Geri Dön

Ocak 2005 – Eylül 2010 tarihleri arasında hastanemizde safra kesesi taşı tespit edilen 0-18 yaş arası hastaların geriye dönük değerlendirilmesi

A retrospective evaluation of children with gallstone aged 0-18 years between January 2005 and September 2010

  1. Tez No: 710223
  2. Yazar: MİRAÇ YILDIRIM
  3. Danışmanlar: PROF. DR. SELİM GÖKÇE
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları, Child Health and Diseases
  6. Anahtar Kelimeler: Safra kanalı taşları, Safra kesesi, Safra kesesi taşları, Seftriakson, Ursodeoksikolik asit, Gallbladder, Ceftriaxone, Ursodeoxycholic acid
  7. Yıl: 2010
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Sağlık Bakanlığı
  10. Enstitü: Ankara Dr. Sami Ulus Kadın Doğum Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi
  11. Ana Bilim Dalı: Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Amaç: Hastanemizde safra kesesi taşı tespit edilen çocuk hastaların yaş, cinsiyet, risk faktörleri, klinik özellikleri, laboratuar bulguları, komplikasyon gelişimi, uygulanan tedavileri tespit edilerek hastalığın seyrinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve yöntem: Ocak 2005- Eylül 2010 tarihleri arasında çeşitli nedenlerle yapılan abdominal ultrasonografi sonucu safra kesesinde taş saptanan 124 hasta çalışmamızda değerlendirildi. Çalışmamızda hastalar 2 gruba ayrıldı. Safra taşı ile potansiyel ilişkili semptomlara sahip olan hastalar semptomatik gruba, olmayan hastalar asemptomatik gruba dahil edildi. İstatistiksel değerlendirme SPSS 16.0 istatistik programı kullanılarak yapıldı. Bulgular: Safra taşı tespit edilen toplam 124 hastanın 63 (%51)'ü kız, 61 (%49)'i erkekti. Tüm hastaların ortalama yaşı 8.2 ± 4.6 yıl (aralık 0.1-18 yıl) idi. Hastaların 73 (%59)'ü asemptomatik, 51 (%41)'i semptomatikti. Hastalar veya aileleri tarafından bildirilen semptomlar arasında en sık olanlar 46 hastada karın ağrısı (%90), 46 hastada kusma (%90), 12 hastada ateş (%24), 11 hastada huzursuzluk (%22)'tu. Risk faktörü saptanan hasta sayısı 59 (%48) idi. Geri kalan 65 (%52) hastada ise altta yatan herhangi bir sebep bulunamadı. Çalışmamızda yapılan laboratuar testlerinin hiçbiri safra taşı tespitinde doğrudan tanısal özellikli olarak bulunmamıştır. En az 2 kez poliklinik kontrolüne gelen 96 hastadan 16 (%17)'sında komplikasyon saptandı. Asemptomatik hasta grubunda klinik takiplerine gelen 59 hastadan 2'sinde komplikasyon gelişirken (%3), semptomatik hasta grubunda klinik takiplerine gelen 37 hastadan 14'ünde komplikasyon gelişti (%38). Asemptomatik hasta grubunda semptomatik hasta grubundan çok daha az komplikasyon geliştiği gözlendi (P<0.001). Hastaların 51 (%53)'ine medikal tedavi olarak ursodeoksikolik asit tedavisi verildi. Ursodeoksikolik asit tedavisi alıp klinik takibi yapılabilen 46 hastadan 15 (%33)'inde taş rezolüsyonu gelişirken, 31(%67)'inde taş rezolüsyonu görülmedi. Ursodeoksikolik asit tedavisi kullanımının taş rezolüsyonu gelişimi üzerine istatistiksel olarak anlamlı bir etkisi olmadığı görüldü (P=0.828). Klinik takibi mümkün olan 96 hastadan 30 (%31)'unda taş rezolüsyonu geliştiği görülürken 20 (%21) hastaya kolesistektomi uygulandı. Klinik takiplerine gelen 13 süt çocuğundan sadece 1'inde akut kolesistit geliştiği ve bu dönem hasta grubunda %54 gibi yüksek oranda taş rezolüsyonu geliştiği saptandı. Sonuçlar: Safra kesesi taşları çocukluk çağında gittikçe artan sıklıklarda tespit edilmektedir. Asemptomatik safra taşı olan çocukluk yaş grubunda komplikasyon yüzdesinin oldukça düşük olması bu grup hastalarda cerrahi olmayan konservatif tedavilerin güvenle kullanılabileceğini göstermektedir. Ursodeoksikolik asit istatistiksel olarak safra taşlarının rezolüsyonundaki etkinsizliği ve pahalılığı nedeniyle pediatrik hastaların tedavisinde önerilmemelidir. Süt çocukluğu döneminde düşük komplikasyon yüzdesi ve yüksek rezolüsyon yüzdeleri nedeni ile başlangıçta semptomatik olan süt çocuklarında bile cerrahi olmayan konservatif tedavilerin uygulanması uygun görünmektedir. Çocuklardaki sıklığı gün geçtikçe artan safra taşına uygun yaklaşımın belirlenebilmesi için çok daha geniş kapsamlı çalışmalara ihtiyaç vardır.

