Geri Dön

Polikistik böbrek hastalarında erken dönem ve renal disfonksiyon geliştikten sonraki dönemde hematolojik indeksler ve serum aterojenik indeksin karşılaştırılması

Comparison of the hematologic indices and the serum aterogenic index before the development of renal DYS fonkison and after the development of renal DYS function in autosomal dominant polycystic renal disease

  1. Tez No: 798058
  2. Yazar: GÜLSEVİN ÇELİKBAĞ
  3. Danışmanlar: PROF. DR. ALİ GÜREL
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: İç Hastalıkları, Internal diseases
  6. Anahtar Kelimeler: ADPKD, Nötrofil lenfosit oranı, Trombosit lenfosit oranı, Serum atherojenik index, MPV (ortalama trombosit volümü), MCV (mean corpuscular volum), Aterojenite indeksi, Böbrek hastalıkları, Nötrofil/lenfosit oranı, Ortalama trombosit hacmi, Polikistik over sendromu, Trombosit/lenfosit oranı, ADPKD, Neutrophil-lymphocyte ratio, Platelet-lymphocyte ratio, Serum atherogenic index, MPV (mean platelet volume), MCV (mean corpuscular volume), Atherogenicity index, Kidney diseases, Neutrophil/lymphocyte ratio, Mean platelet volume, Polycystic ovary syndrome, Platelet/lymphocyte ratio
  7. Yıl: 2023
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Fırat Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Otozomal dominant polikistik böbrek hastalığı (ADPKD), böbrek ve böbrek dışı sıvı dolu kist oluşumu ve sonunda son dönem böbrek hastalığına yol açan artan böbrek hacmi ile karakterize kalıtsal bir multisistem bozukluğudur. Renal disfonksiyon gelişmeden önce ve geç dönem renal disfonksiyon geliştikten sonra progresyonun öngörülmesinde,komplikasyonları yönetmede ve tedavi sürecinde hem takip hem de inflamatuar süreci baskılamaya yönelik alternatif tedavi seçenekleri sunması açısından yeni inflamatuar belirteçlerin araştırılması ihtiyacını ortaya çıkmıştır..Bu çalışmamızda kolay erişilebilir olan ve inflamasyon belirteci olarak Kabul gören hematolojik indeksler ve serum aterojenik indeksin bir inflamasyon süreci olan otozomal dominant polikistik böbrek hastalığında erken dönem ve renal disfonksiyon geliştikten sonra geç dönem karşılaştırmasını yaparak yol gösterici olabileceğini amaçladık. Çalışmamıza Nefroloji polikliniğinde takipli hastaların biyokimyasal ve hemogram parametreleri poliklinik kayıtlarından retrospektif olarak incelenmiştir. Bu süre zarfında polikliniğe başvuran 68 hasta çalışmaya dahil edilmiştir. Analizler SPSS (Statistical Package for Social Sciences; SPSS Inc., Chicago, IL) 22 paket programında değerlendirilmiştir. Çalışmada tanımlayıcı veriler kategorik verilerde n, % değerleri, sürekli verilerde ise ortalama±standart sapma değerleri ile gösterilmiştir. Ölçümsel verilerin normallik analizi Shapiro Wilk analizi ile yapılmıştır. İki kategorili ölçümsel verilerinin