Geri Dön

Larinks kanseri hastalarının primer evrelemesinde ¹⁸F-FDG PET/MR ve baş-boyun MR görüntülerinden elde edilen verilerin korelasyonu; T, T evreleri ile ilişkisi ve sağkalımın öngörülmesindeki rolü

Correlation of data obtained from ¹⁸F-FDG PET/MRI and head-neck MRI in primary staging of patients with laryngeal cancer; relationship with t and n stages and role in predicting survival

  1. Tez No: 974473
  2. Yazar: EDA NUR ERBİL ÇAPÇI
  3. Danışmanlar: PROF. DR. LÜTFİYE ÖZLEM ATAY
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Radyoloji ve Nükleer Tıp, Onkoloji, Radiology and Nuclear Medicine, Oncology
  6. Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
  7. Yıl: 2025
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Gazi Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: Nükleer Tıp Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Larinks kanserinde doğru ve güvenilir evreleme, tedavi planlaması ve prognoz öngörüsü açısından kritik öneme sahiptir. Tanı sonrası TNM evrelemesinde ise en önemli rolü görüntüleme yöntemleri (BT, MR ve ¹⁸F FDG PET) oynamaktadır. Bu tetkiklerin TNM evrelemesiyle klinik yönetime yaptığı katkı dışında, PET'ten elde edilen metabolik ve MR'dan elde edilen fonksiyonel parametrelerle tümör davranışı ve prognozla ilgili önemli bilgiler sağlama gibi avantajları da vardır. Aynı zamanda larinks de dahil olmak üzere birçok kanser türünde son zamanlarda gittikçe artan miktarlarda yapılan çalışmalarda, doku veya lezyonun heterojenitesini niceliksel olarak değerlendirme imkanı sunan radyomiks analizinin de tümör agresifliği, tümör davranışı ve sağkalım hakkında bilgi verebileceği gösterilmiştir. Klasik TNM evrelemesinin yanı sıra prognozu öngörebilmeyi sağlayabilecek bu ek parametreler klinik yönetime oldukça katkı sağlayabilir. Bu doğrultuda çalışmamızın ilk hipotezi nodal evrelemede uygun bir eşiğe göre değerlendirilen PET/MR'ın, MR'a kıyasla daha iyi tanısal performans gösterebileceği, ikinci hipotezi görüntülemelerden elde edilen primer tümöre ait anatomik, fonksiyonel ve metabolik parametrelerin T ve N evreleri ile ve birbirleriyle ilişkili olabileceği ve üçüncü hipotezi PET, MR ve radyomiks verileri kullanılarak oluşturulacak modellerin genel sağkalım öngörüsünde klasik TNM evrelemesinden daha iyi bir performans gösterebileceğidir. Çalışmamızda larinks SHK tanısı alan 81 hastanın, tedavi öncesinde evreleme için yapılmış baş-boyun MR ve tüm vücut ¹⁸FDG PET/MR görüntüleri değerlendirilmiştir. Baş-boyun MR görüntülerinden tümör lokalizasyonu, primer tümörün T evresi, N evresi, lokal yayılım özellikleri, patolojik lenf nodu sayısı, lenf nodu yerleşim yeri belirlenmiş ve ADCmin değerleri hesaplanmıştır. ¹⁸FDG PET/MR görüntülerinden 3 farklı eşiğe göre ayrı ayrı (geriplan, mediasten ve karaciğer) N evresi, patolojik lenf nodu sayısı ve lenf nodu yerleşim yeri belirlenmiş ve primer tümöre ait SUVmaks, SUVort, SUVpik, SUV SD, MTV ve TLG değerleri, lenf nodlarına ait SUVmaks ve lenf nodu çapı değerleri hesaplanmıştır. Cerrahi uygulanan ve histopatoloji raporu olan 39 hastada histopatolojik T, N evresi, patolojik lenf nodu sayısı ve lenf nodu yerleşim yeri kaydedilmiştir. Primer