Periostin: Kronik ürtiker tedavi ve takibinde prognostik bir belirteç olabilir mi?
Periostin: Can it BE A prognostic marker in the treatment and follow-up of chronic urticaria?
- Tez No: 718915
- Danışmanlar: PROF. DR. ZAFER TÜRKOĞLU
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Dermatoloji, Dermatology
- Anahtar Kelimeler: Biyobelirteçler, Periostin, Prognoz, T lenfositleri, Ürtiker, Biomarkers, Periostin, Prognosis, T lymphocytes, Urticaria
- Yıl: 2022
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
- Enstitü: İstanbul Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi
- Ana Bilim Dalı: Deri ve Zührevi Hastalıklar Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Giriş ve Amaç Ürtiker toplumda sık görülen, tekrarlayıcı, kaşıntılı kabarıklıklarla karakterize bir hastalıktır. Kronik spontan ürtiker (KSÜ) etyolojisinde ilaçlar, gıdalar, infeksiyonlar, sistemik hastalıklar, maligniteler vb. rol alabilmektedir. Buna rağmen olguların yarısında etyoloji bulunamamaktadır. KSÜ, fizyopatolojisinde birbirleriyle bağlantılı çeşitli immünolojik mekanizmaların rol aldığı ve tedavide hekim ve hasta için halen sorun olmaya devam edebilen bir tablodur. Tedavide ilk basamak olan antihistaminikler dışında özellikle dirençli hastalarda biyolojik veya immünsüpresif ilaçlar verilmektedir. Buna rağmen tedavide yeterli kontrol sağlanamayan bazı hastalar olabilmektedir. Son yıllarda bu dirençli hasta grubunu öngörmede veya tedavide başarıyı/başarısızlığı göstermede kullanıma uygun bir prognostik belirteç arayışı ön plana çıkmaktadır. Th2 tipi immünitenin anahtar sitokinleri olan IL4/13, temel periostin kaynağı olan fibroblastları uyararak periostin sentezi üzerinde önemli etkilere sahiptir. Serum periostin düzeylerinin astım ve atopik dermatit gibi hastalıklarda yüksek saptanması; eozinofilik/alerjik hastalıklar için yararlı bir biyobelirteç olabileceğini düşündürmektedir. Bu bağlamda periostin Th2 immünitenin de rol oynadığı KSÜ'nün patogenezinde yer alabilir ve periostin seviyeleri KSÜ'de hastalık şiddeti veya tedavi yanıtının prognostik belirteci olabilir. Araştırmada elde edilecek bulgularla; periostinin KSÜ hastalarında tedaviye dirençle olan ilişkisini, farklı tedaviler alan hastalardaki periostinin takiplerdeki değişimini sağlıklı kontrollerle karşılaştırarak prognoz için bir gösterge olup olmadığını ve diğer inflamatuvar belirteçlerle korelasyonunu belirleme hususlarında literatüre katkı sağlamak amaçlanmaktadır. Gereç ve Yöntem 15 Eylül 2021 – 15 Şubat 2022 tarihleri arasında SBÜ Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi, Dermatoloji kliniğinde takip edilen ve araştırmaya dâhil olma ölçütlerini karşılayan; 18-65 yaş arası, KSÜ tanılı hastalar ile sağlıklı gönüllüler çalışmaya dâhil edildi. Katılımcılar 3 grupta incelendi; 1. Grup KSÜ tanılı olup tedavisinde Omalizumab planlanan hastalar (25 kişi), 2. Grup KSÜ tanılı olup tedavisinde antihistaminik planlanan hastalar (25 kişi), 3. Grup ise sağlıklı gönüllülerdi (32 kişi). Hastaların demografik bilgileri, dermografizm ve anjiyoödem öyküleri kaydedildi. 1. ve 2. Grupta tedavi öncesi ve sonrası 12. Haftada; hemogram, sedim, CRP, total IgE ve periostin düzeyleri ile ürtiker kontrol testi sonuçları değerlendirildi. 3. Grupta ise sadece periostin sonuçları kaydedildi. İstatistiksel analiz için SPSS 28.0 for Windows programı kullanıldı. Verilerin tanımlayıcı istatistiklerinde ortalama, standart sapma, medyan değerler kullanıldı. Nicel bağımsız verilerin analizinde bağımsız örneklem T-Test, Kruskal-Wallis, Mann-Whitney U test kullanıldı. Bağımlı nicel verilerin analizinde eşleştirilmiş örneklem T-Test, Wilcoxon testi kullanıldı. Nitel bağımsız verilerin analizinde ki-kare test kullanıldı. İstatistiksel alfa anlamlılık seviyesi p<0,05 olarak kabul edildi. Bulgular Hastaların ortalama yaşı 39.2 yıldı ve kadın cinsiyet baskınlığı mevcuttu. Anjiyoödem öyküsü ve ailede ürtiker hastası varlığı omalizumab grubunda daha yüksekti. Ancak sigara/alkol kullanımı, dermografizm varlığı veya diurnal varyasyonda farklılık saptanmadı. Ne omalizumab ve antihistaminik grupları arasında ne de tedavi öncesi ve sonrası değerler arasında; lökosit, nötrofil, lenfosit, NLR, trombosit, PLR, eozinofil, bazofil, MPV, CRP ve sedim değerlerinde farklılık saptanmadı. Serum total IgE'de omalizumab grubunun tedavi öncesi değerlerinin anlamlı olarak daha yüksek olduğu ancak tedavi sonrası gruplar arasında