Geri Dön

Hipofiz adenomu saptanan hastalarda tiroid otoimmunitesi, ötiroid hashimoto tiroiditi sıklığı

Thyroid autoimmunity and euthyroid hashimoto thyroiditis frequancy in patients with pituitary adenoma

  1. Tez No: 494468
  2. Yazar: MEHMET EMİN BUDAK
  3. Danışmanlar: DOÇ. DR. AYŞE ÇARLIOĞLU
  4. Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
  5. Konular: Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları, Endocrinology and Metabolic Diseases
  6. Anahtar Kelimeler: Hipofiz adenomu, Hashimoto tiroiditi (HT), Tiroid otoimmunitesi, Adenomlar, Hashimoto hastalığı, Hipofiz bezi, Hipofiz hastalıkları, Hipofiz neoplazmları, Otoimmünite, Tiroid bezi, Tiroid hastalıkları, Tiroidit, Pituitary adenoma, hashimoto thyroiditis, thyroid autoimmunity, Adenoma, Hashimoto disease, Pituitary gland, Pituitary diseases, Pituitary neoplasms, Autoimmunity, Thyroid gland, Thyroid diseases, Thyroiditis
  7. Yıl: 2018
  8. Dil: Türkçe
  9. Üniversite: Sağlık Bilimleri Üniversitesi
  10. Enstitü: Erzurum Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi
  11. Ana Bilim Dalı: İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı
  12. Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
  13. Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.

Özet

ÖZET Hipofiz Adenomu Saptanan Hastalarda Tiroid Otoimmunitesi, Ötiroid Hashimoto Tiroiditi Sıklığı Amaç: Hipofiz adenomu saptanan hastalarda tiroid otoimmunitesi, ötiroid hashimoto tiroiditi birlikteliğinin değerlendirilmesi ve hipofiz adenomunun klinik ve laboratuvar bulgularla ilişkisinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Materyal ve Metod: Erzurum Bölge Eğitim ve Araştırma Hastahanesi'nde Endokrinoloji Polikliniği'ne ayaktan başvuran ve tanı anında tiroid oto antikorları istenen 67 prolaktinoma, 35 akromegali, 4 cushing hastalığı, 83 non-fonksiyonel hipofiz adenomu tanısı almış toplamda 189 birey çalışmaya alındı ve hasta grup olarak tanımlandı. Ek hastalığı olmayan benzer yaş ve cinsiyette, hipofiz MR'ında hipofiz adenomu saptanmayan ve çekilen hipofiz MR'ıyla eş zamanlı tiroid otoantikorları istenen 41 birey çalışmaya alındı ve kontrol grubu olarak tanımlandı. Toplam 230 birey retrospektif olan bu çalışmaya dahil edilmiştir. Hipofiz adenomu saptanan hastalar ve kontrol grubunu oluşturan katılımcıların demografik özellikleri, vücut kitle indeksi (VKİ), bel çevresi, hemogram, biyokimya, lipid profili, tiroid fonksiyon testleri, tiroid otoantikorları, hormonal parametrelerin düzeyleri, hipofiz adenom boyutu, total tiroid hacimleri hastane otomasyon sisteminden ve dosyaları gözden geçirilerek belirlendi. Bulgular: Gruplar arasında inceleme yapıldığında akromegali hastaları; kontrol grubu, non-fonksiyonel adenomlu hastalar ve prolaktinomalı hastalara göre vücut kitle indeksi(sırasıyla P=0.005, P=0.000, P=0.027), bel