Metaplastik meme karsinomlarında klinikopatolojik korelasyon ve immünhistokimyasal analiz ile patogenezin aydınlatılması
Clinicopathologic correlation in metaplastic breast carcinomas and enlightening pathogenesis via immunohistochemical analysis
- Tez No: 424558
- Danışmanlar: DOÇ. DR. MERİH GÜRAY DURAK
- Tez Türü: Tıpta Uzmanlık
- Konular: Patoloji, Pathology
- Anahtar Kelimeler: Metaplastik karsinom, üçlü-negatif meme karsinomu, patogenez, epitelyal-mezenkimal geçiş, kanser kök hücresi, Hastalık, Karsinoma, Meme neoplazmları, Neoplazm kök hücreleri, Neoplazm metastazları, Neoplazmlar, İmmünohistokimya, Metaplastic carcinoma, triple-negative breast carcinoma, pathogenesis, epithelial- mesenchymal transition, cancer stem cell, Disease, Carcinoma, Breast neoplasms, Neoplastic stem cells, Neoplasm metastasis, Neoplasms, Immunohistochemistry
- Yıl: 2015
- Dil: Türkçe
- Üniversite: Dokuz Eylül Üniversitesi
- Enstitü: Tıp Fakültesi
- Ana Bilim Dalı: Tıbbi Patoloji Ana Bilim Dalı
- Bilim Dalı: Belirtilmemiş.
- Sayfa Sayısı: Belirtilmemiş.
Özet
Amaç: Metaplastik meme karsinomları (MK), tüm meme kanserlerinin %1'den azını oluşturan heterojen bir grup tümördür. Patogenezleri henüz tam olarak aydınlatılamamış nadir görülen bu tümörlerin hedefe yönelik tedavisi için son dönemlerde literatürde çok sayıda çalışma bulunmaktadır. Çalışmamızın amacı, bölümümüzde MK tanısı almış olgularımızı yeniden gözden geçirerek, tümör boyutu, tümörün histolojik türü ve derecesi, lenfovasküler, perinöral invazyon durumu, aksiller lenf nodlarına metastaz, perikapsüler invazyon gibi patolojik parametreleri değerlendirmek; immunhistokimyasal analiz ile hormon reseptörleri ve cerb-B2 durumu yanı sıra bazal-benzeri fenotip oranını belirlemek; bu tümörlerin patogenezlerini açıklamaya yönelik literatürde yer alan teorileri immunhistokimyasal belirteçlerle değerlendirmek; ve benzer evredeki invaziv duktal karsinomlarla (İDK) karşılaştırarak klinikopatolojik korelasyon ile hastalarımızın hastalıksız yaşam ve sağkalım oranlarını saptamaktır. Tümör hücrelerinin immunhistokimyasal profilini değerlendirerek patogenezlerini açıklamaya yönelik teorileri tartışmak ve hedefe yönelik tedavi için literatüre katkı sağlamak hedeflenmektedir. Gereç ve Yöntem: Retrospektif olarak patoloji arşivinden taranarak bulunan, 1994 yılından günümüze kadar bölümümüzde tanı almış 30 MK hastası ile benzer evredeki 30 İDK hastasının hematoksileneozin boyalı doku kesitleri yeniden değerlendirildi. Uygun tümörlü bloklar seçilerek immunhistokimyasal boyalar (ER, PR, c erb-B2, EGFR, CK5/6, CD24, CD44, e-kaderin, p63, Snail) uygulandı. MK olgularında üçlü negatif ve bazal benzeri fenotipe sahip olanların oranı belirlendi. Tüm veriler dahil edilerek elde edilen prognostik ve prediktif parametreler ile istatistiksel inceleme yapıldı. Bulgular: Çalışmaya dahil edilen 60 invaziv meme kanseri olgusunun 59'u kadın 1'i erkek olup, yaş ortalaması MK olgularında 54,8, İDK olgularında 56,7 dir. Ortalama tümör boyutu MK olgularında 28,3 mm, İDK olgularında 21,5 mm dir. MK olgularının 14'ü (%46,6) skuamöz, 4'ü (%13,4) kondroid, 3'ü (%10,0) adenoskuamöz, 2'si (%6,6) karsinosarkom, 1'i (%3,3) osteoklastik, 1'i (%3,3) sarkomatöz ve nöroendokrin diferansiyasyon göstermekte olup, 5'inde (%16,6) nonspesifik özellikler izlenmiştir. MK olgularının çoğu (%83,3) derece III, İDK olgularının çoğu ise (%60,0) derece 1 veya 2'dir. Hem MK hem de İDK olgularının 9'unda (%30,0) lenf nodu metastazı izlenmektedir. MK olgularının 16'sında (%53,3), İDK olgularının 17'sinde (%56,7) lenfatik invazyon; MK olgularının 11'inde (%36,7), İDK olgularının ise 7'sinde (%23,3) vasküler invazyon vardır. MK olgularının 16' sı(%53,3) ER, PR ve c erb-B2 negatiftir (üçlü-negatif). Bazal benzeri fenotip (EGFR ve/veya CK5/6 pozitifliği) MK olgularının 26'sında (%86,6) izlenmektedir. MK olgularının 19'unda (%63,3)p63, 16'sında (%53,3) CD24 ile boyanma vardır. MK olgularının tümünde CD44, İDK olgularının tümünde ise CD24 ile boyanma izlenmiştir. Hem MK (%90,0) hem de İDK (%96,7) olgularının çoğunda e-kaderin ile boyanma vardır. Snail ile her iki grupta