L'instrumentalisation des contradictions inhérentes au libéralisme et la perte du multilatéralisme: Le cas du Credit Suisse
Liberalizme içkin çelişkilerin araçsallaşması ve multilateralizmin yitimi: Credit Suisse örneği
- Tez No: 970302
- Danışmanlar: DOÇ. DR. F. SELCAN SERDAROĞLU POLATAY
- Tez Türü: Yüksek Lisans
- Konular: Uluslararası İlişkiler, International Relations
- Anahtar Kelimeler: Liberalizm, hegemonik düzen, hegemonlar, uluslararası rejimler ve kurumlar, küreselleşme, sistemik bağımlılık, çoktaraflılık, liberal kurumsalcılık, Liberalism, hegemonic order, hegemons, international regimes and institutions, globalization, systemic dependency, multilateralism, liberal institutionalism
- Yıl: 2025
- Dil: Fransızca
- Üniversite: Galatasaray Üniversitesi
- Enstitü: Sosyal Bilimler Enstitüsü
- Ana Bilim Dalı: Uluslararası İlişkiler Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Uluslararası İlişkiler Bilim Dalı
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
İkinci Dünya Savaşı'nın sonundan 1970'lere kadar süren siyasi ve ekonomik ılımlılık malların, hizmetlerin ve sermayenin serbest dolaşımına ilişkin temel liberal ilkeleri pekiştirmiş, ancak 1973 petrol krizi bu ilkelerin idealist varsayımlardan başka bir şey olmadığını kanıtlamıştır. Ortaya koyduğu idealist ilkelerin somut sonuçları olsa da petrol krizi sonrasında ortaya çıkan yaklaşımlar liberalizmin varsayımlarının arkasında başka beklentiler olduğunu göstermiştir. Çalışma, devletlerin ulusal ve uluslararası ilişkilerde belirli koşullar altında benimsedikleri liberal ilkelerin, uluslararası ekonomik ve siyasi ilişkilerde çıkarlar açısından realist güç anlayışıyla nasıl benzerlik gösterdiğini analiz edecektir. Buradan hareketle, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra sayıları ve etkileri artan uluslararası ekonomik kurum ve rejimlerin ekonomik misyonlarının yanı sıra siyasi amaçlarının da olduğu anlatılacak ve devletlerin güçlenmesine yönelik çabalar doğrultusunda birer araç haline geldikleri kanıtlanmaya çalışılacaktır. Bahsi geçen kurumların etkilerinin yoğun bir şekilde hissedilmeye başlandığı neoliberal dönemle birlikte devletlerin iç siyasette küçülme politikalarının dış ilişkilerine de yansımaları olduğu uluslararası kurumlar ve kurallarla ilişkilendirilerek açıklanacaktır. Adam Smith'in ekonomik aktivitelerin siyasi aktörlerin politikalarından bağımsız olarak görünmez bir el vasıtasıyla kendi kendini düzenlediği yönündeki klasik liberal iddiası döneminin Merkantilist düşüncesiyle ters düşmekteydi. İkinci Dünya Savaşı'nın ardından gelişen ve 1970'lere dek süren görece siyasi ve ekonomik ılımlılık dönemi, uluslararası düzeyde liberal ekonomik ilkelerin – özellikle de malların, hizmetlerin ve sermayenin serbest dolaşımı – kurumsallaşmasını sağlamıştır. Bu ilkelerin temelini, piyasa mekanizmalarının etkinliği ve devletin ekonomik hayattaki rolünün sınırlanması gibi klasik liberal kabuller oluşturmuştur. Ancak 1973 Petrol Krizi ile birlikte bu varsayımların idealist yönü ağır basan kuramsal zemini ciddi şekilde sorgulanmaya başlamıştır. Ortaya çıkan enerji darboğazı ve artan devlet müdahaleleri, devletlerin yalnızca piyasa koşullarına göre değil, stratejik çıkarlarına göre hareket ettiğini göstermiştir. Bu noktada Robert W. Cox'un eleştirel uluslararası ilişkiler teorisine katkısı