çevresi(sırasıyla P=0.001, P=0.000, P=0.000), açlık kan şekeri düzeyi(sırasıyla P=0.04, P=0.048, P=0.015) anlamlı derecede yüksek, HDL düzeyi anlamlı dercede daha düşük olduğu saptandı(sırasıyla P=0.035, P=0.012, P=0.007). Hipofiz adenomlu tüm hasta gruplarında LDL düzeyinin kontrol grubundan anlamlı derecede yüksek olduğu saptandı(P= <0.05).Cushing hastalığı tanısı almış hasta sayımız (n:4) az olduğundan bu grup için karşılaştırma yapılmamıştır. Tiroid otoantikorları açısından analiz yapıldığında hipofiz adenomlu hastalardaki Anti-TG ve Anti-TPO düzeyleri kontrol grubuna göre anlamlı düzeyde yüksek saptandı (sırasıyla P=0.011, P=0.000). Anti-TPO pozitifliği kontrol grubunda %7.3, non-fonksiyonel adenomlu hastalarda %18.1, prolaktinoma grubunda %13.4, akromegali grubunda %14.3 saptandı. Anti-TG pozitifliği kontrol grubunda %4.9, non-fonksiyonel adenomlu hastalarda %19.3, prolaktinoma grubunda %16.4, akromegali grubunda %22.9 saptandı. Hipofiz adenomlu tüm hastalarda anti-TG % 18.5 pozitif, anti-TPO % 15.9 pozitif saptandı. Hipofiz adenomlu tüm hastalarda Anti-TG pozitifliği kontrol grubuna göre(P=0.03) anlamlı derecede yüksek saptanmıştır. Hipofiz adenomlu hastalarda ötiroid hashimoto tiroiditi (HT) sıklığı %18.5, kontrol grubunda ise %2.4 olarak saptandı. Hipofiz adenomlu hastalarda ötiroid HT hastalığı sıklığı kontrol grubuna göre anlamlı düzeyde daha yüksek saptandı(P=0.01). Ötiroid HT hastalığı sıklığı akromegali hastalarında(%22.9), prolaktinoma hastalarında(%14.9) ve non-fonksiyonel adenomu olan hastalarda (%19.3) kontrol grubuna(%2.4) göre anlamlı düzeyde daha yüksek saptandı(sırasıyla P=0.006, P=0.037, P=0.01). Anti-TPO'nun hipofiz adenom varliği ile (r=0.210 P=0,001) ve Anti-Tg 'nin hipofiz adenomu varlığı ile (r=0.338 P=0,000) yapılan korelasyon analizinde anlamlı pozitif korelasyon izlendi. Anti-TPO ve Anti-Tg açısından hipofiz adenoma varlığı ile pozitif korelasyonun izlenmesi üzerine daha ileri düzeyde analiz için ROC analizi yapıldı Anti-TPO açısından yapılan ROC analizinde hipofiz adenomu öngörüsünde Anti-TPO≥ 9.25 için spesifite %79.9, sensitivite %58 saptandı. Anti-TPO'nun AUC değeri:65.8(P=0.001). Anti-Tg açısından yapılan ROC analizinde ise, hipofiz adenomu öngörüsünde Anti TG ≥ 17.75 için spesifite %74.6 sensitivite %74 saptandı. Anti-Tg AUC değeri:75.5 (P=0.000). Sonuç: Hipofiz adenomlu hastalarla kontrol grubu karşılaştırıldığında tiroid otoantikorlarının hasta grubunda anlamlı düzeyde yüksek olduğu olduğu görüldü.Çalışmamızda Ötiroid Hashimato trioditi ve hipofiz adenomu arasında güçlü bir birliktelik saptanmış olup, tiroid otoantikorlarının hipofiz adenomu etiyopatogenezinde rol oynayabileceğini düşünmekteyiz. Tiroid otoantikorlarının hipofiz adenomu etyopatogenezindeki olası rollerini aydınlatmaya yönelik daha kapsamlı çalışmalara ihtiyaç vardır.

