Geri Dön

Aile hekimliği polikliniğine başvuran hastaların nötrofil lenfosit oranı ve kardiyovasküler hastalık risk ilişkisinin değerlendirilmesi

Evaluation of neutrophil lymphocyte ratio and cardiovascular disease risk relationship in patients applying to family medicine outpatient clinic

  1. Tez No: 808142
  2. Yazar: MELİKE DEMİREL SAPMAZOĞLU
  3. Danışmanlar: UZMAN ZEYNEP AŞIK
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Aile Hekimliği, Family Medicine
  6. Anahtar Kelimeler: Aile hekimliği, Kardiyovasküler hastalıklar, Nötrofil/lenfosit oranı, Ortalama trombosit hacmi, Risk faktörleri, Trombosit/lenfosit oranı, Family practice, Cardiovascular diseases, Neutrophil/lymphocyte ratio, Mean platelet volume, Risk factors, Platelet/lymphocyte ratio
  7. Yıl: 2023
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
  10. Enstitü: Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi
  11. Ana Bilim Dalı: Aile Hekimliği Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Giriş: Dünyada ve ülkemizde bulaşıcı hastalık olmayan hastalık ölümleri içinde kardiyovasküler hastalıklar (KVH) ilk sırada yer almaktadır. Kardiyovaskuler hastalıklar yaşam kalitesini bozan, ciddi sakatlık ve yüksek sağlık harcamalarına neden olan ciddi bir halk sağlığı sorunudur. İnsanların öngörülen yaşam süresi artmaktadır. İnsan ömrünün de uzamasıyla beraber artan KVH riski hem ciddi sağlık sorunları hem de sosyoekonomik sorunlar gibi bireysel ve toplumsal sorunlar doğurmaktadır. Bu sebeple KVH riskinin değerlendirilmesi ve gerekli önlemlerin alınması ciddi önem arz etmektedir. KVH riskini önlemek için alınacak ilk ve en önemli önlemler birincil ve ikincil koruma çalışmalarına ağırlık verilmesi olmalıdır. Birincil korumada hedef değiştirilebilir risk faktörlerinin ortaya çıkışının engellenmesidir. İnflamasyon, vasküler hastalıkların patofizyolojisinde önemli bir yer tutar. İnflamatuar belirteçler KVH riskini göstermek için faydalı bir yöntemdir. Nötrofil lenfosit oranı (NLR) ucuz, kolay ulaşılabilir ve tekrarlanabilen bir yöntemdir. Yüksek NLR aterosklerotik olaylarla ilişkilendirilmiştir. Bu çalışmada 18 yaş ve üzerindeki bireylerde KVH risk düzeyini belirlemeyi ve KVH'nin NLR ve diğer inflamatuar belirteçlerle ilişkisini ortaya koymayı amaçladık. Yöntem: Temmuz 2019 ile Mart 2022 tarihleri arasında Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Aile Hekimliği polikliniklerine herhangi bir sebeple başvurmuş, hemogram, kolesterol paneli ve açlık kan şekeri parametrelerinin belirtilen tarih aralıklarındaki kontrolde herhangi bir nedenle istenmiş olan 364 hasta üzerinde yapılmış gözlemsel, tanımlayıcı ve retrospektif nitelikte bir çalışmadır. Aile Hekimliği polikliniklerine başvuran, çalışmaya dahil edilme kriterlerini karşılayan hastalara hiçbir ek test yapılmamış olup sağlık kayıtlarındaki veriler retrospektif olarak değerlendirilmiştir. Hastalarn KVH risk değeri, Framingham risk skorundan uyarlanan Türk Kardiyoloji Derneği (TKD) risk skor hesaplama sistemi ile hesaplanmış ve hematolojik parametreler, lipid parametreleri gibi laboratuvar değerleri ile aynı zamanda kontrolsüz diyabetes mellitus (DM), kontrolsüz hipertansiyon ve sigara gibi değiştirilebilir risk faktörleri ile ilişkisi araştırılmıştır. Bulgular: Çalışmaya dahil edilen toplam 369 kişinin 146'sı (%39,6) erkek, 223'ü (%60,4) kadındır. Hastaların yaş ortalaması 53,53±10,43 yıl, ortanca yaşları 54 (48-61) yıl, en küçük yaş 21, en büyük yaş 86 olarak hesaplanmıştır. Sigara kullanma oranı %11,4'tür (n=42), sigara kullanmama oranı %88,6'dır (n=327). Hastaların 122'sinde (%33,1) DM hastalığı