Karabük keltepe orman işletme şefliği 2010-2020 planlama dönemlerinde habitat değişimlerinin peyzaj metrikleri ile analiz edilmesi
Analysis of habitat changes with landscape metrics in the 2010-2020 planning periods of karabük keltepe forest management chiefdom
- Tez No: 977552
- Danışmanlar: PROF. DR. CUMHUR GÜNGÖROĞLU
- Tez Türü: Yüksek Lisans
- Konular: Ormancılık ve Orman Mühendisliği, Peyzaj Mimarlığı, Forestry and Forest Engineering, Landscape Architecture
- Anahtar Kelimeler: Doğal peyzaj, Habitat, Orman amenajman planları, Orman ekolojisi, Orman kaynakları, Ormancılık, Natural landscape, Habitat, Forest management plans, Forest ecology, Forest resources, Forestry
- Yıl: 2025
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Karabük Üniversitesi
- Enstitü: Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
- Ana Bilim Dalı: Doğal Kaynakların Sürdürülebilir Planlaması ve Yönetimi Ana Bilim Dalı (disiplinlerarası)
- Bilim Dalı: Toprak İlmi ve Ekoloji Bilim Dalı
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Peyzaj, sahip olduğu farklı yaşama alanlarına ait desenler ve onların süreçleri arasındaki etkileşimlerden kaynaklanan mekânsal olarak heterojen bir alandır. Mozaik ve leke-koridor-matris modelleri, peyzajın karmaşıklığının daha iyi bir anlaşılmasına katkı sağlamak için kullanılan birçok modelden ikisidir. Mozaik model, peyzajı arazi birimlerine göre ayrı tematik bölgelere ayırır. Leke-koridor-matris modeli ise peyzajı belirli bir organizma veya tür açısından ele alır. Jeoistatistik ve peyzaj metrikleri, ekolojik süreçler ve işlevlerle ilişkilendirilen leke-koridor-matris modelinin mekânsal özelliklerini tanımlamak ve ölçmek için kullanılır. Habitat parçalanması, belirli bir habitatın boyut, şekil ve bağlantı bakımından farklılık gösteren parçalarının bir mozaik oluşturmak üzere art arda parçalara bölünmesiyle meydana gelmektedir. Habitatların parçalanması, özellikle tarım ve ormancılık gibi insan kaynakları gelişiminin yaygın bir sonucu olarak ortaya çıkmaktadır. Habitat parçalanması genellikle“geniş bir habitat alanının, orijinalinde farklı bir habitat matrisi ile birbirinden izole edilmiş, daha küçük bir dizi parçaya dönüştüğü”bir süreç olarak tanımlanır. Bu tez çalışmasının amacı Karabük Orman İşletme Müdürlüğü Keltepe Orman İşletme Şefliğinin 2010 ve 2020 yıllarında yürürlüğe girmiş iki plan döneminde ortaya çıkan ağaç tür dağılımına bağlı orman meşcere tiplerinin ortaya koyduğu habitat parçalılığını değerlendirmektedir. Ormanlık alanların yönetimi saha bazında meşcere tipleri üzerinden yürütülmektedir. Bu çalışmada meşcerelerin tiplendirilmeleri ve saha dağılımlarının farklı plan dönemleri için gelişme dinamikleriyle uyumlu devamlılığının sağlanması, orman planlamasıyla belirlenen mekânsal fonksiyonların koruma ve işletmeye dayalı sürdürülebilirliği için önemli görülmektedir. Bu yaklaşımda ormanlardan hem insan hem de doğal bioatanın göreceği faydalanmanın orman meşcere planlaması esaslarından etkilenip etkilenmeyeceği arka plandaki bir araştırma sorusudur. Bu çalışmada orman amenajman planlarında aynı veya farklı bölmelerde bölmecik halinde verilen meşcere tipleri, ağaç türüne bağlı meşcere karışım şeklinde bir