Geri Dön

Basedow-graves hastalığında antitiroid ilaç tedavisini takiben remisyon, relaps sıklığının ve prediktif faktörlerin belirlenmesi

Determination of remission, relapse frequency and predictive factors following antithyroid drug therapy in basedow-graves disease

  1. Tez No: 763359
  2. Yazar: EZEL GEDİK
  3. Danışmanlar: DOÇ. DR. FEYZA YENER ÖZTÜRK
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları, Endocrinology and Metabolic Diseases
  6. Anahtar Kelimeler: Graves hastalığı, prediktif faktörler, remisyon, relaps, Antitiroid ajanları, Hipertiroidizm, Tiroid bezi, Tiroid hastalıkları, İlaç tedavisi, Graves disease, predictive factors, relapse, remission, Antithyroid agents, Hyperthyroidism, Thyroid gland, Thyroid diseases, Drug therapy
  7. Yıl: 2022
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
  10. Enstitü: İstanbul Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi
  11. Ana Bilim Dalı: İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Amaç: Çalışmamızda Basedow-Graves tanısı ile en az 12 ay süreyle antitiroid tedavi (ATİ) uygulanan hastalarda ilaç kesilmesi sonrası remisyon ve relaps sıklığı ile remisyon ve relapsi öngörebilecek prediktif faktörlerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya Sağlık Bilimleri Üniversitesi Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları polikliniğinde Ocak 2007- Aralık 2017 tarihleri arasında aşikar hipertiroidi ile Basedow-Graves hastalığı tanısı konarak ATİ başlanan toplam 106 hasta alınmıştır. Hastalara ait veriler hastane elektronik kayıt sistemi taranarak retrospektif olarak değerlendirilmiştir. En az 12 ay süre ile ATİ tedavisi ile ötiroidi sağlanan hastalarda tedavi kesilmesi sonrası en az 1 yıl süre ile ötiroid durumun devamı remisyon olarak tanımlanmıştır. İlaç kesilmesi sonrası ilk 1 yıl içerisinde yeniden aşikar hipertiroidi gelişmesi ise relaps olarak kabul edilmiştir. Antitiroid ilaç tedavisi ile ötiroidi sağlanamamış hastalar ise yanıtsız olarak değerlendirilmiştir. Hastalar remisyon sağlanan ve sağlanamayan olarak 2 ayrı gruba ayrılmış ve remisyon, relaps sıklığı belirlenmiştir. Remisyon ve relapsın prediktif faktörlerini saptamak için hastaların demografik özellikleri, tanı sırasındaki laboratuar değerleri (tiroid fonksiyon testleri, TRAb, anti-TPO, anti-TG düzeyleri), oftalmopati varlığı, sigara kullanım durumları, guatr boyutları iki grup arasında karşılaştırılmıştır. Bulgular: Hastaların 43'ünde (%40,57) remisyon sağlanırken, 63'ünde (%59,43) remisyon sağlanamadığı görülmüştür. Remisyon sağlanamayan grupta 29 hasta (%46.03) tedaviye yanıtsız iken, 34 hastada (%53,97) relaps