önemlidir. Cox,“teori her zaman bir amaç içindir”diyerek, teori üretiminin nesnel bir gerçeklik yansıtımından ziyade, mevcut düzenin ya da alternatif bir düzenin meşrulaştırılması için kullanıldığını belirtir. Liberal uluslararası kurumların savaş sonrası yükselişi, onun“problem çözme teorileri”olarak adlandırdığı yaklaşımlarla açıklanabilir. Bu kurumlar, görünüşte ortak refahı amaçlayan yapılar olsa da, aslında belirli güç ilişkilerini sürdürmeye hizmet eden araçlara dönüşmüştür. Bu bağlamda, Bretton Woods sisteminin oluşturduğu ekonomik çerçeve (IMF, Dünya Bankası ve daha sonra GATT/WTO gibi yapılar), yalnızca ekonomik istikrar değil, aynı zamanda Batı merkezli güç hiyerarşisinin idamesi için de işlev görmüştür. Aynı şekilde Norbert Elias'ın civilizing process (uygarlık süreci) kuramı ve devlet oluşumu yaklaşımı da savaş sonrası uluslararası rejimlerin işlevine ışık tutar. Elias'a göre, devletler tarihsel süreç içinde içsel şiddet tekelini bürokratikleşme, denetim ve rasyonelleşme yoluyla sağlamlaştırmışlardır. Bu model, uluslararası ilişkiler düzeyine uyarlandığında, devletlerin yalnızca içeride değil, aynı zamanda uluslararası kurumlar aracılığıyla dış ilişkilerde de kontrol ve istikrar peşinde oldukları sonucunu verir. Bu bağlamda, uluslararası ekonomik rejimlerin ve kuralların yalnızca piyasa etkinliğini değil, aynı zamanda devletlerin meşruiyetini yeniden üretme kapasitesini de temsil ettiği söylenebilir. Çalışma, devletlerin ulusal ve uluslararası düzlemde benimsemiş oldukları liberal ilkelerin, belirli tarihsel ve yapısal koşullar altında realist bir çıkar maksimizasyonu anlayışıyla nasıl örtüştüğünü göstermeyi amaçlamaktadır. Cox'un kavramsallaştırdığı üzere, hegemonik düzenler yalnızca zor yoluyla değil, fikir ve kurumlar yoluyla da sürdürülür. Bu açıdan, liberal kurumlar yalnızca işlevsel değil, aynı zamanda hegemonik bir ideolojik örtü sunar. Devletler, bu kurumlara katıldıklarında yalnızca ekonomik fayda elde etmeyi değil, aynı zamanda sistem içi konumlarını tahkim etmeyi hedeflerler. Uluslararası Para Fonu (IMF) ya da Dünya Ticaret Örgütü (WTO) gibi yapılar bu çerçevede değerlendirilebilir. 1970'lerin sonlarına doğru yükselen neoliberal politikalarla birlikte, devletin iç siyasette küçülme süreci başlamış; kamu harcamalarının kısıtlanması, özelleştirme ve deregülasyon uygulamaları yaygınlık kazanmıştır. Bu gelişme, Norbert Elias'ın devletin içyapılarını rasyonelleştirme sürecine ilişkin görüşleriyle örtüşür. Ancak bu içe dönük küçülme, dışa dönük bir araçsallaştırma sürecini beraberinde getirmiştir. Uluslararası kurumlar, devletlerin kendi reform gündemlerini meşrulaştırma araçları haline gelmiş, neoliberal politikaların uygulanmasında işlevsel birer kaldıraç rolü üstlenmişlerdir. Devletler ve kurumların bu ilişkisi, nihayetinde müdahalecilik anlamında küçülmeyi amaçlayan devleti daha da büyütmüştür. Bu kapsamda, Elias'ın devletlerin iç politikada rıza arayışına dair politikalar, Adam Smith'in görünmez el teorisinin, yani piyasa mekanizmalarının kendi kendini düzenleyebileceği iddiasının, Polanyi'nin ifadesiyle“yatağından çıkarılmış”bir piyasa ekonomisine dönüştüğünü doğrulamaktadır. Polanyi, piyasaların toplumsal bağımsızlaştırılmasının krize yol açtığını savunur. Liberal kurumların piyasa serbestliğini mutlaklaştırması, krizlere zemin hazırlamış ve kamu müdahalesinin yeniden önem kazanmasına neden olmuştur. Dolayısıyla, piyasa ve devlet birbirleri için vazgeçilmez unsurlar olarak kalmaya devam etmektedir. 