araya getirilerek 2010 ve 2020 dönemleri için leke, sınıf ve peyzaj düzeyine sınıflandırılmıştır. Bu yaklaşımda örneğin Çkbc3 (aynı yaşlı koru ormanı) aynı yaşlı saf karaçam, KnGab3 (aynı yaşlı koru ormanı) aynı yaşlı kayın göknar karışık ormanı veya KnGA (değişik yaşlı seçme ormanı) değişik yaşlı kayın göknar karışık ormanı gibi ifade etmekte olup her biri saf ve karışık orman peyzajlarının bileşenleri olarak düşünülmüştür. Bu konudaki temel yaklaşım çalışmanın metotlarında görselleştirilmiş, her iki döneme ait tüm sınıflandırma ek 1 ve ek 2 olarak verilmiştir. Leke, sınıf ve peyzaj düzeyine ait 2010 ve 2020 dönemlerinin vektör veri tipindeki poligonlarının değişim alanlarını haritalamak için ArcGIS Map yazılımının union aracı kullanılmıştır. İki döneme ait kazanç durumunda 2010 yılındaki leke, sınıf ve peyzaj kodlarının 2020 yılında hangi kodlara geçtiği bu teknikle belirlenmiştir. Bu araştırmada en çok dönüşümün sağlandığı ziraat alanları ve saf karaçam ormanlarındaki leke, sınıf ve peyzaj düzeyindeki artan ve azalan değişimlere ayrıca detaylı yer verilmiştir. Leke, sınıf ve peyzaj düzeyindeki meşcere desenleri ve değişim alanlarının belirlenmesinde Dissolve işlemleri multipartsız olarak gerçekleştirilmiştir. 2010 ve 2020 yıllarına ait planlama ünitesi meşcere haritalarının karşılaştırılması sonucunda 2010 yılında 111 adet meşcere tip sayısı mevcut iken 2020 yılında 112 adet meşcere tip sayısına ulaşılmıştır. Ormanlık alanlardaki meşcere tiplerinin her iki dönem arasında aynı olması beklenmemekle birlikte ormansız meşcere tiplerinde 2010 yılında olmayıp, 2020 yılında olan meşcere tiplerine rastlanmıştır. 2010 döneminde ormanlık bölmecik sayısı daha yüksek iken ortalama saha büyüklükleri 2020 dönemine göre daha düşüktür. Bunun yanında 2020 yılında ormanlık alan miktarı 563,78 ha artarken, ormanlık bölmeciklerin ortalama saha büyüklüğü yaklaşık % 50 artmıştır. Bu çalışmada Ekosistem Tabanlı Fonksiyonel Orman Amenajman Planlarının Düzenlenmesine Ait Usul ve Esaslar“ isimli 299 sayılı Tebliğde yer alan ”Ormanlık Alanın Parçalanma (Fragmantasyon) Durumu (plan özet no:16)" ile ilgili tablonun doldurulması gerçekleştirilmiştir. Bu tabloda yer alan parça ve saha bilgileri meşcere, leke, sınıf ve peyzaj düzeyleri için ayrı ayrı tespit edilmiştir. Buna göre, 2010'dan ve 2020'ye doğru meşcere parça (bölmecik poligonu) sayıları arasında % -37,68 oranında azalma olmuştur. Meşcere parça sayılarındaki değişimin yanında meşcere parçalarının toplam saha büyüklüklerindeki değişim de farklılaşmaktadır. 100 ha'dan büyük parçaların sayısı %66,67 oranında artarken toplam saha büyüklüğünde % 0,22 artışa rastlanmıştır. 10 ha'dan küçük parçaların sayısı %-51,22 azalırken toplam saha büyüklerindeki azalış % -33,87 olmuştur. 10 ve 100 ha arası parçaların sayısı %9,26 artarken, toplam saha büyüklükleri %18,1 artmıştır. Bu sayede parçalanmış orman yapısının azaltıldığı anlaşılmaktadır. 