saptanmıştır. Relaps gözlenen olgular tüm hastaların %32,07'sini oluşturmaktadır. İki grup arasında yaş, cinsiyet, tedavi süresi, guatr boyutu, fT4, fT3, TRAb, anti-TPO, anti-TG açısından anlamlı farklılık gözlenmiştir (p<0,05). Remisyon grubunda yaş ortalaması diğer gruba göre anlamlı olarak daha yüksek bulunmuştur (remisyon olan ve olmayan grup sırasıyla 48,56±8,42 ve 35,678,08 yıl, p<0.05). Remisyonu predikte etmede %79,07 duyarlılık, %69,84 özgüllük, %64,15 PPD ve %83,02 NPD ile 40 yaş ve üzeri anlamlı kesim noktası olarak belirlenmiştir. Erkek cinsiyette remisyon oranı anlamlı daha yüksek saptanmıştır (p<0,05). Remisyon olan grupta tedavi süresinin anlamlı olarak daha düşük olduğu saptanmıştır (remisyon olan ve olmayan gruplarda sırasıyla 20,913,89 ve 23,114,55 ay, p<0.05). Remisyon grubunda evre 1 guatr oranı diğer gruba göre anlamlı daha fazla saptanmıştır (remisyon olan ve olmayan grupta sırasıyla 39 (%90,70) ve 28 (%44,44), p<0.05). Tanısal laboratuar testleri içinde fT4, fT3, TRAb, anti-TPO, anti-TG ve düzeylerinin remisyon grubunda anlamlı olarak daha düşük olduğu belirlenmiştir. TSH reseptör antikoru (TRAB) düzeyi remisyon grubunda anlamlı daha düşük saptanmıştır (5,8±2,89 vs. 20,04±16,12;p<0.05). TRAb düzeyinin remisyonu predikte edebileceği kesim noktası 12,25 IU/L'in altı olarak belirlenmiştir (duyarlılık %100, özgüllük %61,90, PPD %64,18 ve NPD %100). Lojistik regresyon analizi ile cinsiyet dışındaki parametrelerin remisyonu öngörmede anlamlı etki sağladığı gösterilmiştir (p<0,05). Hasta yaşının 1 birim artışı ile remisyon ihtimali 1,484 kat artarken, fT4, fT3 ve TRAb düzeylerinde birer birim artış ile remisyon ihtimalinin sırasıyla 0,910; 0,709 ve 0,715 kat azalmakta olduğu görülmüştür. Sonuç : Çalışmamızda ileri yaş, erkek cinsiyet, guatr boyutunun küçük olması, tanı sırasındaki serbest T4, T3 düzeyleri ile TRAb, anti-TPO ve anti-TG düzeylerinin düşük olması remisyonu öngörebilecek faktörler olarak belirlendi. Hasta yaşının 40 ve üzerinde olması halinde ve TRAb düzeyi için 12,25 IU/L'in altındaki değerlerde remisyon şansının daha yüksek olabileceği belirlendi. Graves hastalığında ilk basamak tedavi olarak çoğunlukla anti tiroid tedavi tercih edilmektedir. Ancak antitiroid tedavi kesilmesi sonrası hastalarda relaps riski diğer tedavi seçeneklerine göre yüksektir. Bu nedenle anti tiroid tedavi ile remisyon sağlanabilecek ve sağlanamayacak hastaları öngörebilmek ve anti tiroid tedavi ile remisyon sağlanamayacak hastalarda daha erken dönemde RAI ya da cerrahi gibi kalıcı tedavilere yönlendirmek hastalarda morbiditeyi azaltıp, hayat kalitesini artırabilir.