2008 Küresel Finans Krizi bu durumun dramatik bir örneğidir. ABD'de başlayan ve kısa sürede küresel ölçekte etkili olan kriz, neoliberal düzenin varsayımlarını derinden sarsmıştır. Kamusal müdahalenin yok sayıldığı on yılların ardından, devletler bir kez daha sistemik krizlerin önlenmesinde aktif rol oynamak zorunda kalmışlardır. Bu durum, Cox'un hegemonya kuramında belirttiği gibi, sistemin yeniden üretimi için yalnızca piyasa araçlarının değil, devletin yeniden devreye sokulması gerektiğini gösterir. Son olarak, 2023 yılında İsviçre Federasyonu'nda yaşanan Credit Suisse krizi de bu çerçevede ele alınabilir. Bir G-SIB (Global Systemically Important Bank) olarak Credit Suisse'in çöküşü, yalnızca ulusal değil, uluslararası finansal düzen açısından da tehdit oluşturmuştur. İsviçre Merkez Bankası (BNS) ve FINMA gibi kurumlar süreci yönetmeye çalışsa da, geçmişte alınmayan önlemler ve bankanın yeterli hazırlık yapmamış olması krizin derinleşmesine neden olmuştur. Bu kriz, liberal ilkelerin ve piyasa disiplininin kurumsal altyapıya rağmen sistemsel şokları önlemekte yetersiz kaldığını bir kez daha ortaya koymuştur. Credit Suisse örneği, uluslararası ekonomik rejimlerin yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda politik ve stratejik yönlerini de göz önünde bulundurmayı zorunlu kılar. Ulusal hükümetlerin ve merkez bankalarının müdahaleleri, piyasaların kendi kendini düzenlemediğini, aksine istikrarın ancak güçlü siyasi yapılar ve kurumlar aracılığıyla sağlanabileceğini göstermektedir. Elias'ın devlet oluşumu perspektifiyle bakıldığında, devletin bu tür krizler karşısında şiddet ve kaynak tahsis tekelini yeniden hatırlattığı ve uluslararası sistemdeki konumunu güçlendirmek için bu müdahaleleri araçsallaştırdığı görülür. Uluslararası rejimlerin yirminci yüzyılda ortaya çıkışı, uluslararası ilişkilerdeki yeri, işleyiş mekanizmaları ve geçirdikleri dönüşümler incelenecektir. Hegemonya ve rejim teorileri ele alınarak ulusların üyesi oldukları uluslararası kurum ve kurallarla angaje olma biçimleri, bu kurumlara etki etme ve onlardan etkilenme biçimleri açıklanacaktır. Neoliberal dönemde devletin aktör olarak gerileme hedefinin bu kurumların varlığına rağmen gerçekleşmediği açıklanacaktır. 2008 kriziyle Amerika Birleşik Devletleri'nde ortaya çıkan finansal krizlerin domino etkisiyle küresel düzeyde etkisi olmaktadır. Bu bağlamda, uluslararası finansal krizlerin devletlerin iç ve dış politikaları üzerindeki etkileri belirtilecek ve 2023 yılında İsviçre Federasyonu'nda ortaya çıkan Credit Suisse olayının arkasındaki ulusal ve uluslararası arka plan açıklanacaktır. Bu krizin etkileri liberal ilkeler, neoliberal politikalar ve hegemonik düzen yaklaşımı çerçevesinde ele alınacaktır. Sonuç olarak, liberal uluslararası düzenin ve neoliberal ekonomik rejimin tarihsel gelişimi, yalnızca ekonomik ilkeler çerçevesinde değil, aynı zamanda güç, hegemonya ve devlet yapılarıyla birlikte ele alınmalıdır. Uluslararası İlişkiler disiplinin Eleştirel Teori, Realist Teori ve Gramşiyen Teorileri devletin, piyasaların ve kurumların ulusal ve uluslararası düzende birbirlerini dönüştürerek nasıl araçsallaştığını anlamak açısından güçlü kuramsal analizler sunmaktadır.
