Geri Dön

Kent-doğa ikiliği: Mekansal sınırlandırmalar ve potansiyeller bağlamında İstanbul'a bir yaklaşım

The city-nature dichotomy: An approach to Istanbul in the context of spatial constraints and potentials

  1. Tez No: 971752
  2. Yazar: AYŞE OKUDAN
  3. Danışmanlar: DOÇ. DR. AYŞEGÜL KURUÇ
  4. Tez Türü: Doktora
  5. Konular: Mimarlık, Architecture
  6. Anahtar Kelimeler: Kentleşme, Urbanization
  7. Yıl: 2025
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi
  10. Enstitü: Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
  11. Ana Bilim Dalı: Mimarlık Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Mimari Tasarım Sorunları Bilim Dalı
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Bu tez çalışması, insanın domine ettiği günümüz kentlerinde; kent-doğa ikiliği kavramını sorunsallaştırır. Güncel ekolojik kriz tablosu ve antroposen/kapitolosen devri; insan-doğa ikiliğinin etrafında şekillenen, insanolmayanların baskılandığı, indirgendiği, dışlandığı düşünsel, tarihsel ve fiziksel süreçlerin karmaşık bir bütünüdür. Günümüzün küresel kentlerinin güçlü ve çoklu dinamikleri, insanolmayanların da içinde olduğu karmaşık bir ilişkiler ağı oluşturmaktadır. İnsan ve insanolmayanların iç içe geçen ilişkileri, bu ilişkileri belirleyen baskın insanmerkezci/ikicil bakış; insanın dışında olmadığı bir ekolojinin kent mekanı dahil bütün dünyada etkili olduğu kriz ortamını yaratmıştır. İlişkisel düşünme; mekanı veya kentsel mekanını çokluklar ve bunların birbirileri ile ilişkileri üzerinden ele alan yaklaşımlar; ikicil düşünmenin bir antidotu olarak tezin ana motivasyonu olan insan-insanolmayan ilişkilerin anlaşılmasında altlık oluşturmuştur. Çalışma, kent-doğa ikiliğinin kent mekanının şekillenmesinde etkisini araştırarak, ikiliğin arkasında yatan kavramsal ve tarihsel süreçleri paylaşmaktadır. Bu süreçler, temel olarak Batı dünyasındaki mekan kavramının dönüşümüyle doğrudan alakalıdır. Mekanın rasyonel bir çerçeveye indirgenmesi, doğa kavramının nesnelleştirilmesine ve dolayısıyla indirgenmesine neden olmuştur. Doğanın rasyonel olarak okunabilmesi, parsellere ayrılmasını ve buna bağlı olarak haritalar üzerinden planlanmasını kolaylaştırmıştır. Modern mimarlığın mekanı indirgeyen yaklaşımları, bu düşüncede temellenerek; işlevi ve biçimi önceleyen; bağlamı arka plana atan bir zemin oluşturmuştur. Aynı şekilde Batı Dünyası'nda peyzaj kavramının gelişiminde, bahçe düzenlemeleri ile insanolmayanların estetik indirgeme başta olmak üzere çeşitli indirgenme biçimlerine maruz kaldığı görülmektedir. Ancak