Üreteropelvik bileşke darlığı olan hastalarda tanısal yöntemler
Başlık çevirisi mevcut değil.
- Tez No: 70698
- Danışmanlar: Belirtilmemiş.
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Üroloji, Urology
- Anahtar Kelimeler: Hidronefroz, Üreter tıkanmaları, Üretra tıkanmaları, Hydronephrosis, Ureteral obstruction, Urethral obstruction
- Yıl: 1998
- Dil: Türkçe
- Üniversite: İstanbul Üniversitesi
- Enstitü: Tıp Fakültesi
- Ana Bilim Dalı: Üroloji Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
ÖZET Üreteropelvik bileşke darlığı obstrüksiyonu genellikle konjenital problemdir ve prenatal dönemden geriatrik sürece kadar herhangi bir zamanda görülebilir. Hayatın ilk yıllarında ortaya çıkan ve prenatal tespit edilen hidronefrozun her zaman obstrüksiyonla birlikte olmadığı, bunların bir kısmının non-obstrüktif dilatasyon olduğu bilinmektedir. Non-obstrüktif hidronefroza sahip ol- gulardaki dilatasyonun herhangi bir girişime gerek duymaksızın kendiliğinden kaybolduğu da bili nen bir gerçektir. Tanıya yönelik yöntemler tekniğe bağlı kısıtlılıklar nedeniyle tüm obstrüktif dilatasyonları non-obstrüktiflerden ayırmaktan uzaktır Çalışmamıza Mayıs 1998- Kasım 1998 tarihleri arasında ÜPB obstrüksiyonu tanısıyla öp ere edilen 20 hasta alınmıştır Böylece homojen bir populasyonun oluşturulmasına gayret edilmiştir. Hastalara preoperatif, peroperatif ve postoperatif tanı ve takip amaçlı yapılan radyolojik yöntemler, biokimyasal incelemeler, basınç akım çalışmaları ve histopatolojik tetkikler ; preop ve postop renal fonksiyon değişiklikleri ile yorumlanarak, kullanılan yöntemlerin obstrüksiyonu önceden belirleyebilme değerleri karşılaştırılmalı olarak incelenmiştir. Bulgular gözden geçirildiğinde DTPA sintigrafı ile toplayıcı sistemden diüretik etkisi ile izotop temizlenme yan zamanı ölçülerek elde edilen diüretik renografı verileri tüm hastalarda obstrüksiyon olduğunu göstermiştir. Renal histolojik değişikliklerin ortaya çıkması başlangıçtan itibaren sintigrafı ile saptanan fonksiyon kaybına yansımamaktadır. Yüzde 40'ın üzerinde fonksiyona sahip böbreklerin yaklaşık beşte birinin grade II-III gibi ciddi histolojik değişikliklere sahip olduğunun gösterilmesi bu görüşü desteklemektedir. Diüretik kullanımıyla obstrüktif tarafta ölçülen Rİ değerleri bazal ölçümlerle istatiksel ola rak anlamlı bir yükselme ortaya çıkarmamakla birlikte bazal ölçümlerle nonobstrüktif olduğu sonucuna varılan 4 hastanın ( % 66 ) diüretik sonrası obstrüktif bulunması, diüretik kullanımının yöntemin duyarlılığını arttırdığını göstermektedir. 100Basınç akım çalışması bizim kullandığımız şekliyle obstrüksiyonu ortaya koymaktan uzaktır. Diğer yöntemlerle basınç akım çalışması arasında anlamlı korelasyonlar bulunamamıştır. NAG veya P2 mikroglobulin gibi biyokimyasal belirleyiciler obstrüksiyon tanısı konul masında non- invazivlik açısından son derece çekici yöntemlerdir. Obstrüksiyona spesifik olmama ları ve preop-postop tanı ve takipte önemli olan mesaneden alınan idrardaki düzeylerinin düşük olması kullanılışlıklarını sınırlı tutmaktadır. Çalışmamızda incelenen yöntemlerden diüretik renografı hariç hiçbir yöntemin obstrüksiyonu, hastaların tümünde tanıyamadığı görülmektedir Cerrahi girişim karan birden fazla yöntem ve klinik tablo değerlendirilerek verilmiş olan olgularımızda obstrüksiyon varlığının preoperatif yüksek doğruluk payıyla konulmuş olduğu görülmektedir. Renal histolojik değişiklikler bunu desteklemektedir. Üst üriner sistem obstrüksiyonu tanısı konulmasında birden fazla yöntemin kombinasyonu ve klinik tablonun değerlendirilmesi günümüz şartlennda en doğru sonucu vermektedir. Bu sonuca ulaşmak için DTPA sintigrafi ve Doppler ultrasonografı ile biyokimyasal belirleyicilerin birarada kullanılması yanılma payını ihmal edilebilecek düzeye çekecek, göreceli olarak az invaziv bir kombinasyon oluşturacaktır. Çalışmamızdan çıkardığımız sonuçlar sonraki yıllarda yapılacak geç postoperatuar bulgu ların değerlendirmeye katılmasıyla daha sağlam temellere oturtulabilecektir. 101
Özet (Çeviri)
Özet çevirisi mevcut değil.
Benzer Tezler
- Üreteropelvik obstrüksiyon şüphesi olan olgularda renal sintigrafide farklı diüretik uygulama protokollerinin (F+20, F+0 ve F-15) karşılaştırılması
The Comparison between different diuretic application protocols (F+20, F+0 and F-15) in renal scintigraphy in cases which involve suspicion of ureteropelvic obstruction
ŞEYDA TÜRKÖLMEZ
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2000
Radyoloji ve Nükleer TıpGazi ÜniversitesiNükleer Tıp Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. TAMER ATASEVER
- Vezikoüreteral reflü ve üreteropelvik darlığın renal morfoloji üzerine etkileri (Karşılaştırmalı deneysel çalışma)
Başlık çevirisi yok
İSMAİL BAŞARAN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
1997
Genel CerrahiÇukurova ÜniversitesiGenel Cerrahi Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. ERBUĞ KESKİN