2021-2023 yılları arasında Akdeniz Üniversitesi Hastanesine başvuran 18 yaş altı adli vakaların medikolegal açıdan değerlendirilmesi
A medico-legal assessment of forensic cases involving individuals under 18 admitted to Akdeniz University Hospital (2021-2023)
- Tez No: 973497
- Danışmanlar: PROF. DR. SEMA DEMİRÇİN
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Adli Tıp, Forensic Medicine
- Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
- Yıl: 2025
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Akdeniz Üniversitesi
- Enstitü: Tıp Fakültesi
- Ana Bilim Dalı: Adli Tıp Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Çocukluk çağı (18 yaş altı), bireylerin biyolojik, psikolojik ve sosyal gelişiminin sürdüğü, travmalara karşı daha kırılgan olduğu bir dönemdir. Yaralanmalar, bu dönemde önemli bir morbidite ve mortalite nedenidir ve Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), 0–18 yaş arası çocukların ölüm nedenleri arasında yaralanmaların önemli bir yer tuttuğunu bildirmektedir. Adli olgular yalnızca istismar veya saldırı gibi doğrudan suç unsuru taşıyan durumları değil; yüksekten düşme, ilaç veya madde alımı, yanık, zehirlenme, intihar girişimi ve ihmale bağlı yaralanmaları da kapsamaktadır. Olgular genellikle ilk olarak acil servis başvurularında tanı alır, kayıtlara girer ve yapılan değerlendirmeler hem tıbbi hem de adli süreç açısından belirleyici rol oynar. Bu çalışma, 1 Ocak 2021–31 Aralık 2023 tarihleri arasında Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Erişkin ve Çocuk Acil Servisleri'ne başvuran 18 yaş altı adli olguları inceleyen kesitsel, retrospektif bir araştırmadır. Toplam 2601 adli olgu çalışmaya dâhil edilmiştir. Olguların demografik özellikleri, başvuru nedenleri (düşme, yanık, zehirlenme, istismar vb.), tedavi süreçleri ve adli rapor bilgileri (yaşamsal tehlike varlığı, basit tıbbi müdahale ile giderilebilirlik durumu) gibi özellikleri değerlendirilmiştir. Olguların %58,9'u erkek (n=1532), %41,1'i kız (n=1069) çocuklardan oluşmuştur. En büyük grubu %28,4 ile ergenler (12–17 yaş), ikinci sırada ise %28,0 ile oyun çağı (1–2 yaş) çocukları oluşturmuştur. Erkek çocukların ortanca yaşı (5,00 yıl), kız çocukların (4,00 yıl) olarak tespit edilmiştir. Olguların %87,9'u Antalya ilinde ikamet etmektedir ve olayların çoğu ev ortamında (%59,1) meydana gelmiştir. Başvurular en sık yaz mevsiminde (%28,3) ve akşam saatlerinde (17:00–23:59) (%50,34) gerçekleşmiştir. Acil servise başvuran 2601 adli olgu içinde; vücut boşluklarında yabancı cisim (%15,0), zehirlenmeler (%14,9), düşmeler (%14,3) en sık bildirilen 3 olay türü olup bunları asfiksiler (%9,3), darp ve akran kavgaları (%7,7), intihar veya kendine zarar verme girişimleri (%7,3) izlemektedir. Çocukluk çağında en sık zehirlenme nedeni ilaç alımı olup (%58,2), alınan ilaçlar arasında parasetamol/ibuprofen (%16,4) en sık bildirilen etken olmuştur. Ev ortamında