var iken 247'sinde (%66,9) yoktur. Antihipertansif ilaç kullanımı hastaların 79'unda (%31,6) bulunmaktadır. Yapılan analizlere göre ortalama sistolik tansiyon 119,96±16,04 mmHg, diyastolik tansiyon 76,87±10,39 mmHg olarak hesaplanmıştır. Ortalama HDL (high-density lipoprotein) değeri 53,91±12,26, LDL (low- density lipoprotein) değeri 130,96±37,21'dir. Yapılan analizlere göre ortalama NLR değeri 1,73±0,69 olarak hesaplanmıştır. Hastalar kardiyovasküler risk skorundan en az 0, en çok 0,4 puan almışlardır. Ortalama skor 0,08±0,06, ortanca skor 0,07 (0,04-0,11) olarak hesaplanmıştır. Kardiyovasküler risk skoru 0 olan 29 kişi bulunmaktadır. Kırk dört kişinin skoru 0,06, 34 kişinin skoru 0,09, 33 kişinin skoru 0,11, 31 kişinin skoru 0,07, 30 kişinin skoru 0,04'tür. Hastaların büyük çoğunluğun skorları 0 ile 0,11 arasında değişmektedir. Skoru 0,11'den yüksek olan hasta sayısı 66'dır. Skoru 0,33 ve 0,4 olan yalnızca birer hasta bulunmaktadır. Skoru 0,24 olan 2, 0,22 olan 3, 0,27, 0,17 ve 0,13 olan 4'er hasta bulunmaktadır. Skoru 0,2 ve 0,01 olan hasta sayısı 6, 0,15 olan hasta sayısı 9, 0,18 olan hasta sayısı 14 ve 0,14 olan hasta sayısı 18'dir. TKD risk skor değeri ile NLR (r=0,012; p=0,812) arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. TKD risk skor değeri ile HB (hemoglobin) (r=0,204; p<0,001) ve WBC (beyaz küre hücreleri) (r=0,168; p=0,001) arasında aynı yönde düşük düzeyde anlamlı ilişki bulunmuştur. TKD risk skor değeri ile PLR (platelet/lenfosit oranı) (r=-0,111; p=0,033) ve MPV (ortalama trombosit hacmi) (r=-0,120; p=0,021) arasında ters yönde düşük düzeyde anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir. DM'si olan hastaların NLR değerlerinin, DM'si olmayan hastaların NLR değerlerinden anlamlı olarak daha yüksek olduğu [1,71 (1,36-2,16) ve 1,59 (1,22-1,99); p=0,041] bulunmuştur. Antihipertansif kullanım durumuna göre laboratuvar değerleri analiz edildiğinde NLR (p=0,211) değerinin anlamlı bir farklılık göstermediği anlaşılmıştır. TKD kardiyovasküler risk skorları hastaların özelliklerine göre analiz edildiğinde erkek hastalarda [0,09 (0,06-0,14) ve 0,05 (0,02-0,08); p<0,001], DM hastalığı olanlarda [0,06 (0,03-0,08) ve 0,11 (0,07-0,15); p<0,001], antihipertansif ilaç kullanımı [0,06 (0,04-0,09) ve 0,11 (0,06-0,15); p<0,001] olanlarda skorun anlamlı olarak daha yüksek olduğu görülmüştür. Sigara kullanımı ile skor arasında [0,07 (0,04-0,11) ve 0,07 (0,05-0,14); p=0,220] ise anlamlı bir ilişki gözlenmemiştir. Sonuç: Çalışmanın sonucunda kardiyovasküler hastalık riski ile nötrofil lenfosit oranı arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Diyabet, hipertansiyon ve sigara ile KVH riski arasında istatistik olarak anlamlı ilişki bulunmuştur. Kardiyovasküler hastalıklar, dünya genelinde önemli bir morbidite ve mortalite sebebidir. Önlenmesi ve tedavisindeki ilerlemelere rağmen halen önemli bir halk sağlığı sorun olmaya devam etmektedir. Birinci basamakta hastaların KVH risk değerinin TKD risk skoru gibi skorlama sistemleri ile belirlenip gerekli önlemlerin alınması ciddi önem arz etmektedir. Özellikle sigara, kontolsüz diyabet, kontrolsüz hipertansiyon, kontrolsüz hiperlipidemi gibi değiştirilebilir risk faktörlerinin KVH riskini ciddi oranda artırdığı görülmektedir. Bu değiştirilebilir risk faktörlerinin düzeltilmesi halinde KVH riskinde düşüş olacağı, hastaların yaşam kalitesinin artacağı hakkında bilgilendirme yapılmalıdır. KVH riskinin erken tespit edilmesi amacıyla klinisyenlerin NLR, MPV, PLR gibi ucuz, kolay ulaşabilir ve tekrarlanabilir parametreleri ortaya çıkaracak daha çok çalışmaya ihtiyaç vardır.

