Alkol ve madde kullanım bozuklukları olan ve olmayan şizofreni hastalarının kişilik yönünden karşılaştırılması
Premorbid personality disorders in male schizophrenic patients with or without comorbid substance use disorder
- Tez No: 779483
- Danışmanlar: DOÇ. DR. İHSAN TUNCER OKAY
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Psikiyatri, Psychiatry
- Anahtar Kelimeler: Belirtilmemiş.
- Yıl: 2012
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Sağlık Bakanlığı
- Enstitü: Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi
- Ana Bilim Dalı: Psikiyatri Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Bu çalışmada alkol ve madde kullanım bozukluğu ek tanısı olan şizofreni hastalarında kişilik bozukluğu sıklığı ve yaygın olarak görülen kişilik bozukluğu tiplerinin farklı olduğu ve alkol-madde kullanım bozukluğu komorbiditesinin hastalığın seyrini etkilediği hipotezi öne sürülmüştür. Ankara Numune Hastanesi Psikiyatri Polikliniği'ne ve amatem polikliniğine 01.01.2012-01.05.2012 tarihleri arasında ayaktan başvuran, DSM-IV-TR'ye göre Şizofreni tanısı konulmuş, 18-50 yaş aralığında ( kişilik bozukluğu tanısını kolaylaştırmak için), akut fazları yatışmış olan ve bilişsel yıkımı yapılacak görüşmeleri engellemeyecek derecede olan hastalar ve son 6 aydır stabil dozda ilaç tedavisi alan 40 tanesi DSM-IV-TR'ye göre alkol/madde kötüye kullanımı olan ve 40 tanesi madde kullanımı olmayan toplam 80 şizofreni hastasının dahil edilmiştir. Şizofreni hastalarının çoğunda en azından bir kişilik bozukluğu saptanmıştır , bu oran sadece şizofreni olan grupta %65 , alkol ve madde kullanım bozukluğu olan grupta hafif yüksek olarak %70'tir. Küme olarak değerlendirildiğinde, sadece şizofreni olan grupta örneklemimizde en sık A (20 hasta,%50) ve C kümesi (22 hasta, %55) kişilik bozukluğu görülürken B kümesi (1 hasta, %2,5) kişilik bozukluğu oldukça düşük bulundu. Alkol ve madde kullanım bozukluğu olan gruptaki olgularda ise en sık B kümesi (27 hasta, %67.5) kişilik bozukluğu saptandı. En sık görülen kişilik bozukluklarına bakıldığında sadece şizofreni olan grupta sırasıyla kaçıngan (%42), şizoid (%35) ve şizotipal (%27,5) kişilik bozuklukları başı çekmektedir. Alkol ve madde kullanım bozukluğu eş tanısı bulunan grupta ise en sık görülen kişilik bozuklukları sırasıyla borderline (%42,5), antisosyal (%35) ve kaçıngan ( %30) kişilik bozukluğu olarak saptandı. Sadece şizofren olan gruba göre komorbiditesi olan grupta şizoid, şizotipal kişilik bozuklukları istatistiksel anlamlı olarak daha az saptandı. Sadece şizofren olan gruba göre komorbiditesi olan grupta borderline ve anti sosyal kişilik bozuklukları istatistiksel anlamlı olarak daha fazla saptandı .Bu anlamda bulgularımız, alkol ve madde kullanım bozukluğu ek tanısı olan şizofreni hastalarında kişilik bozukluğu sıklığı ve yaygın olarak görülen kişilik bozukluğu tiplerinin farklı olduğu hipotezimizi doğrulamıştır. Şizofrenide kişilik değişiklikleri, Bleuler ve Kraepelin'den beri ilgi uyandıran bir araştırma alanı olagelmiştir. Ciddi ruhsal hastalığı olanlarda kişilikle ilgili çalışma, hastalığın gerçekliği ve retrospektif geri çağırmayı bozması nedeniyle sorunlu bir alandır. Bununla birlikte, kaynak kullanımı ve gidişat üzerinde belirleyici rol oynamalarından dolayı, daha çok önem kazanmaktadır.
