Androgenetik alopesi ve telogen effluvium tanılı kadın hastalarda saç ve saçlı deri trikoskopisi
Başlık çevirisi mevcut değil.
- Tez No: 637074
- Danışmanlar: YRD. DOÇ. DR. ÖZLEM ÖZBAĞÇIVAN
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Dermatoloji, Dermatology
- Anahtar Kelimeler: Alopesi, Dermoskopi, Kadınlar, Saçlar, Saçlı deri, Telogen effluvium, Trikoskopi, Alopecia, Dermoscopy, Women, Hair, Scalp, Telogen effluvium, Trichoscopy
- Yıl: 2020
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Dokuz Eylül Üniversitesi
- Enstitü: Tıp Fakültesi
- Ana Bilim Dalı: Deri ve Zührevi Hastalıklar Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Klinik olarak sıklıkla birbiri ile karıştırılan veya çoğu kez bir arada izlenen iki tablo olan“Androgenetik alopesi ve telogen effluvium tanılı kadın hastalarda saç ve saçlı deri trikoskopisi'' isimli bu araştırmada, günümüzde giderek artan sıklıkta kullanılan trikoskopi bulgularının tespiti ve bu iki tablodaki trikoskopik bulguların birbiriyle karşılaştırılması amaçlanmıştır. Elde ettiğimiz sonuçlar doğrultusunda,invazif olmayan bu tanı yönteminin KAGA ve TE'de kullanımının geliştirilmesi adına literatüre katkı sağlamayı ve daha uygun tedavi planları yapabilmek için yeterli kanıt düzeyini oluşturabilmeyi hedefledik. Araştırmamızda, Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi (DEÜTF) Deri ve Zührevi Hastalıklar Kliniği'ne Nisan 2018 – Aralık 2019 tarihleri arasında saç dökülmesi yakınması ile başvuran, yapılan incelemeler sonucunda Kadın tipi Androgenetik Alopesi (KAGA) veya Telogen Effluvium (TE) tanıları almış olan ve trikoskopik kayıtları bulunan 18 yaş ve üzerindeki tüm kadın hastalar değerlendirilmiştir. Araştırmaya 55 KAGA, 55 TE ve 30 KAGA+TE birlikteliği olmak üzere toplamda 140 hasta alınmıştır. Hastaların saç ve saçlı deri incelemelerinde kliniğimizde mevcut olan dijital dermoskop (MoleMax II, Viyana, Avusturya) kullanılmıştır. Çalışmadan elde edilen veriler ”SPSS 22.0" adlı standart programa kaydedilerek elde edilen verilerde p<0.05 değerleri anlamlı kabul edilmiştir. Araştırmamızda yer alan KAGA ve TE gruplarında demografik özellikler açısından istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptanmamıştır. Hastalık süresi KAGA için 75±79 (6-360) ay ve TE için 38±38 (6-120) ay olarak hesaplanmıştır. Trikoskopik bulgular frontal ve oksipital alanlarda ayrı ayrı değerlendirilmiştir. Tek kıl folikül ünitesindeki terminal kıllar ve vellüs kıllar %25'lik dilimlere ayrılarak hesaplanmıştır. Frontal bölgede terminal kılların artışı KAGA grubunda istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha yüksek saptanmıştır (p<0.001). Tek kıl folikül ünitesinde yer alan ikiden az terminal kıl sayısı oranı karşılaştırıldığında; KAGA olgularında çam ağacı paternine uyacak şekilde %76-100 oranında ikiden az terminal kıl sayısı TE'ye kıyasla daha yüksek oranda bulunmuştur. Frontal bölgede vellüs kılların artışı açısından yapılan değerlendirmede de, KAGA olgularında vellüs kıl sayısında TE'ye kıyasla anizotrikozisi gösterecek şekilde %25 oranından %100 oranına kadar uzanan bir artış izlenmiştir (p<0.001). Saç dökülmesi tipleri ile yeni uzamakta olan saçlar arasında anlamlı bir ilişki görülmemiştir. KAGA'da foliküler minyaturizasyon (p<0.001), bal peteği görünümü (<0.001), sarı (p=0.004) ve beyaz noktalar (p=0.002) TE'ye göre daha sık izlenirken; TE'de basit kırmızı düğümler (p=0.003) KAGA'ya göre anlamlı olarak yüksek oranda tespit edilmiştir. Kıl çapı heterojenitesinde %20'den fazla farklılık izlenmesi anlamına gelen anizotrikozis 55 hastanın 54'ünde pozitif izlenirken, KAGA'nın patognomonik bulgusu olarak kabul edilmiştir. Oksipital bölgede terminal kılların artışı KAGA grubunda istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha yüksek saptanmıştır (p<0.001). Hormonal duyarlılığınoksipital alanda azaldığı KAGA'nın aksine, TE olgularında difüz incelmenin göstergesi olarak tek kıl folikül ünitesinde ikiden az terminal kıl daha yüksek oranda saptanmıştır. Vellüs kılların artışı KAGA'lı olgularda TE'li olgulara oranla istatistiksel olarak anlamlı derecede daha yüksek düzeyde saptanmıştır (p<0.001). KAGA olgularında anizotrikozise ikincil vellüs