Geri Dön

Gonadotrop adenomlu hastalarda preoperatif ve postoperatif metabolik ve kardiyovasküler parametrelerin karşılaştırılması

Comparison of preoperative and postoperative metabolic and cardiovascular parameters in patients with gonadotroph adenoma

  1. Tez No: 963236
  2. Yazar: BURAK ÖZMEN
  3. Danışmanlar: DOÇ. DR. FATMA DİLEK KAHRAMANCA
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları, Endocrinology and Metabolic Diseases
  6. Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
  7. Yıl: 2025
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
  10. Enstitü: Ankara Bilkent Şehir Hastanesi
  11. Ana Bilim Dalı: İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Amaç: Hipofiz adenomları, primer beyin kitlelerinin %15'lik kısmını oluşturan iyi huylu tümörlerdir ve gelişen görüntüleme yöntemleri nedeniyle bu adenomların tanı sıklığı giderek artmaktadır. Adenomların bir kısmı, aşırı hormon salgısına neden olup buna bağlı semptomlara yol açarak tanı almaktayken, diğer kısmı ise kliniğe yol açmayacak düzeyde hormon salgısı yaparak veya hiç hormon salgısı yapmayarak (nonfonksiyone) sessiz kalmaktadır. Bu sessiz adenomlar genellikle kitle etkisine bağlı semptom ve bulgulara neden olarak tanı alabildikleri gibi, başka bir sebeple yapılan görüntüleme sırasında rastlantısal olarak ta tanı alabilmektedir. Gonadotrop adenomlar, hipofiz adenomlarının %15 ila %40'ını oluşturur. Çoğunlukla hormonları verimsiz şekilde üretip salgılamaları nedeniyle nonfonksiyone adenom kliniğinde seyrederler. Cerrahi olmaksızın kesin tanılarının konması zordur. Bu çalışmada gonadotrop adenom tanısı olan hastalarda kardiyometabolik risk faktörlerinin belirlenmesi, preoperatif ve postoperatif dönemdeki kardiometabolik parametrelerinin değerlendirilmesi ve karşılaştırılması amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Bu gözlemsel retrospektif çalışmada 01.05.2019 ile 01.08.2024 tarihleri arasında Ankara Bilkent Şehir Hastanesi'nde endoskopik transsfenoidal yaklaşımla hipofiz adenom cerrahisi geçiren hastaların verilerine ulaşılarak, histokimyasal ve immunohistokimyasal yöntemlerle gonadotrop adenomu tanısı almış olan hastalar çalışmaya dahil edildi. Gebe, <18 yaş veya daha önce hipofiz cerrahisi geçiren hastalar çalışmaya alınmadı. Çalışmaya dahil edilen hastaların demografik verileri (yaş, cinsiyet, boy, kilo, vücut kitle indeksi (VKİ), sigara kullanımı), tetkik gerekçesi, tanı anındaki komorbid hastalıkları (tip 2 diyabetes mellitus (DM), hipertansiyon (HT), kardiyovasküler hastalık (KVH)), preoperatif ve postoperatif dönemdeki boy, kilo, sistolik ve diyastolik kan basıncı, glukoz, kreatinin, alanin aminotransferaz (ALT), aspartat aminotransferaz (AST), hemoglobin A1c (HbA1c), lipid paneli (total, düşük dansitede lipoprotein (LDL) ve yüksek dansitede lipoprotein (HDL) kolesteroller ve trigliserid), hipofiz hormonları (adrenokortikotropik hormon (ACTH), kortizol, folikül stimulan hormon (FSH), lüteinizan hormon (LH), büyüme hormonu (GH), prolaktin (PRL)) ve hedef hormonların (serbest T3 (sT3), serbest T4 (sT4), estradiol, progesteron, total ve serbest testosteron, kortizol, insülin benzeri büyüme faktörü (IGF-1)) düzeyleri kaydedildi. Ayrıca, hastaların hipofiz manyetik rezonans (MR) verilerinden lezyonun boyutu, tipi, lokalizasyonu, Knosp skoru not edildi. Lezyonların