2010 ve 2020 arasında 10 ha'a kadar olan leke parçalarının saha büyüklüklerinin yaklaşık 530 ha azaldığı, 10-100 ha arası leke parçalarının ise yaklaşık 734 ha arttığı görülmüştür. Buna karşılık 100 ha'dan büyük parçalarda toplamda yaklaşık 144 ha azalma bulunmuştur. Leke düzeyinde 10 ha'dan küçük parçaların 10-100 ha arası parçalara toplandığı anlaşılmaktadır. Meşcere tipleri düzeyi fragmantasyona bakıldığında 10 ha ve altı poligon sayılarının daha yüksek çıkması normal karşılanmakla birlikte 1 hektara kadar olan poligonların kendi içerisinde tekrar sınıflandırılmasının gerekli olduğu düşünülerek haritalanmıştır. 2010 dönemi meşcere haritası üzerinden 39 adet, 2020 dönemi meşcere haritası üzerinden 40 adet leke tipi belirlenmiştir. Her iki döneme ait ormanlık ve ormansız leke tiplerinin karşılaştırılmasından anlaşılacağı üzere 2020 dönemi ormanlık alanlarında habitat parçalılığının azaldığı anlaşılabilmektedir. Bu parçalılığın azalmasında öncelikle ormanlık lekelerde hem aynı yaşlı hem de değişik yaşlı lekelerin adetlerinin azalırken, ortalama leke saha büyüklükleri ile toplam sahalarının 2010'dan 2020 dönemine doğru artması önemli bir rol oynamaktadır. Ormanlık lekelerin toplam saha büyüklüğünün artmasında, özellikle ziraat alanlarının hem leke ortalama ve toplam saha büyüklüklerinin ciddi miktarda azalmasının etkili olduğu tespit edilmiştir. Diğer taraftan iskân alanlarının arttığı görülmekle birlikte bunların bölmecik adetlerinin biraz düştüğü görülmektedir. Saha içerisindeki ziraat ve iskân alanlarının genelde bitişik olmasının habitat parçalılığına ait yapısal özelliklerin artmamasını sağlamaktadır. Yoğun iskân ve ziraat alanlarına sahanın alt rakımlarında topografyanın uygun olduğu yerlerde rastlanmaktadır. Bu çalışmada her iki dönem arasındaki leke, sınıf ve peyzaj düzeyindeki değişim alanları incelenmiştir. Bu iki dönem arasında leke düzeyindeki ormansız tiplerde en yüksek negatif yönlü değişim ziraat alanlarında görülmüştür. Ziraat alanlarından 2010 döneminden 2020 dönemine 26 adet farklı leke tipine ait farklı saha büyüklüklerinde negatif (-) yönlü kazançlar gerçekleşmiştir. Yani ziraat alanlarında azalmaların olduğu farklı ziraat leke tipleri tespit edilmiştir. Bu kapsamda 1146,93 ha ziraat alanı 2020 döneminde azalmıştır. Bu azalma en küçük saha değişikliği 0,04 ha'dan 268,22 ha'ka dar gerçekleşmiştir. Ormanlık alan lekelerinde en yüksek negatif değişim 22 kod numarası ile değişik yaşlı saf göknar ormanlarında görülmüştür. Araştırmada her iki dönemin leke, sınıf ve peyzaj tiplerinin meşcere tipinden üretilmesi ve bu iki dönem arasındaki değişim alanlarının belirlenmesi sürecinde ortaya çıkan yanlış veya eksik ağaç türlerinin bileşimine dayalı meşcere tiplendirmeleri ve iki dönem için birbiri üzerine çakışmayan bölme sınırlarının geçirilme süreçlerine rastlanılmıştır. Bu durumu ortaya koymak için ziraat ve aynı yaşlı saf karaçam alanlarına ait derinlemesine değişim analizleri gerçekleştirilmiştir. Bu tür eksik veya hatalı meşcere tiplendirimeleri ve bölme sınırlarının geçirilmesi durumunda ardışık plan dönemlerine ait orman habitat parçalılığının izlenmesinin mümkün olamayacağı anlaşılmıştır. Bu çalışma sonucunda biyoçeşitliliği ve orman işletmeciliğini bütünleştirebilmek için öncelikle bir plan ünitesinin belli bir zaman aralığına ait plan periyotları arasında tutarlılığı sağlamaya yönelik meşcere tiplerinin niceliği ve bunların ağaç türlerine bağlı niteliklerinin öncelikle gözden geçirilmesi önerilmektedir.