ilaçların çocukların erişebileceği alanlarda bulunması, zehirlenmelerde ilaçların en sık etken olması açısından en önemli faktördür. İntihar ve kendine zarar verme olgularında %70,0 oranında yöntem ilaç alımı olup, bu olguların %83,7'si kız çocuklarıdır. Adölesan dönemde intihar amaçlı ilaç alımı sıklığının artışı, ruhsal destek eksikliğine ve psikiyatrik hastalık yüküne işaret ettiği kadar ev ortamında ilaçların kolay edinilebilir olmasına da dikkati çekmektedir. Diğer taraftan çalışmada; olgularda rastlanan en sık kronik hastalık grubunun psikiyatrik hastalıklar (%50,4) olduğu saptanmıştır. Bu oran intihar ve kendine zarar verme gibi olgular açısından psikiyatrik değerlendirme ve ihtiyacı olan çocuklarda psikososyal desteğin önemini göstermektedir. Çocuklukta ikinci sıklıkta zehirlenmeye yol açan etken temizlik ve dezenfeksiyon maddeleridir (%17,5) ve bunlarında ev ortamında çocukların erişebileceği alanlarda bulundurulmaması, kilitli dolaplarda saklanması ve ambalajlarının çocukların açamayacağı şekilde olması en önemli önlemlerdir. Yanık olgularında en sık nedenin sıcak sıvı teması olup, yine çocuklu evlerde güvenlik önlemlerinin önemini yansıtmaktadır. Asfiksi olgularında en sık neden gıda aspirasyonu (%67,4) olup, aspire edilen gıdaların %54,6'sını çerezler (fındık, fıstık, ceviz vb.) oluşturmuştur. Çalışmada çocuk adli olgularda; düşmelerin ikinci en sık acil servis başvuru nedeni oluşu, çocukluk çağında ev içi düşmelerin en sık rastlanan kazalar olduğunu gösteren önceki çalışmalarla uyumludur. Olgularda en sık yaralanma bölgesi baş-boyun (%31,1) iken, en sık görülen yaralanma tipinin kesiler/raddi yaralar (%20,7) olduğu saptanmıştır. Bunu yumuşak doku yaralanmaları (%19,0) ve kırık/çıkıklar (%18,2) izlemiştir. Toplam 401 kemik kırığının %23,7'si kafa bölgesindedir. Cinsiyet ve olay türü arasındaki ilişki incelendiğinde; kesici-delici alet yaralanmaları (%80,9), ateşli silah yaralanmaları (%87,0), trafik kazaları (%83,3) ve darp/akran kavgası (%81,9) olgularının büyük çoğunluğu erkek çocuklarda olduğu saptanmıştır. Çalışmada; kesici-delici alet yaralanmaları, motorsuz trafik kazaları ile darp/akran kavgası olgularının erkek cinsiyette daha sık görülmesi ve bu farkın istatistiksel olarak anlamlı bulunması, dikkat çekicidir. Ölümle sonuçlanan 19 çocuk olgu başvurusu olduğu saptanmış ve en sık ölüm nedeni %36,8 oranıyla asfiksi olarak belirlenmiştir. Suda boğulma 4 olguda, gıda aspirasyonu 2 olguda, sufokasyon 1 olguda ölüm nedenidir. Düşmeye bağlı ölümler %21,1 ile ikinci sırada yer alırken, olgular farklı yüksekliklerden düşme sonucu yaşamını yitirmiştir. Acil servise arrest halde getirilen ve kardiyopulmoner resüsitasyon (KPR) uygulanan olguların oranı da %21,1 olarak tespit edilmiştir. Ayrıca ateşli silahla yaralanma ve ilaç alımı yoluyla intihar (%10,5) eden birer olgu, alev yanığı olan 1 olgu (%5,3) ve künt cisimle akranı tarafından darp edilen 1 olgu (%5,3) ölümle sonuçlanmıştır. Olguların %20,0'inde yaşamsal tehlike bulunduğu saptanmış olup, erkeklerde (%21,8) bu oran kızlardan (%17,9) anlamlı derecede yüksektir. En yüksek yaşamsal tehlike varlığı oranına, elektrik kazaları (%81,8) ve asfiksi olgularında (%52,1) rastlanmıştır. Asfiksi ve elektrik kaynaklı kazalar ile başvuran çocuklarda, yaşamsal tehlike bulunuşunun istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek oluşu önemli bir bulgudur. Yaralanmaların %59,6'sının basit tıbbi müdahale (BTM) ile giderilebilir nitelikte olduğu belirlenmiştir. Ateşli silah yaralanmaları, elektrik kazaları, kesici-delici alet yaralanmaları ve yüksekten düşme gibi yüksek enerjili travmalarda ise BTM ile giderilebilecek nitelikte hafif olmayan olguların sıklığı anlamlı şekilde daha yüksektir. Tedavi sonlanımına göre olguların %58,1'i acil servisten taburcu edilmiş, %34,6'sı servislere yatırılmıştır. Eks oranı %0,7 olarak kaydedilmiştir. En sık yatış yapılan birim Çocuk Cerrahisi servisidir (%43,8). Olguların çoğunun ayaktan tedaviyle taburcu edilmesi, travmaların çoğunlukla hafif düzeyde olduğunu ancak, %20 oranında yaşamsal tehlike bulunduğundan, adli bildirim yapılmasnın zorunluluğunu ve önemini ortaya koymaktadır. Elde edilen bulgular, Akdeniz Üniversitesi Hastanesi'ne başvuran çocuk adli olguların; çoğunlukla erkek, okul çağında ve ergenlik döneminde olduğunu göstermektedir. Bu sonuç, kaynaklarla paralellik göstermekte ve erkek çocuklarda riskli davranış eğilimi ile dış mekân aktivitelerinin daha fazla olmasına bağlanmaktadır. Kesici-delici alet yaralanmaları ve darp olgularının özellikle ergen erkeklerde yoğunlaşması, çevresel ve sosyal etkilerin önemini de ortaya koymaktadır. Bu durum, akran zorbalığı ve fiziksel şiddetin çocuk adli olgularındaki payının küçümsenemeyecek sıklıkta olduğunu ortaya koymaktadır. İntihar girişimlerinde ise kız çocukların oranı erkelere oranla daha yüksek olup, kaynaklarla uyumlu bir bulgudur. Bunların büyük kısmında yöntem ilaç alımıdır. Çalışmada; ateşli silah yaralanmalarının oranı yüksek olmasa da bu olgularda mortalite ve kalıcı sekel riski yüksek ciddi yaralanmalar oluşmaktadır. Yaralanmaların yaz ve ilkbahar aylarında artması, açık hava etkinliklerinin artışı ve gözetimin azlığıyla ilişkilendirilmiştir. Olayların çoğunlukla ev ortamında meydana gelmesi, çocuk güvenliği için alınması gerekli önlemlere olan ihtiyaça yanında ebeveyn denetiminin önemini vurgulamaktadır. Sonuç olarak, 18 yaş altı adli olguların büyük kısmı önlenebilir nedenlerle oluşmaktadır. Çocuk güvenliği, ebeveyn eğitimi, ev içi ve çevresel düzenlemeler, riskli yaş gruplarına yönelik farkındalık çalışmaları, ruhsal hastalıkların değerlendirilmesi ve desteğe olan ihtiyacın giderilmesi, istismar ve ihmalin erken tespiti ile multidisipliner iş birliği, çocukluk çağı adli olgularının sıklığını azaltmak için gerekli temel stratejiler olarak öne çıkmaktadır.
