Geri Dön

20-24. gebelik haftasında yapılan uterin arter doppler incelemesinde direnç artışının geçirilmiş sezaryen öyküsüyle ilişkisinin değerlendirilmesi ve bunun gelişebilecek gebelik komplikasyonları açısından risk hesaplamasındaki etkinliğinin belirlenmesi

Evaluation of the relationship between previous cesarean history and resistance increase in uterine artery doppler examination during 24-28th gestational weeks and determination of its effectiveness in risk calculation in terms of possible pregnancy complications

  1. Tez No: 632438
  2. Yazar: DİLAN AZİZOĞLU
  3. Danışmanlar: DR. SIDIKA SİBEL GÜLOVA
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Kadın Hastalıkları ve Doğum, Obstetrics and Gynecology
  6. Anahtar Kelimeler: Uterin arter doppleri, erken diastolik notch, geçirilmiş sezaryen, uterin skar, preeklampsi, IUGR, Arterler, Fetal gelişme geriliği, Gebelik, Sezaryen operasyonu, Skar, Ultrasonografi-doppler, Uterus, Uterine artery doppler, pulsatility index, early diastolic notch, previous cesarean section, uterine scar, preeclampsia, IUGR, Arteries, Fetal growth retardation, Pregnancy, Pre-eclampsia, Cesarean section, Cicatrix, Ultrasonography-doppler, Uterus
  7. Yıl: 2020
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
  10. Enstitü: İstanbul Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi
  11. Ana Bilim Dalı: Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

Amaç: Geçirilmiş sezaryen öyküsü olan ve olmayan gebelerde 20-24. gebelik haftasında yapılan uterin arter doppler ultrasonografi indekslerinin farklılık gösterip göstermediğinin ve uterin arter direncinde artış olup olmadığının değerlendirilmesidir. Eğer doppler parametrelerinde fark ve direnç artışı saptanırsa, bu artmış uterin arter direncinin preeklampsi, eklampsi, IUGR (intrauterin gelişme geriliği), IUFD (intrauterin fetal ölüm), preterm eylem gibi gebelik komplikasyonlarını attrırıp arttırmadığının araştırılması planlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Araştırmaya Şişli ve Sarıyer Hamidiye Etfal Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği'ne başvurmuş geçirilmiş sezaryen öyküsü bulunan 94 gebe ile ek hastalığı veya ek bir gebelik komplikasyonu olmayan, eski sezaryen öyküsü veya geçirilmiş uterin, tubal veya ovaryan operasyon öyküsü bulunmayan 94 gebenin dosyaları dahil edilmiştir. Gebelerin 20-24. gebelik haftaları arasındaki başvuruları incelenerek sağ ve sol uterin arter doppler ultrasonografisi indeksleri incelenmiş, ortalama indeksler hesaplanmış, tek veya çift taraflı erken diastolik notch varlığı not edilmiştir. Bu gebelik haftalarında ortalama PI için >95. persantil olan 1,45 değeri yüksek dirençli olguları belirlemek için sınır kabul edilmiştir. Takiben hastaların gebelik sonuçları; intrauterin gelişme geriliği (IUGR), preeklampsi veya eklampsi gelişimi, intrauterin fetal ölüm (IUFD) ve erken doğum gibi gebelik komplikasyonları, doğum şekli, bebeğin doğum ağırlığı ve varsa doğum sonrası gelişen fetal komplikasyonlar öğrenilerek kaydedilmiştir. Tüm sonuçlar ortalama±standart sapma olarak belirtilmiş ve P˂0.05 değeri istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir. Bulgular: 94 gebe kontrol, 94 gebe ise hasta grubu olmak üzere 188 