Geri Dön

Konjenital adrenal hiperplazili çocuklarda osteoprotegerin ve sklerostinin kemik metabolizmasındaki rolü

The role of osteoprotegerin and sclerostin in bone metabolism in children with congenital adrenal hyperplasia

  1. Tez No: 761967
  2. Yazar: ESRA BAKİ ERKUL
  3. Danışmanlar: PROF. DR. GÜLAY KARAGÜZEL
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları, Child Health and Diseases
  6. Anahtar Kelimeler: Çocuklarda konjenital adrenal hiperplazi, kemik metabolizması, sklerostin, osteoprotegerin, sekonder osteopeni-osteoporoz, Adrenal hiperplazi-konjenital, Kemik ve kemikler, Osteoporoz, Congenital adrenal hyperplasia in children, bone metabolism, sclerostin, osteoprotegerin, secondary osteopenia-osteoporosis, Adrenal hyperplasia-congenital, Bone and bones, Osteoporosis
  7. Yıl: 2022
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Karadeniz Teknik Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

AMAÇ: Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları, Çocuk Endokrinoloji Anabilim Dalı'nda takip, tetkik ve tedavi edilen Konjenital Adrenal Hiperplazi'li (KAH) çocukların kemik metabolizmasını değerlendirmek, osteoprotegerin (OPG) ve sklerostinin kemik metabolizmasındaki rolünü saptamak, kemik mineral dansitesi ile glukokortikoid (GK) dozu ve süresi arasındaki ilişkiyi belirlemek, GK kullanımının bu hastalarda OPG ve sklerostin düzeylerine etkisini değerlendirmektir. MATERYAL VE METOD: Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi Farabi Hastanesi Çocuk Endokrinoloji polikliniğinde izlemde olan KAH tanılı 5-18 yaş arası ve en az altı ay GK kullanan 31 çocuk hasta grubuna katılmıştır. Sağlıklı kontrol grubuna cinsiyet ve yaş eşleşmeli 31 çocuk alınmıştır. Hasta ve kontrol grubundan serum kalsiyum (Ca), fosfor (P), alkalen fosfataz (ALP), parathormon (PTH), 25-hidroksi vitamin D (25OHD), OPG, sklerostin ölçümü için kan alınmıştır. Ek olarak hasta grubundan ayrıca 17-hidroksi progesteron (17OHP) düzeyi çalışılmıştır. Hasta ve kontrol grubunun boy yaşına göre lomber 1-4 (L1-4) kemik mineral yoğunluğu (KMY) ve L1-4 KMY Z-skoru ölçümü Dual-X Ray Absorpsiyometri (DXA) ile yapılmıştır. BULGULAR: Konjenital adrenal hiperplazi tanılı 31 hasta ve 31 sağlıklı kontrol grubu ile çalışma yapıldı. Hastaların 12'sinde (%39) akraba evliliği vardı. Hasta grubunun 25'i (%81) 21-hidroksilaz enzim eksikliği (21OHE), 6'sı (%19) 11-β hidroksilaz enzim eksikliği (11βOHE) idi. Hastaların 19'u kız (%61), 12'si erkek (%39) idi. Hasta grubunun tanı alma yaşları 1.35±2.76 yıl (0-9.6) idi. Tanı anında 30 (%97) hasta prepubertal, 1 (%3) hasta pubertal dönemdeydi. Hasta grubu ile kontrol grubu doğum ağırlıkları ve doğum boyları arasında anlamlı farklılık görülmedi. Çalışmaya alındıkları anda, hasta grubunun yaşı 11.58±3.71yıl, kontrol grubunun ise 11.47±3.45yıl idi. Hasta grubunun serum 25OHD ve OPG düzeyleri, kontrol grubundan anlamlı olarak yüksekti. Hasta grubunun serum sklerostin düzeyleri kontrol grubundan yüksek olmakla birlikte anlamlı değildi (p>0.05). Fakat pubertal dönemde olan hastalarda serum sklerostin düzeyleri, pubertal kontrol grubundan anlamlı olarak yüksekti (p<0.05). Prepubertal