Özet (Çeviri)

Objectives: The aim of this study was to determine the course of the disease by determining the age, gender, risk factors, clinical characteristics, laboratory findings, complication development, and treatments of pediatric patients with gallstones detected in our children hospital. Materials and methods: Totally, 124 patients who were found to have stones in the gallbladder with abdominal ultrasonography performed for various reasons between January 2005 and September 2010 were evaluated in our study. The patients were divided into 2 groups as symptomatic and asymptomatic group. Statistical analysis was performed using the SPSS 16.0 statistical program. Results: Of the 124 patients with gallstones, 63 (51%) were female and 61 (49%) were male. The mean age at diagnosis was 8.2 ± 4.6 years (range 0.1-18 years). Seventy-three (59%) of the patients were asymptomatic and 51 (41%) were symptomatic. In symptomatic group, the most common symptoms were abdominal pain in 46 patients (90%), vomiting in 46 (90%), fever in 12 (24%), and restlessness in 11 (22%). Totally, 59 (48%) patients had a risk factor for gallstones. No underlying cause was found in the remaining 65 (52%) patients. None of the laboratory tests performed in our study were found to be directly diagnostic in the diagnosis of gallstones. Complication was detected in 16 (17%) of 96 patients who had the follow-up visit at least twice. Complications developed more in the symptomatic group than the asymptomatic group (P<0.001). They occurred in 2 (3%) of 59 patients in the asymptomatic group and in 14 (38%) of 37 patients in the symptomatic group. Fifty-one (53%) of the patients received ursodeoxycholic acid treatment. Resolution of gallstones developed in 15 (33%) of 46 patients who received ursodeoxycholic acid treatment. Ursodeoxycholic acid treatment did not have a statistically significant effect on resolution (P=0.828). Resolution of gallstones was observed in 30 (31%) of 96 patients on follow-up visits, and cholecystectomy was performed in 20 (21%) patients. Acute cholecystitis developed in only 1 of 13 infants, and resolution of gallstones as high as 54% developed during infancy. Conclusions: Gallstones are detected with increasing frequency in childhood. The fact that the complication rate is quite low in the asymptomatic group shows that non-surgical conservative treatments can be used safely in this group. Ursodeoxycholic acid should not be recommended for the treatment of pediatric gallstones due to its poor efficacy and high cost. Because of the low complication rate and high-resolution rate in infancy, it seems appropriate to apply non-surgical conservative treatments even in infants who are symptomatic at onset. Further comprehensive studies are needed to determine the appropriate approach for gallstones, the frequency of which is increasing day by day in children.

Benzer Tezler

  1. Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Servis'ine başvuran ilaç ile zehirlenme olgularının retrospektif değerlendirilmesi

    Retrospective evaluation of the drug poisioning cases admitted to the Emergency Department of Medical School of Ege University

    ESEN DOĞAN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2013

    İlk ve Acil YardımEge Üniversitesi

    Acil Tıp Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. MURAT ERSEL

  2. SBÜ İzmir DR. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları ve Cerrahisi SUAM yanık merkezinde yatarak tedavi gören yanık hastalarının epidemiyolojik özelliklerinin ve tedavi sonuçlarının analizi

    Analysis of the epidemiological features and treatment results of burns patients treated in SBU İzmir DR. Behçet Uz pediatric diseases and surgery SUAM burn center

    HÜNKAR ERDOĞAN

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2022

    Çocuk CerrahisiSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Çocuk Cerrahisi Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. ARZU ŞENCAN

  3. Üst gastrointestinal sistem kanamaları ve tedavi yöntemleri (322 olgunun incelenmesi)

    Başlık çevirisi yok

    LEVENT BOZATLI

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    1989

    Genel CerrahiAnkara Üniversitesi

    Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı

  4. Kateter kaynaklı kan dolaşımı enfeksiyonu etkenlerinin belirlenmesi ve biyofilm oluşumunun fenotipik ve genotipik yöntemlerle araştırılması

    Determination of etiologic agents of catheter related bloodstream infection and investigation of biofilm formation by phenotypic and genotypic methods

    SİBEL GÜMÜŞ

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2019

    MikrobiyolojiAkdeniz Üniversitesi

    Tıbbi Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. METE EYİGÖR

  5. Yenidoğanlarda metabolik asidoz ve/veya hiperamonemi ile karakterli kalıtsal metabolik hastalıklarda indirekt hiperbilirübinemi sıklığı

    Incidence of indirect hyperbilirubinemia in newborn infants with inherited metabolic diseases characterised by metabolic acidosis and/or hyperammonemia

    GÖKÇEN KARTAL ÖZTÜRK

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2015

    Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıHacettepe Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. AYŞE KORKMAZ TOYGAR