Özet (Çeviri)
A landscape is a spatially heterogeneous area resulting from the interactions between patterns of diverse habitats and their processes. The mosaic and patch-corridor-matrix models are two of many models used to contribute to a better understanding of landscape complexity. The mosaic model divides the landscape into discrete thematic regions based on terrain units. The patch-corridor-matrix model examines the landscape from the perspective of a specific organism or species. Geostatistics and landscape metrics are used to describe and quantify the spatial characteristics of the patch-corridor-matrix model that are associated with ecological processes and functions. Habitat fragmentation occurs when a given habitat is successively divided into fragments, creating a mosaic of fragments varying in size, shape, and connectivity. Habitat fragmentation is a widespread consequence of human resource development, particularly agriculture and forestry. Habitat fragmentation is generally defined as“the process in which a large habitat area is transformed into a series of smaller, isolated fragments with a habitat matrix different from the original.”This thesis aims to evaluate habitat fragmentation as revealed by forest stand types based on tree species distribution during two planning periods implemented by the Karabük Forest Management Directorate's Keltepe Forest Management Directorate in 2010 and 2020. Forested areas are managed on a site-by-site basis based on stand types. In this study, ensuring the continuity of stand typification and site distribution across different planning periods is considered crucial for the sustainability of spatial functions determined by forest planning. In this approach, a key research question is whether the benefits of forests, both for humans and natural biota, will be affected by the principles of forest stand planning for the site. In this study, stand types, presented as small subdivisions within the same or different compartments in forest management plans, were combined into stand mixtures based on tree species. These were then classified by patch, class, and landscape level for the 2010 and 2020 periods. In this approach, for example, Çkbc3 (seven-aged high forest) represents even-aged pure black pine, KnGab3 (even-aged high forest) represents even-aged beech-fir mixed forest, or KnGA (uneven-aged selection forest) represents uneven-aged beech-fir mixed forest, each considered as a component of pure and mixed forest landscapes. The basic approach in this regard is visualized in the study's methods, and the complete classification for both periods is provided in Appendix 1 and Appendix 2. The union tool in ArcGIS Map software was used to map the change areas of the vector data polygons for the 2010 and 2020 patches, class, and landscape levels. This technique determined which codes were changed from patch, class, and landscape codes in 2010 to 2020 in the case of two-period gains. In this study, increasing and decreasing changes at patch, class, and landscape levels were also included in the agricultural and pure black pine forests where the most transformations were achieved. Dissolve operations were performed without multipart to determine stand patterns and change areas at patch, class, and landscape levels. As a result of comparing the planning unit stand maps of 2010 and 2020, while there were 111 stand types in 2010, 112 were reached in 2020. It is certainly not expected that the stand types in forested areas will be the same between the two periods. In the non-forested stand types, stand types that were not present in 2010 but were present in 2020 were observed. While the number of forested sub-compartments was higher in 2010, the average area size was lower than in 2020. In addition, the amount of forested area increased by 563.78 ha in 2020, while the average area size of forested sub-compartments increased by approximately 50%. In this study, the table related to the“Fragmentation Status of the Forest Area (plan summary no: 16)”included in the Communiqué No. 299 titled“Procedures and Principles for the Preparation of Ecosystem-Based Functional Forest Management Plans”was filled. The fragment and field information in this table was determined separately for stand, patch, class and landscape levels. Accordingly, there has been a decrease of -37.68% between 2010 and 2020 between the number of stand fragments (polygons). In addition to the change in the number of stand fragments, the change in the total area sizes of stand fragments