anlamlı bir farklılık oluşmadığı görüldü. ÜKT'nin her iki grupta da tedavi sonrası anlamlı olarak yükseldiği görüldü ancak omalizumab grubundaki artış miktarı, antihistaminik grubundan daha fazlaydı. Çalışmamızdaki ana medyatör olan periostini incelediğimizde; Omalizumab ve antihistaminik gruplarında tedavi öncesi periostin değeri kontrol grubundan anlamlı olarak daha yüksekti. Omalizumab grubunda tedavi öncesi periostin değeri ise antihistaminik grubundan da anlamlı olarak daha yüksekti. Omalizumab ve antihistaminik gruplarındaki periostin değeri tedavi sonrasında kontrol grubundan anlamlı olarak, halen daha yüksekti. Sonuç Tüm bu veriler ışığında periostin KSÜ immünpatogenezinde aktif rol oynayan bir medyatör olarak değerlendirilebilir. Orta-şiddetli semptomu olan hastalarda, hafif-orta semptomu olanlara göre daha yüksek saptanması, hastalığın şiddeti ile periostin arasında korelasyon olduğunu göstermektedir. Bu da tedavi öncesi ölçülecek periostinin, hastalığın şiddetini öngörmede ve olası bir yükseklik durumunda üst tedavi basamaklarına daha hızlı geçmede yol gösterebilecek bir biyobelirteç olabileceğini düşündürmektedir. Ayrıca omalizumab tedavisi ile periostin düzeylerinin azalmasına rağmen antihistaminik grubunda kaydadeğer bir değişiklik olmaması; Th2 ilişkili interlökin yolaklarının daha aktif rol oynadığı bir grup KSÜ hastasında biyolojik tedaviden çok daha fazla fayda görülebileceğinin bir göstergesi sayılabilir.
Özet (Çeviri)
Introduction Urticaria is a common disease characterized by recurrent itchy plaques. In the etiology of chronic spontaneous urticaria (CSU); drugs, foods, infections, systemic diseases, malignancies, etc. can take a role. Despite this, the etiology cannot be found in 50% of the cases. CSU is a condition in which several interrelated immunological mechanisms play a role in its physiopathology, and its treatment can still be a serious problem for physicians and patients. Apart from antihistamines, which are the first step in treatment, biological or immunosuppressive drugs are given, especially in resistant patients. There may be some patients who cannot be adequately controlled in the treatment. In recent years, the search for a suitable prognostic marker to predict this resistant group or to show success/failure in treatment has come to the fore. IL4/13, which is the key cytokine of Th2 immunity, has important effects on periostin synthesis by stimulating fibroblasts, which are the main source of periostin. High detection of serum periostin levels in diseases such as asthma and atopic dermatitis; suggests that it may be a useful biomarker for eosinophilic/allergic diseases. Periostin may be involved in the pathogenesis of CSU, in which Th2 immunity also plays a role, and periostin levels may be a prognostic indicator of disease severity or treatment response in CSU. It is aimed to contribute to the literature in determining the relationship of periostin with resistance to treatment in CSU patients, the change in periostin in patients receiving different treatments during follow-up, whether it is an indicator for prognosis, and its correlation with other inflammatory markers. Material and Method Patients aged 18-65 years, who were followed-up in the Dermatology Clinic of Başakşehir Çam and Sakura City Hospital with the diagnosis of CSU and healthy volunteers were included in the study, between September 15, 2021, and February 15, 2022. Participants were examined in 3 groups. The 1st group was diagnosed with CSU and used Omalizumab in the treatment (25 people), the 2nd group was the diagnosed with CSU and used antihistamine in their treatment (25 people), and the 3rd group was the healthy volunteers (32 people). Demographic information, dermographism and angioedema histories of the patients were recorded. In the 1st and 2nd groups, before the treatment and at the 12th week after the treatment; Hemogram, sedim, CRP, total IgE and periostin levels and urticaria control test results were evaluated. In Group 3, only periostin results were recorded. SPSS 28.0 for Windows was used for statistical analysis. Mean, standard deviation, and median values were used in the descriptive statistics of the data. Independent sample t-test, Kruskal-Wallis, Mann-Whitney u-test were used in the analysis of quantitative independent data. Paired sample t-test and the Wilcoxon test were used in the analysis of dependent