ST segment yükselmesi olmayan miyokart infarktüslü hastalarda geç dönem hastane yatışı gerektiren kalp yetersizliği öngördürücüleri
Predictors of late-term heart failure admissions in patients with myocardial infarction without ST segment elevation
- Tez No: 665689
- Danışmanlar: PROF. DR. AYŞE EMRE
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Kardiyoloji, Cardiology
- Anahtar Kelimeler: ST yükselmeli olmayan miyokart infarktüsü, kalp yetmezliği, sigara, Kalp hastalıkları, Miyokard enfarktüsü, ST segmenti, Sigara içme, myocardial infarction without persistent ST segment elevation, heart failure, smoking, Heart diseases, Myocardial infarction, ST segment
- Yıl: 2021
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
- Enstitü: İstanbul Dr. Siyami Ersek Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi
- Ana Bilim Dalı: Kardiyoloji Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Giriş: Yakın dönemde, özellikle girişimsel kardiyolojide gelişmelere bağlı olarak, ST segment yükselmesi olmayan miyokart infarktüslü (NSTEMI) olgularda, hastane içi prognozda iyileşme sağlanmakla beraber; bu vakalarda, geç dönem kalp yetersizliği ve buna bağlı mortalite ve morbidite önemini korumaktadır. Geç dönem prognoz belirlenmesinde ve tekrarlayan hastane yatışını azaltmak üzere, NSTEMI hastalarında, geç dönem kalp yetersizliği için bağımsız öngördürücülerin belirlenmesi bu açıdan fayda sağlayacaktır. Çalışmamızda NSTEMI hastalarında geç dönem hastane yatışı gerektiren kalp yetersizliği görülme sıklığı, bu hastaların temel özellikleri ve hastane içi tedavi stratejileri, geç dönem kalp yetersizliği öngördürücü bulguları ve bağımsız öngördürücülerin kalp yetersizliği gelişen hastalarda sağkalım eğrileri ile karşılaştırılması değerlendirilmeye çalışılmıştır. Metod: Şubat 2018 ve Aralık 2018 tarihleri arasında NSTEMI tanısı almış, hastaneye yatarak tetkik ve tedavisi gerçekleştirilmiş ardışık 719 hasta (ort. yaş 63.5±14.2 yıl, %64.1 erkek) analize alındı. Hastalar ortalama 272 gün takip süresiyle takip edildi. Kalp yetmezliği gelişme oranı, takip edilen hastaların, kalp yetmezliği gelişen ve gelişmeyen olarak temel değişkenleri, tedavi stratejileri ve klinik sonuçları belirlendi. Kalp yetmezliği bağımsız öngördürücü parametreleri tespit edildi ve kalp yetmezliği gelişen hasta grubu içerisinde sağkalım eğrileri gösterildi. Bulgular: Kalp yetmezliği gelişme sıklığı %17.1 olarak saptandı. Kalp yetmezliği gelişen hastaların uzun dönem takibinde mortalite ve nonfatal miyokart infarktüsü gelişimi anlamlı olarak daha fazla bulundu (log rank p<0.01). Sigara kullanım öyküsü (HR 0.51; %95 CI 0.24-1.05, p=0.04), başvuru killip sınıfı≥2 (HR 17.3; %95 CI 2.7-50.1, p<0.01) ve başvuru sol ventrikül ejeksiyon fraksiyonu <40 (HR 0.94; %95 CI 0.92-0.97, p<0.01) kalp yetmezliği gelişimi açısından bağımsız öngördürücü belirteçler olarak saptandı. Anlamlı bulunan öngördürücü belirteçler kalp yetmezliği gelişen hastalar içerisinde tekrar analiz edilerek kontrol edildi; sigara kullanmayan hastalarda sigara kullanan hastalara göre (log rank p=0.25), LVEF değerinin 40 ve altında olmasının da 40'ın üzerinde olmasına göre (log rank p=0.35) mortalite ve nonfatal MI üzerinde anlamlıya yakın değerde olduğu tespit edildi. Killip sınıfının 2 ve üzerinde olmasının da kalp yetmezliği gelişen hasta grubu içerisinde mortalite ve nonfatal MI üzerine anlamlı olduğu görüldü. Sonuç: Kalp yetmezliği gelişiminin uzun dönem klinik sonuçlar üzerine anlamlı etkisi olduğu ve bu hastalarda mortalite ve nonfatal MI geçirme oranının kalp yetmezliği gelişmeyen gruba göre fazla olduğu gözlendi. Başvuru killip sınıfı, başvuru ejeksiyon fraksiyonu ve sigara kullanımı bağımsız öngördürücü değerler olarak tespit edilirken; yüksek risk taşıyan bu hasta grubunun tespitinin öncelik taşıyacağı gözönüne alındığında, öngördürücü olarak saptanan bu parametrelerinin NSTEMI hastasıyla ilk karşılamada kolayca değerlendirilebileceği düşünüldü.