lezyonları yeterli voksel sayısında olan 77 hastaya PET görüntüleri üzerinden radyomiks analizi yapılmıştır. Görüntülemelerden elde edilen metabolik, fonksiyonel ve anatomik verilere ve PET radyomiksinden elde edilen özelliklere sağkalım analizi için Cox regresyon, ROC, Kaplan-Meier ve karar ağacı (CART) modelleri uygulanmıştır. İleri T evresi, lenf nodu metastazı, ileri genel hastalık evresi, kıkırdak invazyonu varlığı ve paraglottik alan tutulumu varlığı gibi kötü prognostik özelliklere sahip hastaların primer lezyonlarının metabolik parametrelerinin daha yüksek, fonksiyonel parametre olan ADC değerlerinin daha düşük olduğu; ekstralaringeal yayılım varlığı gibi kötü prognostik bir özelliğe sahip hastaların primer lezyonlarının hacimsel metabolik parametrelerinin (MTV ve TLG) daha yüksek olduğu; ileri T evresi, lenf nodu metastazı, ileri genel hastalık evresi, ekstralaringeal yayılım, kıkırdak invazyonu ve paraglottik alan tutulumu varlığı gibi kötü prognostik özelliklere sahip hastalarda boyunda bulunan lenf nodlarının SUVmaks değerlerinin daha yüksek, boyutlarının daha büyük olduğu; lokal yayılım özelliklerinden olan kıkırdak invazyonu, paraglottik alan tutulumu ve ekstralaringeal yayılımın lenf nodu metastazı ile ilişkili olduğu bulunmuştur. N evrelemesinde ve lenf nodu metastazı saptamada tanısal performans olarak en iyi eşiğin karaciğer eşiği olduğu ve bu eşiğe göre değerlendirilen PET/MR tetkikinin tanısal performansının baş-boyun MR'dan daha iyi olduğu bulunmuştur. Genel sağkalım öngörüsü için yapılan tek değişkenli Cox regresyon analizinde primer tümörün MTV ve ADCmin değerleri, kıkırdak invazyonu varlığı, paraglottik alan tutulumu varlığı, ekstralaringeal yayılım varlığı, T evresi, Radyomiks özelliklerinden olan Surface Area, Surface To Volume Ratio, Skewness, Kurtosis, GLCM Joint Maximum, GLCM Correlation, NGTDM Coarsness, GLSZM GLNU, GLSZM ZSNU ve GLSZM ZSE prognostik faktörler; bu parametrelerle yapılan çok değişkenli Cox regresyon analizinde ekstralaringeal yayılım varlığı ve GLSZM ZSNU ise bağımsız prognostik faktörler olarak saptanmıştır. 2, 3 ve 5 yıllık genel sağkalımı öngörmek amacıyla yapılan CART analizi sonucu PET, MR ve PET radyomiks verilerinden seçilen değişkenlerle oluşturulan karar ağacı modelleri yıllara göre sırasıyla 0.835, 0.892, 0.928'lik AUC ve 0.837, 0.886, 0.935'lik C-index değerleriyle iyi-mükemmel bir prognostik performans göstermiş olup, TNM evrelemesinden daha başarılı olmuşlardır. (AUC değerleri sırasıyla 0.707, 0.738, 0,869) Bulgularımız; PET/MR ve baş-boyun MR görüntülemelerinin TNM evrelemesiyle klinik yönetime yaptığı katkı dışında, sağladıkları anatomik, fonksiyonel ve metabolik parametrelerle tümör davranışı ve prognozla ilgili bilgiler sağlayabileceğini, N evrelemesinde ve lenf nodu metastazı saptamada görsel olarak karaciğer eşiği kullanmanın PET/MR tetkikinin tanısal performansını belirgin şekilde yükseltebileceğini ve hastalarda daha iyi bir risk sınıflaması için sadece TNM evrelemesi değil, PET/MR'dan elde edilen metabolik, fonksiyonel ve anatomik özelliklerin ve radyomiks verilerinin de kullanılmasının klinik yönetime katkıda bulunabileceğini göstermektedir.