histopatoloji ve immünhistokimya sonuçları patoloji raporları incelenerek kayıt edildi. Hastaların mortalite bilgileri Ankara Bilkent Şehir Hastanesi hasta kayıt sisteminden ve hastanede bulunan hasta arşiv dosyalarından elde edildi. Postoperatif takip süresi, operasyon ile hastanın son başvuru tarihleri arasında geçen sürenin ay cinsinden hesap edilmesi sonrası kaydedildi. Postoperatif 6. ay ve 12. ay verilerine ulaşılarak hastaların biyokimyasal ve hormonal verileri, Tip 2 DM, HT ve KVH ile ilgili verileri ve hipofizer yetmezlik durumuna ilişkin veriler kaydedildi. Elde edilen veriler yardımı ile 10 yıllık tahmini KVH riski, Sistematik Koroner Risk Hesaplama (SCORE-1, SCORE-2) ve Amerikan Kardiyoloji Koleji/Amerikan Kalp Birliği Aterosklerotik KVH ((ACC\AHA) ASCVD) risk skorları hesaplandı. Preoperatif, postoperatif 6. ay ve postoperatif 12. aydaki hasta verileri, risk skoru gruplarına göre kıyaslandı. Bulgular: Çalışmaya dahil edilen hastaların %37,2'si kadın, %62,8'i erkek olup, ortalama yaş 55,8 ± 12,4 yıl idi. Preoperatif dönemde, erkek hastalarda Knosp skoru 3-4 olan lezyonların kadın hastalara kıyasla daha sık izlendiği tespit edildi (p=0.005). Preoperatif dönemde kardiyovasküler risk skorları incelendiğinde, SCORE1'e göre hastaların %51,8'i, SCORE2'ye göre %31,7'si, ACC/AHA ASCVD skoruna göre ise %59,2'si yüksek ve çok yüksek riskli grupta yer aldığı tespit edildi. Hastaların %63,7'sinde en az bir kronik hastalık mevcuttur. En sık görülen kronik hastalıklar; HT (%38,9), Tip 2 DM (%30,1) ve hiperlipidemi (%21,2) idi. Çalışmaya dahil edilen hastaların 19'unun (%16,8) ailesinde KAH öyküsü mevcuttu. Medyan VKİ 29.1 kg/m² olarak saptandı. Değerlendirme yapılabilen 95 hastanın %31,6'sında metabolik sendrom mevcuttu. Postoperatif dönemde hastaların kardiyometabolik risk profillerinde belirgin iyileşmeler gözlendi. SCORE1, SCORE2 ve ACC/AHA-ASCVD 10 yıllık KVH risk skorlarında anlamlı azalmalar mevcuttu (hepsi için p<0.001). Lipid profili değerlendirmesinde; total kolesterol, LDL-kolesterol ve trigliserid düzeylerinde istatistiksel olarak anlamlı düşüşler saptandı (hepsi için p<0.001). HDL düzeylerinde ise anlamlı bir değişiklik izlenmedi (p=0.06). HbA1c düzeylerinde de postoperatif dönemde anlamlı azalma kaydedildi (p<0.001). HbA1c'deki iyileşme hem diyabetik hem de diyabetik olmayan alt gruplarda istatistiksel olarak anlamlı bulundu (p=0.006, p=0.004). Postoperatif dönemde adrenal yetmezlik (p<0.001), sekonder hipotiroidi (p=0.04), sekonder hipogonadizm (p<0.001) ve GH eksikliği (p<0.001) sıklığı azaldı. PRL düzeylerinde cerrahi sonrası anlamlı bir azalma (p<0.001) olurken, IGF-1 düzeylerinde ise anlamlı bir artış gözlendi (p=0.02). Ayrıca TSH (p=0.004) ve sT4 düzeylerinde ise anlamlı yükselme (p=0.003) izlendi. Erkek hastalarda total testosteron düzeylerinde anlamlı artış saptandı (p<0.001). Sonuç: Transsfenoidal cerrahi uygulanan gonadotrop hipofiz adenomlu hastalarda, hipofizer hormon parametrelerinin yanı sıra kardiyovasküler risk skorları, lipid profili ve HbA1c'de preoperatif döneme göre belirgin derecede anlamlı düzelmeler görülmüştür. Gonadotrop adenomların cerrahi tedavisi yalnızca hormonal sistem üzerinde değil, kardiyometabolik olarak ta olumlu sonuçlara neden olmaktadır. Uygun hastaların cerrahi tedavisi, KVH riskinde azalmaya katkıda bulunabilir.