kıl oranında artış oksipital alanda da devam etmektedir. KAGA'da foliküler minyatürizasyon görülme oranı TE'ye göre anlamlı derecede yüksek saptanmıştır (p<0.001). Bu bulgu hem oksipital alanda hem frontal alanda saptanan ortak bir bulgudur. Diğer foliküler paternler arasında yer alan sarı (p=0.006) ve beyaz noktalar (p<0.001) KAGA'da TE'ye oranla istatistiksel olarak anlamlı derecede fazla izlenmiştir. Perifoliküler paternlerden peripilar bulgu (p=0.013) ve perifoliküler skuam (p=0.004) oksipital bölgede TE'de KAGA'ya göre anlamlı derecede daha fazla izlenmiştir. İnterfoliküler bir patern olan bal peteği görünümü KAGA'da (p<0.001); basit kırmızı düğümler ise TE'de (p=0.003) anlamlı derecede yüksek oranda saptanmıştır. Araştırmamız KAGA ve TE ayırıcı tanısı için frontal alan ile oksipital alan trikoskopik bulgularının bir arada incelendiği ilk çalışmadır. Saç hastalıklarının ayırıcı tanısında kullanılabilecek trikoskopik veriler arttıkça, hem invazif tanı yöntemlerine olan gereksinim azalacaktır hem de hasta için tanı aşaması daha konforlu hale gelecektir. Bunun yanı sıra hastalığın prognozunu belirlemede ve tedaviyi etkin yönetmede de bu veriler kullanılabilecektir. Araştırmamızın sonuçları aynı zamanda tanısında en çok güçlüğün yaşandığı erken evre KAGA ve TE ayrımı için de yardımcı ipuçları içermektedir. Sonuç olarak trikoskopi, saç hastalıklarının ayırıcı tanısında umut vaat edici bir araç olarak karşımıza çıkmaktadır. Elde ettiğimiz verilerin klinik pratikte uygulanabilirliğinin gözlenmesi açısından gelecekte yapılacak olan çok merkezli, geniş çaplı, prospektif çalışmalara ihtiyaç bulunmaktadır.
Özet (Çeviri)
In this research titled“Hair and scalp trichoscopy in women diagnosed with androgenetic alopecia (AGA) and telogen effluvium (TE)”, which are the two conditionsthat are clinically inseparable or diagnosed simultaneously, was aimed to determine and compare the trichoscopic findings,which is being used more frequently nowadays. According to the results obtained, we intended to contribute to the literature in order to improve the use of this non-invasive diagnostic method in AGA and TE, and to have a sufficient level of evidence to make more appropriate treatment plans. All female patients aged 18 years and older who applied to theDokuz Eylul University Faculty of Medicine (DEUFM),Department of Dermatology and Venerology between April 2018 - December 2019with the diagnoses of Female type Androgenetic Alopecia (FAGA) or Telogen Effluvium (TE) and who had trichoscopic recordswere evaluated in our study. A total of 140patients, 55 FAGA, 55 TE and 30 FAGA+TE were included in the study.Hair and scalp of the patients were evaluated by the digital dermoscope present in our clinic (MoleMax II, Vienna, Austria).Data obtained from the study were recorded to the standard“SPSS 22.0”programme and all p values <0.05 were accepted as statistically significant. No statistically significant differences were found in demographic features between the FAGA and TE groups in the study. Disease duration was calculated as 75 ± 79 (6- 360) months for FAGA; and 38 ± 38 (6-120) months for TE. Trichoscopic findings were evaluated separately in the frontal and occipital areas. Terminal hairs and vellus hairs in the single hair follicle unit were calculated by dividing into 25% slices. Increased terminal hairs in the frontal region was found to be significantly higher in the FAGA group (p <0.001). When the ratio of less than two terminal hair count in the single hair follicle unit was compared; itwas found to be higherin FAGA than in TE,with a ratio of %76-100,resembling the Christmas tree pattern.In the evaluation of increase of vellus hairs in the frontal region, an increasein the number of vellus hairs,which indicates the anisotrichosis,ranging from 25% to100%was foundin FAGA cases compared to TE cases (p <0.001).There was no significant relationship between the hair loss types and newly growing hairs. While follicular miniaturization (p <0.001), honey-comb appearance (<0.001), yellow (p = 0.004) and white dots (p = 0.002) were more frequently observed in FAGA than in TE; simple red loops (p = 0.003) were significantly higher