Özet (Çeviri)

Accurate and reliable staging in laryngeal cancer is critical for treatment planning and prognostication. Following diagnosis, imaging modalities such as CT, MRI, and ¹⁸F-FDG PET play the most crucial role in TNM staging. In addition to their contribution to clinical management through TNM staging, these tests also have the advantage of providing important information about tumor behavior and prognosis through metabolic parameters obtained from PET and functional parameters obtained from MRI. Moreover, radiomics analysis, which allows quantitative evaluation of tissue or lesion heterogeneity, has recently been shown in numerous cancers, including laryngeal cancer, to provide information regarding tumor aggressiveness, biological behavior and survival. In addition to classical TNM staging, these additional parameters that can predict prognosis can contribute significantly to clinical management. In this regard, the first hypothesis of our study is that PET/MRI evaluated according to an appropriate threshold in nodal staging may show better diagnostic performance compared to MRI; the second hypothesis is that anatomical, functional, and metabolic parameters of the primary tumor obtained from imaging may be related to T and N stages and to each other; and the third hypothesis is that models created using PET, MRI, and radiomix data may show better performance than classical TNM staging in predicting overall survival. In this study, pre-treatment head-neck MRI and whole-body ¹⁸F-FDG PET/MR scans of 81 patients diagnosed with laryngeal squamous cell carcinoma were retrospectively evaluated. From head-neck MRI, tumor localization, T stage, N stage, local extension features, pathological lymph node count, lymph node localization and ADCmin values were recorded. From ¹⁸F-FDG PET/MRI, nodal stage, pathological lymph node count, and localization were determined separately according to three different thresholds (background, mediastinum, and liver). For the primary tumor, SUVmax, SUVmean, SUVpeak, SUV SD, MTV, and TLG were calculated; for lymph nodes, SUVmax and lymph node size were recorded. In 39 patients who underwent surgery, histopathological T and N stages, pathological lymph node count and localization were documented. Cox regression, ROC, Kaplan-Meier, and decision tree (CART) models were applied for survival analysis to metabolic, functional, and anatomical data obtained from imaging and features obtained from PET radiomics. It has been found that patients with poor prognostic features such as advanced T stage, lymph node metastasis, advanced general disease stage, presence of cartilage invasion, and presence of paraglottic space involvement have higher metabolic parameters and lower ADC values of their primary lesions; patients with poor prognostic features such as the presence of extralaryngeal spread have higher volumetric metabolic parameters (MTV and TLG) of their primary lesions; patients with poor prognostic features such as advanced T stage, lymph node metastasis, advanced general disease stage, presence of extralaryngeal spread, cartilage invasion, and presence of paraglottic space involvement have higher SUVmax values and larger sizes of the lymph nodes in the neck; and cartilage invasion, paraglottic space involvement, and extralaryngeal spread, which are features of local spread, are associated with lymph node metastasis. Among the thresholds tested, the liver threshold provided the best diagnostic performance for nodal staging and detection of lymph node metastasis. PET/MRI assessed with the liver threshold achieved superior diagnostic accuracy compared to head-neck MRI. In the univariate Cox regression analysis performed for the prediction of overall survival, the MTV and ADCmin values of the primary tumor, the presence of cartilage invasion, the presence of paraglottic space involvement, the presence of extralaryngeal spread, T stage, and the radiomics features Surface Area, Surface to Volume Ratio, Skewness, Kurtosis, GLCM Joint Maximum, GLCM Correlation, NGTDM Coarsness, GLSZM GLNU, GLSZM ZSNU and GLSZM ZSE were determined as prognostic factors; in the multivariate Cox regression analysis performed with these parameters, the presence of extralaryngeal spread and GLSZM ZSNU were determined as independent prognostic factors. As a result of CART analysis performed to predict 2-, 3-, and 5-year overall survival, decision tree models constructed with variables selected from PET, MR, and PET radiomics data demonstrated good-to-excellent prognostic performance, with AUC values of 0.835, 0.892, and 0.928 and C-index values of 0.837, 0.886, and 0.935, respectively. These models were more successful than TNM staging, which yielded lower AUC values of 0.707, 0.738, and 0.869. Our findings indicate that PET/MRI and head-neck MRI imaging can provide information about tumor behavior and prognosis through anatomic, functional, and metabolic parameters, in addition to their contribution to clinical management through TNM staging. Using a visual liver threshold for N staging and lymph node metastasis detection can significantly increase the diagnostic performance of PET/MRI. Furthermore, for better risk stratification of patients, the use of not only TNM staging but also metabolic, functional, and anatomic features and radiomix data obtained from PET/MRI can contribute to clinical management.can improve risk stratification and prognostic assessment in laryngeal cancer.

Benzer Tezler

  1. Larenks kanseri hastalarında 18F-FDG PET-BT görüntülemede kullanılan radiomiks özelliklerinin lenf nodu evrelemede klinik rolü ve katkısı

    The clinical role and contribution of radiomics features in lymph node staging in patients with laryngeal cancer using 18F-FDG PET-BT imaging

    EDANUR TOPAL

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2024

    Radyoloji ve Nükleer Tıpİstanbul Üniversitesi

    Nükleer Tıp Ana Bilim Dalı

    DR. ÖĞR. ÜYESİ EMİNE GÖKNUR IŞIK

  2. Larenks kanserli hastalarda prognostik faktörler ve serbest tümör implantlarının prognostik değeri

    Prognostic factors in larynx cancer and the prognostic value of free tumor implants

    MELİH ALPAY

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2015

    Kulak Burun ve BoğazUludağ Üniversitesi

    Kulak Burun Boğaz Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. ÖMER AFŞIN ÖZMEN

  3. Larengeal skuamöz hücreli karsinomlarda PD-L1'in prognostik önemi ve rekürrensle ilişkisi

    Başlık çevirisi yok

    TAHA ELKHATROUSHI

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2024

    Kulak Burun ve Boğazİstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa

    Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. YETKİN ZEKİ YILMAZ

  4. Kanser kök hücre belirteci olan CD133 expresyonunun larinks kanserlerinde radyoterapi cevabındaki rolü

    The role of CD133 expression of cancer stem cells on radiotherapy answer in larengeal cancer

    EMRAH GÜLMEZ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2019

    Kulak Burun ve BoğazErciyes Üniversitesi

    Kulak Burun Boğaz Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. İMDAT YÜCE

  5. Kemoradyoterapi uygulanan kT3 larinks kanseri hastalarında tedavi başarısını etkileyen faktörler

    Factors affecting the treatment success in patients kT3 laryngeal cancer undergoi̇ng chemoradioterapy

    SEDA IŞIK

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2023

    Kulak Burun ve BoğazSağlık Bakanlığı

    Kulak Burun Boğaz Ana Bilim Dalı

    DOÇ. ÖMER BAYIR