Özet (Çeviri)

Objective: Pituitary adenomas are benign tumors that constitute approximately 15% of all primary intracranial masses, and their diagnostic frequency has been increasing with the advancement of imaging techniques. While some adenomas are diagnosed due to symptoms caused by excessive hormone secretion, others remain clinically silent by secreting minimal or no hormones at all, and are therefore referred to as nonfunctioning adenomas. These silent tumors may become symptomatic due to mass effect or may be detected incidentally during imaging performed for unrelated reasons. Gonadotroph adenomas account for approximately 15% to 40% of all pituitary adenomas. Since they often secrete hormones inefficiently, they typically present as nonfunctioning adenomas, making diagnosis without surgical intervention challenging. This study aimed to identify cardiometabolic risk factors in patients diagnosed with gonadotroph adenoma and to evaluate and compare their cardiometabolic parameters in the preoperative and postoperative periods. Materials and Methods: In this observational retrospective study, data were collected from patients who underwent pituitary adenoma surgery via endoscopic transsphenoidal approach at Ankara Bilkent City Hospital between May 1, 2019, and August 1, 2024. Patients diagnosed with gonadotroph adenoma based on histochemical and immunohistochemical findings were included. Pregnant individuals, patients under 18 years of age, and those with a history of prior pituitary surgery were excluded from the study. Demographic data of the included patients (age, sex, height, weight, body mass index [BMI], smoking status), reason for imaging, comorbid conditions at diagnosis (type 2 diabetes mellitus [DM], hypertension [HT], cardiovascular disease [CVD]), and preoperative and postoperative measurements of height, weight, systolic and diastolic blood pressure, glucose, creatinine, alanine aminotransferase [ALT], aspartate aminotransferase [AST], hemoglobin A1c [HbA1c], lipid panel (total cholesterol, low-density lipoprotein [LDL], high-density lipoprotein [HDL], and triglycerides), pituitary hormones (adrenocorticotropic hormone [ACTH], cortisol, follicle-stimulating hormone [FSH], luteinizing hormone [LH], growth hormone [GH], prolactin [PRL]) and target hormones (free T3 [fT3], free T4 [fT4], estradiol, progesterone, total and free testosterone, insulin-like growth factor 1 [IGF-1]) were recorded. Additionally, pituitary magnetic resonance imaging (MRI) data were reviewed to determine lesion size, type, localization, and Knosp score. Histopathological and immunohistochemical results were obtained from pathology reports. Mortality data were collected from the hospital's electronic medical records and physical patient files. The postoperative follow-up period was calculated as the number of months between the date of surgery and the most recent outpatient visit. Data from the 6th and 12th postoperative months were retrieved to evaluate biochemical and hormonal parameters, the presence of type 2 DM, HT, and CVD, as well as the development of hypopituitarism. Using the collected data, the 10-year estimated cardiovascular risk was calculated using the Systematic Coronary Risk Estimation (SCORE-1, SCORE-2) and the Atherosclerotic Cardiovascular Disease (ASCVD) risk score recommended by the American College of Cardiology/American Heart Association (ACC/AHA). Preoperative, 6-month, and 12-month postoperative data were compared according to these risk categories. Results: Among the included patients, 37.2% were female and 62.8% were male, with a mean age of 55.8 ± 12.4 years. In the preoperative period, lesions with a Knosp score of 3–4 were observed significantly more frequently in male patients compared to female patients (p = 0.005). When evaluating cardiovascular risk scores in the preoperative period, 51.8% of patients were classified as high or very high risk according to the SCORE1 algorithm, 31.7% according to SCORE2, and 59.2% according to the ACC/AHA ASCVD risk calculator. A total of 63.7% of the patients had at least one chronic comorbidity. The most common comorbidities were hypertension (HT) (38.9%), type 2 diabetes mellitus (T2DM) (30.1%), and hyperlipidemia (21.2%). A positive family history of coronary artery disease (CAD) was present in 19 patients (16.8%). The median body mass index (BMI) was calculated as 29.1 kg/m². Among the 95 patients whose data could be evaluated, 31.6% met the criteria for metabolic syndrome. In the postoperative period, significant improvements were observed in patients' cardiometabolic risk profiles. There were statistically significant reductions in the 10-year cardiovascular risk scores calculated by SCORE1, SCORE2, and ACC/AHA ASCVD algorithms (all p < 0.001). Regarding the lipid profile, significant decreases were detected in total cholesterol, LDL-cholesterol, and triglyceride levels (all p < 0.001), while no significant change was observed in HDL-cholesterol levels (p = 0.06). A statistically significant reduction in HbA1c levels was also noted postoperatively (p < 0.001), which was significant in both diabetic and non-diabetic subgroups (p = 0.006 and p = 0.004, respectively). The frequency of adrenal insufficiency (p < 0.001), secondary hypothyroidism (p = 0.04), secondary hypogonadism (p < 0.001), and growth hormone deficiency (p < 0.001) decreased significantly in the postoperative period. There was a significant reduction in prolactin (PRL) levels after surgery (p < 0.001), while IGF-1 levels showed a significant increase (p = 0.02). Moreover, significant increases were observed in TSH (p = 0.004) and free T4 (sT4) levels (p = 0.003). In male patients, total testosterone levels significantly increased after surgery (p < 0.001). Conclusion: In patients with gonadotroph pituitary adenomas who underwent transsphenoidal surgery, significant improvements were observed not only in pituitary hormonal parameters but also in cardiovascular risk scores, lipid profiles, and HbA1c levels compared to the preoperative period. The surgical treatment of gonadotroph adenomas appears to have beneficial effects not only on hormonal balance but also on cardiometabolic health. Surgical intervention in appropriate patients may contribute to a reduction in cardiovascular disease risk.