Özet (Çeviri)
Background: Recent advances in percutaneous revascularization techniques have improved in-hospital outcome in patients with myocardial infarction without persistent ST segment elevation (NSTEMI). Limited data exist on development of heart failure and related mortality and morbidity as a long-term outcome in NSTEMI patients. Thus, identifying predictors of heart failure in the long-term remains a significant issue. We investigated the prevelance and predictors of heart failure during long-term follow up of NSTEMI patients. Method: The study enrolled 719 consecutive patients hospitalized with a diagnosis of NSTEMI (average age 63.5±14.2 years, %64.1 male) between February 2018 and December 2018. These patients were monitored within average 272 days. The Study patients were divided into two groups according to the presence or absance of heart failure during long-term follow-up. In the patients whose rate of heart failure development is monitored, the main variables, treatment strategies and clinical outcomes are determined in terms of positive or negative heart failure. Independent predictor parameters of heart failure were determined and survival curves among the related patient group who developed a heart failure were shown. Results: Developing a heart failure frequency was found as %17.1. In the long term monitoring of patients with heart failure, mortality and non-fatal myocardial infarction were found to be meaningfully higher (log rank p<0.01). History of smoking (HR 0.51; %95 CI 0.24-1.05, p=0.04), apply killip class≥2 (HR 17.3; %95 CI 2.7-50.1, p<0.01) and apply left ventricular ejection fraction <40 (HR 0.94; %95 CI 0.92-0.97, p<0.01) were determined as the independent predictors in terms of developing heart failure. Significant predictive markers were re-analyzed and controlled among the patients who have developed heart failure; In non-smoking patients (log rank p=0.25) and LVEF value of 40 and below (log rank p=0.35) was found to be close to a significant value on mortality and nonfatal MI. Also it was observed that the killip class being 2 and above is a significant value on mortality and nonfatal MI among the patient group with heart failure. Conclusion: It was observed that the development of heart failure had a significant effect on long-term clinical outcomes, and the rate of mortality and nonfatal MI in these patients is higher than the group without heart failure. While Killip class, apply ejection fraction and smoking was determined as independent predictive values; when we consider that the determination of this high-risk patient group has a priority, those parameters which was determined as a predictor could be easily evaluated at the first sight with the patient who is NSTEMI.
Benzer Tezler
- Primer perkütan transkoroner anjiyoplasti ile tedavi edilen ST segment yükselmeli miyokard infarktüsünün erken ve geç dönem takip parametreleri ile işlem öncesi ADMA ve TNF?alfa ilişkisi
Early and late period follow-up parameters of ST segment elevation myocardial infarction treated with primary percutaneous transcoronary angioplasty and preoperative ADMA and TNF?alfa relation
AKAR YILMAZ
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2010
Kardiyolojiİstanbul ÜniversitesiKardiyoloji Ana Bilim Dalı
PROF. DR. BERRİN UMMAN
- Değişik derim zamanı ve önsoğutmanın Bursa siyahı incir çeşidinin meyve kalitesi ve pazarlama süresi üzerine etkileri
Effects of haruest time and precooling on fruit quality and shelf-life of the fig variety“Bursa siyahı”
FÜSUN GÜRSEL ÇELİKEL
- Polüsyonun bazı bitki hormonları içeriğine etkileri üzerinde bir araştırma
Başlık çevirisi yok
TACETTİN ÇİMEN