Geri Dön

Çocuk Enfeksiyon Polikliniğine başvuran uzamış öksürükle gelen hastaların retrospektif olarak değerlendirilmesi

Evaluation of patients presenting to the Pediatric Infection Clinic with prolonged cough: A retrospective study

  1. Tez No: 862557
  2. Yazar: KÜBRA ŞAHİN
  3. Danışmanlar: PROF. DR. GÜLSÜM İCLAL BAYHAN
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları, Child Health and Diseases
  6. Anahtar Kelimeler: Pediatri, kronik öksürük, nazal irigasyon, subakut öksürük, üst hava yolu sendromu, pnömoni, Pediatrics, chronic cough, nasal irrigation, subacute cough, upper airway syndrome, pneumonia
  7. Yıl: 2024
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Öksürük hastaneye başvuru sebeplerinin önemli bir kısmını oluşturmaktadır. Aileler ve hastalar için psikolojik hasar oluşturmakta, sağlık çalışanları için artmış iş yüküne yol açmaktadır .Dünya genelinde öksürük tedavisine yılda 10 milyar dolardan fazla harcama yapılıyor olması, gereğinden fazla tetkik ve tedaviye sebep olması nedeni ile en önemli sağlık problemlerinden biri haline gelmiştir. Öksürük, altta yatan basit sebeplerden kaynaklanabileceği gibi, yaşamı tehdit eden ve erken tanı konulmadığı takdirde geri dönüşsüz sonuçlar ortaya çıkaran önemli hastalıkların da habercisi olabilir. Çalışmamızda tarihleri Kasım 2016 ile Mart 2020 tarihleri arasında Ankara Yenimahalle Eğitm Araştırma Hastanesinde Çocuk Enfeksiyon polikliniğine başvuran ve 1 ay ile 18 yaş arasında olan hastaların dosyaları incelendi.İki haftadan uzun süren öksürük şikâyeti ile başvuran hastaların verileri hastane bilgi işletim sistemi üzerinden geriye dönük olarak toplanmıştır.Hastaların kliniği, tanı aşamaları, aldığı tanılar, izlem süreleri incelenmiştir. Toplamda 333 hasta incelenmiştir. Çalışmada en sık saptanan tanılar üst solunum yolu enfeksiyonu , pnömoni, sinüzit, larenjit, bronşiolit olmuştur. Kronik öksürüğü (>4 hafta) olan hastalar 216 hasta (%64,9) ve subakut (<4 hafta) öksürüğü olan hastalar 117 (%35,1) olarak saptandı. Bu hastalar kendi içinde cinsiyet,prematürite,daha önce geçirilen alt solunum yolu enfeksiyonu öyküsü,atopi öyküsü , adenoid vejetasyon öyküsü, reflü, bilinen hastalık, kreşe gitme , okula gitme , okula giden kardeşe sahip olma, öksürük vasfı, tipi, ateş eşlik etmesi gece ve gündüz farkı, akciğer filmi bulguları, aldığı son tanılar, laboratuar bulguları, aldığı tedaviler , yatış, düzelme, ne zaman düzeldiği açısından karşılaştırıldı. Bu açıdan bakılan kronik yada subakut gruptaki hastalarda anlamlı farlılık bulunmamıştır. Bu çalışmada hastaların %73 (n:244) akciğer grafisi çekilmiş olup, çekilen hastaların %54 (n:132)'ünde patolojik bulgu (infiltrasyon, atelektazi, efüzyon, lober pnömoni) olduğu görülmüştür. Polikliniğimize başvuran tüm hastalara serum fizyolojik ile nazal irigasyonu önerilmiştir. .Literatürde özellikle COVID-19 67 enfeksiyonu sonrası bu konu üzerine yapılmış in vitro çalışmalarda ucuz, güvenli ve kabul edilebilir bir alternatif sunabileceği düşünülerek, bu tedavi şeklinin faydalı olduğu ilerki zamanlarda da özellikle viral enfeksiyonların virülansının bu tedavi modalitesiyle kırılabileceğinin önüne ışık tutulmaktadır. Ancak tabiki bu alanda daha fazla , yüksek kaliteli ve yeterince güçlü araştırmalara ihtiyaç olduğu da bir gerçektir. Hastaların %68 (n:229) i bizim polikliniğimize başvuru öncesi antibiyotik tedavisi kullanmıştır. Başvuru sonrası 40 hastaya yatırılarak veya ayaktan antibiyotik tedavisi verilmesi gerekmiştir .Bu kadar yüksek oranda antibiyotik kullanımının da ,özellikle hastaların çoğunluğunun ÜHYS ,pnömoni olduğu düşünülürse bu hastalıkların da yarısından fazlasının viral enfeksiyon olduğu literatürde bilinmesi sebebi ile sadece 40 hastanın gerçekten antibiyotik tedavisine ihtiyacı olması da akılcı antibiyotik kullanımına dikkat çekmek çalışmamızın dolaylı amaçlarından olmuştur. Çalışmada 22 hastanın öksürük şikayeti bir kez tekrarladı. 5 hastanın iki kez, 6 hastanın üç kez tekrarladı. Sadece 1 hastanın dört kez şikayetinin tekrarlandığı görüldü. Hastaların ortalama takip süresi 83 gün olup, medyan (IQR) 20 olarak bulundu. Çalışmamızda yer alan hastaların hiçbirine antitüssif, ekspektoran ve bitkisel ürünler önerilmemiştir. Laboratuvar bulgularına bakıldığında persistan öksürüğü olanlar ve olmayanlar arasında da bulgular açısından anlamlı fark bulunamamıştır. Literatürle benzer şekilde akut faz reaktanlarının persistan öksürüğün etiyolojisini araştırmada belirgin faydası saptanmamıştır. Sonuç olarak persistan öksürüğün nedeni sıklıkla antibiyotik gerektirmeyen, serum fizyolojik ile nazal irrigasyon yapılarak düzelen kendini sınırlayan enfeksiyonlardan kaynaklanmaktadır.