Özet (Çeviri)

Introduction: Cardiovascular diseases (CVD) are the leading cause of non-communicable disease deaths in the world and in our country. Cardiovascular diseases are a serious public health problem that impairs quality of life, causes serious disability and high health expenditures. The life expectancy of people is increasing. The increasing risk of CVD with increasing life expectancy leads to individual and social problems such as both serious health problems and socioeconomic problems. For this reason, it is of great importance to evaluate the risk of CVD and to take necessary precautions. Inflammation plays an important role in the pathophysiology of vascular diseases. Inflammatory markers are a useful method to show CVD risk. Neutrophil/lymphocyte ratio (NLR) is a cheap, easily accessible and reproducible method. High NLR has been associated with atherosclerotic events. The first and most important measures to be taken to prevent CVD risk should be to emphasise primary and secondary prevention studies. The aim of primary prevention is to prevent the emergence of modifiable risk factors. In this study, we aimed to determine the CVD risk level in individuals aged 18 years and older and to reveal the relationship between CVD and NLR and other inflammatory markers. Methods: This is an observational, descriptive and retrospective study conducted on 364 patients who applied to Antalya Training and Research Hospital, Family Medicine outpatient clinics for any reason between July 2019 and March 2022, and whose haemogram, cholesterol panel and fasting blood glucose parameters were requested for any reason at the control in the specified date intervals. No additional tests were performed on patients who applied to Family Medicine outpatient clinics and met the inclusion criteria, and the data in the health records were evaluated retrospectively. The CVD risk value of the patients was calculated with the Turkish Society of Cardiology (TKD) risk score calculation system adapted from the Framingham risk score and the relationship with laboratory values such as haematological parameters, lipid parameters and modifiable risk factors such as uncontrolled diabetes (DM), uncontrolled hypertension and smoking was investigated. Results: As a result of this study, no significant relationship was found between the risk of cardiovascular disease and neutrophil/lymphocyte ratio. Diabetes, hypertension and smoking were found to be significantly associated with CVD risk. Of the total 369 individuals included in the study, 146 (39.6%) were male and 223 (60.4%) were female. The mean age of the patients was 53.53±10.43 years, the median age was 54 (48-61) years, the youngest age was 21 years and the oldest age was 86 years. Smoking rate was 11.4% (n=42) and non-smoking rate was 88.6% (n=327). While 122 (33.1%) of the patients had DM disease, 247 (66.9%) did not. Antihypertensive drug use was present in 79 (31.6%) of the patients. According to the analyses, mean systolic blood pressure was 119.96±16.04 mmHg and mean diastolic blood pressure was 76.87±10.39 mmHg. According to the analyses, the mean HDL (high-density lipoprotein) value was 53.91±12.26 and LDL (low-density lipoprotein) value was 130.96±37.21. According to the analyses, the mean NLR value was calculated as 1.73±0.69. Patients received a minimum score of 0 and a maximum score of 0.4 from the cardiovascular risk score. The mean score was 0.08±0.06 and the median score was calculated as 0,07 (0.04-0.11). There were 29 people with a cardiovascular risk score of 0. 44 people had a score of 0.06, 34 people had a score of 0.09, 33 people had a score of 0.11, 31 people had a score of 0.07, and 30 people had a score of 0.04. The scores of the majority of the patients ranged between 0 and 0.11. The number of patients with a score higher than 0.11 was 66. There is only 1 patient each with a score of 0.33 and 0.4. There are 2 patients with a score of 0.24, 3 patients with a score of 0.22, 4 patients each with a score of 0.27, 0.17 and 0.13. The number of patients with a score of 0.2 and 0.01 is 6, 0.15 is 9, 0.18 is 14 and 0.14 is 18. No significant correlation was found between TKD risk score value and NLR (r=0.012; p=0.812). A low-level significant correlation was found between TCD risk score value and HB (hemoglobin) (r=0.204; p<0.001) and WBC (white blood cells) (r=0.168; p=0.001) in the same direction. Low level significant relationships were found between CDC risk score value and PLR (platelet/lymphocyte ratio) (r=-0,111; p=0,033) and MPV (mean platelet volum) (r=-0,120; p=0,021) in the opposite direction. NLR values of patients with DM were significantly higher than NLR values of patients without DM [1.71 (1.36-2.16) and 1.59 (1.22-1.99); p=0.041]. When laboratory values were analysed according to antihypertensive use status, it was found that the NLR (p=0.211) value did not show a significant difference. When TKD cardiovascular risk scores were analysed according to the characteristics of the patients, male patients [0.09 (0.06-0.14) and 0.05 (0.02-0.08); p<0.001], patients with DM disease [0.06 (0.03-0.08) and 0.11 (0.07-0.15); p<0.001], antihypertensive drug use [0.06 (0.04-0.09) and 0.11 (0.06-0.15); p<0.001]. No significant association was observed between smoking and score [0.07 (0.04-0.11) and 0.07 (0.05-0.14); p=0.220]. Conclusion: Cardiovascular diseases are a major cause of morbidity and mortality worldwide. Despite advances in prevention and treatment, it is still an important public health problem. It is of great importance to determine the CVD risk value of patients in primary care with scoring systems such as the TKD risk score and to take necessary precautions. In particular, modifiable risk factors such as smoking, uncontrolled diabetes, uncontrolled hypertension, uncontrolled hyperlipidaemia increases the risk of CVD significantly. Patients should be informed that if these modifiable risk factors are corrected, the risk of CVD will decrease and the quality of life of the patients will increase. More studies are needed to reveal inexpensive, easily accessible and reproducible parameters such as NLR, MPV, PLR for early detection of CVD risk by clinicians.