kontrol grubunun sklerostin düzeyi pubertal kontrol grubundan anlamlı yüksekti (p<0.05). Fakat prepubertal kontrol grubunun sklerostin düzeyi pubertal kontrol grubundan anlamlı yüksek saptandı, L1-4 KMY ise anlamlı olarak düşük saptandı (p<0.05). Hastaların GK dozu 15.18±4.25mg/m²/gün (8.8-26.5) idi. Kız ve erkek hastaların GK dozları arasında anlamlı farklılık yoktu. GK kullanım süresi arttıkça, serum P ve ALP düzeylerinde azalma, L1-4 KMY'de ise artış izlendi. Kontrol grubundaki prepubertal kızlarda pubertallere göre 25OHD düzeyleri anlamlı olarak daha yüksekti (p<0.05). Ayrıca serum 25OHD düzeyleri; 11 (%35) hastanın <15µg/l iken, kontrol grubunda 20 (%64) çocuğun <15µg/l idi. Hasta ve kontrol grubunun serum OPG düzeyleri; serum 25OHD düzeyi <15µg/l olan, 15-20µg/l arasında olan ve >20 µg/l olan üç farklı alt grupta da, hastaların OPG düzeyleri kontrollerden daha yüksekti (p<0.05). Ayrıca pubertal hasta grubunun; serum 25OHD, OPG düzeyleri, pubertal kontrollerden daha yüksekti (p<0.05). Pubertal duruma göre değerlendirildiğinde, prepubertal hastaların serum OPG düzeyleri prepubertal kontrollerden, pubertal hastaların serum OPG düzeyleri ise pubertal kontrollerden yüksek (p<0.05) iken, serum sklerostin düzeyleri sadece pubertal hastalarda pubertal kontrollere göre daha yüksek saptandı (p<0.05). Cinsiyete göre değerlendirildiğinde; serum OPG düzeyleri hasta kızlarda kontrol kızlara göre ve hasta erkeklerde kontrol erkeklere göre daha yüksek saptandı (p<0.05). Bununla birlikte, her iki grup içinde de kız ve erkekler kıyaslandığında serum OPG ve sklerostin düzeyleri arasında anlamlı farklılık saptanmadı (p<0.05). Hasta grubunun serum OPG ve sklerostin düzeyleri arasında pozitif korelasyon saptandı. Hasta grubu serum OPG veya sklerostin düzeyleri ile serum Ca, P, ALP, PTH, 25OHD, L1-4 KMY ve L1-4 KMY Z-skoru, GK kullanım süresi, GK dozu, yaş arasında korelasyon saptanmadı. Kontrol grubunun serum ALP ile OPG düzeyleri arasında negatif korelasyon, serum OPG ve sklerostin düzeyleri arasında negatif korelasyon saptandı. SONUÇ: Çalışmamız, KAH'lı hastalarda kemik metabolizmasında sklerostinin rolünü araştıran ilk çalışma olduğu gibi, KAH'lı hastalarda serum sklerostin ile osteoprotegerinin diğer kemik metabolizması parametreleri ile birlikte değerlendirildiği ilk çalışmadır. Hasta grubumuzda kontrol grubuna göre yüksek OPG düzeyleri, hem kronik hastalık hem de GK kullanımına sekonder olarak kemik rezorbsiyonunda artış eğilimine karşı bir kompansasyon mekanizmasının sonucu olarak düşünülmüştür. Kontrol grubumuzda, pubertal dönemde yaşın ilerlemesi ile uyumlu olarak, literatürde de belirtildiği gibi sklerostin düzeylerinde düşme görülmüştür. Hasta grubunda ise serum sklerostin düzeylerinde puberte ile birlikte beklenen düşüş gözlenmemiştir ve pubertal hastaların serum sklerostin düzeyleri pubertal kontrollerden daha yüksek saptanmıştır. Bu da, dolaylı olarak KAH'lı hastalarda kemik yıkımına yatkınlığın bir göstergesi olarak değerlendirilmiştir. Ayrıca, hasta grubunda serum sklerostin ve OPG düzeylerinin birlikte artışı, KAH'ta özellikle pubertal dönemde artmış kemik döngüsünün bir yansıması olarak düşünülmüştür.