en büyük etkinin küreselleşme ile ortaya çıkan özel sermaye odaklı mekan üretimlerinde olduğunu söylemek mümkündür. Sermayenin çıkarlarını gözetmek amacıyla gerçekleştirilen mekan üretimlerinin insanolmayan doğa ile kurduğu ilişkiler, daha önce hiç olmadığı kadar ekolojik açıdan sorunludur. Çalışmanın amacı, kent-doğa ikiliğinin arkasında yatan nedenleri açığa çıkarmakla beraber; kent mekanındaki karşılığı olan mekansal sınırlandırma biçimlerini, buna bağlı olarak ortaya çıkan insan-insanolmayan ilişkileri ve insan dahil bir ekolojik bütünlüğe etkisini araştırmaktır. Mekansal sınırlandırma biçimleri; toprakta, suda ve park-bahçe ortamlarında olmak üzere sınıflandırılmıştır. Toprağın altında ve üzerinde gerçekleşen yapılaşmalar, toprağı, toprakta yaşayanları ve suyun akışını etkilemektedir. Su ile kurulan ilişkiler; su-kara eşikleri, derelerin ıslah edilme biçimleri; suyun kendi içinde ve su çevresinde kurulabilecek zengin habitat ortamını etkilemektedir. Bu sınırlandırma biçimlerinin yanı sıra kent mekanı, sınırlandırmaların ötesine geçen ekolojik değere sahip potansiyel durumlar da barındırmaktadır. Ruderal bitkilerin oluşturduğu yol kenarı küçük bir refüj ölçeğinden, devasa alanlara dek büyüyebilen atıl alanlar; zengin bioçeşitliliğiyle kentler için yüksek potansiyellere sahip alanlardır. Kişisel bostanlardan, hobi bahçelerine veya geleneksel bostanlara değişebilen şekillerde ekme-biçme eylemleri, insan ile toprak arasındaki ekolojik bağı güçlendirerek, bugün zayıflamış olan ekolojik hafızayı canlandırma potansiyeli taşımaktadır. Çalışma kapsamında, insanolmayan hayatı baskılayan mekansal sınırlandırma biçimleri ve bu sınırlandırmaların ötesine geçen ekolojik değere sahip potansiyel durumlar tanımlanmış, İstanbul ölçeğinde üç alan belirlenerek; Göksu-Küçüksu, Eyüpsultan-Gaziosmanpaşa, Koşuyolu-Haydarpaşa olmak üzere alanlar üst ölçek ve yakın ölçekte analiz edilmiştir. Analiz kapsamında her üç alanda ki dokuların birbiri ile farklılıkları ve benzerlikleri ortaya çıkarılmıştır. İstanbul'un tarihsel süreçte ortaya çıkan kırılma noktalarına göre farklılaşmış yapılaşma dokularının; birbiri ile benzer mekansal sınırlandırma biçimlerine sahip oldukları, birbirinden ayrışmış özel durumlar da barındırdıkları görülmüştür. Benzer ve ayrışmış durumlar, yapılaşma pratiklerini analiz edebilmek; mevcut ekolojik zenginlikleri koruyabilmek, ekolojik potansiyel barındıran durumları tespit etmek ve gelecekte İstanbul'a özgü ekolojik strateji haritasını çizebilmek için alternatif bir yaklaşım sunmaktadır.