Özet (Çeviri)
In this study, it's hypothesized that there is a difference about the prevelance and types of personality disorders between schizophrenia patients with substance abuse and patients with no substance abuse. Also the other hypothesis is the comorbidity of alcohol and substance abuse effects the prognosis of schizophrenia. Eighty patients included to this study, who applied to Ankara Numune Training and Teaching Hospital Psychiatry outpatient clinic and Ankara Numune Training and Teaching Hospital Alcohol and Substance Dependence Treatment Center outpatient clinic between the dates of 01.01.2012-01.05.2012, was diagnosed schizophrenia according to DSM IV criteria, are between 18-50 years old (to facilitate the diagnosis of personality disorders), are stable and not in the acute phase of disorder, cognitively competent for making necessary interviews and taking medical treatment at stable doses for 6 months. 40 of these patients have the diagnosis of alcohol or substance abuse according to DSM IV criteria and 40 of them doesn't. At least one personality disorder was detected in most of the schizophrenia patients. This ratio is %65 in the patients with no alcohol / substance abuse and %70 in the patients with alcohol / substance abuse, slightly elevated. In the schizophrenia with no alcohol / substance abuse group, the most prevelant personality disorders belong to the cluster A (20 patients, %50)and cluster C (22 patients, %55). B cluster of personality disorders have a lower prevelance ( 1 patient, %2,5). I n the schizophrenia with substance-alcohol abuse group, the most prevelant personality disorders belong to cluster B ( 27 patients, %67,5). When evaluated seperately, most prevelant personality disorder types are in the order of avoidant (% 42), schizoid (%35) and schizotypal (%27,5) in the patients of schizophrenia without alcohol/ substance abuse. In the schizophrenia with alcohol- substance abuse group, the most prevelant personality disorders are in the order of borderline (% 42,5), antisocial (%35) and avoidant (%30). Scizoid, schizotypal personality disorders are less prevelant in the schizophrenia patients with comorbidities than the schizophrenia patients who has no other comorbid situations. This difference was statistically significant. Also in the schizophrenia patients with comorbidities group, the prevelance of borderline and antisocial personality disorders were higher, statisticaly significantly. In this aspect, our findings are confirming that there is a difference about prevelance and the types of personality disorders between schizophrenia patients with substance abuse and patients with no substance abuse. Personality changes in schizophrenia has been an interesting area of study since Bleuler and Kraepelin. Working on the personality in seriously mentally ill patients is troubled because of the impared sense of reality and impaired retrospective recall. At the same time, it's getting more and more important because of resource usage and its significant role on prognosis.
Benzer Tezler
- Şizofreni hastalarında klozapin tedavisine geçiş ve klozapin tedavisiyle hastalık seyri, remisyon ve yetersiz yanıt alınan hastalarda tedaviyi güçlendirme
Switching to clozapine treatment in patients with schizophrenia: The clinical course, remission and augmentation of treatment in partial responders after the switch
ŞEVİN HUN ŞENOL
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2016
PsikiyatriHacettepe ÜniversitesiRuh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. AYŞE ELİF ANIL YAĞCIOĞLU
- Bakırköy Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi Acil Servise başvuran ve bipolar depresif dönem tanısı alan hastalarda SUSİD oranları
Clinical diagnosis and sociodemographic data of the patients who admitted to the emergency psychiatry unit of BRSHH
ÇİĞDEM KÜÇÜKALİ BOZKURTER
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2012
PsikiyatriSağlık BakanlığıPsikiyatri Ana Bilim Dalı
UZMAN NEŞE ÜSTÜN GÜVENEROĞLU
- Antipsikotiklerle farmakoterapide cinsel işlev bozukluklarının gen varyansı prolaktin düzeyi ve hastalıkla ilişkisi
The relationship of sexual dysfunction gene variance prolactin levels and the disorders in pharmacotherapy with antipsychotics
NEŞE ÖZTÜRK ATKAYA
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2016
PsikiyatriPamukkale ÜniversitesiPsikiyatri Ana Bilim Dalı
PROF. DR. OSMAN İSMAİL ÖZDEL
- Klozapin tedavisi ile ayaktan takibi yapılan şizofreni hastalarında klinik tablonun ve klozapin tedavisi öncesi ve sonrasında, hastane yatış sayısı, intihar girişimi, alkol ve/veya madde kullanımı ve agresyon açısından değerlendirilmesi
Evaluation of the clinical presentation in follow-up schizophrenia outpatients under clozapine treatment, in terms of number of hospitalization, suicide attempt, insight, alcohol and/or substance use and aggression, before and after clozapine treatment
MEVLÜT MURAT GÜNDÜZ
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2010
PsikiyatriSağlık BakanlığıRuh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. SOLMAZ TÜRKCAN
- Bipolar bozukluk tanılı hastaların yüksek riskli çocuklarında karşılaştırmalı nörogörüntüleme sonuçlarının değerlendirilmesi: Bir DTI çalışması
Evaluating the neuroimaging findings in high risk off-springs of bipolar parents: A DTİ study
ALİ MERT BEŞENEK
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2017
Radyoloji ve Nükleer TıpDokuz Eylül ÜniversitesiÇocuk Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. FATMA NESLİHAN EMİROĞLU