Özet (Çeviri)

Aim : The primary aim of this study is to determine the frequency of remission and relapse after drug withdrawal in patients treated with antithyroid drug for at least 12 months. The secondary aim is to identify predictive factors that can predict remission and relapse. Materials&Methods : Patients who were diagnosed with Basedow-Graves disease and started antithyroid drug between 01.01.2007 and 01.01.2017 in the Endocrinology and Metabolism Diseases Polyclinic of the Health Sciences University Şişli Hamidiye Etfal Training and Research Hospital were included in the study. Considering the inclusion and exclusion criteria, the number of patients to be included in the study was determined as 106 (90% power). Post-antithyroid treatment responses of patients who were diagnosed with Graves' disease were analysed by thyroid function tests (fT3, fT4, TSH), TRAb levels and imaging methods retrospectively. Patients who achieved euthyroidism after at least 12-month long antithyroid drug therapy and continued to be euthyroid for at least 1 year after discontinuation of treatment was considered as in remission. Patients who developed thyrotoxicosis within 1 year after treatment withdrawal were considered as the relapse group. The group in which euthyroidism could not be achieved with antithyroid drug treatment was evaluated as unresponsive patients. Ophthalmopathy, smoking status, goiter size, thyroid function tests during the initiation of treatment, TRAb, anti-TPO, and anti-TG levels were retrospectively analyzed in terms of predicting remission and relapse. Results : While remission was achieved in 43 (40.57%) of the patients, it was observed that remission could not be achieved in 63 (59.43%) patients. While 29 patients (46.03%) were unresponsive to treatment in the remission group, 34 patients (53.97%) had relapses. Relapsed cases constitute 32.075% of all patients. A significant difference was observed between the two groups in terms of age, gender, duration of treatment, goiter size, fT4, fT3, TRAb, anti-TPO, and anti-TG (p<0.05). The mean age in the remission group was found to be significantly higher than in the other group (remission and non-remission groups 48.56±8.42 and 35.67±8.08 years, respectively, p<0.05). With 79.07% sensitivity, 69.84% specificity, 64.15% PPD and 83.02% NPD in predicting remission, the significant cut-off point was determined to be 40 years and older. The remission rate was found to be significantly higher in males (p<0.05). The duration of treatment was found to be significantly lower in the remission group (20.91±3.89 and 23.11±4.55 months in the remission and non-remission groups, respectively, p<0.05). The rate of stage 1 goiter was found to be significantly higher in the remission group than in the other group (39 (90.70%) and 28 (44.44%) in remission and non-remission groups, respectively, p<0.05). Among the diagnostic laboratory tests, fT4, fT3, TRAb, anti-TPO, anti-TG and levels were found to be significantly lower in the remission group. TSH receptor antibody (TRAB) level was found to be significantly lower in the remission group (5.8±2.89 vs. 20.04±16.12; p<0.05). The cut-off point at which TRAb level could predict remission was determined as below 12.25 IU/L (sensitivity 100%, specificity 61.90%, PPD 64.18%, and NPD 100%). Logistic regression analysis showed that parameters other than gender had a significant effect on predicting remission (p<0.05). While the probability of remission increased 1.484 times with an increase of 1 unit of patient age, the probability of remission decreased by 0.910, 0.709 and 0.715 times with an increase in fT4, fT3 and TRAb levels by one unit, respectively. Conclusion : In our study, advanced age, male gender, small goiter size, free T4, T3 levels at diagnosis, and low TRAb, anti-TPO and anti-TG levels were determined as factors that could predict remission. It was determined that the chance of remission may be higher if the patient's age is 40 and over and for TRAb levels below 12.25 IU/L. Anti-thyroid therapy is mostly preferred as the first-line treatment in Graves' disease. However, the risk of relapse in patients after discontinuation of antithyroid therapy is higher than other treatment options. For this reason, predicting patients who may or may not be able to achieve remission with anti-thyroid therapy and directing them to permanent treatments such as RAI or surgery at an earlier period in patients who cannot achieve remission with anti-thyroid therapy may decrease morbidity and improve quality of life.

Benzer Tezler

  1. Basedow-graves hastalığında tiroid stimülan immünglobulinin prognoza ve nükse etkisi

    Effect of thyroid stimulating immunoglobulin on prognosis and relapse in Basedow-graves' disease

    NESLİHAN ÜNAL

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2025

    Endokrinoloji ve Metabolizma HastalıklarıSağlık Bilimleri Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DR. ESRA ÇİL ŞEN

  2. Basedow gravesli hastalarda anti-tiroid tedavi öncesinde remisyon ve nüks göstergeleri

    Predictions of remission and recurrence in basedow-graves patients before antithyroid treatment

    ARİF OĞUZHAN ÇİMEN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2004

    Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıklarıİstanbul Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. HARİKA BOZTEPE

  3. Türkiye'de sofra tuzunun iyotlanmasından sonra basedow-graves hastalığının seyri.

    The course of basedow-graves disease after iodization of table salt in turkey.

    MUSTAFA VELET

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2007

    Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıklarıİstanbul Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF.DR. PINAR KADIOĞLU