Yanık hastalarında gözlenen akut böbrek hasarında inflamatuar endekslerin prognostik ve prediktif etkinliğinin araştırılması
Investigation of the prognostic and predictive effectiveness of inflammatory markers in acute kidney injury observed in burn patients
- Tez No: 975851
- Danışmanlar: DOÇ. DR. KAYHAN GÜRBÜZ
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Genel Cerrahi, General Surgery
- Anahtar Kelimeler: Yanık yaralanması, akut böbrek hasarı, inflamatuar indeksler, Burn injury, acute kidney injury, inflamatory indexes
- Yıl: 2025
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
- Enstitü: Adana Tıp Fakültesi
- Ana Bilim Dalı: Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Giriş ve Amaç: Yanık yaralanmaları, dünya genelinde trafik kazaları, düşmeler ve şiddet olaylarından sonra dördüncü en yaygın ölüm nedeni olup, küresel bir halk sağlığı sorunudur. Geniş yüzeyli yanıklar, lokal hasarın ötesinde sistemik inflamatuvar yanıt sendromu (SIRS), sepsis ve akut böbrek hasarını (ABH) tetikleyerek mortaliteyi artırır. Erken biyobelirteç kullanımıyla ABH öngörüsü ve yönetimi, hastane yatış süresini kısaltıp sağkalımı belirgin biçimde artırabilir. Bu çalışmanın amacı, Yanık Yoğun Bakım Servisi'nde yatarak tedavi edilen ağır yanık hastalarında KDIGO sınıflamasına göre ABH insidansının ve sınıflandırmasının yapılması, bu hastalardaki inflamatuvar parametrelerin prognostik ve prediktif değerinin araştırılmasıdır. Bu kapsamda nötrofil/lenfosit oranı (NLR), trombosit/lenfosit oranı (PLR) ve sistemik inflamatuvar indeks (SII) gibi hematolojik inflamatuvar endekslerin ABH gelişimi ve buna bağlı mortalite ile ilişkisi değerlendirilecektir. Gereç ve Yöntem: Çalışma, Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi Yanık Yoğun Bakım Ünitesi'nde 01.10.2017–31.03.2025 tarihleri arasında tedavi gören 350 erişkin hastanın retrospektif analizine dayanmaktadır. ABH tanısı KDIGO kriterlerine göre konulmuştur. Demografik veriler, yanık özellikleri, laboratuvar parametreleri ve inflamatuvar indeksler (NLR, PLR, SII, SIRI, NLPR) kaydedilmiş; lojistik regresyon ve ROC analizleri ile değerlendirilmiştir. Bulgular: Akut böbrek hasarı hastaların %34,6'sında (n=121) gelişmiştir. ABH grubunda yaş, yanık yüzdesi (%37), tam kat yanık oranı, inhalasyon yaralanması, mekanik ventilasyon süresi ve mortalite oranı (%44,6) anlamlı olarak daha yüksekti (p<0,001). ABSI, BAUX, ASA skorları da ABH grubunda belirgin şekilde yüksek bulundu. İnflamatuvar parametrelerden özellikle 2. günden itibaren SII, NLR, prokalsitonin ve RDW değerleri ABH gelişen grupta anlamlı olarak yüksekti. Lojistik regresyon modelleri, özellikle 5. ve 7. gün verileri ile oluşturulan Model 5 ve Model 7'nin ABH tahmininde yüksek doğruluk (%93,994,7), sensitivite (%99) ve AUC değerleri (0,952–0,951) sergilediğini gösterdi. Yanık hastalarında ABH gelişimini öngörmek amacıyla oluşturulan lojistik regresyon modellerinin genel olarak kabul edilebilir düzeyden güçlü ayrım gücüne sahip olduğu görülmüştür. Hastaneye başvuru parametrelerinden oluşturulan ilk modelin dahi (%76,3 doğruluk, 0,790 AUC) klinik kullanım potansiyeli bulunurken, özellikle 5. ve 7. gün kan sonuçlarını içeren Model 5 ve Model 7 en yüksek tanısal performansı sergilemiştir. Tüm modellerin klinik açıdan en değerli özelliği, ABH gelişecek hastaları yakalama yeteneği olan sensitivitelerinin çok yüksek olmasıdır (%91–99). Bu yüksek sensitivite, ABH gibi mortaliteyi önemli ölçüde artıran bir komplikasyonun erken tespiti ve yakın takibi için modelleri güçlü birer erken uyarı aracı haline getirmektedir. Ancak modellerin spesifite değerlerinin daha düşük olması (%30,8–%46,1), bazı ABH gelişmeyecek hastaların yanlışlıkla riskli grupta işaretlenebileceğine, dolayısıyla klinikte yanlış pozitif sonuçların yönetilmesi gerektiğine işaret etmektedir. Sonuç olarak, bu modeller, özellikle 5. ve 7. gün verilerine dayalı olanlar, yüksek sensitivite ve AUC değerleri sayesinde yanık yönetiminde ABH riskini belirlemede önemli bir rol oynayabilir. Yanık Yoğun Bakım Ünitesi'nde yatarak tedavi edilen ağır yanık hastalarında ABH; KDIGO-1 olarak saptanan 64 (%18,3), KDIGO-2 olarak saptanan 30 (%8,6) ve KDIGO-3 olarak belirlenen 27 (%7,7) hastada görülmüştür. KDIGO 1–3 olarak tanımlanan hastaların mortalite oranları ise sırasıyla %3,1, %5,4 ve %6,9 olarak gözlenmiştir. ABH'nin erken tanısı ve tedavisiyle yanık hastalarının mortalite oranlarının azaltılabileceği düşünülmüştür. 11 Sonuç: Yanık hastalarında ABH gelişimi yüksek mortalite ile ilişkilidir. NLR, SII, PCT ve RDW gibi inflamatuvar belirteçler, ABH'nin erken tahmininde değerli araçlardır. Özellikle takip sürecinde bu parametrelerin kullanıldığı prediktif modeller, yüksek riskli hastaların erken tanımlanması ve mortalitenin azaltılması açısından klinik öneme sahiptir. Elde edilecek kanıta dayalı verilerle, kolay ulaşılabilir ve düşük maliyetli bu parametrelerin yanık hastalarında ABH riskinin erken dönemde belirlenmesinde ve tedavi stratejilerinin bu doğrultuda şekillendirilmesinde önemli katkılar sağlayabileceği öngörülmektedir.
