Geri Dön

Akut pulmoner emboli ciddiyetini gösteren belirteçler ile plazma alfa defensin 1 düzeyi arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi

Evaluation of the relationship between markers presenting the severity of acute pulmonary embolism and plasma alpha defensin 1 level

  1. Tez No: 674192
  2. Yazar: ADEM ÇELİK
  3. Danışmanlar: PROF. DR. ASİFE ŞAHİNARSLAN, DR. BURAK SEZENÖZ
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Kardiyoloji, Cardiology
  6. Anahtar Kelimeler: Alfa defensin 1, Biyobelirteçler, Defensin 1, Defensinler, Emboli, Emboli ve tromboz, Pulmoner emboli, Alpha defensin 1, Biomarkers, Defensin 1, Defensins, Embolism, Embolism and thrombosis, Pulmonary embolism
  7. Yıl: 2021
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Gazi Üniversitesi
  10. Enstitü: Tıp Fakültesi
  11. Ana Bilim Dalı: Kardiyoloji Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Pulmoner emboli (PE), ana pulmoner arter ve dallarına çeşitli materyallerin yerleşmesi sonucu meydana gelen hayatı tehdit eden klinik bir tablodur. Klinik pratikte akut PTE‟li hastalarda uygun tedavi yaklaşımını belirlemek için risk sınıflaması yapmak zorunludur. Yüksek riskli hastalarda görülen hemodinamik bozukluk ölüm riskini en fazla arttıran durum olarak karşımıza çıkmaktadır. Hemodinamik instabilite bulunmayan hastalarda klinik değerlendirme, biyokimyasal belirteçler ve görüntüleme yöntemleri kullanılarak kısa ve uzun dönem prognoz belirlenmektedir. Alfa defensin 1 farklı kardiyovasküler hastalıklarda pognostik önemi gösterilmiş, proinflamatuvar ve protrombojenik bir biyokimyasal belirteçtir. Daha önce alfa defensin 1 düzeyi ve akut pulmoner emboli arasındaki ilişkiyi gösteren bir çalışma bulunmamaktadır. Bu çalışmamızda acil servise akut PTE tanısı ile başvuran hastalar ile normal sağlıklı gönüllülerde serum alfa defensin 1 düzeylerini karşılaştırmayı ve aynı zamanda akut PTE‟li hastalarda kısa dönem mortalite belirteçleri ile plazma alfa defensin 1 düzeyleri arasındaki korelasyonu incelemeyi amaçladık. Çalışmamıza 65 akut PTE hastası ve 65 sağlıklı kontrol olgusu dahil edildi. Akut PTE tanısı konan hastalar, başvuru anındaki klinik durum, ekokardiyografik olarak saptanan sağ ventrikül disfonksiyon bulguları varlığı ve kardiyak biyobelirteçler kullanılarak yapılan risk sınıflamasına göre kategorize edildi. Tüm hastaların ve kontrol olguların serum örneklerinde alfa defensin 1 düzeyleri ölçüldü.Çalışmamızda akut PTE hastaları ve kontrol grubu arasında serum alfa defensin 1 düzeyleri açısından istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmadı. Ayrıca akut PTE‟li hastalarda kısa dönem mortalite belirteçleriyle serum alfa defensin 1 düzeyleri arasında da anlamlı korelasyon bulunamadı. Benzer şekilde her iki grup arasında cinsiyet ve yaş açısından da anlamlı bir fark saptanmadı. Akut PTE‟li hastalarda kontrol gruba göre hs-troponin T, NT-proBNP, CRP, WBC ve D-dimer değerleri anlamlı olarak yüksek saptanırken; sodyum, trombosit sayısı ve hemoglobin değerleri anlamlı olarak düşük saptandı. Aynı zamanda akut PTE‟li hastalarda kontrol gruba göre sağ kalp boşluk boyutları ve PAB değerleri anlamlı olarak daha yüksek saptanırken; TAPSE ise anlamlı olarak daha düşük saptandı. Ayrıca PTE grubunda RV/LV >1 üzeri saptanan hasta sayısı, kontrol grubuna göre anlamlı bir şekilde daha fazlaydı. Bunun yanında, akut PTE‟li hastalarda serum alfa defensin 1 düzeyleri ile NT-proBNP, hs-troponin T ve D-dimer düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki yoktu. Benzer şekilde; akut PTE‟li hastalarda serum alfa defensin 1 düzeyleri ile klinik skorlama sistemleri (PESİ ve sPESİ skorları) ve erken mortalite risk sınıflamasına göre yapılan gruplar arasında da anlamlı bir ilişki saptanmadı. Ayrıca, HT, DM, KAH, HPL ve kanser tanısı olan hastalarla, olmayan hastalar arasında serum alfa defensin 1 düzeyleri açısından herhangi bir anlamlı ilişki bulunamadı. Sonuç olarak çalışmamızda, akut PTE‟li hastalarla kontrol grup arasında serum alfa defensin 1 düzeyleri açısından anlamlı bir fark saptanmamıştır. Ayrıca, PTE‟li hastalarda kısa dönem mortalite belirteçleriyle serum alfa defensin 1 düzeyleri arasında da anlamlı bir ilişki saptanmamıştır. Çalışmamız, akut PTE hastalarında serum alfa defensin 1 düzeylerini inceleyen literatürdeki ilk çalışma olması açısından önem arz etmektedir.