Benzer Tezler

  1. Hipofiz adenomlarında optik sinir yapılarının cerrahi öncesi manyetik rezonans traktografi yardımıyla değerlendirilmesi

    Evaluation of optic nerve structures before surgery in pituitary adenomas using magnetic resonance tractography

    HASAN ELMAS

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2026

    NöroşirürjiAnkara Üniversitesi

    Beyin ve Sinir Cerrahisi Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. GÖKMEN KAHILOĞULLARI

  2. Nüks/rezidü hipofiz adenomu nedenli reopere olan hastaların 2017 WHO hipofiz adenomlarında yeni sınıflandırma kriterlerine göre tekrar değerlendirilmesi

    Reevaluation of patients who reoperated due to nuks/residue pituitary adenoma, according to the new classification criteria in 2017 WHO pituitary adenomas

    MERVE CENGİZ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2021

    İç HastalıklarıOndokuz Mayıs Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. RAMİS ÇOLAK

  3. Hipofiz yetmezlikli hastaların çok yönlü değerlendirilmesi

    Multi-faceted evoluation of the patients with pituitary insufficiency

    ALİ KARAKAŞ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2009

    Endokrinoloji ve Metabolizma HastalıklarıCumhuriyet Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. HATİCE SEBİLA DÖKMETAŞ

  4. Hipofiz adenomlarında hormonal ve immünfenotipik özelliklerin sella tabanı destrüksiyonu ile ilişkisi

    The relationship between hormonal and immunophenotypic characteristics and sellar floor destruction in pituitary adenomas

    ÖZGÜR ORHAN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2023

    NöroşirürjiAnkara Üniversitesi

    Beyin ve Sinir Cerrahisi Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. GÖKMEN KAHILOĞULLARI

  5. Hipofiz adenomlarının tanısında yardımcı bir yöntem olarak transkripsiyon faktörlerinin ( Pit-1, T-pit, SF-1) rolü

    Role of transcription factors (pit-1, t-pit, and sf-1) in the diagnosis of pituitary adenomas as a supporting method

    EMEL ÇAKIR

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2010

    Patolojiİstanbul Üniversitesi

    Patoloji Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. ÇİÇEK BAYINDIR