Özet (Çeviri)

Cough constitutes a significant portion of hospital admissions. It creates psychological damage for families and patients, while leading to increased workload for healthcare workers. With global spending on cough treatment exceeding 10 billion dollars annually, it has become one of the most important health problems due to its tendency to cause excessive tests and treatments. Cough can stem from simple underlying causes or herald serious diseases that, if not diagnosed early, may result in irreversible consequences. In our study, medical records of patients aged between 1 month and 18 years who presented to the Pediatric Infection Outpatient Clinic at Ankara Yenimahalle Education and Research Hospital between November 2016 and March 2020 were reviewed. Data of patients presenting with cough lasting more than two weeks were collected retrospectively from the hospital information system. The clinic, diagnostic stages, diagnoses received, and follow-up periods of the patients were examined. A total of 333 patients were included in the study. The most commonly observed diagnoses in the study were upper respiratory tract infection, pneumonia, sinusitis, laryngitis, and bronchiolitis. Patients were categorized into those with chronic cough (>4 weeks) comprising 216 patients (64.9%) and those with subacute (<4 weeks) cough comprising 117 patients (35.1%). These patients were compared based on various factors such as gender, prematurity, history of previous lower respiratory tract infection, history of atopy, adenoid vegetation history, reflux, known diseases, attendance to daycare or school, having a sibling attending school, characteristics of cough, presence of fever, diurnal variation, findings on chest X-ray, final diagnoses, laboratory findings, treatments received, hospitalization, recovery, and time to recovery. No significant differences were found between patients in the chronic or subacute groups. 69 In this study, 73% (n: 244) of patients underwent chest X-ray, and 54% (n: 132) of these patients had pathological findings (infiltration, atelectasis, effusion, lobar pneumonia). Nasal irrigation with saline solution was recommended to all patients attending the outpatient clinic. Considering particularly in vitro studies conducted on this subject, especially post-COVID-19 infection, it is thought that this treatment modality could offer a cheap, safe, and acceptable alternative, and it sheds light on the potential of breaking the virulence of viral infections with this treatment modality in the future. However, it is a fact that more, high-quality, and sufficiently strong research is needed in this field. 68% (n: 229) of patients had received antibiotic treatment before their referral to our outpatient clinic. After referral, 40 patients needed hospitalization or outpatient antibiotic treatment. Given the high rate of antibiotic use, especially considering that the majority of patients had diagnoses of upper respiratory tract infection and pneumonia, and knowing that more than half of these diseases are viral infections according to the literature, it is noteworthy that only 40 patients truly needed antibiotic treatment, indirectly emphasizing the importance of rational antibiotic use in our study. In the study, the complaint of cough recurred once in 22 patients, twice in 5 patients, three times in 6 patients, and four times in only 1 patient. The mean follow-up period of the patients was 83 days, with a median (IQR) of 20 days. None of the patients in our study were recommended antitussive, expectorant, or herbal products. When laboratory findings were examined, no significant difference was found between those with persistent cough and those without in terms of findings. Similar to the literature, the significant benefit of investigating the etiology of persistent cough with acute phase reactants was not found. In conclusion, persistent cough is often caused by self-limiting infections that typically do not require antibiotics, and can be resolved by nasal irrigation with saline solution.

Benzer Tezler

  1. Uzamış öksürüğü olan çocuklarda kültür, gerçek zamanlı polimeraz zincir reaksiyonu ve seroloji ile bordetella pertussıs enfeksiyonu araştırılması

    Detection of Bordetella pertussis infection by culture, real time polymerase chain reaction and serology in chilren with prolonged cough

    DERYA GÜRSEL

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2011

    MikrobiyolojiEge Üniversitesi

    Tıbbi Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. ŞÖHRET AYDEMİR

  2. 6-18 yaş arası çocuklarda kronik öksürük etiyolojisinin, yaşam kalitesi ve anksiyete düzeylerinin değerlendirilmesi

    Evaluation of chronic cough ethiology, quality of life and anxiety levels in children aged between 6-18 years

    ARİF İSMET ÇATAK

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2018

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. EMİNE DİBEK MISIRLIOĞLU

  3. Febril konvülziyon tanılı olguların klinik bulgularının değerlendirilmesi

    Evaluation of clinical findings of cases diagnosed with febrile seizure

    MUSTAFA BELCE

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2024

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıAfyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. DİLEK ÇAVUŞOĞLU

  4. Uzamış sarılıklı yenidoğanlarda β -talasemi taşıyıcılık sıklığı ve öneminin belirlenmesi

    Determining the importance and frequency of the β-thalassemia carriage in neonates with prolonged jaundice

    ÖZEN ATİK

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2017

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıCelal Bayar Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. HÜSEYİN GÜLEN

  5. Tekrarlayan akciğer enfeksiyonu ve gelişme geriliği nedeni ile başvuran hastalarda ter testi ile diğer laboratuvar testlerinin kistik fibrozis açısından değerlendirilmesi

    Evaluation of sweat test and other laboratory tests with regard to cystic fibrosis in patients presenting with recurrent lung infections and developmental retardation

    ABDULAZİZ GÜLTÜRK

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2010

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıCumhuriyet Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. ÖMER CEVİT