Aşikar ve subklinik hipotiroidili hastalarda eşlik eden safra kesesi taşı sıklık oranı
Overt and subclinical hypothyroidism in patients with concomitant gall bladder stone frequency rate
- Tez No: 632559
- Danışmanlar: DOÇ. DR. MUAMMER BİLİCİ
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: İç Hastalıkları, Internal diseases
- Anahtar Kelimeler: Hipertiroidizm, Kolelityaz, Safra kesesi hastalıkları, Safra taşları, Tiroid bezi, Tiroid hastalıkları, Hyperthyroidism, Cholelithiasis, Gallbladder diseases, Gallstones, Thyroid gland, Thyroid diseases
- Yıl: 2020
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi
- Enstitü: Tıp Fakültesi
- Ana Bilim Dalı: İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Giriş ve Amaç: Tiroid hormon bozuklukları içinde hipotiroidi, sık görülmesi ve artmış mortalite ve morbidite riski nedeniyle güncelliğini koruyan bir hastalıktır. Tiroid hormonları vücudun tüm sistemlerini etkilemekle birlikte, eksikliği durumunda başta kardiyovasküler hastalıklar olmak üzere dislipidemi, obezite gibi diğer hastalıkları da beraberinde getirmektedir. Hipotiroidi durumunda özellikle enzimatik düzeyde lipitlerin yıkımının azalması ve reseptör düzeyinde hücre içine LDL kolesterol alımının azalması, serum lipitlerinin artmasına neden olmaktadır. Artan serum lipitleri vücuttan uzaklaştırılırken safraya atılmakta ve safra yoğunluğunun artmasına yol açmaktadır. Aynı zamanda azalan tiroid hormonları oddi sfinkteri relaksasyonunu geciktirerek safra stazına yol açmakta ve tüm bunlar safra kese taşlarının oluşum sıklığının artmasına sebep olmaktadır. Çalışmamızda hipotiroidi ile safra kese taşı oluşumu arasındaki ilişkiyi değerlendirmek amaçlanmıştır. Materyal ve Metod: Çalışmaya Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Tıp Fakültesi hastanesi' ne Ocak 2013 - Haziran 2019 tarihleri arasında başvuran, 18 yaş üstü, herhangi bir nedenden dolayı abdomen ultrasonografi yapılan 604 sayıda kadın ve 367 sayıda erkek olmak üzere toplam 971 sayıda hasta dahil edildi. Dışlama kriteri, hipertiroidi ve malignite tanıları ile kolesistektomi yapılmış olması olarak belirlendi. Verilerin demografik özellikleri, tiroid fonksiyon testleri, kan lipit düzeyleri ve biyokimyasal parametreleri incelendi. Ultrasonografi bulgularına göre safra kese taşı olup olmamasına göre hasta ve kontrol grubu olarak sınıflandırıldı. Verilerin daha önceden sahip oldukları hastalıkları, geçirdikleri operasyonlar ve kullanmakta olduğu ilaçlar sorgulandı. İstatistiksel inceleme, SPSS 19.0 programı kullanılarak yapıldı. Hesaplanan analizlerde p<0,05 anlamlı kabul edildi. Bulgular: Çalışmamızın sonuçlarına göre, safra taşı görülme oranı %14,4 bulundu. Safra kese taşı olanlarda, TSH 4 mIU/L ve üzeri değerlere sahip olanların oranı %11,4 idi. Serum TSH düzeyleri ile safra kese taşı arasında bir ilişki bulunmadı. Safra taşı olan grubun yaş ortalaması kontrol grubuna göre anlamlı olarak yüksek bulundu. Ayrıca çalışmamızın sonucuna göre kadınlarda taş gelişme oranı erkek cinsiyet ile karşılaştırıldığında daha yüksek bulundu. Hasta ve kontrol grubunda serum LDL kolesterol ve trigliserid düzeyleri benzer bulunurken, hasta grubunda HDL kolesterol düzeyleri düşük, kontrol grubunda ise total kolesterol düzeyleri yüksek bulundu. TSH düzeyi 4 mIU/L ve üzeri olanlarda istatistiksel anlamlı olarak serum total kolesterol ve LDL kolesterol düzeyleri daha yüksek saptandı. Ayrıca benzer şekilde safra kese taşı olan hastalarda artmış serum TSH seviyesi ile serum LDL kolesterol düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki olduğu görüldü (p<0.05). Sonuç: Hipotiroidi ile dislipidemi arasındaki ilişki uzun zamandır araştırılan bir konu olup, literatürde bu konuda yapılmış birçok çalışma mevcuttur. Bu çalışmalara paralel olarak, bizim çalışmamızın sonuçları artmış TSH düzeylerinin eşlik ettiği safra kese taşı gelişmiş olgularda anlamlı olarak serum LDL kolesterol düzeylerinde yükseklik olduğunu göstermektedir. Hiperkolesteroleminin, safra taşı oluşumunda temel rol oynaması ve tiroid fonksiyon bozuklukları ile dislipideminin nedensel ilişkiselliği hipotiroidinin, safra kese taşı için bir risk faktörü olarak değerlendirilmesine yol açmıştır, ancak bizim çalışmamızın sonuçları bu hipotezi desteklememektedir. Bununla birlikte safra kese taşı olanlarda klasik risk faktörlerinden dislipideminin eşlik ettiği hastalarda subklinik veya aşikar hipotiroidi varlığı taramasını önermekteyiz. Sonuç olarak, hipotiroidi hastalarında tedavi hedef değerlerine ulaşılması, dislipidemi üzerine olumlu etkilerinden dolayı muhtemel safra kese taşı oluşum riskinin azaltılmasına katkı sağlayabilir.
