MüzikAtatürk ÜniversitesiMüzikoloji Ana Bilim Dalı
YRD. DOÇ. DR. NESRİN FEYZİOĞLU