quantitative data. The Chi-square test was used in the analysis of qualitative independent data. Results The mean age of the patients was 39.2 years and there was a female predominance. Angioedema history and family history of urticaria were higher in the omalizumab group. However, no difference was found in smoking/alcohol use, presence of dermographism, or diurnal variation. Neither between omalizumab and antihistamine groups nor between pre and post-treatment values; There was no difference in leukocyte, neutrophil, lymphocyte, NLR, thrombocyte, PLR, eosinophil, basophil, MPV, CRP and sedim values. In serum total IgE, it was observed that the pre-treatment values of the omalizumab group were significantly higher, but there was no significant difference between the post-treatment groups. It was observed that UCT increased significantly after treatment in both groups, but the amount of increase in the omalizumab group was higher than the antihistamine group. When we examine the periostin, which is the main mediator in our study; the periostin value before treatment was significantly higher in the omalizumab and antihistamine groups than the control group. Periostin value before treatment was also significantly higher in the omalizumab group than in the antihistamine group. Periostin value in the omalizumab and antihistamine groups was still significantly higher than the control group after treatment. Conclusions In the light of all these data, periostin can be considered as a mediator that plays an active role in the immunopathogenesis of CSU. The fact that it was found to be higher in patients with moderate-to-severe symptoms compared to those with mild-moderate symptoms indicates that there is a correlation between the severity of the disease and periostin. This suggests that periostin, which will be measured before treatment, maybe a biomarker that can predict the severity of the disease and lead to a faster transition to the upper treatment steps in case of a possible elevation. Although periostin levels decreased with omalizumab treatment, there was no significant change in the antihistamine group; In a group of CSU patients in which Th2-related interleukin pathways play a more active role, it can be considered as an indication that much more benefit can be seen from biologic therapy.
Benzer Tezler
- Kronik spontan ürtiker tanılı çocuklarda serum periostin düzeyinin hastalığın prognozuna etkisi
Periostin level in children with chronic spontaneous urticaria and its effect on disease severity
GÖKÇE VELİOĞLU HAŞLAK
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2020
Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıSağlık Bilimleri ÜniversitesiÇocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. ADEM KARBUZ
UZMAN DENİZ ÖZÇEKER
- A genetic analysis of autoinflammatory diseases
Otoenflamatuar hastalıklarda genetik analiz
AYŞE BALAMİR
Yüksek Lisans
İngilizce
2016
Moleküler Tıpİstanbul Teknik ÜniversitesiMoleküler Biyoloji-Genetik ve Biyoteknoloji Ana Bilim Dalı (disiplinlerarası)
PROF. DR. EDA TAHİR TURANLI
- Kronik obstruktif akciğer hastalığının akut alevlenmesi olan hastalarda serum periostin, myeloperoksidaz ve ıl-18 düzeyleri ve alevlenmelerin seyri ile ilişkisi
Serum periostin, myeloperoxidase and il-18 levels in patients with acute exacerbation of chronic obstructive pulmonary disease and its relationship with the course of exacerbations
YUSUF YÜMER
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2019
Göğüs HastalıklarıHatay Mustafa Kemal ÜniversitesiGöğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. CENK BABAYİĞİT
- Kronik otitis media şiddetinde serum periostin değerlerinin kullanılabilirliği
Usefulness of serum periostin in assesing severity of chronic otitis media severity
SAMET ÇAĞRI COŞKUN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2019
Kulak Burun ve BoğazSağlık Bilimleri ÜniversitesiKulak Burun Boğaz ve Baş-Boyun Cerrahisi Ana Bilim Dalı
DR. YALÇIN ALİMOĞLU
- Kronik otitis media'lı hastalarda periostin, fibronektin ve tenaskin-c seviyelerinin değerlendirilmesi
Evaluation of periostin, fibronectin and tenascin-c levels in patients with chronic otitis media
MEHMET BİRİNCİ
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2019
Kulak Burun ve BoğazRecep Tayyip Erdoğan ÜniversitesiKulak Burun Boğaz ve Baş-Boyun Cerrahisi Ana Bilim Dalı
DR. ÖĞR. ÜYESİ SUAT TERZİ
PROF. DR. ENGİN DURSUN