Özet (Çeviri)

Introduction and aim: The aim of this study was to evaluate the bone metabolism of children with Congenital Adrenal Hyperplasia (CAH) who were followed up, examined and treated in Karadeniz Technical University (KTU) Farabi Hospital, Department of Pediatric Endocrinology, to determine the role of osteoprotegerin (OPG) and sclerostin in bone metabolism, to determine the bone mineral density and glucocorticoid (GC) dose and The aim of this study is to determine the relationship between GC duration and to evaluate the effect of GC use on OPG and sclerostin levels in these patients. Material and method: Thirty one pediatric patients between the ages of 5-18, who were diagnosed with CAH and who were using GC for at least six months, who were being followed up in the KTU Faculty of Medicine Farabi Hospital Pediatric Endocrinology outpatient clinic, participated in the group. Thirty one sex- and age-matched children were included in the healthy control group. Blood was taken from the patient and control groups for the measurement of serum calcium (Ca), phosphorus (P), alkaline phosphatase (ALP), parathormone (PTH), 25-hydroxy vitamin D (25OHD), OPG, and sclerostin. In addition, 17-hydroxy progesterone (17OHP) levels were also studied in the patient group. Lumbar 1-4 (L1-4) bone mineral density (BMD) and L1-4 BMD Z-score were measured by Dual-X Ray Absorptiometry (DXA) according to the height age of the patient and control groups. Results: The study was conducted with 31 patients with CAH and 31 healthy controls. There was consanguineous marriage in 12 (39%) patients. Of the patient group, 25 (81%) had 21-hydroxylase enzyme deficiency (21OHD), and 6 (19%) had 11-β hydroxylase enzyme deficiency (11βOHD). Of the patients, 19 (61%) were female and 12 (39%) were male. The age at diagnosis of the patient group was 1.35±2.76 years (0-9.6). At the time of diagnosis, 30 (97%) patients were in the prepubertal period and 1 (3%) patient was in the pubertal period. There was no significant difference between the birth weights and birth heights of the patient group and the control group. At the time of enrollment, the age of the patient group was 11.58±3.71 years, and the control group was 11.47±3.45 years. Serum 25OHD and OPG levels of the patient group were significantly higher than the control group. Although serum sclerostin levels of the patient group were higher than the control group, it was not significant (p>0.05). However, serum sclerostin levels in patients in pubertal period were significantly higher than pubertal control group (p<0.05). The sclerostin level of the prepubertal control group was significantly higher than the pubertal control group (p<0.05). However, the sclerostin level of the prepubertal control group was found to be significantly higher than the pubertal control group, while L1-4 BMD was found to be significantly lower (p<0.05). Glucocorticoid dose of the patients was 15.18±4.25mg/m²/day (8.8-26.5). There was no significant difference between GC doses of female and male patients. As the duration of GC use increased, serum P and ALP levels decreased and L1-4 BMD increased. 25-hydroxy vitamin D levels were significantly higher in prepubertal girls in the control group compared to pubertal girls (p<0.05). In addition, serum 25OHD levels; While it was <15µg/l in 11 (35%) patients, it was <15µg/l in 20 (64%) children in the control group. Serum OPG levels of the patient and control groups; OPG levels of patients were higher than controls in three different subgroups with serum 25OHD <15µg/l, between 15-20µg/l and >20 µg/l (p<0.05). In addition, the pubertal patient group; serum 25OHD, OPG levels were higher than pubertal controls (p<0.05). When evaluated according to pubertal status, serum OPG levels of prepubertal patients were higher than prepubertal controls and serum OPG levels of pubertal patients were higher than pubertal controls (p<0.05), while serum sclerostin levels were found to be higher only in pubertal patients compared to pubertal controls (p<0.05). When evaluated according to gender; serum OPG levels were higher in girl patients than in control girls and in boy patients compared to control boys (p<0.05). However, no significant difference was found between serum OPG and sclerostin levels when boys and girls were compared in both groups (p<0.05). A positive correlation was found between serum OPG and sclerostin levels in the patient group. There was no correlation between serum OPG or sclerostin levels in the patient group and serum Ca, P, ALP, PTH, 25OHD, L1-4 BMD and L1-4 BMD Z-score, duration of use of GC, GC dose and age. There was a negative correlation between serum ALP and OPG levels in the control group, and a negative correlation between serum OPG and sclerostin levels. Conclusion: Our study is the first to investigate the role of sclerostin in bone metabolism in patients with CAH, as well as the first to evaluate serum sclerostin and osteoprotegerin together with other bone metabolism parameters in patients with CAH. Higher OPG levels in our patient group compared to the control group were thought to be the result of a compensation mechanism against the tendency to increase in bone resorption secondary to both chronic disease and GC use. In our control group, sclerostin levels decreased in the pubertal period, as stated in the literature, in line with advancing age. In the patient group, the expected decrease in serum sclerostin levels with puberty was not observed and serum sclerostin levels of pubertal patients were found to be higher than pubertal controls. This was also indirectly evaluated as an indicator of susceptibility to bone destruction in patients with CAH. In addition, the concomitant increase in serum sclerostin and OPG levels in the patient group was thought to be a reflection of increased bone turnover in CAH, especially in the pubertal period.