also differs. The number of fragments larger than 100 ha increased by 66.67%, while the total area size increased by 0.22%. While the number of fragments smaller than 10 ha decreased by -51.22%, the decrease in the total area sizes was -33.87%. The number of fragments between 10 and 100 ha increased by 9.26%. While the total area size increased by 18.1%, it is understood that the fragmented forest structure has been reduced. Between 2010 and 2020, it was observed that the area size of patches up to 10 ha decreased by approximately 530 ha, while patches between 10-100 ha increased by approximately 734 ha. In contrast, a total decrease of approximately 144 ha was found in patches larger than 100 ha. It is understood that patches smaller than 10 ha at the patch level were gathered into patches between 10-100 ha. When looking at fragmentation at the stand type level, it is considered normal that the number of polygons of 10 ha and below is higher, but polygons up to 1 ha were considered necessary to be reclassified within themselves and were mapped. Thirty-nine patch types were identified from the 2010 stand map, and 40 from the 2020 stand map. Comparing forested and non-forested patch types from both periods reveals a decrease in habitat fragmentation in forested areas during the 2020 period. This decrease in fragmentation is primarily due to the decrease in the number of both same-aged and mixed-age patches within forested patches, while the increase in average patch area and total patch area from 2010 to 2020 plays a significant role in this decrease. It has been determined that the significant decrease in both the average and total patch size of agricultural areas, particularly in the case of agricultural areas, has contributed to the increase in the total patch size of forested patches. Conversely, while the number of settlement areas has increased, the number of their subplots has decreased slightly. The generally contiguous nature of agricultural and non-residential areas within the site prevents the structural characteristics of habitat fragmentation from increasing. Intensive settlement and agricultural areas are found at lower elevations within the site, where the topography is suitable. This study examines the change in patch, class, and landscape levels between the two periods. The highest negative change in non-forested patch types between these two periods was observed in agricultural areas. From 2010 to 2020, agricultural lands experienced gains in different field sizes across 26 different patch types. In other words, different patch types where agricultural lands decreased were identified. Within this scope, 1146.93 hectares of agricultural land decreased during 2020. The smallest area change was from 0.04 hectares to 268.22 hectares. The highest negative change in forested patches was observed in the pure fir forests of different ages, code number 22. During the research, inaccurate or incomplete tree species composition-based stand typing was identified during the process of generating patches, classes, and landscape types from stand types for both periods, and determining the change areas between these two periods, and non-uniform boundary crossing processes were encountered. To address this, in-depth change analyses were conducted on agricultural and pure black pine areas of the same age. It was understood that such incomplete or inaccurate stand typing would make it impossible to monitor forest habitat fragmentation across successive periods. As a result of this study, in order to integrate biodiversity and forest management, it is recommended that the quantity of stand types and their qualities depending on tree species should be reviewed first to ensure consistency between the plan periods of a plan unit within a certain time interval.
Benzer Tezler
- Türkiye linyit ve taşkömürlerinden metalurjik amaçla karma kok üretimi
Başlık çevirisi yok
HASAN FERİT BERK
- Türkiye kökenli tall-yağı ile inden-kumaron'un özel bir değerlendirilme teknolojisi üzerinde
Başlık çevirisi yok
GÜLDEM ÜSTÜN
- Thalictrum foetidum alkaloitleri
Başlık çevirisi yok
AYLA ERTAN
Doktora
Türkçe
1987
Eczacılık ve FarmakolojiAnadolu ÜniversitesiFarmakognozi Ana Bilim Dalı
PROF. DR. KEMAL HÜSNÜ CAN BAŞER
- Küre kökenli pirit küllerinden hidrotermal yığıştırma ve doğrudan indirgeme yöntemi ile sünger demir üretimi
Başlık çevirisi yok
MEHMET SİNAN TANER
Yüksek Lisans
Türkçe
1982
Kimya Mühendisliğiİstanbul ÜniversitesiKimya Mühendisliği Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. İLKER KAYADENİZ