Özet (Çeviri)

ABSTRACT Thyroid Autoimmunity and Euthyroid Hashimoto Thyroiditis Frequancy in Patients with Pituitary Adenoma Aim: The aim of this study were to evaluate the relation thyroid autoimmunity and euthyroid hashimoto thyroiditis in patients diagnosed with pituitary adenoma and association of pituitary adenoma with clinical and laboratory findings. Material and Methods: The retrospective study population included a total of 230 participants. A total of 189 patients (67 with prolactinoma, 35 with acromegaly, 4 with cushing disease and 83 with non-functional pituitary adenoma) were included this study; 41 healthy subjects with similar age and sex and without pituitary adenoma in pituitary MR were used as the control group patients with thyroid autoantibodies at the time of diagnosis This study was conducted at the Erzurum Regional Training and Research Hospital Endocrinology Medicine Clinican participants were tested for thyroid autoantibodies.The medical records body mass index(BMI), waist circumference(WC), hemogram, biochemical parameters, lipid profiles, thyroid functiontests, thyroid atoantibodies, hormone tests, pituitary adenoma size, total thyroid volume and socio-demographic variables of the participants were examined by automationand follow-upnotes Results: BMI(P=0.005, P=0.000, P=0.027, respectively), waist circumference (P=0.001, P=0.000, P=0.000, respectively), fasting blood glucose (FBG) values (P=0.04, P=0.048, P=0.015, respectively) of the patients with acromegaly were higher and HDL values (P=0.035, P=0.012, P=0.007, respectively) were lower than those of th econtrol, non-functionalpituitary adenoma and prolactinoma group. LDL values of the all patients with pituitary adenoma are significantly increased in cases than controls (P=<0.05). However in Cushing's disease (n:4) group there were a few patients because of this no comparison was made for this group. When analyzed for thyroid autoantibodies; Anti-TG(P=0.011) and Anti-TPO(P=0.001) values were significantly higher in patients with pituitary adenoma compared to healthy subjects values. Anti-TPO positivity was detected 7.3% in control group, 18.1% in patients with non-functional adenoma, 13.4% in prolactinoma group and 14.3% in acromegaly group. Anti-TG positivity was detected 4.9% in control group, 19.3% in patients with non-functional adenoma, 16.4% in prolactinoma group and 22.9% in acromegaly group. Anti-TG 18.5% positive and anti-TPO 15.9% positive were detectedin all patients with pituitary adenoma .In all patients with pituitary adenoma, Anti-TG positivity was significantly higher than the control group (P = 0.03). The frequency of euthyroid hashimoto thyroiditis (HT) was found to be 18.5% in the patients with pituitary adenoma and 2.4% in the control group. The frequency of euthyroid HT was significantly higher in the patients with pituitary adenoma than the control group (P=0.01). The frequency of euthyroid HT was significantly higher in the patients with acromegaly(22.9%), prolactinoma(14.9%) and non-functional adenoma patients(19.3%) than the control group (P=0.006, P=0.037 and P=0.01 respectively). Correlation analysis reveals significantly positive correlation of Anti-TPO (r=0.210 P=0.001), Anti-Tg (r=0,338 P=0,000) with pituitary adenoma. ROC analysis showed a sensitivity of 58% and specificity of 79.9% for Anti-TPO≥9.25 in the levels could be used as markers to diagnose pituitary adenoma. ROC analysis showed a sensitivity of %74 and specificity of 74.6 for Anti TG ≥17.75 in the levels could be used as markers to diagnose pituitary adenoma. The AUC value of Anti-TPO was 65.8% (P=0.001) and the AUC value of Anti-TG was 75.5% (P=0.000). Conclusion: Comparing the control group with pituitary adenoma, it was seen that the thyroid autoantibodies were significantly higher in the patient group.In our study, we found a strong association between euthyroid HT and pituitary adenoma and we think that thyroid autoantibodies may play a role in the etiopathogenesis of pituitary adenoma.We think that further, wide-ranging studies ar eneeded.

Benzer Tezler

  1. Hipofiz adenomu olan hastalarda germline mutasyonların araştırılması

    Investigation of germline mutations in patients with pituitary adenoma

    CEREN ALAVANDA

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2022

    GenetikMarmara Üniversitesi

    Tıbbi Genetik Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. BİLGEN BİLGE GEÇKİNLİ

    PROF. DR. AHMET İLTER GÜNEY

  2. Hipofizer kistik adenom ve rathke kleft kistinin ayrımında manyetik rezonans görüntüleme

    Magnetic resonance imaging in discrimination of pituitary cystic adenoma and rathke's cleft CYST

    ELİF KAPITAŞI KERTER

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2022

    Radyoloji ve Nükleer TıpSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Radyoloji Ana Bilim Dalı

    DOÇ. DR. ÖZLEM ÜNAL

  3. Sellar bölge tümörlerinin ve endoskopik transsfenoidal cerrahinin cinsel fonksiyon üzerine etkisi

    The impact of sellar region tumours and endoscopic transsphenoidalsurgery on sexual function

    AYDIN TALAT BAYDAR

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2020

    NöroşirürjiSağlık Bilimleri Üniversitesi

    Beyin ve Sinir Cerrahisi Ana Bilim Dalı

    UZMAN DENİZHAN DİVANLIOĞLU

  4. Prolaktinoma tanılı hastalarda medikal ve cerrahi tedavilerin etkinlik karşılaştırması

    Efficiency comparison of medical and surgical treatments in patients diagnosed with prolactinoma

    GULDANA ZULFALIYEVA

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2022

    İç Hastalıklarıİstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. PINAR KADIOĞLU

  5. Prolaktinomalı hastalarda klinik ve laboratuvar özelliklerin retrospektif değerlendirilmesi

    Retrospektive evaluation of clinical and laboratory features in patients with prolactinoma

    PINAR UÇAR TÜRKER

    Tıpta Uzmanlık

    Türkçe

    Türkçe

    2018

    Endokrinoloji ve Metabolizma HastalıklarıTrakya Üniversitesi

    İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı

    PROF. DR. SİBEL GÜLDİKEN