karşılaştırılmasında Mann Whitney U analizi uygulanmıştır. Erken dönem ve geç dönem ölçümsel verilerin birbirleri ile karşılaştırılması için Wilcoxon analizi uygulanmıştır. Bütün parametrelerin geç dönem-erken dönem=değişim ortalamaları hesaplanmıştır. Analizlerde istatistiksel anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edilmiştir. Çalışmaya katılanların 29'u (%42,6) kadın ve 39'u (%57,4) erkekti. Çalışmaya dahil edilen hastaların erken dönem ve renal disfonksiyon geliştikten sonra geç dönem trombosit lenfosit oranı (PLO), nötrofil lenfosit oranı (NLO), ve serum atherojenik indeks (AIP) düzeyleri arasında anlamlı farklılık gözlenmezken; hastaların üre (p=0,006), kreatin (p<0,001), Potasyum (p=0,009), monosit (p=0,006), MCV (mean corpuscular volüm) (p<0,001) ve MPV (ortalama trombosit hacmi) (p=0,001) değerleri anlamlı şekilde yükselmiş iken Lenfosit(p=0,026) ve MCHC (p=0,001)değeri ise anlamlı şekilde düşmüştür. Erken dönemde NLR ile PLR, üre, kreatinin ve nötrofil arasında pozitif yönde; NLR ile kalsiyum, albumin, lenfosit ve eozinofil arasında ise negatif yönde anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. PLR ile potasyum, albumin, hemoglobin, hematokrit, WBC ve lenfosit arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki görülmüştür. PLR ile üre ve PLT arasında pozitif yönde; PLR ile kalsiyum, total kolesterol, hemoglobin, hemtaokrit, WBC, lenfosit ve eozinofil arasında ise negatif yönde anlamlı bir ilişki görülmüştür Geç dönemde AIP ile trigliserit ve MCV arasında pozitif yönde; AIP ile HDL ve bazofil arasında ise negatif yönde anlamlı bir korelasyon görülmüştür. NLR ile PLR, üre, kreatinin ve nötrofil arasında pozitif yönde; NLR ile kalsiyum, albumin, lenfosit ve eozinofil arasında ise negatif yönde anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. PLR ile PLT arasında pozitif yönde; PLR ile WBC ve lenfosit arasında ise negatif yönde anlamlı bir ilişki görülmüştür Değişim değerleri içinde AIP ile LDLve trigliserit arasında pozitif yönde; AIP ile monosit arasında ise negatif yönde anlamlı bir korelasyon görülmüştür. NLR ile nötrofil arasında pozitif yönde; NLR ile kalsiyum, albumin, lenfosit ve eozinofil arasında ise negatif yönde anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. PLR ile potasyum, albumin, hemoglobin, hematokrit, WBC ve lenfosit arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki görülmüştür Sonuç olarak kolay ulaşılabilirolan NLO, AIP, PLO, MCV ve MPV'nin ADPKD de inflamasyonu göstermede ve inflamasyon süreciyle bağlantılı komplikasyonları yönetmede, alternatif tedavi seçenekleri için yeni çalışmalara yön verebileceği, kardiyovasküler riskleri öngörmede yol gösterici olabileceğini düşünmekteyiz. Ancak daha geniş çalışmalar sonucunda bu konuya daha fazla açıklık getirileceğine inanmaktayız.