boyanma görülmemiştir. MK ve İDK olguları arasında tümör derecesi (p=0,001), ER, PR, p63, EGFR, CK5/6, CD24 ve CD44 ekspresyonu (p<0,001) açısından istatistiksel olarak anlamlı fark vardır. Bununla birlikte, tümör boyutu, lenfovasküler ve perinöral invazyon durumu, lenf nodu tutulumu, perikapsüler invazyon, cerb-b2 ve e-kaderin ekspresyonu açısından anlamlı ilişki bulunmamıştır. Düzenli takip verisi bulunan 23 MK olgusunda ortalama 58,3 aylık takip sonrası %33,3 ex izlenirken, 23 İDK olgusunda ortalama 42,2 aylık takip sonrası %13,3 ex vardır. Genel sağ kalım açısından, MK ve İDK olguları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark izlenmiştir (p=0,036). Sonuç: MK'lu hastalarımızın %86,6'sında bazal benzeri fenotip izlenmekte olup, üçlü-negatiflik oranı %53,3'tür. MK olgularının % 46,7'sinde, İDK'lara göre (olguların hiçbirinde CD44+/CD24- fenotip izlenmedi) istatistiksel olarak anlamlı oranda farklı CD44+/CD24- immunfenotip olması, benzer şekilde myoepitelyal belirteç olan p63 ile de MK olgularında anlamlı düzeyde yüksek pozitiflik izlenmesi, bu olguların patogenezinde kök hücrelerinin ve myoepiteliyal hücrelerin rolünü desteklemektedir. E-kaderin ile olguların çoğunda ekspresyon kaybının izlenmemesi, Snail ile de hiçbir olguda boyanma görülmemesi, olgu grubunun küçük olmasına bağlı olabilir. Dolayısıyla, olgu grubumuz epitelyal mezenkimal geçiş teorisini değerlendirmek için yeterli değildir. Düzenli takibi olan hastaların genel sağ kalım oranlarındaki istatistiksel olarak anlamlı fark, MK'ların daha agresif davranış ve klinik gidişatını göstermektedir.
Özet (Çeviri)
Aim: Metaplastic breast carcinomas (MC) are heterogeneous group of tumors that constitute less than 1% of all breast cancers. There are various studies in the literature about targeted therapies of these rare tumors,in whichthe pathogenesis is stillunclear. The aim of this study is to evaluate the pathological parameters such as; tumor size, histologic type and grade of tumor, lymphovascular, perineural invasion, axillary lymph node status and pericapsular invasion; and to determine basal-like phenotype ratio, in addition to hormone receptor and cerb B2 status, by immunohistochemical analysis in patients with metaplastic carcinoma. We have also aimed to evaluate the theories about the pathogenesis of these tumors using immunohistochemical markers and to investigate both disease-free and overall survival of these patients by clinocopathological correlation. We evaluated invasive ductal carcinoma (IDC) patients of similar stage, as a control group. Therefore, our objective is to discuss theories about the pathogenesis of these tumors by evaluating immunohistochemical profile and to contribute to literature about the targeted treatment of metaplastic carcinomas. Materials and methods: Hemotoxylin-eosine stained tissue sections of 30 MC patients and 30 IDC patients of similar stage were selected from our pathology archieve, diagnosed between 1994 and 2014, and retrospectively evaluated. Appropriate paraffin blocks containing tumor tissue were selected, and immunohistochemical staining (ER, PR, c erb-b2 , P63, EGFR, CK5/6, e-kaderin, Snail, CD24 and CD44) was performed. In MC cases, triple negativity and basal-like phenotype ratio was determined. Statistical analysis was performed using prognostic and predictive parameters of the data. Results: Of 60 patients with invasive breast carcinoma included in the study, 59 were female and 1 was male. Mean age was 54,8 years in MC and 56,7 years in IDC patients. Mean tumor size was 28,3 mm in MC and 21,5 mm in IDC patients. Of 30 MC patients, 14 (46,6 %) had squamous, 4 (13,4%) had chondroid, 3 (10,0 %) had adenosquamous differentiation, 2 (6,6%) were carcinosarcoma, 1 (3,3%) had osteoclastic and 1 (3,3%) had sarcomatous and neuroendocrine differentiation. In 5 (16,6%) patients no differentiation was noted. Most of the cases with MC (83,3%) were grade 3 and most IDC cases (60,0%) were either grade 1 or 2. Lymph node metastases was observed in 9 (30,0%) cases in both MC and IDC groups. 