Benzer Tezler

  1. Sigara içmenin nötrofil lenfosit oranı, platelet lenfosit oranı ve trombosit indeksleri üzerine etkisi

    Effect of smoking on neutrophil lymphocyte ratio, platelet lymphocyte ratio and platelet indexes

    AYŞE OKUDUCU

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2024

    Aile HekimliğiSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Aile Hekimliği Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. MEMET TAŞKIN EGİCİ

    DR. ÖZGE BÖRKLÜ DOĞAN

  2. Obezite polikliniğine başvuran hastalarda hematolojik parametreler ile kardiyovasküler risk skorlamasının karşılaştırmalı değerlendirilmesi

    Comparative evaluation of hematological parameters and cardiovascular risk scoring in patients applied to obesity outpatient clinic

    NURSEL KAYA

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2022

    Aile HekimliğiDüzce Üniversitesi

    Aile Hekimliği Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. ZERRİN GAMSIZKAN

  3. Obez bireylerde metabolik fenotipe göre kardiyovasküler risk belirteçlerinin ve risk skorlarının karşılaştırılması

    Comparison of cardiovascular risk markers and risk scores in obese individuals according to metabolic phenotype

    MERVE KÖSEOĞLU

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2024

    Aile HekimliğiSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Aile Hekimliği Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. SELMA PEKGÖR

    DR. FATMA NUR ÖZDEMİR

  4. Obez kadınlarda yeme davranış bozukluğu ile insülin direnci ve inflamasyon arasındaki ilişki

    The relationship between eating behavior disorder and insulin resistance and inflammation in obese women

    MERVE GÖNEN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2024

    Aile Hekimliğiİstanbul Medeniyet Üniversitesi

    Aile Hekimliği Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. HACER HİCRAN MUTLU

    DOÇ. DR. KAĞAN GÜNGÖR

  5. Hashimato hastalığına bağlı hipotiroidik hastalarda nötrofil-lenfosit oranı ve vücut yağ oranının karşılaştırılması

    Comparison of neutrofile-lymphocyte ratio and body oil rate in hypothyroidic diseases during hashimoto disease

    EMİNE AKALIN KORKMAZ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2017

    Aile HekimliğiHarran Üniversitesi

    Aile Hekimliği Ana Bilim Dalı

    YRD. DOÇ. DR. DURSUN ÇADIRCI