Özet (Çeviri)
Childhood (under the age of 18) is a period during which individuals undergo ongoing biological, psychological, and social development, rendering them more vulnerable to trauma. Injuries are a significant cause of morbidity and mortality in this age group, and the World Health Organization (WHO) reports that injuries constitute a major cause of death among children aged 0–18 years. Medico-legal cases encompass not only incidents involving direct criminal acts, such as abuse or assault, but also injuries resulting from falls from height, drug or substance intake, burns, poisoning, suicide attempts, and neglect. These cases are usually first identified during emergency department visits, where they are documented and evaluated, playing a critical role in both medical management and legal proceedings. This cross-sectional, retrospective study analyzed medicolegal cases involving individuals under 18 years of age who presented to the Adult and Pediatric Emergency Departments of Akdeniz University Faculty of Medicine Hospital between January 1, 2021, and December 31, 2023. A total of 2,601 cases were included. Demographic characteristics, reasons for admission (e.g., falls, burns, poisoning, abuse), treatment processes, and data of medicolegal reports (presence of life-threatening conditions and treatability with simple medical intervention) were evaluated. Of the cases, 58.9% were male (n=1,532) and 41.1% were female (n=1,069). Adolescents (12–17 years) comprised the largest age group (28.4%), followed by the toddler/preschool age group (1–2 years) at 28.0%. The median age was 5.0 years in boys and 4.0 years in girls. Most cases (87.9%) resided in Antalya, and the majority of incidents occurred at home (59.1%). Emergency admissions were most frequent during summer (28.3%) and evening hours (17:00–23:59, 50.34%). Among the 2,601 pediatric forensic cases presenting to the emergency department, the three most commonly reported incident types were: foreign body in body cavities (15.0%), poisonings (14.9%), and falls (14.3%). These were followed by asphyxia (9.3%), physical assault/peer violence (7.7%), and suicide or self-harm attempts (7.3%). The most common cause of poisoning in childhood was medicine intake (58.2%), with paracetamol/ibuprofen being the most frequently reported agents (16.4%). The primary contributing factor to the high rate of drug-related poisonings is the storage of medications within easy reach of children in the home environment. In cases of suicide attempts and self-harm, medicine intake was the method in 70.0% of instances, with 83.7% of these cases involving female adolescents. The increased incidence of intentional drug intake during adolescence highlights not only the burden of unmet mental health needs and psychiatric conditions, but also the ease of access to medications in domestic settings. Furthermore, psychiatric disorders constituted the most frequently reported category of chronic illness among the cases (50.4%). This finding underscores the critical importance of psychiatric assessment and the provision of psychosocial support, particularly for children at risk of self-harm and suicide. The second most common cause of poisoning was household cleaning and disinfectant products (17.5%). Preventive measures include storing such items out of children's reach, in locked cabinets, and in child-resistant packaging. Scald injuries due to hot liquids were the predominant cause of burns, further reflecting the importance of household safety measures. In asphyxia cases, food aspiration was most common (67.4%), with nuts (hazelnuts, peanuts, walnuts, etc.) accounting for 54.6% of aspirated foods. Falls represented the second most frequent reason for emergency department visits, consistent with previous studies showing that domestic falls are the most common type of childhood accidents. The most commonly injured body region was the head and neck (31.1%), while the most frequent injury type was lacerations/incised wounds (20.7%), followed by soft tissue injuries (19.0%) and fractures/dislocations (18.2%). Among the 401 recorded fractures, 23.7% involved the cranial region. Analysis of the relationship between sex and incident type revealed that penetrating injuries (80.9%), firearm injuries (87.0%), traffic accidents (83.3%), and assault/peer violence (81.9%) predominantly occurred in male children. The higher incidence of stab/cutting injuries, non-motorized traffic accidents, and assault/peer violence among male patients, with this difference found to be statistically significant, represents a noteworthy finding. A total of 19 pediatric cases resulting in death were identified during the study period. The most common cause of death was asphyxia, accounting for 36.8% of cases. Among these, drowning was reported in four cases, food aspiration in two, and