gebe çalışmaya dahil edildi. Çalışmada yer alan 188 hastanın yaş aralıkları en düşük 18, en yüksek 40 yaşında olup, yaş ortalamaları 28,85 yıl olarak bulundu. Hasta grubunda yer alanların yaş ortalamalarının kontrol grubuna göre yüksek olması istatistiksel açıdan anlamlı bulundu (p<0,05). Hasta ve kontrol grubundaki gebelerin BMI değerleri dağılımları benzerdi (p>0,05). Hasta grubunda yer alan gebelerin sağ UA PI (p=0,000), sağ UA RI (p=0,000) ve sağ UA S/D (p=0,000) bulgu oranları, kontrol grubunda yer alan gebelerin oranlarından istatistiksel açıdan anlamlı yüksek bulundu (p<0,05). Çalışmada hasta grubunu oluşturan gebelerin sağ UA PI değerinin yüksek riskli görülme oranları, kontrol grubunda yer alan gebelerin oranlarından istatistiksel açıdan anlamlı yüksek bulundu (p=0,032, p<0,05). Gebelerin sağ UA notch bulguları, hasta grubunda yer alanlarda kontrol grubuna göre istatistiksel açıdan anlamlı yüksek bulundu (p=0,012, p<0,05). Hasta grubunu oluşturan gebelerin sol UA PI (p=0,000), sol UA RI (p=0,000) ve sol UA S/D (p=0,000) bulgu oranlarının, kontrol grubunda yer alan gebelerin oranlarından istatistiksel açıdan anlamlı yüksek olduğu saptandı (p<0,05). Hasta grubunu oluşturan gebelerin sol UA PI değerinin yüksek riskli görülme oranları, kontrol grubunda yer alan gebelerin oranlarından istatistiksel açıdan anlamlı yüksek bulundu (p=0,005, p<0,05). Gebelerin sağ UA notch bulgularının hasta grubunda yer alanlarda, kontrol grubuna göre istatistiksel açıdan anlamlı yüksek olduğu gözlendi (p=0,001, p<0,05). Hasta grubunu oluşturan gebelerin ortalama UA PI (p=0,000), ortalama UA RI (p=0,000) ve ortalama UA S/D (p=0,000) bulgu oranlarının, kontrol grubunda yer alan gebelerin oranlarından istatistiksel açıdan anlamlı yüksek olduğu tespit edildi (p<0,05). Hasta grubunu oluşturan gebelerin ortalama UA PI değerinin yüksek riskli görülme oranlarının, kontrol grubunda yer alan gebelerin oranlarından istatistiksel açıdan anlamlı yüksek olduğu gözlendi (p=0,001, p<0,05). Hasta ve kontrol grubundaki gebelerin komplikasyon varlığı dağılımları benzer bulundu (p>0,05). Kontrol grubunda yer alan gebelerin doğum ağırlığı oranları, hasta grubunda yer alan gebelere göre istatistiksel açıdan anlamlı yüksek bulundu (p=0,016, p<0,05). Sonuç: Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de sıklığı gittikçe artan sezaryen doğum, normal doğum eyleminin maternal veya fetal açıdan güvenle tamamlanamayacağı durumlarda hayat kurtarıcı olabilmektedir. Buna karşın gerekli olmadığı durumlarda sezaryen doğum uygulamasının maternal veya fetal açıdan yararını gösteren bir kanıt olmamakla birlikte sezaryenin bilinen ve hala araştırılmaya devam edilen pek çok olumsuz uzun dönem sonucu bulunmaktadır. Bu çalışmada geçirilmiş sezaryen öyküsünün sonraki gebelikte uterin arter direncinde artışa sebebiyet verip vermediği araştırıldı. Elde edilen bulguların çoğu çalışmanın hipotezini destekler nitelikte olup; geçirilmiş sezaryen öyküsünün olumsuz uzun dönem etkilerinden biri olarak sonraki gebeliklerde uterin arter direncini arttırarak daha sık obstetrik komplikasyona sebebiyet verebileceği sonucuna varılabilmektedir. Son yıllarda konu ile ilgili pek çok çalışma yapılmış olup benzer sonuçlar elde edilmiştir.