Özet (Çeviri)
Background and aims: Hypothyroidism among thyroid hormone disorders is a disease that remains current due to its frequent occurrence and increased risk of mortality and morbidity. Although thyroid hormones affect all systems of the body, in case of deficiency, it also brings with it other diseases such as dyslipidemia, obesity, especially cardiovascular diseases. In the case of hypothyroidism, the destruction of lipids, especially at the enzymatic level, and the reduction of LDL cholesterol uptake into the cell at the receptor level, leads to an increase in serum lipids. As the increased serum lipids are removed from the body, they are thrown into the bile and lead to increased bile density. At the same time, thyroid hormones directly affect the oddi sphincter relaxation, causing bile stasis, and all this leads to increased frequency of formation of bile sac stones. In our study, we aimed to evaluate the relationship between gallstones in patients with hypothyroidism. Materials and methods: The study included a total of 971 people, including 604 women and 367 men over the age of 18 who underwent abdominal ultrasonography for any reason, who applied to Zonguldak Bülent Ecevit University Medical Faculty hospital between January 2013 and June 2019. Acceptance criteria were determined as the diagnosis of hyperthyroidism and malignancy. Demographic features, thyroid function tests, blood lipid levels and biochemical parameters of the data were examined. According to the findings of ultrasound, it was classified as a patient and control group according to the presence of gallstones. The previous chronic diseases of the data, the operations they had undergone, and the medications they used were questioned. Statistical analysis was done using SPSS 19.0 program. The calculated p <0.05 was considered significant. Results: According to the results of our study, the rate of gallstones was found to be 14.4%. In those with gallstones, the rate of those with TSH 4 mIU / L and above was 11.4%. There was no relationship between serum TSH levels and gallstones. The mean age of the gallstone group was significantly higher than the control group. In addition, according to the results of our study, the rate of stone development in women was higher compared to male gender. While serum LDL cholesterol and triglyceride levels were similar in the patient and control groups, HDL cholesterol levels were low in the patient group and total cholesterol levels in the control group. Serum total cholesterol and LDL cholesterol levels were found to be statistically significant in those with TSH level of 4 mIU / L and above. In addition, a similar relationship between increased serum TSH levels and serum LDL cholesterol levels in patients with gallstones is noteworthy (p <0.05). Conclusion: The relationship between hypothyroidism and dyslipidemia has been a subject that has been investigated for a long time, and there are many studies on this subject in the literature. In parallel with these studies, the results of our study show that there is a significant elevation in serum LDL cholesterol levels in patients with developed gallstones accompanied by increased TSH levels. The fact that hypercholesterolemia plays a fundamental role in gallstone formation and the causal relationship between thyroid dysfunction and dyslipidemia has led to the evaluation of hypothyroidism as a risk factor for gallstones, but the results of our study do not support this hypothesis. However, we recommend screening for the presence of subclinical or overt hypothyroidism in patients with gall bladder stones, accompanied by dyslipidemia, which is one of the classical risk factors. Consequently, achieving treatment target values in patients with hypothyroidism may contribute to reducing the risk of possible gallbladder stone formation due to its positive effects on dyslipidemia.
Benzer Tezler
- Hashimoto tiroiditi tanılı pediatrik hastalarda eşlikeden otoimmün hastalıkların sıklığının araştırılması
Autoimmune diseases accompanying hashimoto's thyroiditis in pediatric patients
GİZEM GENCAN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2021
Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıSağlık Bilimleri ÜniversitesiÇocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
PROF. DR. BANU ÇELİKEL ACAR
- Keçiören Eğitim ve Araştırma Hastanesinde hashimoto tiroiditi tanısı ile takip edilen çocukların değerlendirilmesi
Evaluation of children diagnosed with hashimoto thyroiditis in Keçioren Training and Research Hospital
ECE GÖKÇE
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2017
Çocuk Sağlığı ve HastalıklarıSağlık Bilimleri ÜniversitesiÇocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. AYSUN ÇALTIK YILMAZ
- Subklinik hipertiroidi tanılı hastaların klinik seyrinin değerlendirilmesi
Evaluation of the clinical progress of patients diagnosed with subclinical hyperthyroidism
ELİF SELİN YENİDOĞAN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2022
İç Hastalıklarıİstanbul Medeniyet Üniversitesiİç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
DR. ÖĞR. ÜYESİ BÜLENT CAN
PROF. DR. HANDAN ANKARALI
- Haşimoto tiroiditi tanısı alan çocuk hastaların tanı anındaki ve izlemdeki klinik, laboratuvar ve görüntüleme özelliklerinin retrospektif değerlendirilmesi
Evaluation of clinical, laboratory, and imaging characteristics of pediatric patients diagnosed with hashimoto's thyroiditis at diagnosis and follow-up: a retrospective study
ABDULLAH ASLAN
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2024
Çocuk Sağlığı ve Hastalıklarıİnönü ÜniversitesiÇocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. EMİNE ÇAMTOSUN
- Geriatrik hastalarda tiroid fonksiyonlarının kırılganlık üzerine etkilerinin Edmonton ve FRAIL kırılganlık ölçekleri ile değerlendirilmesi
Evaluation of the effects of thyroid functions on frailty in geriatric patients with Edmonton and FRAIL frailty scales
GALİP CAN UYAR
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2021
Endokrinoloji ve Metabolizma HastalıklarıSağlık Bilimleri Üniversitesiİç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. MUSTAFA KEMAL KILIÇ