suffocation in one. Falls were the second most frequent cause of death (21.1%), with victims having fallen from various heights. The proportion of cases brought to the emergency department in cardiac arrest and who underwent cardiopulmonary resuscitation was also 21.1%. In addition, individual cases resulting in death included suicide by firearm injury and medicine intake (10.5%), one case of flame burn (5.3%), and one case of blunt force trauma inflicted by a peer (5.3%). A life-threatening condition was identified in 20.0% of cases, with a significantly higher proportion observed in males (21.8%) compared to females (17.9%). The highest rates of life-threatening presentations were associated with electrical injuries (81.8%) and asphyxia cases (52.1%). The statistically significant association between life-threatening status and presentations involving asphyxia or electrical injuries represents a critical finding, underscoring the severity and clinical urgency of these types of incidents in the pediatric population. Overall, 59.6% of injuries were treatable with simple medical intervention. However, severe injuries not manageable with simple medical intervention were significantly more common in high-energy traumas such as firearm injuries, electrical accidents, sharp object wounds, and falls from height. Based on treatment outcomes, 58.1% of cases were discharged directly from the emergency department, while 34.6% required hospital admission. The mortality rate was recorded as 0.7%. The most frequently utilized inpatient unit was the Pediatric Surgery ward, accounting for 43.8% of admissions. Although the majority of cases were managed on an outpatient basis—indicating that most traumas were of mild severity—the presence of life-threatening conditions in 20% of cases highlights the necessity and importance of mandatory medico-legal reporting. The findings of this study indicate that the majority of pediatric medico-legal cases presenting to Akdeniz University Hospital involved male children, predominantly of school age or in adolescence. This pattern aligns with existing literature and is often attributed to a higher propensity for risk-taking behaviours and greater involvement in outdoor activities among boys. The concentration of sharp object injuries and physical assault cases among adolescent males further underscores the role of environmental and social factors. These data highlight the non-negligible contribution of peer violence and bullying to the overall burden of pediatric forensic cases. In contrast, suicide attempts were more common among female adolescents, consistent with prior reports. In most of these cases, medicine intake was the method used. Although the proportion of firearm-related injuries was low, such cases were associated with high mortality and a significant risk of permanent disability. The seasonal increase in injuries during the spring and summer months was associated with more frequent outdoor activities and reduced supervision. The fact that most incidents occurred in the home environment underscores not only the need for improved child safety measures but also the critical importance of parental supervision. In conclusion, the majority of medico-legal cases in individuals under the age of 18 result from preventable causes. Key strategies to reduce the incidence of such cases include enhancing child safety, educating parents, implementing home and environmental modifications, raising awareness among high-risk age groups, assessing and addressing mental health needs, and ensuring the early detection of abuse and neglect. A multidisciplinary approach is essential to effectively reduce the frequency and impact of childhood medico-legal events.
Benzer Tezler
- Dört yeni makrosiklik vic - dioksimin sentezi ve komplekslerinin incelenmesi
Başlık çevirisi yok
KEMAL KARADENİZ
- Partikül yüklü, eş eksenli iki jet için karışma ve yanma modeli
A Mixing and combustion model for particle-laden confined coaxiol jets
METİN ERGENEMAN
- İzmir Kemalpaşa yöresi tavukçuluk işletmelerinde uygulanan yemlemenin teknik yönden incelenmesi
Başlık çevirisi yok
YILDIR UZUN
- TED Ankara Koleji Vakfı Özel Lisesi orta kısım birinci sınıfta, hazırlık okulundan ve ilk kısımdan gelen öğrencilerin İngilizce dersindeki başarıları
Başlık çevirisi yok
SELMA PARILTI
Yüksek Lisans
Türkçe
1988
Eğitim ve ÖğretimHacettepe ÜniversitesiProgram Geliştirme ve Öğretim Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. ÖZCAN DEMİREL
- Normal varyasyon sınırları içinde beyin asimetrisinin çeşitli yaş gruplarında C.T. yöntemiyle değerlendirilmesi
The Determination of brain asymmetry in the limits of the normal variation in several age-groups with computerize tomography CT
İHSANİYE İKİZ
Doktora
Türkçe
1989
Radyoloji ve Nükleer TıpUludağ ÜniversitesiMorfoloji (anatomi) Ana Bilim Dalı
PROF. DR. AHMET ÇİMEN