Özet (Çeviri)

This thesis problematizes the concept of the city-nature dualism in today's cities dominated by humans. The current ecological crisis, along with the Anthropocene/Capitalocene era, forms a complex whole of intellectual, historical, and physical processes shaped around the human-nature dichotomy, wherein non-human beings are suppressed, reduced, and excluded. The strong and multifaceted dynamics of today's global cities create a complex network of relationships that includes non-human entities. The intertwined relationships between human and non-human actors, and the dominant anthropocentric/dualistic perspectives that define these relationships, have contributed to a global ecological crisis — one in which ecology, inclusive of humans, affects urban space and the planet as a whole. Relational thinking, along with approaches that consider space or urban space through multiplicities and their interrelations, provides a foundation for understanding human–non-human relationships as an antidote to dualistic thinking — and serves as the main motivation of this thesis. This study investigates the influence of this dualism on the formation of urban space, and reveals the conceptual and historical processes underlying it. These processes are directly related to the transformation of the concept of space in the Western world. The reduction of space to a rational framework led to the objectification and thus the reduction of the concept of nature. The rational legibility of nature made it easier to divide it into parcels and to plan it through mapping. Modern architecture's reductive approach to space is grounded in this thinking — prioritizing function and form while relegating context to the background. Similarly, in the development of the landscape concept in the Western world, garden designs subjected non-human entities to various forms of reduction, especially aesthetic reduction. However, it can be argued that the greatest impact has emerged with globalization, through the production of space driven by private capital. The relations established between spatial productions carried out to serve the interests of capital and non-human nature are ecologically more problematic than ever before. The aim of the study is not only to uncover the underlying causes of the city-nature dualism, also investigate the spatial limitation practices it engenders within the urban space, the resulting human–non-human relationships, and their impact on an ecological wholeness that includes humans. Spatial constraint practices are categorized into three main areas: soil, water, and parks/gardens. Construction activities above and below ground affect the soil, soil-living organisms, and the flow of water. Relationships with water — such as land-water thresholds and stream rehabilitation practices — affect both the water itself and the rich habitat environments that could potentially develop around it. In addition to these forms of constraint, urban space also contains potential conditions with ecological value that transcend these limitations. Ruderal plants occupying small roadside refuges to large-scale vacant lands represent areas of high potential for cities due to their rich biodiversity. Practices of cultivation — from personal gardens to hobby plots or traditional gardens — strengthen the ecological bond between humans and soil, and hold the potential to revive the currently weakened ecological memory. Within the scope of this study, spatial constraints that suppress non-human life and potential conditions with ecological value that go beyond these constraints have been identified. Three areas within Istanbul have been selected and analyzed at both macro and micro scales: Göksu-Küçüksu, Eyüpsultan-Gaziosmanpaşa, and Koşuyolu-Haydarpaşa. The similarities and differences between the urban fabrics of these three areas have been examined. It has been observed that despite differing architectural typologies shaped by historical turning points in Istanbul, similar spatial constraint practices exist across these areas, while also containing distinct and unique cases. These similarities and differences offer an alternative approach to analyze construction practices; to preserve existing ecological richness, identify ecologically potential situations and to draw a future ecological strategy map unique to Istanbul.

Benzer Tezler

  1. Duality of nature and urban in socio-environmental transformations: Case of the Kemalpaşa Nation Garden

    Sosyo-çevresel dönüşümlerde doğa ve kent ikiliği: Kemalpaşa Millet Bahçesi örneği

    FİRUZE İNCEKAŞ

    Yüksek Lisans

    İngilizce

    İngilizce

    2021

    Mimarlıkİzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü

    Mimarlık Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. TONGUÇ AKIŞ

  2. İrfan Okan ve Mustafa Duymaz resimlerinde manzara betimlemelerinin temsili

    Representation of landscape descriptions in the paintings of İrfan Okan and Mustafa Duymaz

    SİNEM KORKUT

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2022

    Güzel SanatlarTrakya Üniversitesi

    Resim Ana Sanat Dalı

    DOÇ. RUKEN ASLAN

  3. Yeni bir kentselliğe doğru kırkent R-urban: Adaptogenez yaklaşımla bir Sarıyer okuması

    Başlık çevirisi yok

    DİLARA GİRGİN

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2023

    MimarlıkÖzyeğin Üniversitesi

    Mimarlık ve Kent Çalışmaları Bilim Dalı

    PROF. DR. HÜLYA TURGUT

  4. Kırılgan mimarlık: Mimarlığın altyapısal failliğine dair bir araştırma

    Vulnerable architecture: A research on architecture's infrastructural agency

    ÖYKÜ ŞİMŞEK

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2024

    Mimarlıkİstanbul Teknik Üniversitesi

    Mimarlık Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. SIDIKA ASLIHAN ŞENEL

  5. From coexistence to the great divide: Repositioning Türkiye's stray dogs through a posthumanist lens

    Birlikte yaşamdan kopuşa: Türkiye'nin sokak köpeklerini posthümanist bir perspektifle yeniden konumlandırmak

    RANA İŞTEBEN ÇELİK

    Yüksek Lisans

    İngilizce

    İngilizce

    2026

    Sosyolojiİstanbul Teknik Üniversitesi

    Bilim, Teknoloji ve Toplum Ana Bilim Dalı (disiplinlerarası)

    DOÇ. DR. ASLI ÖĞÜT ERBİL