Benzer Tezler

  1. Konjenital adrenal hiperplazili çocuklarda serum prolidaz aktivitesinin antioksidan enzim kapasitesiyle ilişkisi

    Summary the relationship of serum prolidaase activity with antioxidan enzyme capacity in children with congenital adrenal hyperplasia

    FERHAT YILDIZ

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2020

    BiyokimyaGaziantep Üniversitesi

    Tıbbi Biyokimya Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. İCLAL GEYİKLİ ÇİMENCİ

  2. Konjenital adrenal hiperplazili ve sağlıklı çocuklarda egzersiz kapasitesi, kas fonksiyonları, fiziksel uygunluk ve fiziksel aktivite düzeyinin karşılaştırılması

    Comparison of exercise capacity, muscle functions, physical fitness, and physical activity levels in children with congenital adrenal hyperplasia and healthy peers

    ELİF ALTINOVA

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    2026

    Fizyoterapi ve RehabilitasyonHacettepe Üniversitesi

    Kalp ve Solunum Fizyoterapisi ve Rehabilitasyon Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. EBRU ÇALIK

  3. 21 hidroksilaz eksikliğine bağlı konjenital adrenal hiperplazili olgularda bir takip belirteci olarak tükürükte 17 OH progesteron düzeyinin ölçümü

    Evaluation of salivary 17-hydroxyprogesterone in monitoring of the treatment of congenital adrenal hyperplasia due to 21-hydroxylase deficiency

    MELTEM DİDEM ÇAKIR

    Tıpta Yan Dal Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2014

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıHacettepe Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. NURGÜN KANDEMİR

  4. 21-hidroksilaz eksikliğine bağlı Konjenital Adrenal Hiperplazi'li çocukların tedavisiz ve tedavi ile serum leptin düzeylerinin önemi

    Başlık çevirisi yok

    ŞÜKRAN POYRAZOĞLU

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2000

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıklarıİstanbul Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. HÜLYA GÜNÖZ