Özet (Çeviri)

Autosomal dominant polycystic kidney disease (ADPKD) is an inherited multisystem disorder characterized by renal and extrarenal fluid-filled cyst formation and increased kidney volume eventually leading to end-stage renal disease. Before the development of renal dysfunction and after the development of late-stage renal dysfunction, the need to investigate new inflammatory markers has emerged in terms of providing alternative treatment options for both follow-up and suppressing the inflammatory process in the prediction of progression, management of complications and treatment process. In this study, we aimed to provide guidance by comparing hematological indices, which are easily accessible and accepted as inflammation markers, and serum atherogenic index in autosomal dominant polycystic kidney disease, which is an inflammation process, in the early and late period after the development of renal dysfunction. In our study, the biochemical and hemogram parameters of the patients followed in the Fırat University Hospital Nephrology outpatient clinic between 2006-2021 were retrospectively analyzed from the polyclinic records. During this period, 68 patients who applied to the outpatient clinic were included in the study. Analyzes were evaluated in 22 package programs of SPSS (Statistical Package for Social Sciences; SPSS Inc., Chicago, IL). In the study, descriptive data are shown as n and % values in categorical data, and mean±standard deviation values in continuous data. The normality analysis of the measurement data was done with the Shapiro Wilk analysis. Mann Whitney U analysis was used to compare the two-category metric data. Wilcoxon analysis was applied to compare early and late measurement data with each other. Late period-early period=means of change of all parameters were calculated. The statistical significance level in the analyzes was accepted as p<0.05. Of the participants in the study, 29 (42.6%) were female and 39 (57.4%) were male. While no significant difference was observed between the late stage platelet lymphocyte ratio (PLO), neutrophil lymphocyte ratio (NLR), and serum atherogenic index (AIP) levels of the patients included in the study after the development of early and renal dysfunction; patients' urea (p=0.006), creatine (p<0.001), potassium (p=0.009), monocytes (p=0.006), MCV (mean corpuscular volume) (p<0.001) and MPV (mean platelet volume) (p= 0.001) values increased significantly, while Lymphocyte (p=0.026) and MCHC (p=0.001) values decreased significantly. In the early period, there was a positive relationship between NLR and PLR, urea, creatinine and neutrophils; A significant negative correlation was found between NLR and calcium, albumin, lymphocyte and eosinophil. There was a significant negative correlation between PLR and potassium, albumin, hemoglobin, hematocrit, WBC and lymphocyte. A positive and significant correlation was observed between PLR and urea and PLT. There was a significant negative correlation between PLR and calcium, total cholesterol, hemoglobin, hematocrit, WBC, lymphocyte and eosinophil. In the late period, there was a positive correlation between AIP and triglyceride and MCV; A significant negative correlation was observed between AIP and HDL and basophil. A positive correlation was found between NLR and PLR, urea, creatinine and neutrophils; A significant negative correlation was found between NLR and calcium, albumin, lymphocyte and eosinophil. A positive correlation was observed between PLR and PLT, and a negative significant relationship was observed between PLR and WBC and lymphocyte. Within the change values, a significant positive correlation was observed between AIP and LDL and triglyceride, and a negative significant correlation was observed between AIP and monocytes. There was a positive relationship between NLR and neutrophils, and a negative significant relationship between NLR and calcium, albumin, lymphocytes and eosinophils. There was a significant negative correlation between PLR and potassium, albumin, hemoglobin, hematocrit, WBC and lymphocyte. As a result, we think that easily accessible NLR, AIP, PLO, MCV and MPV can be a guide in demonstrating inflammation in ADPKD and managing complications associated with the inflammation process, leading new studies for alternative treatment options, and predicting cardiovascular risks. However, we believe that this issue will be clarified as a result of more extensive studies.

Benzer Tezler

  1. Otozomal dominant polikistik böbrek hastalarında ambulatuar arteriyel sertlik ölçümü, global 'straın' ve fibroblast büyüme faktörü-23 ilişkisinin incelenmesi

    Investigation of assosiation between ambulatory arterial stiffness; fibroblast growth factor-23 and global 'strain' in autusomal dominant polycystic kidney disease patients

    PINAR KÜÇÜKDAĞLI

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2015

    Nefrolojiİstanbul Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. HALİL YAZICI

  2. Hemodiyaliz hastalarında sol ventrikül hipertrofisine etki eden faktörler; otonom nöropatinin rolü

    The factors affecting left ventricular hypertrophy in haemodialysis patients; the effect of autonomic neuropathy

    LÜTFİYE DEMİR

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2008

    Nefrolojiİstanbul Üniversitesi

    Dahili Tıp Bilimleri Bölümü

    PROF. DR. ALAATTİN YILDIZ

  3. Erken evre otozomal dominant polikistik böbrek hastalarında anksiyete, depresyon ve yaşam kalitesi

    Anxiety, depression and quality of life in early stage autosomal polycystic kidney disease

    CEMAL ALAY

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2018

    PsikolojiSağlık Bilimleri Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. SAVAŞ ÖZTÜRK

  4. Çocuklarda kistik böbrek hastalıklarının demografik,klinik ve laboratuvar özelliklerinin tanımlanması ve hastalığın progresyonuna neden olan faktörlerin araştırılması

    Defining demographic, clinical and laboratory characteristics of cystic kidneydiseases in children and investigation of factors causing progression

    ABDURRAHMAN KARAHAN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2020

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıKaradeniz Teknik Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. ELİF BAHAT ÖZDOĞAN

  5. Böbrek nakli yapılmış hastalarda prediyabet ve diyabet gelişme sıklığı, risk faktörleri ve tedavisinin araştırılması

    The search of the frequency of developing diabetes and prediabetes in kidney transplanted patients , risk factors and the treatment

    EMİNE AKKAYA CENGİZ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2022

    Endokrinoloji ve Metabolizma HastalıklarıAkdeniz Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. RAMAZAN SARI