Geri Dön

Nathaniel Hawthorne'un Kızıl Harf ve Hillary Jordan'ın Uyandığında romanlarında kadın bedeninin damgalanması ve toplumsal dışlama pratikleri

The stigmatization of the female body and practices of social exclusion in Nathaniel Hawthorne's“The Scarlet Letter”and Hillary Jordan's“When She Woke”

  1. Tez No: 978539
  2. Yazar: GÜLLÜ KARADAĞ
  3. Danışmanlar: DR. ÖĞR. ÜYESİ ŞENAY KARA
  4. Tez Türü: Yüksek Lisans
  5. Konular: Batı Dilleri ve Edebiyatı, Amerikan Kültürü ve Edebiyatı, Western Linguistics and Literature, American Culture and Literature
  6. Anahtar Kelimeler: Kendini damgalama, Self stigmatization
  7. Yıl: 2025
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: İstanbul Üniversitesi
  10. Enstitü: Sosyal Bilimler Enstitüsü
  11. Ana Bilim Dalı: Kadın Çalışmaları Ana Bilim Dalı (disiplinlerarası)
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Bu tez, Nathaniel Hawthorne'un Kızıl Harf ve Hillary Jordan'ın Uyandığında romanlarını beden, kadın ve damgalama kavramları bağlamında inceleyerek kadın bedeninin tarihsel, ideolojik ve edebi temsillerini post yapısalcı yaklaşımla analiz etmektedir. Bu tezde batı kültürünün kadın beden algısını etkileyen iki kavram üzerinde durulmuştur. Bunlardan bir tanesi Antik Yunan geleneğinden gelen mitler ve mit kültürü üzerinden kadına dair üretilmiş anlatılar, diğeri ise Hristiyanlıktır. Otoritenin kadın bedenini dönüştürme araçlarından olan mitlerin, her iki romandaki kadın kahramanlara“suç ve cezanın toplumsal cinsiyeti”bağlamında verilen 'etiketleme, damgalama ve toplumdan dışlama' cezalarının etkileri ele alınmıştır. Denetim toplumlarında iktidarın bedeni kontrol eden güç araçlarını cezalandırmada kullanırken, kadın bedeninin farklı toplumsal, politik ve dinsel bağlamlarda disipline edilişi ve ideolojik bir araca dönüştürülmesi Michel Foucault'nun biyopolitika ve disiplin kuramı, Judith Butler'ın toplumsal cinsiyetin performatifliği anlayışı ve Erving Goffman'ın damga kuramı çerçevesinde incelenmiştir. Kızıl Harf ve Uyandığında romanlarında iktidar-birey-toplum arasındaki ilişkiler temelde bedene kimin hükmedeceğinin tartışmasıdır. Bu anlamda bu tez bedenin hem bir baskı hem de direniş alanı olduğunu ortaya koymaktadır. Kızıl Harf, zina ile suçlanan Hester Prynne'ın elbisesine işlenen kırmızı bir 'A' harfi aracılığıyla Püriten ahlakın kadın bedeni üzerindeki cezalandırıcı ve simgesel gücünü gözler önüne sererken; Uyandığında ise Amerika'da distopik bir gelecekte kürtaj suçundan mahkûm olmuş Hannah Payne'in renklendirme işlemi sonucunda cezalandırılmasını konu alır. Her iki eser de totaliter ataerkil otoritenin kadın cinselliğini ve kimliğini denetleme biçimlerinin sürekliliğini göstermektedir. Postyapısalcı ve feminist bir bakış açısıyla yürütülen bu çalışma, edebi eserlerde kadın bedeninin temsili ve bu temsillerin egemen ideolojileri yansıtma şekillerini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Sonuç olarak kadın bedeni, edilgen bir nesne değil; iktidar, ideoloji ve direnişin kesiştiği tartışmalı bir alan olarak değerlendirilmiştir.

Özet (Çeviri)

This thesis analyzes Nathaniel Hawthorne's The Scarlet Letter and Hillary Jordan's When She Woke through the lens of body, woman, and stigmatization, employing a post-structuralist approach to examine the historical, ideological, and literary representations of the female body.The study focuses on two major concepts that have shaped Western perceptions of the female body: the myths and narratives of Ancient Greek tradition, and Christianity. As instruments of authority in transforming the female body, myths are examined in relation to how the punishments imposed on the female protagonists in both novels—such as labeling, stigmatization, and social exclusion—reflect the“gender of crime and punishment.”In disciplinary societies, the apparatuses of power that control the body are used as tools of punishment, while the disciplining and ideological transformation of the female body in different social, political, and religious contexts are analyzed within the frameworks of Michel Foucault's theories of biopolitics and discipline, Judith Butler's concept of gender performativity, and Erving Goffman's theory of stigma. In The Scarlet Letter and When She Woke, the relationship between power, the individual, and society is essentially a debate over who controls the body. In this sense, the thesis argues that the body functions both as a site of oppression and of resistance. The Scarlet Letter exposes the punitive and symbolic power of Puritan morality over the female body through the scarlet letter“A”embroidered on Hester Prynne's dress as punishment for adultery, while When She Woke portrays the punishment of Hannah Payne in a dystopian future America, where she is subjected to the procedure of melachroming after being convicted of abortion. Both works highlight the continuity of authoritarian patriarchal mechanisms in disciplining female sexuality and identity. Conducted from a post-structuralist and feminist perspective, this study aims to reveal how the representation of the female body in literature reflects dominant ideologies. Ultimately, the female body is not approached as a passive object, but as a contested site where power, ideology, and resistance intersect.