16 (53,3%) of MC cases and 17 (56,7%) of IDC cases had lymphatic invasion and 11 (36,7%) of MC cases and 7 (23,3%) of IDC cases had vascular invasion. 16 (53,3%) of MC cases were ER, PR and c erb-B2 negative (triple negative). Basal-like phenotype (EGFR and/or CK5/6 positivity) was observed in 26 (86,6%) of cases with MC. Of 30 MC cases, 19 (63,3%) showed p63 staining, 16 (53,3%) showed CD24 staining. All MC cases were stained with CD44, while all cases of IDC were stained with CD24. E-cadherin staining was present in most MC (90,0%) and most IDC (96,7%) cases. No staining with Snail was displayed in both groups. Statistically significant difference was observed with respect to tumor grade (p=0,001), ER, PR, P63, EGFR, CK5/6, CD24 and CD44 expressions (p<0,001) between MC and IDC groups.There was no statistically significant correlation with respect to tumor size, lymphovascular and perineural invasion, lymph node involvement, cerb b2 and e-cadherin expression. Of the 23 MC cases which had regular follow-up data, after a mean follow-up of 58,3 months, exitus was observed in 33,3%, while in 23 IDC cases, after a mean follow-up of 42,2 months exitus was observed in 13,3%. Statistically significant difference was found between MC and IDC groups with respect to overall survival rate (p=0,036). Conclusion: In our MC cases, basal-like phenotype was observed in 86,6%, and triple-negativity in 53,3% of the cases. CD44+/CD24- phenotype was observed in 46,7% of MC cases compared to none in IDC cases, which was statistically significant. This difference in CD44+/CD24- immunophenotype, as well as high rate of P63 positivity in MC cases, support both the roles of stem cells and myoepithelial cells in the pathogenesis of metaplastic carcinomas. High rates of e-cadherin positivity in most of the cases and Snail negativity in all cases may be due to the small patient population of our study. Therefore, our patient population may not be ideal to evaluate the epithelial mesenchymal transition theory. Statistically significant difference between MC and IDC groups with respect to overall survival, supports more agressive behaviour and clinical progress of metaplastic carcinomas, when compared to invasive ductal carcinomas.
Benzer Tezler
- İnvaziv meme karsinomlarında moleküler subtiplerde klinikopatolojik ve prognostik değerlendirme
Clinicopathological and prognostic evaluation of invasive breast carcinoma molecular subtypes
HALE DEMİR
- Meme karsinomlarında tümör tomurcuklanmasının prognostik parametreler ve e-cadherin, CD44 ve CTLA-4 ekspresyonu ile ilişkisinin değerlendirilmesi
The significance of tumor budding in breast carcinomas and its relationship with e-cadherin, CD44 and CTLA-4 expressions
TUĞÇE BÖLME ŞAVLI
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2020
PatolojiSağlık Bilimleri ÜniversitesiTıbbi Patoloji Ana Bilim Dalı
DOÇ. DR. HÜSNİYE ESRA PAŞAOĞLU
- Metaplastik meme karsinomlarında kök hücre belirteçleri (ALDH1, CD44, CD24) ve hücreler arası sıkı bağlantı proteinlerinin (CllAUDİN 3, claudin 4 ve claudin 7) ekspresyonlarının tanı, prognoz ve moleküler alt tipler ile ilişkisi
Correlations between expressions of stem cell markers (aldh1, CD44, CD24), tight junction proteins (claudin 3, claudin 4, claudin 7) and diagnosis, prognosis and molaculary subtypes of metaplastic carcinomas
ONUR GÖNÜLLÜ
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2015
Patolojiİstanbul ÜniversitesiTıbbi Patoloji Ana Bilim Dalı
PROF. DR. HÜSEYİN RIDVAN İLHAN
- Meme lezyonlarında indüklenebilir nitrik oksit sentetaz (İNOS) ve steroid hormon reseptör ekspresyonlarının histopatolojik parametrelerle karşılaştırılması
Expression of İNOS and steroid hormone receptors in breast lesions and their relationship to histopathological parameters
ASİYE ŞAFAK BULUT
- Meme tümörlerinde bazal fenotipin morfolojik, immunhistokimyasal özellikleri ve prognostik faktörler ile ilişkisi
Morphological, immunhistochemical features of basal like breast carcinomas and their correlation with prognostic factors
ASLI ÇAKIR
Tıpta Uzmanlık
Türkçe
2010
PatolojiGazi ÜniversitesiTıbbi Patoloji Ana Bilim Dalı
PROF. DR. ÖMER ULUOĞLU