Özet (Çeviri)
Political and economic moderation from the end of the Second World War to the 1970s reinforced the basic liberal principles of the free movement of goods, services and capital, but the 1973 oil crisis proved that these principles were nothing more than idealistic assumptions. Even if the idealistic principles it put forward had concrete results, the approaches that emerged after the Oil Crisis showed that there are other expectations behind the assumptions of liberalism. The study will analyse how the liberal principles adopted by states which are affecting and being affected by the markets, in national and international relations under certain conditions are similar to the realist conception of power in terms of interests in international economic and political relations. From this point of view, it will be explained that the international economic institutions and regimes, whose number and influence increased after the Second World War, have political objectives as well as economic missions, and an attempt will be made to prove that they have become instruments consistent with efforts to strengthen the power of states. In the neoliberal period, during which the effects of the above-mentioned institutions began to be felt intensely, it will be explained, in relation to international institutions and rules, that policies to reduce the size of states in terms of domestic policy have repercussions on their external relations. Adam Smith's classical liberal assertion that economic activity is self-regulated by an invisible hand, independent of the policies of political actors, was at odds with the mercantilist thinking of his day. In this study, it will be argued that liberal economic relations are not independent of political objectives, and Polanyi's reflections on the idea of a disembedded market economy and its implications for international economic relations will be discussed. The emergence of international regimes in the twentieth century, their place in international relations, their operating mechanisms and their transformations will be analysed. By addressing the theories of hegemony and regime, it will be explained how nations engage with, influence and are influenced by the international institutions and rules of which they are members. With the 2008 crisis, the financial crises that emerged in the United States of America are having a global impact, with a domino effect. In this context, the effects of international financial crises on the internal and external policies of states will be indicated and the national and international background behind the Credit Suisse affair that emerged in the Swiss Federation in 2023 will be explained. The effects and causes of this crisis will be discussed within the framework of liberal principles, neoliberal policies and the hegemonic order approaches.
Benzer Tezler
- L'instrumentalisation du sport par la politique : Cas d'etude du Mali et de la Turquie
Politika ile sporun enstrümantasyonu: Mali ve Türkiye çalışması örneği
MOHAMED DOUMBIA
Yüksek Lisans
Fransızca
2020
Uluslararası İlişkilerYeditepe ÜniversitesiUluslararası İlişkiler Ana Bilim Dalı
DR. ÖĞR. ÜYESİ ÖZGE ÇOPUROGLU KUZU
- L'ambiguïte dans les formesrecentes de « theatres de la parole » :un renouvellement de la dimensionpolitique du theatre
Ambiguity in the recent forms of the“theatres of speech”: a new politicaldimension of theatre
MELISA YENER
Doktora
Fransızca
2014
Sahne ve Görüntü SanatlarıUnıversıte Sorbonne Nouvelle (parıs Iıı)DR. JEAN-PİERRE RYNGAERT
- Güney-Güney işbirliği çerçevesinde dış politika aracı olarak yükselen güçlerin kalkınma yardımı: Sahra Altı Afrika'da Çin örneği
Rising powers' development aid as a foreign policy tool South-South cooperation: The case of China in Sub-Saharan Africa
ABDEL KADER KALLO
Yüksek Lisans
Fransızca
2020
Uluslararası İlişkilerMarmara ÜniversitesiUluslararası İlişkiler Ana Bilim Dalı
PROF. DR. EMEL PARLAR DAL
- La consoli̇dati̇on democrati̇que a l'epreuve des etats de l'Afri̇que subsaharienne: Le cas de la Côte d'Ivoire
Democratic consolidation to the test of Sub - Saharan African states: The case of the Ivory Coast
YACOUBA SAWADOGO
Yüksek Lisans
Fransızca
2015
Siyasal BilimlerMarmara ÜniversitesiKamu Yönetimi Ana Bilim Dalı
PROF. DR. DENİZ VARDAR
- Türkiye'de 1 Mayısların düzenlenmesi ve yönetilmesi
The organization and governance of May days in Turkey / L'organisation et l'administration des 1er Mai en Turquie
ERHAN ÖZŞEKER
Doktora
Türkçe
2021
Siyasal BilimlerGalatasaray ÜniversitesiSiyaset Bilimi Ana Bilim Dalı
PROF. DR. BİROL CAYMAZ