Özet (Çeviri)

Pulmonary embolism is a life-threatening clinical entity that occurs as a result of partial or total occlusion of the main pulmonary artery and its branches. In clinical practice, risk stratification is mandatory in order to determine the appropiate treatment approach in patients with acute PTE. Hemodynamic instability is the major determinant of poor prognosis as well as short and longterm mortality. Clinical evaluation, biochemical markers and several imaging modalities are utilized to determine prognosis in patients without hemodynamic instability. Alpha defensin 1 is a proinflamatory and prothrombogenic biochemical marker which previously was shown to be prognosticly associated with different cardiovasculer diseases. There is no previous study showing the relationship between alpha defensin 1 level and acute pulmonary embolism. In this study, we aimed to assess serum alpha defensin 1 level in patient diagnosed with acute PTE in emergency room and normal healthy subjects, also to investigate its correlation with short-term mortality markers. We included 65 acute PTE patients and 65 healthy volunteers were included in this observational study. Acute PTE group were categorized according to their clinical status at presentation, presence of right ventricular dysfunction finding detected by echocardiography, and risk stratification using cardiac biomarkers such as brain natriuretic peptid and high sensitive troponin. Alpha defensin 1 level was measured in all paticipants. In our study, no statistically significant difference was found between the acute PTE patients and the control group in term of serum alpha defensin 1 levels. In addition, no significant correlation was found between short-term mortality markers and serum alpha defensin 1 levels in patients with acute PTE. Gender and age distrubution was similar between groups. Hs-troponin T, NT-proBNP, CRP, WBC and D-dimer levels were significantly higher in patients with acute PTE compared to the control group; while sodium, platelet count and hemoglobin levels were significantly low. Right heart dimensions and pulmonary artery pressure were higher in patients with acute PTE; whereas tricuspit annuler plane systolic excursion (TAPSE) was significantly lower. In addition, the number of patients with RV/LV> 1 was more prevelant in the patients group. In addition, there was no significant relationship between serum alpha defensin 1 levels and NT-proBNP, hs-troponin T and D-dimer levels, clinical scores (PESI and s PESI scores) and early mortality risk classification status. Moreover; no significant relationship was detected in patients with and without hypertension, diabetes mellitus, coronary artery diseases, hyperlipidemia and presence of any cancer in terms of serum alpha defensin 1 levels. In conclusion, there was no significant difference between groups in terms of serum alpha defensin 1 levels. Similarly serum alpha defensin 1 levels was not correlated with well established guideline recommended risk stratifiers in patients with PTE. To our knowledge, this was the first study examining serum alpha defensin 1 levels in patients with acute PTE.

Benzer Tezler

  1. Çocuklarda akut stres hiperglisemisinde hormonal değişikliklerin ve kısa süreli prognozun incelenmesi

    Başlık çevirisi yok

    AYGÜN DİNDAR

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    1987

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıklarıİstanbul Üniversitesi

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Hemşireliği Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. HÜLYA GÜNÖZ

  2. Kaza sonucu meydana gelen akut zehirlenmeler ve ilaç zehirlenmeleri

    Başlık çevirisi yok

    SELMA YURTDAŞ

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    1987

    Eczacılık ve FarmakolojiGazi Üniversitesi

    Kazaların Çevresel ve Teknik Araştırması Ana Bilim Dalı (disiplinlerarası)

    PROF. DR. ORHAN ASLANOĞLU

  3. Diyabetus mellitus'da gözlenen mikrovasküler komplikasyonların prostaglandinler ile olan ilişkisi

    The Relation of microvaskular complications observed in diabetes mellitus with prostoglandins

    CANAN NEBİGİL

    Doktora

    Türkçe

    Türkçe

    1985

    Eczacılık ve FarmakolojiCumhuriyet Üniversitesi

    Farmakoloji Ana Bilim Dalı

    YRD. DOÇ. DR. YUSUF SARIOĞLU

  4. Kadın genital bölgesi vajen ve serviks mikrobiyal flora dağılımı ve enfeksiyon etkeni patojen mikroorganizmaların tanımı

    The Distrubition of microbial flora of vagina nd cervix in women genital tract and description of pathooen microorganism which are infection agent

    NİHAL YÜCEL

    Yüksek Lisans

    Türkçe

    Türkçe

    1985

    MikrobiyolojiGazi Üniversitesi

    YRD. DOÇ. DR. GÜVEN URAZ