Özet (Çeviri)
Introduction and Aim: Burn injuries are the fourth most common cause of death worldwide after traffic accidents, falls, and acts of violence, representing a major global public health problem. Extensive burns trigger not only local tissue damage but also systemic inflammatory response syndrome (SIRS), sepsis, and acute kidney injury (AKI), all of which markedly increase mortality. Early prediction and management of AKI using biomarkers can shorten hospital stays and significantly improve survival. This study aimed to determine the incidence and classification of AKI according to KDIGO criteria in patients treated in the Burn Intensive Care Unit, and to evaluate the prognostic and predictive value of inflammatory parameters in these patients. In this context, hematological inflammatory indices such as neutrophil-to-lymphocyte ratio (NLR), platelet-to-lymphocyte ratio (PLR), and systemic inflammatory index (SII) were analyzed for their relationship with AKI development and related mortality. Materials and Methods: This retrospective study included 350 adult patients treated in the Burn Intensive Care Unit of Adana City Training and Research Hospital between October 1, 2017, and March 31, 2025. AKI was diagnosed based on KDIGO criteria. Demographic data, burn characteristics, laboratory parameters, and inflammatory indices (NLR, PLR, SII, SIRI, NLPR) were recorded and evaluated using logistic regression and ROC analyses. Results: Acute kidney injury developed in 34.6% of patients (n=121). In the AKI group, age, burn percentage (37%), full-thickness burn rate, inhalation injury, duration of mechanical ventilation, and mortality rate (44.6%) were significantly higher (p<0.001). The ABSI, BAUX, ASA scores were also markedly higher in the AKI group. Among inflammatory parameters, SII, NLR, procalcitonin, and RDW values—particularly from the second day onward—were significantly elevated in patients who developed AKI. Logistic regression models, especially those based on data from the 5th and 7th days (Model 5 and Model 7), demonstrated high accuracy (93.9–94.7%), sensitivity (99%), and AUC values (0.952–0.951) in predicting AKI. These models showed good to strong discriminative power for predicting AKI in burn patients. Even the model constructed from admission parameters alone (accuracy 76.3%, AUC 0.790) showed clinical applicability, while Models 5 and 7 achieved the best diagnostic performance. The most valuable feature of all models was their very high sensitivity (91–99%), which makes them powerful early warning tools for detecting and closely monitoring patients at risk of AKI—a complication that greatly increases mortality. However, the relatively lower specificity values (30.8–46.1%) indicate that some patients without AKI may be incorrectly identified as high-risk, requiring clinical management of potential false positives. In the Burn Intensive Care Unit, the number of patients classified as KDIGO-1, KDIGO-2, and KDIGO-3 was 64 (18.3%), 30 (8.6%), and 27 (7.7%), respectively. Mortality rates in these KDIGO 1–3 categories were 3.1%, 5.4%, and 6.9%, respectively. Early diagnosis and treatment of AKI are considered critical for reducing mortality among burn patients. Conclusion: The development of AKI in burn patients is strongly associated with increased mortality. Inflammatory markers such as NLR, SII, PCT, and RDW are valuable tools for the early prediction of AKI. Predictive models incorporating these parameters during follow-up are clinically important for the early identification of high-risk patients and for reducing mortality. Evidence obtained from this study suggests that these easily accessible and low13 cost parameters may contribute significantly to the early determination of AKI risk in burn patients and to the development of tailored treatment strategies accordingly.
Benzer Tezler
- Organize sanayi bölgelerinde iş güvenliği sorunlarının teknik ve bilimsel araştırılmasında bir yöntem önerisi
Başlık çevirisi yok
MEHMET ALİ YILDIRIM
Yüksek Lisans
Türkçe
1986
Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileriGazi ÜniversitesiKazaların Çevresel ve Teknik Araştırması Ana Bilim Dalı (disiplinlerarası)
DOÇ. DR. İBRAHİM BOYNUKALIN
- Sivas'ta kadınların işgücüne katılım farklılıkları
Başlık çevirisi yok
BİNNUR ERCEM
Yüksek Lisans
Türkçe
1984
SosyolojiCumhuriyet ÜniversitesiKurumlar Sosyolojisi Ana Bilim Dalı
YRD. DOÇ. DR. FARUK KOCACIK
- Türkiye'de trafik kazalarının epidemiyolojisi
Başlık çevirisi yok
HARUN KARACA
Yüksek Lisans
Türkçe
1985
UlaşımGazi ÜniversitesiKazalarda Acil Yardım ve Rehabilitasyon Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. HİKMET PEKCAN
- Landsat uydusu aracılığı ile elde edilen görüntülerin sınıflandırılmaları ve bunlara ilişkin bilgisayar programlarının hazırlanması
Başlık çevirisi yok
G. FERZAN KÜÇÜKA
Yüksek Lisans
Türkçe
1985
Bilgisayar Mühendisliği Bilimleri-Bilgisayar ve KontrolEge ÜniversitesiBilgisayar Bilimleri ve Mühendisliği Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. HALİS PÜSKÜLCÜ