in TE. Anisotrichosis, which means more than 20% difference in hair diameter heterogeneity, was observed positive in 54 of 55 patients, and was accepted as the pathognomic finding of FAGA.Increase of terminal hairs in the occipital region was statistically significantly higher in the FAGA group(p <0.001). Unlike FAGA, in which a decreased hormonal sensitivity present in the occipital area, less than two terminal hairs in the single hair follicle unit,as an indicator of diffuse thinning,were detected significantly higher in TE. The increase in vellus hairs was found to be statistically significantly higher in patients with FAGA than in patients with TE (p <0.001). In FAGA cases, the increase in the ratio of vellus hairs as a result of anisotrichosis continues in the occipital area. The ratio of follicular miniaturization was found to be significantly higherin FAGA than in TE (p <0.001). This was a common finding both in the occipital area and in the frontal region.Among the other follicular patterns, yellow (p = 0.006) and white dots (p <0.001)were statistically significantly higher in FAGA than in TE. Regarding the perifollicular patterns, brown peripiral sign (p = 0.013) and peripilar scale (p = 0.004) in the occipital region were significantly higher in TE than in FAGA. Honey-comb pattern, which is an interfollicular pattern, was significantly higher in FAGA (p <0.001), whereas simple red loops were significantly higher in TE (p = 0.003). Our study is the first to examine the trichoscopic findings of frontal area and occipital area together for the differential diagnosis of FAGA and TE. As the trichoscopic data that can be used in the differential diagnosis of hair diseases increase, both the need for invasive diagnostic methods will decrease and the diagnosis phase will be more comfortable for the patient. Besides that, these data may be used to determine the prognosis of the disease and to manage the treatment effectively. The results of our study also include helpful tips for the differential diagnosis of early stage FAGA and TE, which are the most difficult to separate. As a conclusion, trichoscopy appears as a promising tool in the differential diagnosis of hair diseases.Prospective controlled studies with larger case series are necessary to validate the results of our study and to evaluate the exact clinical significance.
Benzer Tezler
- Sikatrisyel olmayan alopesilerde trikoskopik bulgular ve alopesi aktivitesi, şiddeti ve klinik alt tipi ile ilişkisi
trichoscopic findings in noncicatricial alopecia and correlations with disease activity, severity and clinical subtype
MELİKE KİBAR
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2011
DermatolojiDokuz Eylül ÜniversitesiDeri ve Zührevi Hastalıklar Ana Bilim Dalı
PROF. DR. ŞEBNEM AKTAN
- Alopesi areata, androgenetik alopesi ve telogen effluviumdan oluşan saç kaybı ile giden sayrılıkların etyolojisinde stresli yaşam olaylarının varlığının değerlendirilmesi, bu gruplardaki anksiyete ve depresyon belirtilerinin kendi aralarında ve sağlıklı gönüllülerden oluşan kontrol grubu ile karşılaştırılması
Evaluating the role of stresfull life events for patients with alopecia areata, androgenetic alopecia and telogen effluvium, comparing depression, anxiety symptoms and life quality between these patients and healthy control groups
NECLA DOLAŞ
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2014
DermatolojiDokuz Eylül ÜniversitesiDermatoloji Ana Bilim Dalı
PROF. DR. TURNA İLKNUR
- Alopesi areata, androgenetik alopesi ve telogen effluvium tanılı hastalarda saç ve saçlı deri dermatoskopisi
Hair and scalp dermatoscopy in patients diagnosed with alopecia areata, androgenetic alopecia and telogen effluvium
DİLARA TÜYSÜZ
- Saçlı deri tutulumu gösteren dermatozlarda dermoskopik özellikler
Dermascopical characteristics of disorders displaying scalp involvement
YELDA ERDEMİR
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2010
DermatolojiDokuz Eylül ÜniversitesiDeri ve Zührevi Hastalıklar Ana Bilim Dalı
PROF. DR. AYŞE ŞEBNEM ÖZKAN
- Androgenetik alopesi, alopesi areata ve telogen effluviumda trikodini varlığının araştırılması
Başlık çevirisi yok
CANAN SAVAŞ