Özet (Çeviri)

Aim: It is planned to evaluate of the relationship between the increased resistance in the artery doppler analysis in 20-24th week of pregnancy with the history of previous cesarean section. If differences in doppler parameters and increased resistance are detected, it is planned to investigate whether this increased uterine artery resistance increases pregnancy complications such as preeclampsia, eclampsia, IUGR (intrauterine growth retardation), IUFD (intrauterine fetal death) and preterm labor. Material And Methods: The study was performed retrospectively on 94 pregnant women with previous cesarean history who applied to Şişli and Sarıyer Hamidiye Etfal Hospital Gynecology and Obstetrics Clinic and 94 pregnant women without previous cesarean history or previous uterine, tubal or ovarian operation history. By scanning the routine examination records between 20-24th weeks of gestation, right and left uterine artery doppler ultrasonography indices were examined, mean indexes were calculated, the presence of unilateral or bilateral early diastolic notch was noted. In these weeks of gestation, a limit of 1,45 with a mean value of >95th percentile for PI was accepted to identify resistant cases. Then the pregnancy outcomes of patients; pregnancy complications such as intrauterine growth retardation (IUGR), preeclampsia or eclampsia, intrauterine fetal death (IUFD) and preterm birth, and fetal complications developing after birth were recorded. Type of birth and birth weights were recorded. All results are stated as mean ± standard deviation and P˂0.05 value is considered statistically significant. Results: 188 pregnant women, 94 pregnant women as the study group and 94 pregnant women as the control group, were included in the study. The age ranges of 188 patients included in the study were 18 years old and 40 years old, and the average age was 28,85 years. The average age of the patients in the patient group compared to the control group was found statistically significant (p<0,05). Distribution of BMI values of pregnant women in the patient and control groups were similar (p>0,05). The findings of the right UA PI (p = 0,000), right UA RI (p = 0,000) and right UA S/D (p = 0,000) of the pregnant women in the patient group were found to be statistically significantly higher than the rates of the pregnant women in the control group (p<0,05). In the study, the right UA PI high-risk incidence of the pregnant women constituting the patient group was found to be statistically significantly higher than the rates of the pregnant women in the control group (p = 0,032, p <0,05). The right UA notch findings of the pregnant women were found to be statistically significantly higher in the patient group than the control group (p = 0,012, p <0,05). It was found that the rate of finding left UA PI (p = 0,000), left UA RI (p = 0,000) and left UA S/D (p = 0,000) of the pregnant women constituting the patient group was statistically significantly higher than the rates of the pregnant women in the control group (p <0,05). The rate of high risk of left UA PI in pregnant women constituting the patient group was found to be statistically significantly higher than the rates of pregnant women in the control group (p = 0,005, p <0,05). The right UA notch findings of the pregnant women were found to be statistically significantly higher in the patient group than in the control group (p = 0,001, p <0,05). The mean UA PI (p = 0,000), mean UA RI (p = 0,000) and mean UA S/D (p = 0,000) findings of the pregnant women constituting the patient group were found to be statistically significantly higher than the pregnants in the control group (p <0,05). The average UA PI high-risk incidence of the pregnant women constituting the patient group was found to be statistically significantly higher than that of the pregnant women in the control group (p = 0,001, p <0,05). Conclusion: As in the rest of the world, the increasing frequency of cesarean delivery in our country can be life-saving in cases where normal labor cannot be completed safely in maternal or fetal terms. However, there is no evidence of the maternal or fetal benefit of cesarean delivery when it is not necessary, but cesarean has many known long-term consequences that are still under investigation. In this study, it was investigated whether previous cesarean history caused an increase in uterine artery resistance in the next pregnancy. Most of the findings obtained support the hypothesis of the study and it can be concluded that one of the negative long-term effects of previous cesarean history may increase the incidence of obstetric complications in future pregnancies by increasing uterine artery resistance. Many studies on the subject have been done in recent years and similar results have been obtained.

Benzer Tezler

  1. Normal gebelerin takibinde renkli doppler ultrasonografinin yeri

    Başlık çevirisi yok

    TÖRE YAZMURADOV

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2006

    Radyoloji ve Nükleer TıpOndokuz Mayıs Üniversitesi

    Radyodiagnostik Ana Bilim Dalı

    PROF.DR. MUSTAFA BEKİR SELÇUK

  2. Gebelerde PAPP-A düzeyi ile doppler ultrason ölçümleri ve gebelik sonuçlarının karşılaştırılması

    Comparison of PAPP-A levels, doppler ultrasound measurements in pregnancies and obstetrical results

    SERDAR BALCI

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2010

    Kadın Hastalıkları ve DoğumDokuz Eylül Üniversitesi

    Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. SABAHATTİN ALTUNYURT

  3. Umbilikal arter dopplerinde diyastol sonu akım yokluğu veya ters akım varlığının klinik önemi

    Clinical significance of absent or reversed end diastolic velocity waveforms in umbilical artery

    EBRU AĞIRDEMİR

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2001

    Kadın Hastalıkları ve Doğumİstanbul Üniversitesi

    Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı

    DOÇ.DR. H. ERMİŞ

  4. Gebelikte 75 gram oral glukoz tolerans testinin fetal sol kalp miyokard performans indeksi ve diğer Doppler bulguları üzerine etkisinin değerlendirilmesi

    Evaluation of the effect of 75 gram oral glucose tolerance test on fetal left heart myocardial performance index and other Doppler findings in pregnancy

    ÇAĞRI KARABIYIK

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2024

    Kadın Hastalıkları ve DoğumKocaeli Üniversitesi

    Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı

    DR. ÖĞR. ÜYESİ YASEMİN DOĞAN

  5. Erken gebelik döneminde obstetrik ultrasonografi ve uterin arter doppler sonografik incelemenin gebelik prognozunu tahmin etmedeki etkinliği

    The effectiveness of obstetric ultrasonography and uterine artery doppler in predicting the early pregnancy outcome

    HAKAN SADE

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2006

    Kadın Hastalıkları ve DoğumZonguldak Karaelmas Üniversitesi

    Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı

    Y.DOÇ.DR. AYKUT BARUT